Tag archive

sebastien loeb

Citroen DS3 XL=X Games – Loeb

15/06/2012 Kategori : Bülten/Rallikros

Citroen Racing ve Sebastien Loeb, Los Angeles’ta gerçekleşecek X Games için hazırlanıyor. 8 kez Dünya Şampiyonu Loeb bu yarışta Global Rallycross Şampiyonasının en iyi sürücülerine karşı Red Bull ve Total renklerinde bir DS3 XL kullanacak.

Tüm hikaye 2008’de Red Bull’un Citroen’e bu fikirle gelmesiyle başladı: Citroen ve Loeb, Los Angeles X Games’te yarışsa ve Red Bull’un Amerika’daki bir diğer ikonu Travis Pastrana’yı da alsa ne olurdu? Takım ve Loeb bu fikre çok sıcak baktı ve hiç vakit kaybetmeden hazırlıklara başlandı.

Ortaya çıkan projeden dolayı heyecanını gizlemeyen Loeb : ” Yarışmayı seviyorum ve daima yeni kategorileri denemeye ilgi duyuyorum. Yeni Zelanda Rallisinden bir hafta sonra Los Angeles’a gideceğim ve Travis’in benim için hazırladığı plana dahil olacağım. Avrupada Rallikros gerçekten büyük ilgi görüyor ancak America versiyonu daha ekstrem görünüyor. Marcus Grönholm gibi pilotlara karşı 545 beygirlik bir DS3 içinde yarışma imkanı karşıma çıktığında, teklifi ikiletmeden kabul ettim.” diyor.

Citroen Racing, kazanma şansını artırmak için XL adında çok özel bir DS3 üretti. XL, X Games ve Loeb’den çağrışımlar içeriyor. Hansen Motorsport’un baz otomobili üstüne 7 kez dünya Şampiyonu olan takım tarafından bir dizi değişiklik ve güçlendirme ile bu otomobil elde edildi. Citroen Racing’den baş mühendis Cyrille Jourdan : “Yeni kategoriler denemek ve bu kategori kurallarını sonuna kadar uygulayabilmek her zaman heyecan verici” diyor ve ekliyor: “Uzaktan bakıldığında DS3 XL , WRC’ye çok benziyor. Şasi ve süspansiyon sistemi nispeten aynı olmasına rağmen aktrama organları temelden çok farklı. 2 litre turbo motoru 545 Hp ve 800 Nm tork üretiyor. Hızlanması bir F1 otomobilinden çok da kötü değil : 0-100 sadece 2,4 saniye!”

Ralli otomobiline kıyasla kopilot ve stepne lastiğin olmaması mühendisleri ağırlık merkezinin dengelenmesi için çalışmaya mecbur bırakmış. “Bu yüzden radyatör bagaja alındı” diyor Jourdan. ” WRC ve XL arasında görünen en büyük fark, arka kanadın altına eklenen soğutma fanları. Rallikrosta en kritik safha olan start anında performansı yükseltmek için bu değişiklik tasarlandı.”

Citroen Racing’in Versay’da bulunan atöleyelerinde hazırlanan XL Loeb tarafından Dreux pistinde test edildi: “Dört çeker ve fazladan güçle bu DS3 gerçekten yüksek hızlara ulaşabiliyor. Bu testleri farklı ayar seçenekleri belirlemek için yaptık. Ancak, Amerika’daki parkurun çok farklı özellikler taşıdığını biliyoruz, bu yüzden orada çok kısa zamanda şartlara adapte olmamız gerekecek.”

Citroen Takım Direktörü Yves Matton ise temkinli: ” Los Angeles’ta yapılacak X Games’e katılmayı kabul ettiğimizde, Red Bull’un bu yarışa ne kadar bağlı olduğunun farkındaydık. Taahhüt ettiğimiz gibi, en yüksek ciddiyette aralıksız çalışmaya devam ettik. Sadece bir yarışlık proje olduğundan tüm sezonu ya da şampiyona puan durumunu düşünmemiz gerekmeyecek. Sadece bir yarış ve biz denemeye ve kazanmaya kararlıyız. Hiç de kolay olmayacak çünkü rakiplerimizin oradaki tecrübesine oranla bizim için çok yeni bir alan, fakat her adımında savaşıyor olacağız.”

Los Angeles’ta yer alan Staples Center’da gerçekleşecek LA X-Games, 1 temmuz hafta sonunda organize edilecek.

Loeb, Arjantin’de 7’nci zaferine ulaştı

30/04/2012 Kategori : Bülten/Dünya Ralli Şampiyonası

Sebastien Loeb, bu sene Philips sponsorluğunda düzenlenen Arjantin Rallisi’ni yedinci kez kazanarak Nokia sponsorluğundaki FIA Dünya Ralli Şampiyonası’nda liderliğini sürdürdü. Loeb takım arkadaşı Mikko Hirvonen’in önünde zafere ulaştı.

Son etaba kadar podyumun üçüncülük basamağında yer alan Dani Sordo ise yarışın son etabı olan Amarok Copina Power Stage’de alternatör kayışı kopunca üçüncülük Adapta Takımı’ndan Mads Ostberg’in oldu.

Seri Üretim Otomobiller Şampiyonası’nda zafer Benito Guerra’nın oldu. Perulu Nicolas Fuchs ve Ukraynalı Valeriy Gorban’ın önünde birinci olan Guerra şampiyonada da lider konumda yer alıyor.

