Reklamlar
Tag archive

serkan yazıcı

Serkan YAZICI Güven Tazeledi

14/11/2016 in Haberler

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun, 4. Olağan Genel Kurulu 12 Kasım 2016 Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirildi. 200 delegeden 116’sının katılımı ile düzenlenen genel kurul sonucunda, Olağanüstü Genel Kurul sonucunda başkanlık görevine seçilen Serkan Yazıcı, 11 aylık dönemin ardından seçime tek aday olarak girdi.

TOSFED Başkan Vekili Eren Üçlertoprağı’nın açılış konuşması ile başlayan genel kurul sonucunda Serkan Yazıcı, güven tazeleyerek yeniden 4 yıllığına başkanlık görevine seçildi. Eren Üçlertoprağı, Onur Sürmeli, Ömer Tolon, Nisa Bozkurt Ersoy yönetim kurulu üyeliğine devam ederken Hayri Çavuşoğlu, Recep Tezcan ve Orhan Birdal da yönetim kuruluna seçilen yeni isimler oldular.

1479028194_tosfed_yonetimkurulu

Kendisini ve yönetim kurulunu bu göreve layık gören tüm delegelere çok teşekkür eden ve yeni dönem spor için hayırlı ve uğurlu olmasını dileyerek söze başlayan başkan Yazıcı yaptığı konuşmada “Önümüzdeki dönemde mutlaka sporcu odaklı bir federasyon olmamız gerekiyor. Mesela; Belçika Otomobil Sporları Federasyonu’nun 7 milyon dolar yıllık bütçesi var ve hiçbir organizasyon için para harcamıyor sadece sporcu yetiştiriyorlar. Bunun sonucunda da en başarılı otomobil sporcuları arasında Belçikalı isimler görüyorsunuz ve sportif başarıları ile bu paranın kat kat üstünü ülkelerine kazandırıyorlar. Biz de kardeş spor dalımız motosiklette Kenan Sofuoğlu örneğinde olduğu gibi, artık sporculara yatırım yapmalıyız. Bir Türk sporcunun uluslararası alanda aldığı bir başarı, on tane organizasyona bedel. Ayrıca tesisleşmeye ağırlık vermek de, yol haritamızdaki en önemli noktalardan birisi. Tesisler olmazsa sporcu geliştirmek de zor ve bu konuda çalışmalara başladık bile. Önümüzdeki dönemde, organizatör kulüplere bu yıl olduğu gibi destek olmaya devam edeceğiz. Sporculara desteğimiz de devam edecek ve görevlilerimizin eğitim seminerleri ile güvenlik konularında da daha çok önem vererek çalışacağız. ” açıklamasını yaptı.

Genel kurula katılan Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan da sonuçların açıklanmasını ardından başta TOSFED Başkanı Serkan Yazıcı olmak üzere yönetim kurulunu tebrik ederek başarılar diledi.

Reklamlar

Serkan Yazıcı TOSFED Başkan Adayı

05/11/2015 in Haberler

Kariyerinde 4 Türkiye Ralli Şampiyonluğu bulunan başarılı sporcu Serkan Yazıcı, kısa adı TOSFED olan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun 5 Aralık 2015 günü düzenlenecek olan Olağanüstü Genel Kurulu’nda başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

Türk ralli tarihinin en başarılı isimleri arasında yer alan Serkan Yazıcı, çok sevdiği otomobil sporlarına başkan olarak hizmet etmek amacı ile 5 Aralık 2015 günü Ankara’da düzenlenecek olan Olağanüstü Genel Kurul öncesinde adaylığını açıkladı.

Hayatında çok önemli bir yere sahip olan otomobil sporlarının gelişimi için kısa ve uzun vadeli yol haritaları hazırladıklarını belirten Yazıcı, öncelikli olarak ele alınması gereken konuların sporun tabana yayılması için sosyal sorumluluk projeleri geliştirilmesi, yerel yönetimlerin desteği ile organizasyon kalitelerinin yükselmesi, destek ve teşviklerle sporcu sayısının arttırılması olduğunu söyledi.

Yazıcı ayrıca, son dönemde motorsporlarında genç sporcuların Avrupa’da elde ettiği başarıların devamlılığı için, devletin desteğini alarak sporcu yetişmeye yönelik eğitim ve teşvik programlarının bir an önce hayata geçireceklerini belirtti.

Tüm branşlara eşit mesafede yaklaşarak sporu geliştirmeyi hedeflediklerini açıklayan Yazıcı, sporun tüm paydaşlarının desteği ile otomobil sporlarında yeni bir dönemin başlayacağına ve genç vizyonun spora çok şey katacağına inandıklarını söyleyerek göreve hazır olduklarını bildirdi.

SERKAN YAZICI KİMDİR?
1971 yılında Bursa’da doğan Serkan Yazıcı, lise ve üniversite eğitimini Bursa’da tamamladı. 1989 yılında başladığı otomobil sporları kariyeri boyunca 4 kez Türkiye Ralli Şampiyonluğu kazandı ve 2000 yılında Dünya Ralli Şampiyonası’nda ülkemizi temsil etti. 2011 yılında aktif sporculuk hayatına ara veren Serkan Yazıcı, son dönemde genç sporcu Can Tolon’u destekleyerek otomobil sporlarından kopmadı. Halen aile şirketleri olan Grand Yazıcı Hotels’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Yazıcı, evli ve 1 erkek çocuk babası.

Aras Dinçer: Ne Pirelli’ymiş?

30/05/2011 in Aras Dinçer

Sponsorsuz kalan Ege Rallisi ile sezona merhaba dedik. EOSK, kendi imkanları ile, elinden geldiğince düzgün düzenlemeye çalıştı yarışı. Büyük bir aksaklık oldu denemez, tek aykırılık, sadece idari kontrol için İzmir’in ücra bir köşesindeki EOSK lokaline gitmek zorunda olunmasıydı. Bunun dışında servis alanı, etap güvenliği gibi hayati konularda bir sıkıntı yaşanmadı. Yanlız Ege Rallisi’nin makus talihi olan, masalar arası iletişimsizliğe senelerdir çözüm bulunamıyor ne hikmetse. Fly ve stop masaları konuşamıyor, anlaşamıyor. Onu bırak, start zamanını yazan hakemin söylediği start zamanını, start ışıklarını ayarlayan hakem, “gürültüden” anlayamıyor. Tamam otomobiller gürültülü ama, bu durum bence biraz da eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Arabanın camında kocaman “+2 sticker”ı olduğu halde, o start ışıklarını, 2 dakika sonrasına ayarlaması gerektiğini bilmiyor bazı gözetmen arkadaşlar. Çünkü muhtemelen +2 stickerı ne işe yarar, hatta hangi durumlarda 2 dakika ile start alırsınız, onu da bilmiyorlar. Gerçi masaya gelen arabaya bakmıyor ki görsün, anlasın… Bunlar hep eğitimle ilgili. Önceki senelerde Mazhar Demiralp’in yetiştirdiği gözetmenlerde bu tip durumlar olmuyordu. Yeni arkadaşlara bu hataları ihale etmeden önce, eğitimlerinin tamamlanması gerektiğini de düşünmek lazım. Bütün bu detayları Mazhar Abi en kısa zamanda eğitimler ile düzeltecektir ve eskisi gibi olacaktır gözetmenler.

50’den fazla ekibin katılımıyla hepimiz “Vay be, spor hala ölmemiş, bir kurşun daha sıkmak lazım kafasına” diye düşündük. Bu yıl etaplara mıcır-yama-zift-çakıl karışımı gibi, Türkiye’ye has bir rezil malzeme dökülmediği için hepimiz memnun olduk. Bu dörtlünün oluşturduğu omlet tadındaki zeminden bu sezon kurtulduğumuz için, herkes virajları daha az kesti, yola daha az taş-toprak çıktı. Banketlerin içindeki taşlara fazla muhatap olmak zorunda olmadığımız için, bir Ege Rallisi klasiği olan lastik patlamalarına bu sezon hiç rastlanmadı. Böylesi tabii ki daha güzel, lastik patlatma faktörü olmadan mücadele edilince, ralli daha keyifli oluyor. 8-10 virajda çok toprak vardı ama Katalunya, Almanya gibi rallilerde bile oluyor bu, şikayet etmenin bir anlamı yok. Klasmanın üstünden altına doğru baktığımızda, incarlardan açıkça belli olduğu üzere, Burak ile Ünal çok çabuk uyum sağlamışlar. Pirelli kullanmayan Burak, yarışın son lupuna kadar bu avantajı kullandıktan sonra, adeta birinciliği hediye etmek istermiş gibi yağmur lastikleri ile çıktı son lupa. O lastikler ile yarışı kontrol edebilmiş olmaları büyük başarı ve sinir işi. Buna mukabil, birçok testzede gibi, Yağız da, Pirelli’lerden nasibini aldı. DS ve DH hamurlarının mantıken doğru tercih oldukları luplarda çuvallamaları, daha narin olan ve patlamaya meyilli RX deseni lastiklerin ise hiç patlamamaları, Yağız gibi hepimizi ofsayta düşürdü. Daha riskli RX’ler ile daha iyi zamanlar yapılırken, PWRC’de kullanılan DS ve DH’lar sınıfta kaldı Ege’de, işte Türk asfaltı dediğin böyle olur…

