Reklamlar
Tag archive

istanbul rallisi

Egea’lı Gençler’in en hızlısı Telkenar

10/07/2019 in Türkiye Ralli Şampiyonası

Fiat Motor Sporları tarafından düzenlenen Egea Gençler Kupası, tüm heyecanıyla İTO 40. İstanbul Rallisi kapsamında devam etti. Kupanın İstanbul ayağının birincisi geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Onat Telkenar – Efe Eryalaz ikilisi oldu. Fiat Motor Sporları Takımı resmi pilotları Fatih Kara – Bilge Ayan ikilisi ise iki çeker ve RC3 kategorisinde birinciliği ve genel klasmanda altıncılığı kazandı.

Motor sporlarına genç yeteneklerin kazandırılması hedefiyle düzenlenen Egea Gençler Kupası doludizgin devam ediyor. Türkiye’de genç pilotların katılımına yönelik olarak düzenlenen tek kupa olan Egea Gençler Kupası, geçtiğimiz hafta sonu “İTO 40. İstanbul Rallisi” kapsamında koşulan dördüncü ayağı genç pilotların mücadelesine sahne oldu. Pek çoğu ilk kez toprak zeminde yarışan gençlerin tecrübe kazanmaları adına önemli bir
deneyim olan İstanbul Rallisi’nde, TOSFED desteği ile Fiat çatısı altında yarışan Onat Telkenar – Efe Eryalaz ikilisi geçtiğimiz sene kazandıkları başarıyı bu yıl da koruyarak; mücadeleden birinci çıktı ve Egea Gençler Kupası İstanbul ayağının kazananı oldular.

İstanbul Rallisi’nde Fiat Motor Sporları Takımı resmi pilotları Fatih Kara – Bilge Ayan ikilisi ise iki çeker ve RC3 kategorisinde birinci ve genel klasmanda altıncı oldu. Türkiye Ralli Şampiyonası kapsamında düzenlenmekte olan Egea Gençler Kupası, 12-13 Ekim tarihlerindeki Kocaeli Rallisi ile sezona devam edecek.

Reklamlar

Ralli Heyecanı İstanbul’a Taşınıyor

06/07/2019 in Türkiye Ralli Şampiyonası

2019 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 4. yarışı olan İTO 40.İstanbul Rallisi, 52 otomobil ve 104 sporcu katılımıyla 06-07 Temmuz tarihlerinde İstanbul Anadolu yakasında gerçekleştiriliyor. İstanbul Otomobil Sporları Kulübü (İSOK) tarafından İstanbul Ticaret Odası ana sponsorluğunda düzenlenen organizasyon, Şile ilçesine bağlı Ballıca, Göçbeyli, Oruçoğlu ve Bıçkıdere çevresindeki 238,73 kilometrelik toprak zeminli parkurda koşulacak

Aynı zamanda Türkiye Historic Ralli Şampiyonası ve Zafer Vatansever Ralli Kupası‘na da puan veren yarışta 6 Temmuz Cumartesi günü saat 12.30’da Tuzla’da bulunan ViaPort Marina’daki start seremonisinin ardından ekipler, 5 özel etabı geçerek ilk günü tamamlamış olacaklar. Yarışın ikinci günü olan 7 Temmuz Pazar ise ekipler ilk özel etap için saat 10.20’de servis alanından hareket edecekler ve 5 özel etabı geçtikten sonra saat 15.45’ten itibaren zorlu ralliyi tamamlayacaklar.

İlk 3 yarış sonunda Türkiye Ralli Şampiyonası’nda Castrol Ford Team Türkiye takımından Murat Bostancı-Onur Vatansever lider durumda yer alırken, Türkiye Ralli İki Çeker Şampiyonası’nda Fiat Motorsporları takımından Fatih Kara-Bilge Ayan, Türkiye Historic Ralli Şampiyonası’nda Uygar Birgili-Afşin Baydar ve Zafer Vatansever Ralli Kupası’nda da İlhan Mutluay-Cumhur Önder ekipleri ilk sırada bulunuyorlar.

Aras Dinçer: Hoşçakal Gareth…

20/06/2012 in Aras Dinçer

Bu yazının konusu, 33. İstanbul Rallisi olacaktı aslında. Ancak haftasonu koşulan efsane yarış Targa Florio Rallisi’nde yaşanan üzücü kaza, herşeyin önüne geçti doğal olarak. Bu kazada, sporun genç isimlerinden Gareth Roberts’ı maalesef kaybettik.