Loeb bu sezon Monte Carlo ve Meksika’dan sonra üçüncü zaferini elde ederken kariyerinin 70’nci zaferine de ulaşmış oldu. Bu zaferin sezonun en uzun rallisinde gelmiş olması da Loeb için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Ekipler dört gün boyunca toplam 502.73 kilometrelik özel etap geçtiler.

“Arjantin’de bir ralli daha kazanmak benim için olağanüstüve özellikle Portekiz’de olanlardan sonra takımım için böyle bir tepki vermek çok önemliydi.” diyen Loeb takım arkadaşı Hirvonen’in ikinci olarak tamamlamasını da çok önemli olarak nitelendirdi.

Hirvonen son gün takım arkadaşına 0.2 saniye yaklaşsa da Loeb kalan son dört etapta zirvedeki yerini korudu. Hirvonen, Portekiz’de elinden alınan birincilikten sonra yeniden podyuma çıkmış olmanın verdiği mutluluğu yaşadı.

“Güzel bir ralli oldu, uzun mesafeli yarışları çok seviyorum. Çok fantastik etaplar geçtik.”

Temposunu yarış boyunca koruyan ve tutarlı sürüşünü sürdüren Mads Ostberg son etapta üçüncülüğe çıkarken Martin Prokop kariyerinin en iyi derecesini yaparak yarışı dördüncü sırada tamamladı. Thierry Neuville de kariyerinin en iyi derecesi ile beşinci oldu. Prokop’un dördüncülüğü DMACK lastiklerinin de en iyi derecesi oldu.

Andreas Mikkelsen’in altıncılık hayali 15’nci etapta sağ ön süspansiyonu arızalanınca yarım kaldı. Sebastien Ogier ile girmiş oldukları sıkı mücadeleden de yenik ayrılan Mikkelsen yerini müthiş bir geri dönüşe daha imza atan Petter Solberg’e bırakmış oldu. Solberg, Ogier’i de geçerken Evgeny Novikov yarışı sekizinci sırada tamamladı.

Ford pilotu Petter Solberg yarışın dördüncü etabında direksiyon mili kırıldıktan sonra mücadelesine devam etti ve son etap olan Power Stage zaferi ile fazladan üç puan almayı da başardı. Sakatlanan Latvala’nın yerine bu yarış Ford direksiyonuna geçen Sordo’nun kalması ile bir basamak çıksa da Ford’un puan ile ayrıldığı yarış sayısını 150’ye çıkarttı.

Nasser Al-Attiyah Rally 2 kuralı ile devam ettiği yarışı dokuzuncu sırada tamamlarken Power Stage’den de puan çıkartmayı başardı.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun altıncı yarışı 25-27 Mayıs tarihlerinde Yunanistan’da düzenlenecek Akropolis Rallisi ile heyecan Avrupa kıtasına taşınacak.

Loeb Meksika’da Altıncı Zafere Çok Yakın

11/03/2012 Kategori : Haberler

Sebastien Loeb sıcak etaplarda, binlerce ralli taraftarı önünde aradaki farkı açmak üzere gaza bastı.Ancak 54,30 km uzunluğundaki Guanajuatito etabı geçilmeden hiçbirşey kazanılmış sayılmaz:
“Şu anda rahat durumda olduğumuz söylenebilir ancak daha çok yolumuz var. Özellikle 54 kilometrelik etap geçilmeden bitmiş sayılmaz. Bu ralli birçok başarı elde ettiğim yer ve umarım yarın bu devam eder.”
İkinci sıradaki Hirvonen’in arkasında yer alan Ford pilotu Latvala ikinci güne önünde yer alan Citroen pilotlarını yakalama şansından uzak başladı. Yine de elde ettiği etap zamanları Fin pilotun podyumda yer almak için yeterli isteği olduğunu gösteriyor:
“Otomobilimizin rekabet seviyesini görmek bizi memnun ediyor. Problem yaşamadığımız sürece herşeyin daha iyi olmaması için sebep yok”
Ford takımının ikinci otomobilindeki Petter Solberg cumartesi gününe fren problemleriyle başladı. Vatandaşı Mads Ostberg’in pozisyon kaybetmesiyle dördüncü sıraya yerleşti. Norveçli Ostberg 5, Estonyalı Ott Tanak 6. sırada günü tamamladı.
Tanak, 14. etapta spin atarak, 15. etapta aldığı hasarla zaman kaybetse de Rus Novikov’u arkasında tutmayı başardı. Novikov bir tekerleği kaybedince Qatar World Rally Team’den Nasser Al Attiyah 7. sırayı alarak ümitleri pazar gününe taşıdı.
Chris Atkinson, Monster World Rally Team renklerindeki Ford Fiesta’sıyla Otates etabının ikinci geçişinde bitiş noktasını geçtikten sonra yaptığı kazayla yarış dışı kaldı. Paza günü Ralli 2 kuralları çerçevesinde devam etmesi bekleniyor.
Pazar günü 4 etap geçilecek. 54 kilometrelik Guanajuatito haricinde bir seyirci ve bir de power stage yer alıyor.

Latvala, İsveç Rallisi’nde Sıralama Etabı’nın en hızlısı oldu

09/02/2012 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Ford pilotu Jari-Matti Latvala FIA Dünya Ralli Şampiyonası ikinci yarışında ilk kez düzenlenen Sıralama Etabı’nı eski takım arkadaşı Mikko Hirvonen’in yaklaşık yarım saniye önünde tamamlayarak Cuma günü start sırasını ilk önce seçme şansını elde etti.