Ercan Abi, Evo 9 ile yapılabilecek ne varsa, gidilebilecek ne varsa gitti, yine çiziksiz, vukuatsız podyum yaptı. Grup N araba kullandığı için, kimse O’nu şampiyonluk adaylarından saymıyor, ama Ercan Kazaz ile sezon mücadelesi verecekseniz, arkanızı iyi kollamanız lazımdır, yoksa aşı yapar… (Bakınız 2005 ve 2007 sezonları). Fatih ve tekrar kavuştuğu Güray’ı, asfaltta Super1600 keyfi yaptılar. İşin enteresan yanı, Fatih’in Evo 9’a tercih ettiği Super1600 ile, Evo 9’a geçilmiş olması. Ölümsüz bir eser olduğunu kanıtladı Evo 9 arabası…

Bu yarışın iyi gideni Ünal Şenbahar ve Dinçer Akgün, çok gideni Vedat Abi, en çok gidenleri ise Sinan Pulat, Murat Bostancı, Yunus Emre Zümrüt oldu bence… Ünal, Fatih’e km’de 1 saniyeden çok daha fazla yaklaşabildi Subaru’su ile. Dinçer, Saxo ile kendisinden çok daha güçlü ve iyi arabaları geride bırakabilmiş. Y.Emre Zümrüt, çekişmeli geçen sınıf 8’i açık fark ile rahat kazandı. Murat ve Sinan’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Kullandıkları otomobiller ile bundan daha fazlasını yapmak pek mümkün değil. Sinan, daha önce üç otomobili paramparça ederek tarihe gömdüğü bu etaplarda (Lada, Peugeot ve Evo) Evo 6’nın dibini çıkardı ve arabasına harika bir jübile yaptı. Gerçi son serviste artık motor çalışmaz hale gelmişti ama dert değil. Daha yeni versiyon bir şeyler ile izleyeceğiz Sinan’ı, ama ne zaman izleyeceğiz, onu kendisi biliyor sadece. Murat, Pazar günü boyunca önümüzdeydi, dikkatle izledim onu, normal etaplarda yaptığı hazırlık, arabasına (ve hatta çevre arabalara) gösterdiği dikkat, lastik ısıtması, her şeyi yerli yerindeydi. Boğaziçi Rallisi’nde Super2000 ile yıldızı çabuk barışır umarım…

Yarışta yaşanan büyük kazalara baktığımızda, üçünün de ege Rallisi’nin en beylik yerlerinde olduğunu görüyoruz. Efemçukuru’nda uçan turuncu Palio’nun düştüğü uçuruma, seneler önce bir başka Palio ile Levent uçmuştu. Emre’nin uçtuğu viraj ise, Volkan Işık’ın Punto Super1600 ile uçtuğu aynı viraj, diğer yönde uçmuştu Volkan Abi. Çöplük kavşağından önceki (veya diğer yönde sonraki) ilk sert viraj orası, vukuatlı bir yerdir. Emre’ye yazık oldu, çünkü çok iyi gidiyordu. Biner binmez bu kadar gideceğini tahmin etmiştim, ama bir anlık hatası pahalıya mal oldu. Ayağı çabuk iyileşir umarım ve yine gaza basar sonuna kadar… Serkan Yazıcı’nın kazası ise olacak iş değil gerçekten, böyle bir basiret bağlanmasına sık rastlanmaz. Önceki virajı kestikleri için Evo 9’un altına bir taş dolanıyor, taşa vuran şaftın sesini dinleyip éne oluyor” diye düşünürken, frenajı kaçırıp, 2001 yılında Murat Akdilek’in düştüğü çukura düşüyorlar. İki tecrübeli isim Serkan ve Vedat’ın böyle bir yaş tahtaya basmaları gerçekten enteresan oldu. Son etapta çocukların yola dizdiği taşların kurbanı olan Taner, Saxo ile harikalar yarattığı İzmir parkurunda, bu kez Subaru ile çok can yakar diyorduk. Turbo arızası olduğunu söyledi Taner, ama bizim araba ile denedik, kafa kafaya gidiyordu arabalar, belki başka bir sıkıntısı vardı Subaru’nun. Spoylerine yapılan itiraza Taner neden bu kadar takıldı ve üzüldü bilmiyorum, sonuçta ortada kurallar var ve herkes bu kurallar dahilinde yarışıyor.

Bu yarış bir başka enteresan şey daha oldu. Vedat Diker ve Mithat Diker’i aynı yarışta 4 çeker otomobiller ile en son 1997 yılında Escort Cosworth’lerin direksiyonlarında görmüştük. Bu yarış aralarındaki tatlı rekabet, birbirlerini hızlandırmış gibiydi sanki, ikisi de beklenenin çok üzerinde tempolara çıktılar. Ralli kros ve mahalli ralliler ile ısınma turlarını atan, Serhan Türkkan, Buğra Banaz gibi umut vaad eden gençlerin, ulusal seviyede tecrübeye ihtiyaçları olduğunu gördük, her yarışta biraz daha öğrenip, geliştireceklerdir kendilerini.

Bizim Genel Klasman 12. oluşumuza gelince, Menderes’in toprak sevgisinin ağır basmasından dolayı, asfalt yarışlar ile yıldızı pek barışmaz. Bu da bir yana, bu sene terfi ettiğimiz Evo 10, ancak Perşembe gece yarısı bitirilebilip, Cuma günü tıra konunca, test yapamadık. Arabaya ancak start takında binip, direk Efemçukuru’na çıkıp, 5’in üzerinde gazlamaya başlayınca, pek hoş olmuyor ruh haliniz. Arabaya alışamadan ve doğru süspansiyon set-up’larından çok uzakta yarışa balayınca, “Mendogül’ün suçu ne” diyebiliyorum ancak bu 12’ncilik için… (Hani ben TOK Sport’un kalemşörüydüm ya, kendi yarıştığım takımları hiç eleştirmezmişim ya…)

Mayıs ayının bir güzel, bir de kötü haberi var. Yaklaşık 3 sene önce su kayağı yaparken kaza geçiren ve yüzünden yaralandığı için yarışamayan SJJ, geri döndü ve döndüğü ilk yarışı kazandı. Şampiyona hoş geldin diyoruz lakin, geçen sene mentos sponsorlu Evo 9’u ile Türkiye Rallisi’nde Hallı etabında tüm dünya jump show yapan, mental sorunlu Saliuk arkadaşımız da, aynı şekilde su kayağı yaparken kaza geçirmiş ve bir süre yarışamayacak. Demek ki pilotların sadece karada sürat yapmaları gerekiyormuş, su kayağına hayır…

Bu sezonun büyük bedevisi Serkan yazıcı oldu. Önce Peugeot projesi patlayan, sonra da atlasın jetiyle çakılan Serkan’ı, maalesef Mini ile izleyemeyeceğiz. Motor sporu severler, alışverişlerini yaparlarken, Peugeot ve Atlas firmalarının bu tutumlarını göz alacaklardır şüphesiz.

Değinmemiz gereken başka üzücü konular da var. Örneğin sevgili Cahit Abi’mizin cenazesi oldukça kalabalıktı, ne çok seveni varmış, bir kere daha Allah rahmet eylesin. Ona üzülürken, Yüksel Özgür’ün ve hemen ardından Bahadır Gücenmez’in babalarının vefat haberleri geldi arka arkaya. Onlara da Allahtan rahmet diliyoruz.

Mithat Diker’in “Yolun Yarısında” isimli kitabıyla tanıştık EOSK sayesinde. Aslında yeni çıkmadı kitap, ama tanıtım olarak biraz zayıf kaldıklarını söyledi Mithat Abi. EOSK sayesinde kitapla buluşmuş olduk. Bir solukta okunacak, bu sporun gerçek kimliğini ve “nasıl rallici olunur” klişesini açıklayan bir kitap. “Ben ralliciyim” demenin bugün ne kadar kolaysa, o gün de ne kadar zor olduğunu ve ne olursa olsun o jenerasyona saygı göstermemiz gereketiğini idrak etmemizi sağlayacak satırlar var. Kitabın sayfaları arasında bir şey gördüm: 1981 yılında yapılan, Atatürk’ün 100. yaş günü adına düzenlenen, 100. yıl Atatürk Rallisi… 2011 yılındayız, neden bir “130. Yıl Atatürk Rallisi” yapmıyoruz? ANOK mesela, 29 Ekim’de Cumhuriyet Rallisi adında bir mahalli yarış düzenlemeyi düşünüyor. Bir de 130. yıl Atatürk Rallisi yapsalar, veya başka bir klübümüz yapsa nasıl olur?