Şahsen tanıyor olmasam da, sporumuzda yıldızı yükselen kopilotlardan biri idi Gareth Roberts. Henüz 24 yaşındaydı ve Craig Breen ile beraber edindikleri uluslararası tecrübeler ile, geleceği açık yardımcı sürücülerden biri idi. Artık sadece “büyük pilot” çıkarmakta değil, o eski “büyük kopilotları” da çıkarmakta zorlanan Britanya’nın, şanını sürdürmek için umut bağladığı sporcularından biri idi. Elbette en başta Craig Breen olmak üzere, bu sporu gerçekten seven herkes, Gareth’ın böyle bir kaza ile kaybedilmiş olmasına çok çok üzülmüştür. Craig ile ne kadar iyi arkadaş oldukları, başarılı olabilmek için ellerinden geleni yaptıkları, Gareth’ı tanıyanların, O’nun hakkında söyledikleri zaten ortada. Hatta yarışırken, ne kadar eğlendiklerini nete düşen fotoğraflardan görebilirsiniz. Bu noktadan sonra, birşey söylemek çok zor, benim haddime de düşmez zaten… Ailesi, sevenleri, ralli camiası ve Craig, O’nu her zaman kalplerinde yaşatacaklardır. Hoşçakal Gareth…

Bu kazanın ardından düşünülmesi gereken önemli bir konu var. Sonuç itibarı ile, bir ralli otomobilinin kaza geçirmesi için, tek bir düşük ihtimal vardır: Anlık bir mekanik arıza. Bunun dışında kalan yegane iki ve en büyük ihtimal, ya pilotun, ya da kopilotun hata yapmasıdır. Sporun otoritesi FIA’nın en önemli görevi de, böyle bir hata sonrasında olabilecek kazaların bedelinin ölüm veya yaralanma olmaması için, güvenlik standartları yaratmaktır ve uygulamak-uygulatmaktır.

80’lerden bugüne, motorsporlarında yaşanan ölümlü kazaları düşünürsek, Toivonen-Cresto ikilisinin hayatlarını kaybettikleri 1986 Korsika Rallisi’nden bu yana gelinen nokta ortada. FIA, her ölümlü kaza sonrası, sadece ralli değil, Formula 1 ve diğer branşlarda da aktif ve pasif güvenlik önlemlerinin standartlarını sürekli arttırdı. Belli bir zaafın iki kere tekerrür ettiği, birden fazla ölümlü kaza neredeyse yok gibi. Ancak bu defa biraz geç kalındı galiba. Belki de ralli tarihinde ilk defa, ciddi bir güvenlik zaafı, ölüme sebep vermeden, ama ciddi bir uyarı niteliğinde karşımıza çıkmıştı geçen sene: Rallisever Formula 1 pilotu Robert Kubica, İtalya’da katıldığı rallilerden birinde, Skoda Fabia Super2000’i ile, bariyerlere saplanmıştı. Kubica bu kazada hayatını kaybetmedi, ama belki de tüm kariyerini kaybetti. Hala daha pistlere dönemeyen Polonya’lı pilotun başından geçen bu olay, aslında çok ciddi mesajlar veriyordu: Yol kenarı bariyerleri biraz “farklı” bir tehlike idi…

Bariyer denen meretin, en önemli ve en tehlikeli yönü, doğadaki hiçbir objeye benzemiyor oluşudur. Neden mi? Ralli otomobillerindeki tüm o müthiş güvenlik önlemlerini düşünürsek, bunların hepsinin dizaylarının tek bir varış noktası vardır: Yer yüzü şekilleri, ağaçlar, köprüler gibi faktörlerin, bir kaza anında otomobilin içindeki yaşam alanına girmelerini veya bu alanı küçültmelerini engellemek. Bu faktörlerin hepsi de, boyutsal açıdan -doğal olarak- yarış otomobilinden çok daha büyüktürler. Dolayısı ile, rollcage’in temel hedefi, kaza anında onları durdurup, yaşam alanına tecavüz etmelerini engellemektir. Bu yüzden, yarış ekipmanlarının tüm güvenlik testleri bu faktörlere göre yapılıyor. Sonuçta, bu faktörleri kaza anında otomobilin dışında tutabilirseniz, otomobilin içine sızıp, sizi yaralayamazlar değil mi? Bunu yapabilmeleri için, ya sıvı, ya da gaz halinde olmaları gerekir. Peki ama ya obje, hem katı halde, hem de sizin güvenlik önlemlerinizin arasından sızabilecek kadar esnek ve “küçük” ise? Sanırım, dünya üzerinde katı özellik taşımasına rağmen, bunu becerebilecek tek bir obje var, o da bariyerler. Metrelerce uzunluğunda, ama profilden bakıldığında otomobilin içine kolayca sızabilecek kadar “küçük”. Üstelik yeterince de esnek…