“Etabı sorunsuz tamamladım.” diyerek sözlerine başlayan Latvala “Belki bir virajda yavaşlamışımdır orada da virajın içinde kayaları görünce etrafından dolaşmak zorunda kaldım. Sıralamada ilk sırada yer aldığım için mutluyum ancak hangi sırada etaba başlamam gerektiği konusunda düşünmemiz gerekiyor. Hava şartlarını ve diğer koşulları değerlendirmek gerekecek, hemen verilecek bir karar değil.” dedi.

Son iki İsveç Rallisi’nin galibi Hirvonen M-Sport pilotu Ott Tanak’ı çok az farkla geride bırakarak Sıralama Etabı’nda ikinci oldu. Estonyalı Tanak’ın üçüncü WRC yarışında göstermiş olduğu bu başarı ise yarış haftasonunda kime dikkat etmek gerekeceğini açıkça ortaya koydu.

Markko Martin’in öğrencisi olan Tanak : “Etap çok güzeldi, Mikko’ya bu kadar yakın olmak çok güzel.” dedi.

İlk kez WRC ile yarışacaklar arasında Eyvind Brynildsen ilk sırada yer alırken en iyi İsveçli pilot MINI JCW WRC ile Patrik Sandell oldu.

Etap koşulurken hava soğuk ancak açıktı. Her geçen araçtan sonra etabın zeminine oturan kar nedeni ile bir sonraki araç daha iyi zaman çıkartma şansına sahipti. Pilotlar etaba şampiyona klasman sıralamasına göre çıktıklarından Loeb ilk olarak etaptaydı, Fransız pilot en iyi altıncı zamanı yapabildi.

Fransa Rallisi’ni Sebastien Ogier kazandı

04/10/2011 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Sebastien Ogier ve Julien Ingrassia Fransa Rallisi’nin son gününde hata yapmayarak yarışı kazandılar ve Citroen Total Ralli Takımı’na sezonun onbirinci yarışında dokuzuncu zaferlerini kazandırdılar. Bu zafer ile Citroen markalar klasmanında yerini sağlamlaştırırken Ogier de pilotlar klasmanında da puanları eşitlenen Sebastien Loeb ile Mikko Hirvonen’in üç puan arkasına yerleşti.

Cuma ve Cumartesi günü geçilen uzun etapların aksine son gün etapları hızlı ve kısaydı. Ekipler Strasbourg’daki Servis Alanı’ndan sabah 06:20’de son kez çıktılar ve programlarındaki üç özel etabı servis arası olmadan iki lup olarak geçtiler. Ogier ikinci sıradaki Sordo ile arasındaki on saniyelik farkı korumak ve yarışı kazanmak için fazla riske girmeden ama temposunu da kaybetmeden yarışmak zorunda olduğunu biliyordu.

Ogier ilk etap için uygun olmasa da kalan etapları da düşünerek sert hamurlu lastiklerle parkura çıktı ve tercihinin ne kadar doğru olduğunu kazanarak ispatladı.

Son etap Haguenau kentinin sokaklarında düzenlenen Power Stage idi. Ogier burada üçüncü zamanı yaparak fazladan puan almayı da başardı.

Ogier, Fransa Rallisi’nden aldığı 26 puan ile pilotlar şampiyonasında Loeb ve Hirvonen’in üç puan arkasında son iki yarışa girecek. Ogier yarış sonrasında etapların zorluğunun yanısıra takım arkadaşı Loeb’in yarış dışı kalması ile takımın tüm sorumluluğunun kendi sırtına bindiğini ve takımının başarısı için böylesine bir mücadeleye girip kazandığı için çok mutlu olduğunu belirtti.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun sondan bir önceki rallisi 21-23 Ekim tarihlerinde İspanya’da düzenlenecek.

Fransa’da Loeb geri dönemeyebilir

30/09/2011 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Sebastien Loeb, Fransa Rallisi’nin ilk gününde yaşadığı motor arızası nedeni ile yarım bıraktığı yarışa geri dönememe korkusu yaşıyor.

Loeb önde götürdüğü yarışta 36 kilometrelik Pays d’Ormont etabının 26. kilometresinde motor arızası ile aracını durdurmak zorunda kalınca ilk gün etaplarını tamamlayamadan ikinci gün için SüpeRally yapma ihtimali ile başbaşa kaldı.

WRC televizyonuna “Motoru bitirdik. Etapta giderken yağ basıncı alarmı çalıştı. Telsizden merkeze ne yapmamız gerektiğini sorduk. Turboyu kapattık, sonrasında motorun gücü tamamen kayboldu, daha sonrasında da motordan garip sesler gelmeye başladı. Motor tamamen bitmiş olabilir ve SupeRally yapamayabiliriz.” dedi.

Motorun tamamen bitip bitmediği sorulduğunda Loeb “Şu anda öyle olduğunu düşünüyorum ama tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Umarım motor tamamen bitmemiştir, sensör arızası veya yağımızın bitmiş olması ihtimali de var. Kötü bir şey olmadığını ümit edelim ancak bence yarın SupeRally ile geri dönebilmem pek mümkün görünmüyor.” diyerek ümitlerini kaybetmek üzere olduğunu belirtti.

Loeb yarışa rakibi Hirvonen’in 15 puan önünde başlamıştı. Eğer geri dönemezse takım arkadaşı Ogier’in yapması gereken birinci olmak ve Power Stage’den de en iyi puanı almak olacak. Eğer işler istedikleri gibi giderse son iki yarış öncesinde aradaki fark bire inecek.

2003 yılından beri şampiyonluklara ambargo koyan Loeb en son 2009 yılındaki Akropol Rallisi’nden puan alamamıştı.