Sardunya ve Arjantin Ralli’lerinde koşulan PWRC ve SWRC ayaklarına da göz atalım çünkü gerçekten çok tuhaf iki yarış oldu her iki şampiyona için de. Sardunya SWRC’de Ott Tanak inanılmaz hızlı başladı ve Al-Attiyah, Hanninen gibi SWRC’nin favorilerine ciddi bir fark yaptı daha ilk lupta. Tanak’a ayak uydurabilen tek pilot, bir diğer SWRC favorisi Martin Prokop oldu. Önceki yazımda daha pişmesi lazım dediğim Tanak beni utandırdı, olgun bir pilotaj ile kazadı. Beni bir başka utandıran da, din kardeşim Al-Attiyah oldu. En önemli rakipleri Hanninen ve Prokop’un çok arkasında ancak 4’üncü olabildi. Prokop’u gerçekten tebrik etmek lazım. Defalarca alev alan arabası yüzünden anası ağlasa da, 3’üncü olmayı başardı. Bir başka anneler gününde anası ağlayan isim Karl Kruuda’ydı. Tanak’ın bir fırt hızlısı olarak gördüğüm Kruuda, Skoda Fabia Super2000’i ile önce önündeki arabanın tozunda kaldı, sonra debriyajı bitti, sonra lastiği patladı, sonra da motoru 3 silindire düştü, ve bütün bunlar sadece ilk gün başına gelenlerdi! SuperRally de çare olmadı, 2. gün bir lastik daha patlattı, ve motor problemi yarışın sonuna kadar devam etti. SWRC’de Ott Tanak, enteresan bir şekilde Hanninen ve Prokop’a meydan okur hale geldi.

PWRC Arjantin ise daha da inanılmaz geçti. Bu yılın en büyük bahtsızı ve tartışmasız en hızlı PWRC pilotu olan Patrik Flodin, kem talihine yeni bir halka daha ekledi. Yarışı son lupa kadar lider götürdükten sonra, son lup için refuellinge girdi Flodin. Ama girdiğiyle kaldı, bir daha çıkamadı, çünkü Subaru çalışmadı! Zavallı Flodin kafayı yerken, böylece 2 giden Kosciuszko lider oldu, Haydon Paddon ise 2’nciliğe çıktı. Son etapta da Kosciuzsko da kalınca, kaplumbağa temposuyla Paddon birinci bitirdi yarışı. Pek de hak edilmiş bir zafer olmadı ama Paddon daha önceki PWRC ayağı Portekiz’i de kazanmıştı. İkide iki yaptı ve şu an büyük avantaj kazandı PWRC şampiyonluğu için.

Mini için iyi bir başlangıç oldu Sardunya. Kris Meeke biraz tuhaf şekilde ve şanssızca uçtu. Ama Dani Sordo tecrübesini konuşturarak, takımın ilk puanlarını aldı. Mini’nin ilk yarışı, elbette C4, Fiesta veya DS3 gibi muhteşem ve galibiyetli olmadı. Ama unutulmamalı ki, DS3, C4’ün, Fiesta ise Focus’un mirasçıları. Mini ise yeni doğmuş bir çocuktan farksız şu an. Zamanla daha iyi olacaktır otomobil.

Sebastien Loeb için artık bir şey söyleyemiyorum. Sardunya’da playstation oynar kadar rahat kazandı. Ama Arjantin’de 1 dakika erken cezası alıp da, yarışı kazanması, artık Olivier Quesnell hariç servis alanındaki herkesi canından bezdirdi sanırım. Ogier’in daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, Hirvonen şaşkınlık içerisinde ve çaresiz, Latvala hızlı ama bu yıl kem talihli. Loeb, yolu temizlese de, ceza yese de, rakipleri sıkıştırsa da, kendi işini kendisi görüyor… Peter Solberg’in yıllardır süren bahtsızlığı da devam ediyor. Hem Sardunya’da, hem de Arjantin’de hidrolik direksiyon sorunları yaşadı yine. Yazık oluyor Şampiyon’a, bir yarış kazanmayı çoktan hak etti.

Son olarak, Bozhane Tırmanma’daki içler acısı katılıma ve Otokros’daki müthiş mücadeleye değinelim. Yarış diye yırtınan İstanbul’lu amatörler, acaba burunlarının dibindeki yarışa neden katılmazlar, anlamak mümkün değil. Geçtiğimiz yıllarda Öğül Abi ile TOK Sport pilotları arasında geçen şampiyonluk mücadelesi, bu yıl Taner Şengezener ile yine bir TOK Sport pilotu Vedat Diker arasında geçecek. Ümit Kemal ile Bülent de Kategori 2 için kapışıyorlar. Tırmanmalar, muhabbetiyle, mücadelesiyle yine keyifli bu yıl… Oto Kros’lar da öyle. Geçen hafta Kartepe Kros’da Halim Ateş ile Vedat Diker arasında kıyasıya bir çekişme yaşandı. Biz parkur kenarında heyecandan titreyerek zaman tutmaya çalışırken, iki pilot cesurca gazladılar. Sonuçta 20 salise ile Vedat Abi kazandı ve Ulusal Kros Şampiyonası’nda 1-1’e getirdi durumu. Bunda sonraki yarışlar daha da çekişmeli geçecektir. Buğra da Fiesta’sı ile Palio Super1600’lü Alkan’ı geçmeyi başardı. Pilotajını izlerken aferin dedik hepimiz. Yarış bol mangallı, cateringli ve çoluk-çombalak geçti, hatta bir ara aile salonu açmayı düşündük servis alanına. Ben bu kadar yarışçı çocuğunu bir arada görmedim hiçbir yarışta. KOSDER harika bir Kros parkuru yapmış, her çeşit karakteri barındıran, sağlam zeminli bir toprak pist… Ellerine sağlık…

Boğaziçi Rallisi’nde görüşmek dileğiyle, bakalım Travaglia’yı alt edebilecek mi pilotlarımız. Kaçak antrenman seansları başlamış, gitmeyen kalmasın, duyduk duymadık demeyin…

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com

Peugeot Sport Türkiye Operasyonu Durdurdu

19/04/2011 in Türkiye Ralli Şampiyonası

2010 yılında kurulan ve Burcu Çetinkaya ile Kıtalararası Ralli Mücadelesi’ne (IRC) katılan Peugeot Sport Türkiye, yakın zamana kadar yaptığı ataklarla 2011 sezonuna ne kadar hızlı girdiğinin sinyallerini veriyordu.

Sadece IRC değil Türkiye Ralli Şampiyonasında da yarışma kararı alan takım, şampiyonlardan Serkan Yazıcı ile anlaşmıştı. Burcu ve Serkan’la başarı hedeflerini aylar öncesinden açıklayan Fransız markası, şok bir kararla operasyonu durdurdu. Henüz resmi bir açıklama yapılmazken, kararın gerekçeleri merakla bekleniyor. Son siyasi gelişmelerin kararda etkisinin olduğu ise söylentiler arasında.

Serkan Yazıcı ise sezonun başlamasına sadece günler kalan gelen bu şok karardan etkilenmiş görünmüyor. Toksport garajıyla anlaşan Yazıcı, 1 Mayıs’ta organize edilecek Ege Rallisine Mitsubishi Lancer EVO9 ile girecek. Toksport’un geçtiğimiz haftalarda Prodrive’la yaptığı anlaşma doğrultusunda Mayıs ayı sonunda teslim edilecek Mini JCW ise Serkan Yazıcı’nın sezon boyunca kullanacağı yeni otomobili olacak.