Takım emri demiri kesti: Avustralya Rallisi Hirvonen’e kazandırıldı.

12/09/2011 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Dünya Ralli Şampiyonası’nın onuncu rallisi Avustralya Rallisi’ni kazanan Ford pilotu Mikko Hirvonen 212 gün sonra ilk kez Citroen’lerin önünde finişe gelmeyi başardı. En son Şubat ayındaki İsveç Rallisi’ni kazanan Hirvonen, takım arkadaşı Jari-Matti Latvala’nın sondan bir etap önce yavaşlaması ile podyumun ilk basamağına çıkarak Avustralya’da üçüncü kez kazandı.

Üç gün süren rallinin ikinciliğini Jari-Matti Latvala alırken bireysel katılımcı Petter Solberg Citroen DS3 WRC’si ile üçüncülük basamağında yer aldı.

Hirvonen yarış sonunda “Bu olağanüstü bir duygu, benim ve takımımın şampiyonluğu için çok değerli puanlar kazandık.” diyerek sözlerine başladı ve birincilik kupasını kendisine armağan eden takım arkadaşı Latvala’yı da unutmayarak ona da teşekkür etti : “Takımım ve yavaşlayarak benim öne geçmemi sağlayan Latvala’ya çok çok büyük teşekkürler ediyorum ama asfalt ayarlarımızı çok iyi geliştirmemiz gerekiyor. (bundan sonraki iki yarış asfalt)”

Yarış boyunca dokuz özel etap kazanan Latvala yarışı takım arkadaşının 14.7 saniye ardında yarışı da ikinci sırada tamamlarken takımın kazanmasının önemine değindi : “Elbette kazanmak çok iyi olurdu ancak takımımın elde edeceği başarı daha da önemli.”

Solberg üçüncülük basamağına çıkarak bu sezon ikinci kez podyumda yer bulmuş oldu. “Çok mutluyum çünkü çok uzun zamandır bunu bekliyordum. Takımım çok iyi bir iş başardı ve yeniden podyumda olmak güzel. Takım elemanlarıma teşekkür ediyorum.”

Citroen’de de emir “işledi”
İlk gün yaşadıkları kazadan sonra gerilere düşen Citroen pilotları Sebastien Loeb ve Sebastien Ogier kalan iki gün boyunca ilk ona girmek için mücadele ettiler. Loeb, takım arkadaşı Ogier’den daha geride olduğu için Citroen takım yetkilileri Ogier’in son etaptan önce yavaşlamasını istediler. Ogier de sondan bir etap önce etabın bitimine yakın bir yerde durarak etabı yaklaşık on dakikada bitirmiş oldu ve Loeb’in ilk onda yer almasını sağladı. Onunculuk puanı ve Power Stage’de elde ettiği birincilik ile Loeb, Avustralya Rallisi’nden 4 puanla ayrılmış oldu.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda Pilotlar Klasmanı’nda Sebastien Loeb 196 puan ile lider konumda yer alıyor. Hirvonen son yarıştan aldığı 25 puan ile ikinciliğe çıktı. Oiger ise son yarıştan “sıfır” çekince üçüncülüğe düşmüş oldu.

Markalar Klasmanı’nda ise Citroen 347 puan ile lider, Ford Abu-Dhabi ise 285 puan ile ikinci, M-Sport Ford ise 117 puan ile üçüncü sırada yer alıyor.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun onbirinci rallisi 29 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Fransa Rallisi olacak. Geçtiğimiz sezon Korsika’dan Alsace bölgesine taşınan rallinin son galibi Sebastien Loeb. Asfalt rallinin düzenlendiği Alsace bölgesi zaten Sebastien Loeb’in memleketi. Geçen sene Özel Seyirci Etabı da Loeb’in doğduğu Haguenau şehrinin caddelerinde düzenlenmişti.

Loeb de insanmış!

09/09/2011 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Avustralya Rallisi’nin ikinci gününde Citroen pilotu Sebastien Loeb ilk etapta 2 saniye geçtiği takım arkadaşı Sebatien Ogier’in önünde lider götürdüğü yarışta takla atarak yarış dışı kaldı.

Loeb günün ikinci özel etabı Brooklana’nın hemen hemen ortasında sağ viraja hızlı girince takla attı. Loeb o anda ara zamana baktığını ve konsantrasyon kaybı yaşadığını da itiraf etti. Viraja çok hızlı geldiğini kabul eden şampiyon pilot Ogier’in kendisi üzerinde kurmuş olduğu baskıyı da itiraf etmiş oldu. Kaygan zeminde çok zorlamadan, temiz gittiğini söylese de daha önceleri Hirvonen ve Latvala tarafından da zaman zaman sıkıştırılan Loeb nedense böylesine bir hata yapmamıştı.

Son yarış Almanya Rallisi’nde Loeb ve Ogier arasında yaşanan gerginliğin Avustralya’ya yansımayacağını söyleyen Loeb, “ben kendi işime bakarım” tavrını sergilemişti ancak ilk gün geçilen iki özel etapta iki pilotun mücadelesinin yarışı nasıl etkileyeceği konuşulurken artık Loeb’in de “insan evladı” olduğu bu tür bir baskıdan etkilenebileceği konuşuluyor.

Ogier de liderliğinin keyfini fazla süremeden altıncı özel etapta kaza yapınca zirve Ford pilotlarına kaldı. Onlar da temkinli gitme yerine Loeb-Ogier çekişmesine benzer bir sürtüşmeye girerlerse uzun süredir podyumun en üst basamağına hasret kalan Petter Solberg tüm iştahı ile zirveye çıkabilir.