Aras Dinçer: ŞAMPİYONAYA ‘SERKANİZASYON’

12/07/2010 in Aras Dinçer/Türkiye Ralli Şampiyonası

Eğrisiyle doğrusuyla, bir İstanbul Rallisi’ni daha geride bıraktık. Bu yılın günahı, sevabı, yani toptan ihalesi çokça Vedat’a, biraz da Halid’e kaldı. Herkes olanı biteni izledi, şikayetler de oldu, ama çokça keyif aldık. Alamadığımız yerde veryansın ettik, sonra ne oldu? Bir Türkiye gerçeği ile, yarış bitince her şey unutuldu, gitti. Madem ki biz böyle bir toplumuz, o halde buna layık bir toplumuz demektir. Bir şeyden şikayetiniz varsa, o şikayetinizin arkasında duracaksınız. Var mı kimsenin resmi bir şikayet başvurusu? “Burası ne biçim etap” diye söylenenlerden, elinde yazılı bir dilekçe olan var mı? Söylenmek kolay, gerçekten şikayeti olan bir şey yapmalı. Ortada bir şikayet olmadığına göre, kuyruğu dik tutmayı bırakıp, “rallide bu da var” demeliyiz. Daha önce de kırıcı etaplardan, hatta çok çok daha kırıcı etaplardan geçtik. Zamanında Cengiz Yıldız, sırf bu yüzden boykot yaptı, herkes “Helal olsun Cengiz Ağabey, haklısın, biz de girmeyelim be!!” dedi. Sonra fark ettik ki, bizim 40 yıllık Cengiz Ağabey’imiz, meğer Nasreddin Hoca imiş. Bir allahın kulu gitmedi peşinden, kendisi girmediğiyle kaldı yarışa. Buyurun size Türk tipi motorsporları senaryosu…

Diyeceğim o ki, Vedat’a yüklenirken, iğneyi kendimize batıralım biraz. “Avcıkoru çok güzeldi, hep verin bu etabı” demiyorum ben. Elbette eleştiriler olacaktır organizasyona. Vedat antrenmanlarda kendisi gelip bizzat aynen şöyle sordu: “Bana çok küfür ettiniz mi?” Küfür edilecek bir şey yok bunda, şikayeti olan TOSFED’e başvurabilir. Kimisi otomobilini kırmaktan çekinir, kimisi de kaza yapmaktan. Yüksel Özgür magma tabakasına yuvarlandı, kimseye sesini çıkardı mı “niye uçurum kenarı etap veriyorsunuz?” diye. Ben Ballıca etabında canımdan oluyordum, “Rally Of Turkey’de Ballıca verilmesin” diye mızmızlanmadım. Hepsi aynı kapıya çıkıyor, orası verilmesin, burası geçilmesin dersek, halimize köpekler güler. Tamam, daha düzgün etaplar da var o çevrede. Ama kaldır kondur hep aynı etaplarda yarışmak da artık sıkıcı oluyor. Her virajı 5. vitesle döneceğiz diye bir şart yok, biraz da otomobil kollamayı, tempo ayarlamayı, duruma göre strateji-ayar-galeyan gibi faktörleri kullanmayı öğrenelim. Eleştiri eğer kuru kuruya mızmızlanmak durumunu alıyorsa, elbette kimse ciddiye almaz bir noktadan sonra. Ben Vedat’ın yüzüne söylediğimi, yarışmacılarla ilişkiler sorumlusuna da söyledim, ASN gözlemcisi Murat Kaya’ya da söyledim, ilk normal etap süresi, gereksiz sıkışıktı. Hele ki son lupa çıkarken Via Port’un önünden bir TIR dönüyordu, dakikalarca bekledik, saniyelerle girdik ZK’ya. Keza son normal etap güzergahı, Göçbeyli üzerinden verilebilirdi, trafik düşünülerek. Bunlar eleştiri konusu olabilir. Atlanmış, gözden kaçırılmış mevzular bunlar. Şikayetinizi yetkililere yaparsınız, gerekeni yaparlar. Yapmazlarsa Metin Çeker’e, Mümtaz Tahincioğlu’na çıkarsınız, kesmezse Jean Todt’a mektup yazarsınız.

Gelelim yarışa, Serkan Yazıcı, nihayet sihirli değneğini çıkardı tulumunun cebinden. Seyreden herkes “Serkan bambaşka bir Serkan olmuş, dümdüz gidiyor” diyor. Yağız, yarış boyunca tek bir hata yaptı, ondan sonra da teslim bayrağını çekip, ikincilik puanlarına odaklandı doğal olarak. Şu an bence Türkiye’nin en istikrarlı pilotu olan Burak da, yaşadığı problemlere rağmen, alabileceği maksimum puanı aldı ve liderliği ele geçirdi. Bir yarış daha Super 2000 dopingi ile, avantajını sürdürmek isteyecek ve iyice gazlayacaktır Burak. Fatih, yarışın en bariz tuzaklarından birine yakalandı, dışı daralan ve toprak tepesi olan sağ virajda tumba oldu. Sıfır çekmeseydi, büyük ihtimalle lider Fatih olacaktı bugün. O da Burak gibi, süratini arttırmak ve önündekilerin hatalarını çok iyi değerlendirmek zorunda artık. Ercan Ağabey, sadece Uğur’u arkasında tutmaya yetecek kadar gazladı. Bu arada Uğur’a bravo demek lazım. Yüksek temposunu yarışın sonuna kadar hatasız sürdürdü. Bize gelince, ilk lupta doğru ayarları bulmak için uğraştıktan sonra, daha bir hızlı gitmeye başladık. Malum, bizim havucumuz Genel Klasman altıncılığı oldu artık. Yine altıncı bitirmeye odaklandık ve Mustafa Söylemez’le sürekli ataklaştık karşılıklı. Lastikleri patlamasaydı son etaba kadar yüreğimiz ağzımızda olacaktı. Son üç yarışı altıncı bitirdikten sonra, Türkiye altıncılığında en iddialı isim biz olduk artık, kimselere kaptırmayı düşünmüyoruz. Rahmetli Barış Manço’nun tabiri ile, “10-10-10=30 puanla şampiyon” tekerlemesinden feyz alarak, adam olacak çocuk yarışmasından fırlamış gibiyiz. Dağhan’ın temposu da oldukça iyi idi fakat lastik piyangosu bu kez O’na vurdu. Lastiği değiştirdikten sonra, bizim geçmemiz için yola çıkmadan durup beklemesi, büyük centilmenlikti. Hocalar arası rekabette, Serhat ve Ünal hocalar, ilk etap olan dershane’de avantajlarını kullansalar da, başlarını yine derde soktular ve Şimşek Hoca Ünal Şenbahar’a boyun eğdiler. (Bu hoca işi de fıkraya döndü artık) Ünal niyeti bozmuş, İtalyan ekolünün üstünlüğünü kabul etmiş, Japon aracını Abarth Grande Punto Super 2000 ile takas etmiş. Hayırlı uğurlu olsun diyoruz, bastır Şimşek Hoca! 2 şeker Ford’lar ile Emre ve Murat’ın tempoları için yine tebrik koyuyorum. Emre ensemizde bitirdi, Murat da O’nun ensesinde. 2R2’ci Emre ile Orhan’ın araları yarım dakika…

Durumu toparlayacak olursak, bir ara kopar gibi olan şampiyona, bu yarışın sonuçlarıyla iyice sıkıştı, zevkli hale geldi. Puan durumuna “serkanizasyon” gerekiyordu, iyi oldu. Şampiyonlukta gerçekçi iddiası olan dört pilot, yaklaşık 20 puan içinde ilk dörde yerleşti. Artık kimsenin hata yapma lüksü de kalmadı. Önümüzdeki yarışlar, çok daha enteresan olacak. Türkiye Grup N şampiyonluğu için, Fatih işi bitirecek gibi görünüyor, arkasından gelen Ercan Kazaz fazla zorlamayacaktır. Burak ise, Boğaziçi Rallisine de Super 2000 ile giriyor, O da Grup N şampiyonluğunu ikinci planda tutuyor doğal olarak. Burak ve Fatih, Super 2000’lerin aralarına daha fazla burunlarını sokarlarsa, son yarışlar hakikaten lezzetli bir çorba halini alacak. Sınıf 2-6 ve 7’de de işler karışık. Bakalım, nostaljik ismi ile tekrar karşımıza çıkan Boğaziçi Rallisi’nde neler olacak. Bu yarışı en son 1999’da bir Türk kazanmış, Volkan Işık. Ecnebi egemenliği sona erebilecek mi? Bağdat Caddesi’nden start çok cafcaflı olacak, süper fikir, fakat ilk normal etap 24 km-30 dakika verilmiş. O trafikte ceza yemeden gidebilecek miyiz acaba?

Dün Rally Bulgaria da sonuçlandı ve kimsenin şaşırmadığı bir şey oldu. Citroen’ler 1-2-3-4. Raikkonen kaza yapmasaydı, beşi bir yerde takacaklardı Malcolm Wilson’a. Malcolm Ağabey isyanlarda, “dünyanın çevresini dolanacak kadar test yaptık, yine kol böreği oldu” demiş. Hakikaten, açıklamaları durumu ortaya koyuyordu. Yüksek irtifa’da Focus WRC’lerin kediye dönmesi durumu, yine yaşandı. Üstüne bir de, ellerine geçen tek fırsat olan yağmur’da da yanlış lastiklerle yakalanınca, film koptu yine. Bu Ford’un yaşadığı kaçıncı hava durumu faciası. Bir kere bile yağmur ile güneşi ayıramayan istihbaratları yüzünden, yine koca bir yarışı çöpe attılar. Her nedense her seferinde havayı doğru tahmin eden taraf, Citroen oluyor, bu tesadüf olamaz. Peter solberg’e Chris Patterson aşısı iyi tutmuş görünüyor. Rally Of Turkey sonundaki kehanetim galiba doğru çıkacak. Bu sene Sebastien’ler 1-2 olur, ama hangisi önde bitirir bilemem. Ogier eniştemiz fena bastırıyor, Loeb öksürse üzerinden geçecek. Ben esas üçüncüyü merak ediyorum. C4 WRC’nin asfalttaki büyüsünü keşfeden Petter Solberg, üçüncülüğü Hirvonen’den alabilir.