Avustralya Rallisi uzun zamandır yaşanmayan heyecana sahne oluyor. İkinci günün tamamlanması için son iki özel etap kaldı. Onlar da dün geçilen Özel Seyirci Etapları, pilotlar aynı etabı iki tur geçerek günü tamamlayacaklar.

Avustralya Rallisi ikinci gün sekiz etap sonunda genel klasman:
1. M.Hirvonen 1:11:30.2
2. J.M.Latvala +6.6
3. P.Solberg +41.4
4. H.Solberg +2:24.4
5. M.Wilson +2:53.9
6. K.Al Qassimi +4:31.4
7. H.Paddon +4:56.6
8. M.Kosciuszko +6:19.5
9. O.Saliuk +6:57.3
10. B.Guerra +8:06.0

Ralli dünyası Finlandiya’ya kilitlendi

29/07/2011 Kategori : Bülten/Dünya Ralli Şampiyonası

Dünya Ralli Şampiyonası tüm hızıyla devam ederken ralli severlerin gözü 28 – 30 Temmuz’da rallinin anayurdu Finlandiya’da koşulacak Neste Oil Rallisi’ne çevrildi.

Haziran ayında çok sıcak bir havada koşulan Yunanistan Rallisi’nde hem birbirlerine, hem de zorlu hava şartlarına karşı yarışan takımları, şampiyonanın en keyifli parkurlarından biri olan Finlandiya Neste Oil Rallisi’nde rekabetin iyice kızışacağı müthiş bir mücadele bekliyor.
Finlandiya’nın hemen öncesinde Dünya Ralli Şampiyonası’nın 7. ayağı olan Yunanistan Acropolis Rallisi Citroen’in genç Fransız pilotu Sebastien Ogier’in zaferiyle sonuçlanmıştı. Sebastian Loeb yarışı ikinci sırada bitirirken, Castrol EDGE’in desteklediği Ford Abu Dhabi Dünya Ralli Takımı pilotu Mikko Hirvonen, Ford Fiesta RS ile Sebastien Loeb’un 3 saniye, yarışı kazanan Sebastien Ogier’in ise 13 saniye arkasında tamamlayarak üçüncülüğü elde etmişti.

Şampiyonanın bugüne kadarki 7 yarışının ardından, Finlandiya öncesinde Takımlar Klasmanında ilk üç şöyle sıralanıyor: Citroen Total Word Rally Team (250 puan), Ford Abu Dhabi Word Rally Team (195 puan), M-Sport Stobart Ford Rally Team (87 puan).
Şampiyonanın tamamlanmasına son 5 yarış kala Genel Klasmanda Sebastien Loeb 146 puanla birinci, Mikko Hirvonen 129 puanla ikinci, son şampiyon Sebastien Ogier 124 puanla üçüncü sırada, Jari-Matti Latvala 76 puanla dördüncü ve Petter Solberg ise 73 puanla beşinci sırada yer alıyor.

Dünyada en çok kişi tarafından izlenen sayılı yarışlardan Finlandiya Rallisi’nin Citroen takımı ile Castrol EDGE destekli Ford Abu Dhabi takımı arasında başa baş bir mücadeleye tanık olması bekleniyor.

Aras Dinçer: Ne Pirelli’ymiş?

30/05/2011 Kategori : Aras Dinçer

Sponsorsuz kalan Ege Rallisi ile sezona merhaba dedik. EOSK, kendi imkanları ile, elinden geldiğince düzgün düzenlemeye çalıştı yarışı. Büyük bir aksaklık oldu denemez, tek aykırılık, sadece idari kontrol için İzmir’in ücra bir köşesindeki EOSK lokaline gitmek zorunda olunmasıydı. Bunun dışında servis alanı, etap güvenliği gibi hayati konularda bir sıkıntı yaşanmadı. Yanlız Ege Rallisi’nin makus talihi olan, masalar arası iletişimsizliğe senelerdir çözüm bulunamıyor ne hikmetse. Fly ve stop masaları konuşamıyor, anlaşamıyor. Onu bırak, start zamanını yazan hakemin söylediği start zamanını, start ışıklarını ayarlayan hakem, “gürültüden” anlayamıyor. Tamam otomobiller gürültülü ama, bu durum bence biraz da eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Arabanın camında kocaman “+2 sticker”ı olduğu halde, o start ışıklarını, 2 dakika sonrasına ayarlaması gerektiğini bilmiyor bazı gözetmen arkadaşlar. Çünkü muhtemelen +2 stickerı ne işe yarar, hatta hangi durumlarda 2 dakika ile start alırsınız, onu da bilmiyorlar. Gerçi masaya gelen arabaya bakmıyor ki görsün, anlasın… Bunlar hep eğitimle ilgili. Önceki senelerde Mazhar Demiralp’in yetiştirdiği gözetmenlerde bu tip durumlar olmuyordu. Yeni arkadaşlara bu hataları ihale etmeden önce, eğitimlerinin tamamlanması gerektiğini de düşünmek lazım. Bütün bu detayları Mazhar Abi en kısa zamanda eğitimler ile düzeltecektir ve eskisi gibi olacaktır gözetmenler.