Bir fotoğraf bir nasihat köşesinde yine mütevazilik üzerine Yunus Emre vari bir hayat dersi veriyoruz. Serkan Yazıcı, onca yarış stresine rağmen, kendisine agucuk yapılmasına izin vermiş, her pilotumuzdan göremeyeceğimiz bu kare için sevgili Gürkan Çağlar’a teşekkürler. Serkan Yazıcı’nın yanaklarını sıkan bu kıllı kolların sahibini doğru tahmin edene, Osman Tüter’den üç öğün tam pansiyon yarış günü hediye.

Ek bülten:

1- Babasının vefatı nedeniyle, İstanbul Rallisi’ne giremeyen Bilge Ayan’a başsağlığı diliyoruz. Umarım Bilge en kısa zamanda kendisini toparlayıp aramıza döner.
2- Türkiye Tırmanma Şampiyonası’nın son ayağında, Ağabey’ler Kategorisi’nde tek yarışmacı start aldı. 10 puanı cebe atan Cem Ağabey, şampiyonada ikinciliğe yükseldi. Güncel puan durumumuz şu şekilde:

Türkiye Tırmanma Şampiyonası Ağabeyler Kategorisi puan durumu:

Şırlan  Abant  Antalya  Pamukova          TOPLAM
Öğül Orhan        10         10         10             –                         30
Cem Acar            –           6            8            10                        24
Vedat Diker        8           8            –              –                         16

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Serkan Yazıcı eski temposunu yakaladı

05/07/2010 in Türkiye Ralli Şampiyonası

2010 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ayağı olan ve İstanbul Otomobil Sporları Kulübü İSOK tarafından 31. kez düzenlenen 2010 VIA/PORT İstanbul Rallisi müthiş bir heyecana sahne oldu.

VIA/PORT Alışveriş Merkezi’nin ana sponsorluğunda ve İstanbul Ticaret Odası, Fiat, Ford,VIA Hotel ve Avis’in de katkılarıyla düzenlenen organizasyonun cumartesi günü VIA/PORT Gençlik Meydanı’nda gerçekleştirilen sembolik startı yüzlerce seyirci tarafından izlendi. Sembolik startın ardından kapalı parka alınan otomobiller, pazar sabahı; toplamda 114 km’lik özel etabın geçileceği zorlu mücadeleye Oruçoğlu etabıyla başladı.

İlk etabın en hızlı ismi Yağız Avcı olurken, Serkan Yazıcı sadece 0,2 saniye geriden  endisini takip etti. Geçilen üç etap sonrasında tamamlanan ilk kısımda ise, Serkan Yazıcı en yakın rakibi Yağız Avcı’nın 35 saniye önünde yer aldı. Yağız Avcı, 2. kısımda geçilen üç etabın tamamında en hızlı isim olmasına rağmen Serkan Yazıcı liderliğini korudu. Otomobillerin servis almasından sonra geçilen 3. kısımda da liderliği kimseye bırakmayan ST Racing pilotları Serkan Yazıcı – Kaan Özşenler ikilisi toplamdaki 1:06:15.6 derecesi ile rallinin galibi oldu. Birçok etapta en iyi dereceyi elde etmesine karşın Castrol Ford Team Türkiye ekibi Yağız Avcı – Bahadır Gücenmez ikilisi ralliyi ikinci sırada tamamladı. VIA/PORT Gençlik Meydanı’nda gerçekleştirilen rallinin finiş seremonisinde, podyumun son basamağında ise Bonus Parkur Racing ekibi Burak Çukurova ve Co-pilotu Aykan Alakoç yer aldı. Yarışan tek bayan ekip olan Serpil Pak – Merve Hasbay ikilisi ralliyi başarıyla tamamlarken, gençler klasmanında yine Castrol Ford Team Türkiye adına yarışan Murat Bostancı – Onur Vatansever ikilisi ilk sırada yer aldı.

Mahalli Şampiyona’da finişe gelen tek isim Ersen Türker- Taner Canbolat olurken Historic Rally şampiyonasında Haydar Güçlü- Hakan Severge BMW otomobilleri ile ilk sırada yer aldılar.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nın bir sonraki yarışı 24-25 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan Avrupa Ralli Şampiyonası’nın da bir ayağı olan Bosphorus Rally.

Aras Dinçer: AVCICELL: Her Yöne 1.5 Dakika Ücretsiz

16/06/2010 in Aras Dinçer/Türkiye Ralli Şampiyonası

Yağız’ı ve Kocaeli Rallisi’ni anlatmadan önce, Serkan Yazıcı’ya geçmiş olsun demek lazım. Hasta olmasına rağmen çok iyi götürdüğü yarışta, tüm gücünü bitirinceye kadar kullandı, direndi ama maalesef finişe kadar dayanamadı.

Aslında bu yarışta Yağız’ı alt etmek için gerçekten şansı olan iki pilottan biri Serkan Ağabey, diğeri de Fatih idi ve normalde podyumda bu üçlüyü alkışlayacaktık her şey normal gitseydi. Fatih’in Evo 9’u alev alınca, zirvede sadece iki Super 2000 kaldı. Sonrasında da Serkan Ağabey sübap eğince, Yağız zirvede rahat etti. 4. etapta Grup N’lere attığı fark, bazı şeyleri açıklıyor. Tabii sağlıklı bir Serkan Yazıcı olsaydı, o etapta ne olurdu, yarış nasıl sonuçlanırdı bilmiyoruz, hem de Fatih’in yangın olayından dolayı da zaman kaybı var Işıktepe’de Serkan Yazıcı’nın. Hani “ölüsü gidiyor” derler ya, o hesap… Ne ki, sonuçta kazanan daima haklıdır. Yarış sonunda genel klasmana baktığımızda, diğer operatörlere nazire yapan Yağız’ın her yöne ücretsiz 1.5 dakika sunduğunu görüyoruz. Bu tarifede ayrıca tüm Evo 9’lar kendi aralarında “ben seni geçtim, sen onu geçemedin” vs. gibi limitsiz mesajlaşabiliyolar. Güzel bir tarife, biz de aboneyiz Menderes ile, çok memnunuz… Sonuç itibarı ile, bu yarışın “çok gidenleri” Serkan Yazıcı, Yağız, Fatih ve ilk lup sonunda Super 2000’lere yakın kalabilen tek pilot olan Burak idi. Fatih’in Evo 9’u tutuşmasaydı, Yağız’ı rahat bırakmazdı diye tahmin ediyorum. “İki şeker”lerden iyi gidenler ise, antrenmanlarda tersten gelerek Fatih Kara’nın ve bizim yüreğimizi ağzımıza getiren Junior Bostancı ve taklalı Clio’suna rağmen temposunu düşürmeyen Adil oldu. Geri dönen Dağhan, önündeki Fatih ve Serkan Yazıcı’nın şanssızlıklarından faydalanarak podyumu ucundan yakaladı. Fatih, 3’üncülüğü geri kazanmak için, yarışın 2. yarısında takdire layık bir atak yaptı ve ama Dağhan karşılık verebildi bu ataklara. Geçen sene kazanmıştı Dağhan burada, ama kompetisyon bu seviyede değildi, Yağız kalmıştı, lastikler farklıydı vesaire… Geçen seneyle bir diğer benzerlik de, Serhat’ın vukuatları oldu. Geçen sene Yağız ve Dağhan’ı kovalarken yoldan çıkmıştı, bu sene yine Dağhan’a yakın giderken başı derde girdi. Kocaeli etapları yaramıyor “hocaya” pek galiba. Historic klasmanında Engin Kap gerçek bir şova imza attı. Seyirci etabında Süper Türk Canavarı’nı o virajdan o viraja savurarak, ortalığı birbirine kattıktan sonra spin atan Engin Ağabey, hızını gerçek etaplarda da gösterdi ve Kemal Gamgam’ı geride bıraktı. Bileklerine yüreklerine sağlık ikisinin de.