50’den fazla ekibin katılımıyla hepimiz “Vay be, spor hala ölmemiş, bir kurşun daha sıkmak lazım kafasına” diye düşündük. Bu yıl etaplara mıcır-yama-zift-çakıl karışımı gibi, Türkiye’ye has bir rezil malzeme dökülmediği için hepimiz memnun olduk. Bu dörtlünün oluşturduğu omlet tadındaki zeminden bu sezon kurtulduğumuz için, herkes virajları daha az kesti, yola daha az taş-toprak çıktı. Banketlerin içindeki taşlara fazla muhatap olmak zorunda olmadığımız için, bir Ege Rallisi klasiği olan lastik patlamalarına bu sezon hiç rastlanmadı. Böylesi tabii ki daha güzel, lastik patlatma faktörü olmadan mücadele edilince, ralli daha keyifli oluyor. 8-10 virajda çok toprak vardı ama Katalunya, Almanya gibi rallilerde bile oluyor bu, şikayet etmenin bir anlamı yok. Klasmanın üstünden altına doğru baktığımızda, incarlardan açıkça belli olduğu üzere, Burak ile Ünal çok çabuk uyum sağlamışlar. Pirelli kullanmayan Burak, yarışın son lupuna kadar bu avantajı kullandıktan sonra, adeta birinciliği hediye etmek istermiş gibi yağmur lastikleri ile çıktı son lupa. O lastikler ile yarışı kontrol edebilmiş olmaları büyük başarı ve sinir işi. Buna mukabil, birçok testzede gibi, Yağız da, Pirelli’lerden nasibini aldı. DS ve DH hamurlarının mantıken doğru tercih oldukları luplarda çuvallamaları, daha narin olan ve patlamaya meyilli RX deseni lastiklerin ise hiç patlamamaları, Yağız gibi hepimizi ofsayta düşürdü. Daha riskli RX’ler ile daha iyi zamanlar yapılırken, PWRC’de kullanılan DS ve DH’lar sınıfta kaldı Ege’de, işte Türk asfaltı dediğin böyle olur…

Ercan Abi, Evo 9 ile yapılabilecek ne varsa, gidilebilecek ne varsa gitti, yine çiziksiz, vukuatsız podyum yaptı. Grup N araba kullandığı için, kimse O’nu şampiyonluk adaylarından saymıyor, ama Ercan Kazaz ile sezon mücadelesi verecekseniz, arkanızı iyi kollamanız lazımdır, yoksa aşı yapar… (Bakınız 2005 ve 2007 sezonları). Fatih ve tekrar kavuştuğu Güray’ı, asfaltta Super1600 keyfi yaptılar. İşin enteresan yanı, Fatih’in Evo 9’a tercih ettiği Super1600 ile, Evo 9’a geçilmiş olması. Ölümsüz bir eser olduğunu kanıtladı Evo 9 arabası…

Bu yarışın iyi gideni Ünal Şenbahar ve Dinçer Akgün, çok gideni Vedat Abi, en çok gidenleri ise Sinan Pulat, Murat Bostancı, Yunus Emre Zümrüt oldu bence… Ünal, Fatih’e km’de 1 saniyeden çok daha fazla yaklaşabildi Subaru’su ile. Dinçer, Saxo ile kendisinden çok daha güçlü ve iyi arabaları geride bırakabilmiş. Y.Emre Zümrüt, çekişmeli geçen sınıf 8’i açık fark ile rahat kazandı. Murat ve Sinan’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Kullandıkları otomobiller ile bundan daha fazlasını yapmak pek mümkün değil. Sinan, daha önce üç otomobili paramparça ederek tarihe gömdüğü bu etaplarda (Lada, Peugeot ve Evo) Evo 6’nın dibini çıkardı ve arabasına harika bir jübile yaptı. Gerçi son serviste artık motor çalışmaz hale gelmişti ama dert değil. Daha yeni versiyon bir şeyler ile izleyeceğiz Sinan’ı, ama ne zaman izleyeceğiz, onu kendisi biliyor sadece. Murat, Pazar günü boyunca önümüzdeydi, dikkatle izledim onu, normal etaplarda yaptığı hazırlık, arabasına (ve hatta çevre arabalara) gösterdiği dikkat, lastik ısıtması, her şeyi yerli yerindeydi. Boğaziçi Rallisi’nde Super2000 ile yıldızı çabuk barışır umarım…

Yarışta yaşanan büyük kazalara baktığımızda, üçünün de ege Rallisi’nin en beylik yerlerinde olduğunu görüyoruz. Efemçukuru’nda uçan turuncu Palio’nun düştüğü uçuruma, seneler önce bir başka Palio ile Levent uçmuştu. Emre’nin uçtuğu viraj ise, Volkan Işık’ın Punto Super1600 ile uçtuğu aynı viraj, diğer yönde uçmuştu Volkan Abi. Çöplük kavşağından önceki (veya diğer yönde sonraki) ilk sert viraj orası, vukuatlı bir yerdir. Emre’ye yazık oldu, çünkü çok iyi gidiyordu. Biner binmez bu kadar gideceğini tahmin etmiştim, ama bir anlık hatası pahalıya mal oldu. Ayağı çabuk iyileşir umarım ve yine gaza basar sonuna kadar… Serkan Yazıcı’nın kazası ise olacak iş değil gerçekten, böyle bir basiret bağlanmasına sık rastlanmaz. Önceki virajı kestikleri için Evo 9’un altına bir taş dolanıyor, taşa vuran şaftın sesini dinleyip éne oluyor” diye düşünürken, frenajı kaçırıp, 2001 yılında Murat Akdilek’in düştüğü çukura düşüyorlar. İki tecrübeli isim Serkan ve Vedat’ın böyle bir yaş tahtaya basmaları gerçekten enteresan oldu. Son etapta çocukların yola dizdiği taşların kurbanı olan Taner, Saxo ile harikalar yarattığı İzmir parkurunda, bu kez Subaru ile çok can yakar diyorduk. Turbo arızası olduğunu söyledi Taner, ama bizim araba ile denedik, kafa kafaya gidiyordu arabalar, belki başka bir sıkıntısı vardı Subaru’nun. Spoylerine yapılan itiraza Taner neden bu kadar takıldı ve üzüldü bilmiyorum, sonuçta ortada kurallar var ve herkes bu kurallar dahilinde yarışıyor.

Bu yarış bir başka enteresan şey daha oldu. Vedat Diker ve Mithat Diker’i aynı yarışta 4 çeker otomobiller ile en son 1997 yılında Escort Cosworth’lerin direksiyonlarında görmüştük. Bu yarış aralarındaki tatlı rekabet, birbirlerini hızlandırmış gibiydi sanki, ikisi de beklenenin çok üzerinde tempolara çıktılar. Ralli kros ve mahalli ralliler ile ısınma turlarını atan, Serhan Türkkan, Buğra Banaz gibi umut vaad eden gençlerin, ulusal seviyede tecrübeye ihtiyaçları olduğunu gördük, her yarışta biraz daha öğrenip, geliştireceklerdir kendilerini.

Bizim Genel Klasman 12. oluşumuza gelince, Menderes’in toprak sevgisinin ağır basmasından dolayı, asfalt yarışlar ile yıldızı pek barışmaz. Bu da bir yana, bu sene terfi ettiğimiz Evo 10, ancak Perşembe gece yarısı bitirilebilip, Cuma günü tıra konunca, test yapamadık. Arabaya ancak start takında binip, direk Efemçukuru’na çıkıp, 5’in üzerinde gazlamaya başlayınca, pek hoş olmuyor ruh haliniz. Arabaya alışamadan ve doğru süspansiyon set-up’larından çok uzakta yarışa balayınca, “Mendogül’ün suçu ne” diyebiliyorum ancak bu 12’ncilik için… (Hani ben TOK Sport’un kalemşörüydüm ya, kendi yarıştığım takımları hiç eleştirmezmişim ya…)

Mayıs ayının bir güzel, bir de kötü haberi var. Yaklaşık 3 sene önce su kayağı yaparken kaza geçiren ve yüzünden yaralandığı için yarışamayan SJJ, geri döndü ve döndüğü ilk yarışı kazandı. Şampiyona hoş geldin diyoruz lakin, geçen sene mentos sponsorlu Evo 9’u ile Türkiye Rallisi’nde Hallı etabında tüm dünya jump show yapan, mental sorunlu Saliuk arkadaşımız da, aynı şekilde su kayağı yaparken kaza geçirmiş ve bir süre yarışamayacak. Demek ki pilotların sadece karada sürat yapmaları gerekiyormuş, su kayağına hayır…

Bu sezonun büyük bedevisi Serkan yazıcı oldu. Önce Peugeot projesi patlayan, sonra da atlasın jetiyle çakılan Serkan’ı, maalesef Mini ile izleyemeyeceğiz. Motor sporu severler, alışverişlerini yaparlarken, Peugeot ve Atlas firmalarının bu tutumlarını göz alacaklardır şüphesiz.

Değinmemiz gereken başka üzücü konular da var. Örneğin sevgili Cahit Abi’mizin cenazesi oldukça kalabalıktı, ne çok seveni varmış, bir kere daha Allah rahmet eylesin. Ona üzülürken, Yüksel Özgür’ün ve hemen ardından Bahadır Gücenmez’in babalarının vefat haberleri geldi arka arkaya. Onlara da Allahtan rahmet diliyoruz.

Mithat Diker’in “Yolun Yarısında” isimli kitabıyla tanıştık EOSK sayesinde. Aslında yeni çıkmadı kitap, ama tanıtım olarak biraz zayıf kaldıklarını söyledi Mithat Abi. EOSK sayesinde kitapla buluşmuş olduk. Bir solukta okunacak, bu sporun gerçek kimliğini ve “nasıl rallici olunur” klişesini açıklayan bir kitap. “Ben ralliciyim” demenin bugün ne kadar kolaysa, o gün de ne kadar zor olduğunu ve ne olursa olsun o jenerasyona saygı göstermemiz gereketiğini idrak etmemizi sağlayacak satırlar var. Kitabın sayfaları arasında bir şey gördüm: 1981 yılında yapılan, Atatürk’ün 100. yaş günü adına düzenlenen, 100. yıl Atatürk Rallisi… 2011 yılındayız, neden bir “130. Yıl Atatürk Rallisi” yapmıyoruz? ANOK mesela, 29 Ekim’de Cumhuriyet Rallisi adında bir mahalli yarış düzenlemeyi düşünüyor. Bir de 130. yıl Atatürk Rallisi yapsalar, veya başka bir klübümüz yapsa nasıl olur?