Etaplar demişken, karakter olarak, tam ralli ruhunu yansıtan etaplardı, çok keyifliydi parkur. Kırıcı hiçbir nokta yoktu, doya doya gazladık. Hele ki, ilk etabın sonundaki jump’tan atlamaya doyamadık, lunaparkdaki çocuklar gibi sevindirik olduk sıçrarken. Ama ve lakin, Işıktepe etabına bariyer şart… Mart ayındaki mahalli Kocaeli Rallisi’nde bir otomobilin aşağı uçmasına ramak kalmıştı. Bu yarış Yüksel Ağabey ve İlhan, bana ve Uğur’a ait olan irtifa ve takla rekorunu kırdılar maalesef. Hadisenin oluş şekli, beni 5 yıl öncesine götürdü. Yüksel Ağabey’in arabasının canı hiç yarışmak istemiyordu cumartesi günü. Marş motoru bozuktu. İte kaka çalıştırıldı Citroen. Ve kendini aşağı attı ertesi gün. Bizim Citroen de defalarca yolda kalmıştı, biz de inatla onarıp çalıştırmıştık İstanbul Rallisi’nde. Ve sonrası malum. “At huysuzlanırsa, bir bildiği vardır” derler. Demek ki, bir Citroen bozulursa, fazla üzerine gitmemek lazımmış!.. Yüksel Ağabey’in az önce yanındaydım, O’nda ve İlhan’da ciddi bir yaralanma olmaması sevindiriciydi, geçmiş olsun… Yaklaşık 20 tane kritik viraj var Işıktepe’de. Bu virajlara toplasan 500 metre bariyer çekilse, kimse uçmaz aşağı. Hatta çift sıra beton bariyer bile olur, fazla hızlı gelinmiyor virajlara Işıktepe’de, güçlü otomobiller bile en fazla 3. vites ile geliyor virajlara, çünkü düzlükler kısa. Yani basit bir bariyer operasyonu bile iş görür. Dediğim gibi, etaplar gayet keyifli idi. Yıllardır oturmuş Kocaeli Rallisi organizasyonlarının bir benzerini yaşadık. Bazı hakem noktalarında saat bulunmaması, veya ilginç bir şekilde ters yöne bakması, roadbook’daki bazı hatalar haricinde bir gariplik yoktu. Levent Kantürk’ün çok tehlikeli bir noktada yolda kalan Palio’su, bulunduğu yerden akşama kadar çekilmeyince, yanından hep kayarak geçmek zorunda kaldık. Yol zaten dardı, bir de Palio orada durunca, her defasında Levent Ağabey’in yüzü geldi aklıma, vurursak ne cevap veririz diye. Gözetmen arkadaşlarımız, zor şartlarda görev yaptılar, toz ve sıcak inanılmazdı ve susuz kalmışlar maalesef. Onların da ellerine sağlık, tek bir gözetmen hatası görmedim ben bu yarışta. Kocaeli Rallisi’nin eğrileri doğruları bunlar. Yarışmacıyı pek yormayan ve zorlamayan bir organizasyondu diyebilirim. Çok şükür diyoruz, ne kepazelikler gördük son yıllarda…

Yarışın bahtsızlarına gelelim, listenin en başına yine kendimizi yazıyorum. Artık inandırıcılığını kaybetmeye başladı belki ama, çektiğimizi Menderes ile Ben biliriz ancak… Seyirci etabından itibaren problem çıkaran ve finişe kadar düzeltilemeyen motorumuz, yaklaşık 170-180 beygir civarına mahkum etti bizi. Etaplar hızlı olmadığı için, virajlar arasında hızlanmaya çalışırken sürekli birinci vitese düşmek durumunda kaldık. Bu şekilde 9’unculukla 8’incilik arasında debelenirken, Serkan Yazıcı’nın stop etmesi ve Ünal’ın aracının alev almasıyla, 6’ncılığa kadar yükselebildik. Pek mutlu değiliz, çünkü çok iyi hazırlanmıştık bu yarışa. Kısmet… Bursa’lı pilotların talihleri de Kocaeli’de gülmedi bildiğiniz gibi, Serkan Ağabey’in fenalaşmasından sonra, Ünal’ın da ödü koptu araba yanacak diye. Ki, arabanın tutuşması, aksın şanzıman tarafından çıkarak, boşalan şanzıman yağının alev alması idi, bu da eşine ender rastlanan bir bedevilik. Neyse ki, Jacque söndürebilmiş Evo 9’u. En az ben ve Menderes kadar bahtsız bir başka isim, sevgili Hakan Kargın’dır. O’nun da başına hep bir aksilik musallat olur. Rally Of Turkey’de şanzımanı infilak eden Kargınoğlu’nun, bu defa da arka diferansiyeli havaya uçtu, el freni patladı. Bunlarla uğraşırken de, son derece ilginç bir şekilde karneyi kaybetmişler. Nereden bilsin Hakan, karnenin kafasında üzerinde durduğunu…

27 Haziran’da Pamukova Tırmanma var. Görüşmek dileğiyle…

Ek Bülten:
1. Geçen yazıda, AMK ilk ulusal yarışını yaptı demiştim, ki bizlere ulaşan bir basın bülteni olmadığı için, ben de bu bilgiyi yarışın direktörünün bir foruma yazdığı bültenvari bir yazıdan edinmiştim, Tolga Şansal sağolsun yedi düvele duyurmuş, bunun AMK’nın ilk değil, ikinci ulusal yarışı olduğunu. Ben de buradan düzeltmiş olayım.

2. Malum, Türkiye Tırmanma Şampiyonası’na bir kategori de biz ekledik rallidergisi olarak, “Ağabeyler Kategorisi” diye. Son yarış Antalya Tırmanma’da 3. Ağabey start almadığı için, puan vermiyoruz demiştim ama, ilk yarış Şırlan’da da sadece 2 Ağabey start almıştı ve puan vermiştik, bunu atladık. Velhasıl, bir hata oldu, düzeltelim, 3. yarış sonunda son puan durumumuz şu şekilde, kalan yarışlarda tüm Ağabey ve kardeşlerimize başarılar dileriz.

Türkiye Tırmanma Şampiyonası Ağabeyler Kategorisi puan durumu:

Şırlan  Abant  Antalya  TOPLAM

Öğül Orhan        10         10         10            30

Vedat Diker        8           8           –             16

Cem Acar            –           6           8             14

3. Sezon başından beri yol notları için Ayhan Şahenk Vakfı’nın çocukların yararına yaptığı eğitim faaliyetlerine katkı için sattığı spiralli defterleri kullanıyorum. Oldukça sağlam ve ralli için uygun defterler bunlar, vakıfta 5 TL’ye satılıyorlar. Ben 1 sayfaya 2 km not yazıyorum, bir defter yaklaşık 3 ulusal yarış alabiliyor. Daha küçük yazanlar sezonun kalanını bile sığdırabilir tek deftere. İlgilenen copilot arkadaşlar www.ayhansahenkvakfi.org.tr adresinden bilgi alabilir ve bu defterlerden edinebilirler. Örneğini görmek isteyenler bana ulaşabilir, hatta isteyenlere ulaştırabilirim.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Aras Dinçer : ÖĞÜL AĞABEY vs BURSA BOYS

27/05/2010 in Aras Dinçer/Türkiye Tırmanma Şampiyonası

Geçen sezondan tadı damaklarımızda kalan Abant Tırmanma’nın tekrar versiyonu için sabırsızlanıyordum açıkçası. ANOK’un bu kez daha da iddialı hazırlandığı konuşulan yarış için, en iyi çözüm yolunun, cumartesi öğleden sonra yola çıkıp, akşam geyiklerine katılmak olduğuna karar verdim. Akabinde Kaan Özşenler ile yaptığımız telefon görüşmesi, yaklaşık şu şekilde gelişti:

A.D: Moruk, sen gidiyorsun değil mi?

K.Ö: Gidiyorum, oradayım cumartesiden.

A.D: Tamam, ben de oradayım o zaman.

K.Ö: Gel, rakı var, goy goy var, takılalım…

Sonuç: 1 duble bile rakı  içemeden, Pazar akşamı geri dönüş…

Sebep: Cumartesi akşamı ani ateş yükselmesi…

Sebep-Sonuç ilişkisi: Sanırım artık yaşlanıyorum?

Öncü Agah Ağabey tam seromonik start için taktan çıkarken yetiştiğimiz gösteri maksatlı kavşak içi kafadan kayma müsabakaları sırasında fazla umursamadığım “hafif bir Bolu soğuğu” vardı. Tam “Gidip montumu giysem mi” diye düşünürken, Serkan Yazıcı’nın Abarth Grande Punto’yu Bolu Valiliği’nin tam önünde “hayyyyyvanlar gibi” çevirmesiyle (Bu ibare için bizzat kendisinden izin almışımdır) Bursaspor’un şampiyonluğunu bir kez daha kutlanmış, soğuk moğuk hissedilmez olmuştu. İşte böyle eğlenceli başlayan akşamımız sonrasında tam da diyordum ki “Ohh bee, yarış seyretmeye geldim, stres yok, araba yok, yaşasın seyircilik” Ama önceki yazılarımda anlatmaya çalıştığım o kem talih, nasıl bir şeyse artık, bırakın yarışmayı, arabamı bile getirmediğim Abant Tırmanma yarışında da yakamı bırakmadı ve yemek sonrası yükselen hararet ibrem, yastığa kafamı koyduğumda 38 dereceyi gördü. Sabah marş biraz zor bastı ama kalktım. Rallymouse Gökhan Saraçoğlu’ndan Minocet takviyesi ve bir Grup A boğaz pastili aldıktan sonra biraz toparlandım ve antrenmanları seyretmek üzere parkura çıktık. Yarışın nasıl geçtiğini zamanlar anlatıyor zaten, ben gördüklerimi anlatayım biraz. Cem Ağabey, Öğül Ağabey ve Vedat Ağabey arasında geçen “Ağabeyler Kupası”nı baştan sona önde götüren Öğül Ağabey’i, geçen seneye göre daha bir hızlanmış gördüm. Ben karar verdim, TOSFED’in tam 6 kategoriye çıkardığı Tırmanma Şampiyonasına bir kategori de ben ekliyorum: Ağabeyler kategorisi… Şırlan Tırmanma ile başlayan bu kategorinin puan durumunu her yarış sonrası güncelleyip, şampiyonu ilan edeceğim. Mevcut puan durumunu ve katılım şartlarını ek bültende görebilirsiniz. Görüldüğü üzere, mevcut üç pilotumuzun da bu şartları yerine getirdiklerine kimse itiraz edemez. Keşke bu şartlara uyan ve şu an parkurlardan uzak kalan diğer ağabeylerimiz de bu kompetisyona dahil olsalar da, özlediğimiz pilotajlarını yine izleyebilsek. Organizatörlerden ricam, her yarış için bir “Ağabeyler Kupası” verilsin. Başına her sene ayrı bir Bursa’lı musallat olan Öğül Ağabey, bu sene de Jacque Ünal ile rekabet edecek. Merakla izleyeceğiz biz de.  Jacque demişken, bu yarış Leman’dan yoksun yarışan Ünal, seçkin ve prestijli pilotlar kulübü olan Sea-Kick Technology logolarıyla yarıştı, aldığı bu yeni rütbenin hakkını verdi yaptığı zamanlarla. TOK Sport’un yeni sermayesi Abarth Grande Punto Super 2000’in direksiyonuna ikinci kez geçen Vedat Diker de, Kadett GSI ile gazladığı eski günlerini hatırlattı bana. Vedat Ağabey Punto’nun hakkını verdi, motor sesinde hiç tereddüt kesilmeleri duymadık Super 2000’in, düzlüklerin sonuna aslanlar gibi getirdi arabayı, sanki 40 yıldır kullanıyor gibiydi. Bir kez de buradan tebrik etmiş olayım kendisini. Bülent de Renault 19’u beklediğimden çok daha tempolu kullandı, kategorisini rahat kazandı. Kategori 2’de ise, daha korakor bir mücadele izledik. Sea-Kick Technology’nin bir başka yeni transferi olan Doktor T, hızlı ve öfkeli rakibi Adil’e kafa tutmayı bildi. Adil’in bazı problemleri oldu Ragnotti’si ile (Jean Ragnotti değil, Clio Ragnotti ile). Kategori 1’de ise, Alper Akgün Saxo’su ile rahat kazandı, sevgili Kamil Burak Özaltolmaz Bey, “Çok giderim, acaip taktik yaparım” gibi yaklaşımlarla dakikalık olsa da, son kullanma tarihi geçmiş Palio’su ve www.nasipse.com sponsorluğunda gösterdiği insan üstü performans ile alkışlarımızı aldı.

Gelelim ANOK’un faydalarına… Bir kere daha görüldü ve emin olundu ki, Türkiye’de yarış organize etme işinin referans noktası, ANOK yarışlarıdır. Geçen seneki Hitit Rallisi ve Abant Tırmanma yazılarımda belirtmiştim nedenlerini. Bordo renkli Fiorino’yu kullanan ve ne kartı ne de görevli plakası olmadığı halde ortalıkta “ben görevliyim” diye gezinip, sağa sola talimat yağdırmaya kalkışan, bizler “Hadi oradan” deyince de sesini kesen münferit bir zat-ı muhterem dışında, teorik ve pratik anlamda yine dopdolu ve işini doğru yapan bir kadro vardı. Standartları belirleyen titizlikleri ve ciddiyetleri için tekrardan tebrik ederim. Yalnız, önemli bir eksiklik gözlemledim, söylemeden geçemeyeceğim: Seremonik startta yarış araçlarının kavşakta gösteri yaptığı sırada, etraftaki yüzlerce seyirciyi koruyacak hiçbir engel yoktu. Beton bariyerler olsaydı keşke, gözlemci raporuna yansıyacaktır bu durum sanırım.

Geçen sene Tırmanma Şampiyonasının keyfine diyecek yoktu, her anlamda çok keyifli yarışlar gördük. Bu sene de benzer bir atmosfer var tırmanmalarda. “Bu sporu çok seviyoruz” diye ahkam kesip, sadece kendilerinin girdikleri rallilerde boy gösteren “ünlülere” duyurulur. Hancılar burada, siz hani neredesiniz?

Bu haftaki “bir fotoğraf bir nasihat” köşesinde, yine bir ibret hikayesi, yine bir kıssadan hisse, yine bir “alkolik hareket engellenemez” manzarası var. Kimle takıldığınız, ne yaptığınız önemli değildir, herkesin bilmesi gerekmez, siz kendinizi bilin yeter. İşte gün yüzü görmemiş bir fotoğraf, ben hasbel kader görüp, el koymasaydım, kimsenin göreceği de yoktu. Reklam malzemesi olarak kullanılmamış, ifşa edilmemiş. Olan olmuş, biten bitmiş, her boydan rakı içilmiş. Afiyet olsun…

Ek Bülten:

1. Türkiye Tırmanma Şampiyonası Ağabeyler Kategorisi katılım şartları:
* Kullanılan araç en az 250 beygir gücünde, dört çeker veya kit-car spesifikasyonlarında olmalıdır. Aşağısı kabul olmaz.
* Katılımcı pilotlar birden fazla yarış otomobiline sahip olmalı, her an başka türlü bir otomobil ile görülebilmelidir.
* Katılımcı pilotlar, servis alanında herkesin “Ağabey” diye hitap ettiği, ancak bunu sadece yaşlarına hürmeten değil, kişilikleriyle de hak etmiş insanlar olmalıdır.
* Puanlar her yarış sonundaki toplam zamanlara bakılarak 10-8-6-4-2 olarak verilecektir.
* Şampiyona birincisine, “Rallidergisi 2010 Tırmanma Ağabeyler Kupası” verilecek, gelecek yılın rallidergisi takviminde Ocak ayı sayfasında “2010 Tırmanma Ağabeyler Şampiyonu” olarak yer alacaktır.

2-   Tırmanma Ağabeyler Kategorisi puan durumu:

Şırlan Abant TOPLAM

Öğül Orhan       10       10          20

Vedat Diker       8         8           16

Cem Acar                      6            6

Hatalıysam : arasdincer@rallidergisi.com

Abant’ta Bursaspor Sesleri

25/05/2010 in Türkiye Tırmanma Şampiyonası

Bolu Abant’ta bu yıl ikinci kez düzenlenen Tırmanma Yarışı yine büyük ilgiyle karşılandı. Ankara Otomobil Sporları Kulübü-ANOK tarafından yine başarıyla organize edilen yarışta sürpriz bir isim de start aldı. Türkiye Ralli Şampiyonlukları bulunan ve ciddi bir taraftar kitlesine sahip Serkan Yazıcı, aynı zamanda Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı’nın da oğlu. Turkcell SüperLig’de şampiyon olarak Türkiye Futbol tarihine geçen Bursaspor’un bu başarısını duyurmaya katkıda bulunmak üzere Abant parkurunda boy gösteren Serkan, Yeşil-Beyaz giydirilmiş Grande Punto S2000 ile yine büyük ilgi topladı.

Cumartesi 14.00’te Bolu Valilik Meydanı yanında bulunan parkta başlayan idari ve teknik kontroller sonrasında yapılan basın toplantısına halkın da ilgisi fazla oldu. Geçtiğimiz yıl gibi yine Valilik Meydanı’nda yapılan start seremonisi ise Bolu seyircisinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Burada da Serkan Yazıcı’nın yaptığı gösteri akıllara kazınırken, meydanı dolduran yüzlerce seyirci büyük coşkuyla bu gösterinin karşılığını verdi.

Abant Milli Parkı’ndan Mudurnu’ya inen yolda hazırlanan parkurda antrenman turları Pazar 11.00’de başladı. İki çıkış üzerinden yapılan antrenman turlarında yağmur sporcuların performansını etkilerken en iyi zaman Serkan Yazıcı’dan geldi.