Sardunya ve Arjantin Ralli’lerinde koşulan PWRC ve SWRC ayaklarına da göz atalım çünkü gerçekten çok tuhaf iki yarış oldu her iki şampiyona için de. Sardunya SWRC’de Ott Tanak inanılmaz hızlı başladı ve Al-Attiyah, Hanninen gibi SWRC’nin favorilerine ciddi bir fark yaptı daha ilk lupta. Tanak’a ayak uydurabilen tek pilot, bir diğer SWRC favorisi Martin Prokop oldu. Önceki yazımda daha pişmesi lazım dediğim Tanak beni utandırdı, olgun bir pilotaj ile kazadı. Beni bir başka utandıran da, din kardeşim Al-Attiyah oldu. En önemli rakipleri Hanninen ve Prokop’un çok arkasında ancak 4’üncü olabildi. Prokop’u gerçekten tebrik etmek lazım. Defalarca alev alan arabası yüzünden anası ağlasa da, 3’üncü olmayı başardı. Bir başka anneler gününde anası ağlayan isim Karl Kruuda’ydı. Tanak’ın bir fırt hızlısı olarak gördüğüm Kruuda, Skoda Fabia Super2000’i ile önce önündeki arabanın tozunda kaldı, sonra debriyajı bitti, sonra lastiği patladı, sonra da motoru 3 silindire düştü, ve bütün bunlar sadece ilk gün başına gelenlerdi! SuperRally de çare olmadı, 2. gün bir lastik daha patlattı, ve motor problemi yarışın sonuna kadar devam etti. SWRC’de Ott Tanak, enteresan bir şekilde Hanninen ve Prokop’a meydan okur hale geldi.

PWRC Arjantin ise daha da inanılmaz geçti. Bu yılın en büyük bahtsızı ve tartışmasız en hızlı PWRC pilotu olan Patrik Flodin, kem talihine yeni bir halka daha ekledi. Yarışı son lupa kadar lider götürdükten sonra, son lup için refuellinge girdi Flodin. Ama girdiğiyle kaldı, bir daha çıkamadı, çünkü Subaru çalışmadı! Zavallı Flodin kafayı yerken, böylece 2 giden Kosciuszko lider oldu, Haydon Paddon ise 2’nciliğe çıktı. Son etapta da Kosciuzsko da kalınca, kaplumbağa temposuyla Paddon birinci bitirdi yarışı. Pek de hak edilmiş bir zafer olmadı ama Paddon daha önceki PWRC ayağı Portekiz’i de kazanmıştı. İkide iki yaptı ve şu an büyük avantaj kazandı PWRC şampiyonluğu için.

Mini için iyi bir başlangıç oldu Sardunya. Kris Meeke biraz tuhaf şekilde ve şanssızca uçtu. Ama Dani Sordo tecrübesini konuşturarak, takımın ilk puanlarını aldı. Mini’nin ilk yarışı, elbette C4, Fiesta veya DS3 gibi muhteşem ve galibiyetli olmadı. Ama unutulmamalı ki, DS3, C4’ün, Fiesta ise Focus’un mirasçıları. Mini ise yeni doğmuş bir çocuktan farksız şu an. Zamanla daha iyi olacaktır otomobil.

Sebastien Loeb için artık bir şey söyleyemiyorum. Sardunya’da playstation oynar kadar rahat kazandı. Ama Arjantin’de 1 dakika erken cezası alıp da, yarışı kazanması, artık Olivier Quesnell hariç servis alanındaki herkesi canından bezdirdi sanırım. Ogier’in daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, Hirvonen şaşkınlık içerisinde ve çaresiz, Latvala hızlı ama bu yıl kem talihli. Loeb, yolu temizlese de, ceza yese de, rakipleri sıkıştırsa da, kendi işini kendisi görüyor… Peter Solberg’in yıllardır süren bahtsızlığı da devam ediyor. Hem Sardunya’da, hem de Arjantin’de hidrolik direksiyon sorunları yaşadı yine. Yazık oluyor Şampiyon’a, bir yarış kazanmayı çoktan hak etti.

Son olarak, Bozhane Tırmanma’daki içler acısı katılıma ve Otokros’daki müthiş mücadeleye değinelim. Yarış diye yırtınan İstanbul’lu amatörler, acaba burunlarının dibindeki yarışa neden katılmazlar, anlamak mümkün değil. Geçtiğimiz yıllarda Öğül Abi ile TOK Sport pilotları arasında geçen şampiyonluk mücadelesi, bu yıl Taner Şengezener ile yine bir TOK Sport pilotu Vedat Diker arasında geçecek. Ümit Kemal ile Bülent de Kategori 2 için kapışıyorlar. Tırmanmalar, muhabbetiyle, mücadelesiyle yine keyifli bu yıl… Oto Kros’lar da öyle. Geçen hafta Kartepe Kros’da Halim Ateş ile Vedat Diker arasında kıyasıya bir çekişme yaşandı. Biz parkur kenarında heyecandan titreyerek zaman tutmaya çalışırken, iki pilot cesurca gazladılar. Sonuçta 20 salise ile Vedat Abi kazandı ve Ulusal Kros Şampiyonası’nda 1-1’e getirdi durumu. Bunda sonraki yarışlar daha da çekişmeli geçecektir. Buğra da Fiesta’sı ile Palio Super1600’lü Alkan’ı geçmeyi başardı. Pilotajını izlerken aferin dedik hepimiz. Yarış bol mangallı, cateringli ve çoluk-çombalak geçti, hatta bir ara aile salonu açmayı düşündük servis alanına. Ben bu kadar yarışçı çocuğunu bir arada görmedim hiçbir yarışta. KOSDER harika bir Kros parkuru yapmış, her çeşit karakteri barındıran, sağlam zeminli bir toprak pist… Ellerine sağlık…

Boğaziçi Rallisi’nde görüşmek dileğiyle, bakalım Travaglia’yı alt edebilecek mi pilotlarımız. Kaçak antrenman seansları başlamış, gitmeyen kalmasın, duyduk duymadık demeyin…

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com

1 2 3 5
Yukarı Git