Büyük Abant Oteli’nin alt bölümünde ve Abant Gölü kenarında kurulan servis alanında son bakımlarını yaptıran ekipler yarışın ilk çıkışı için konvoy halinde start noktasına indiler.

14.00’te verilen startla başlayan yarışta tüm gözler Kategori 4’teki mücadeleye çevrildi.
Serkan Yazıcı ve Vedat Diker’in Grande Punto S2000, Ünal Şenbahar ve Öğül Orhan’ın Mitsubishi Evo9 ile start aldığı bu kategoride her 3 çıkışta da en iyi zaman Serkan Yazıcı’dan geldi. Ünal Şenbahar ve Öğül Orhan da yine her 3 çıkışta da ikinci ve üçüncü zamanların sahibi oldu. Yağmurun ilk çıkıştan sonra durması ve zeminin hızla kurumasıyla kuru zemin lastiklerine dönen sporcuların zamanlarında da belirgin bir düşüş oldu. 3:10,30 olan ilk derecesini ikinci çıkışta 3:05,54’e çeken Serkan Yazıcı, bu derecesiyle aynı zamanda günün en iyi zamanını da yaparak, “Best Time” kupasını almaya hak kazandı.

Kategori 6’da tek başına yarışan Ankaralı Sporcu Tan Uydaş, emektar Opel Kadett’i ile finiş görse de rakipsiz olması nedeniyle puan alamadı. Ödül Töreninde  ANOK’a verdiği desteklerden ötürü plaketle onurlandırılan Uydaş, izleyicilerden büyük alkış aldı.

Kategori 5’te Renault Megane Kitcar ile start alan Cem Acar, rakipleri Clio’lu Çağrı Tarık Zeybek ve Arslan Acar karşısında kolay bir birincilik elde etti.

Yine zayıf rakipleri karşısında birinciliği düşük tempoyla kazanan Bülent Gürkan, Kategori 3 için önemli puanlar kazandı. Emrah Altuner ikinci, Hakan Ünsal üçüncü olurken, Murat Altıntaş dördüncü oldu.

Kategori 2’de beklenen Tunç Tuncer – Adil Küçüksarı çekişmesi yaşanmazken, Tunç Tuncer Type R ile her 3 çıkışta da en iyi zamanı yaparak podyumun zirvesine kuruldu. Adil Küçüksarı Clio Ragnotti’si ile Tunç’un arkasında kalsa da zamanlarını geliştirmeyi başardı. Geçen yarışın birincisi Ümit Kemal Coşkun, Alfa 156’sı ile beklenen performansından uzak kalırken, üçüncülük puanı ile yetinmek zorunda kaldı.

Bir başka İzmirli Alper Akgün, Kategori 1’de Saxo’su ile 4 dakikanın altına inebilen tek sporcu olurken, performansıyla göz doldurdu. En yakın rakibine toplamda 1 dakika fark atan Alper, şampiyonluğun en büyük adayı olarak görünse de yeterli maddi desteği bulamazsa, bu şampiyonluk hayal olarak kalacak gibi duruyor. Burak Özaltolmaz kategori ikincisi olurken, Sinan Saatçi üçüncü ve hayatında ilk kez bir yarışa katılan 22 yaşındaki genç bayan Simin Bıçakçıoğlu dördüncü olarak günü tamamladı.

Büyük Abant Otelinde yapılan ödül töreniyle kupalarına kavuşan sporcular, organizasyondan son derece memnun olarak ayrıldı. Törende bir konuşma yapan ANOK Başkanı Meriç Demiralp önemli bilgiler verdi:

“ Özellikle Bolu Valiliği ve Belediyesi ile yarışımıza destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederiz” diyen Demiralp konuşmasına büyük bir sürprizle devam etti: “Geçtiğimiz günlerde yaptığımız ön anlaşmayla Tırmanma etabımızın zemini otoyol Asfaltıyla kaplanacak ve güvenlik bariyerleriyle donatılacak. Böylece önümüzdeki sene Avrupa Tırmanma Şampiyonası’na aday yarışı organize edeceğiz ve takip eden yıllarda Avrupa Şampiyonasına dahil bir yarışı burada yapabileceğiz. Bu sonuca ulaşmamızda büyük katkısı olan başta ANOK ekibi ve desteğini esirgemeyen Bolu Mülki Erkânı’na teşekkürü borç biliriz. Bugün burada 250’den fazla kişi fedakârca görev yaptı, başarı hepimizindir.”

Türkiye Tırmanma Şampiyonasında bir sonraki yarış 5-6 Haziran’da Antalya’da organize edilecek.

Burak Çukurova ilk zaferini Ege’de kazandı.

09/05/2010 in Türkiye Ralli Şampiyonası

Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 2010 sezonundaki dördüncü rallisi olarak Ege Otomobil Sporları Kulübü (EOSK) tarafından 8-9 Mayıs 2010 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen 20.Ege Rallisi’ni Bonus Parkur Racing Takımı’ndan Burak Çukurova – Aykan Alakoç ikilisi kazandı. Peugeot 207 S2000 ile mücadeleye katılan Çukurova-Alakoç ikilisi geçilen on özel etabın beşinde en iyi zamana imza atarak takım arkadaşları Fatih Kara – Bilge Ayan ikilisinin 1 dakika 3.7 saniye önünde zafere ulaştılar. Son etaba Çukurova’nın 0.1 saniye gerisinde giren Serkan Yazıcı-Kaan Özşenler ikilisi son etapta lastik patlatarak yaklaşık 1,5 dakika kaybedince yarışı da üçüncü sırada tamamladı.

Fiat Abarth Grande Punto S2000 ile mücadeleye katılan ve ST Racing’in servis verdiği Serkan Yazıcı – Kaan Özşenler ikilisinin ardından aynı araç ve aynı takımdan Mehmet Besler – Cihan Özdamar ikilisi yarışı dördüncü sırada tamamladılar.

Deltasport takımında İnci Akü desteği ile yarışan Serhat Öztemir – Ünal Tezel ikilisi yarışı beşinci sırada tamamlarken takım arkadaşı Menderes Okur – Aras Dinçer ise Ege Rallisi’nin altıncısı oldular.

EOSK üyesi İzmirli pilot Taner Şengezener – Bora Yılmaz ikilisi ilk defa kullandıkları Mitsubishi Evo XIII ile katıldıkları Ege Rallisi’ni genel klasman yedincisi olarak tamamladılar.

Bursalı ikili Ünal Şenbahar – Emire Cantürk ise dokuzuncu olurken özellikle beşinci özel etapta patlattıkları lastikten sonra etabı onsekizinci sırada tamamlasalar da genel klasmanda yedincilikten onbirinciliğe kadar düşmekten kurtulamadılar. Kalan etaplarda tempolarını koruyan ikili yarışı da genel klasman sekizincisi olarak bitirdiler.

İlk on içindeki en iyi iki çeker araç olan ve Citroen Saxo ile yarışı tamamlayan Ali Gülan – Ahmet Yörük ikilisi de yarış içindeki performansları ile göz doldurdular. İlk on içindeki diğer iki çeker Mustafa Çakal – Mehmet Köleoğlu ikilisi Ford Fiesta ST ile katıldıkları mücadeleyi genel klasman onuncusu olarak tamamladılar.

Bu sonuçlardan sonra Fatih Kara şampiyona liderliğini sürdürürken Burak Çukurova elde ettiği zafer ile ikinciliğe yükselmiş oldu. Serkan Yazıcı ise bu yarıştan aldığı puanlardan sonra şampiyonada üçüncü sırada yer alıyor.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda sezonun beşinci rallisi Kocaeli Otomobil Sporları Kulübü (KOSDER) tarafından 12-13 Haziran tarihlerinde Kocaeli’de düzenlenecek.

Ege Rallisi Genel Klasman ilk 10;
(Sıra. Pilot, Araç, Zaman/Fark)
1. Burak Çukurova, Peugeot 207 S2000, 1:19:47.6
2. Fatih Kara, Mitsubishi Evo IX, 1:03.7
3. Serkan Yazıcı, Fiat Abarth Grande Punto S2000, 1:27.5
4. Mehmet Besler, Fiat Abarth Grande Punto S2000, 1:40.1
5. Serhat Öztemir, Mitsubishi Evo IX, 4:02.4
6. Menderes Okur, Mitsubishi Evo IX, 7:39.5
7. Taner Şengezener, Mitsubishi Evo VIII, 8:14.7
8. Ünal Şenbahar, Mitsubishi Evo IX, 8:39.2
9. Ali Gülan, Citroen Saxo, 11:07.7
10. Mustafa Çakal, Ford Fiesta ST, 11:41.5

Ege Rallisi’nin tüm etap ve genel klasman sonuçlarına http://www.rallidergisi.com/sonuc sayfalarından ulaşabilirsiniz.

Go to Top