Ralli yapan hiç kimsenin normal bir insan olmadığını düşünürsek, normal insanların iyiliği için yapılan bu bariyerlerin, aynı Gareth’ın ölümüne sebep oldukları gibi, bazen normal insanların da trafikte ölümüne sebep olduklarını görmüşsünüzdür. İşte geldik zurnanın zırt dediği yere: İster bir Skoda Fabia Super2000’in içinde olun, ister bir Skoda Favorit kullanın, yapacağınız bir kaza sırasında, bariyerin sizi hayatta tutmasıyla, bedeninizi ikiye bölmesi arasında, sadece birkaç derecelik darbe açısı farkı, veya birkaç km/s sürat farkı vardır. Bu “birkaç”lar belki “birkaç 10” olarak da değerlendirilebilir tabii. Fakat sonuçta bizlerin normal hayatta çok önemsemediği o birkaç 10’lar, bariyerin bizim için vereceği infaz ya da beraat kararını direkt etkiler. Çünkü bariyere ne kadar dik açıyla vurursanız, sizi tutması o kadar mümkün iken, ne kadar dar açıyla vurursanız, bağlantı noktasından kopması ve otomobilin içine “sızması” da o kadar mümkündür. Hele ki, yasal hız sınırı yerine, Jan Kopecky’yi kovalayan bir tempoda araba kullanıyorsanız, bu çok daha kolaydır. Bunu şuradan anlayabiliriz: Geçtiğimiz hafta Rally Bulgaria’da TOK Sport’un Mini’si ile bariyerlere saplanan Seashore ekibinin burnunun kanamamasının sebebi, otomobilin çok hasar almış gibi görünmesine rağmen, aslında Breen-Roberts ekibine nazaran daha düşük bir hız ile bariyerlere çarpmış olmaları ve bariyerin tam motora denk gelmiş olmasıdır. Ki, motor zaten kullanılamaz hale geldi bu darbeden sonra.

“Otomobilin içine sızmak” ile neyi kastettiğimi hepiniz anlamışsınızdır. Bariyer denen şeye profilden bakarsanız, 20×30 cm ebatlarındaki bir delikten geçebileceğini görürsünüz. Bariyerin başladığı yere saplanırsanız, veya dar açıyla yüksek süratle vurup, bağlantısından kopmasına sebep olursanız, tıpkı bir toplu iğnenin balona saplandığı gibi, bulduğu ilk delikten, otomobilin içine uzanır. Bu durumda sizi koruyabilecek yegane şey, motor ve motor kulaklarıdır. Aldıkları darbe ile yerlerinden kopmazlarsa tabii… Ralli otomobillerini düşünürsek, motorların standart otomobillere göre çok daha eğimli ve aşağıda durmaları, ve motorun etrafının bomboş olması, bu noktada tehlikeyi daha da arttırıyor. Geriye bir tek, yaşam kabini ile motor kabini arasında duran sac panel kalıyor. O da kolaylıkla delindikten sonra, bariyer ile burun buruna kalıyorsunuz. “İnce” ama inanılmaz bir mukavemete sahip bariyer, fizik kanunlarını böyle kullanıyor sizi biçmek için. Karşısına, en az onun kadar güçlü bir önlem koymazsanız, pilot ve kopilotları her daim tehdit etmeye devam edecek bariyerler.

En az onun kadar güçlü bir önlem denince, elbette FIA’dan otomobillerin önüne veya motorun arkasına 50 kiloluk bir çelik panel yerleştirilmesini mecburi kılmasını bekleyemeyiz. Ama aslında bariyerin dikine darbesine karşı dayanabilecek çözümü, taa Grup B’ler zamanında FIA sunmuş, üreticiler de kullanmıştı: Honeycomb profilli karbon levhalar… Honeycomb denen şey, aluminyumdan üretilmiş bal peteği şeklinde profillerdir. Yüzlerce minicik altıgen aluminyum profilin birleşmesinden oluşan bu profiller, iki kalın karbon levha arasına yerleştirilip, kendi özel tutkalı ile yapıştırılıyor ve o şekilde fırınlanıyor. İşlem bittiğinde, o kadar sağlam ve hafif oluyor ki, 3 cm profilli bir levhaya balyozla bütün gücünüzle vursanız bile, sadece birkaç milimetre esniyor. Sacdan kat be kat hafif. Üstelik çok da ince. Ne kadar ince yapılırsa, o kadar dayanıklı oluyor. Yani 5 cm profilli bir levha yerine 5 tane 1’er cm’lik levha üretilip arka arkaya konduğunda, sağlamlığı çok daha fazla oluyor. Yani motor ile yaşam kabini arasındaki sac bölmenin önüne de, arkasına da kolaylıkla uygulanabilir. Hem de birkaç kat. Bu tip parçalar, zamanında Grup B’lerde ve modern WRC’lerde kullanıldı. Sadece birkaç kilo ek ağırlık ile, otomobilin ön tarafı bariyere çok daha dayanıklı hale gelebilir.

Bu tip bir kazada ölümü engelleyebilir mi? Bilemeyiz. Ama en azından bazı durumlarda sonucu etkileyebileceğine inanıyorum. Keşke FIA, yaşam alanının önündeki şu sac paneli güçlendirmek için bu veya buna benzer bir yöntemi, Kubica’nın kazasından sonra hayata geçirseydi. Belki bugün Gareth aramızda olurdu…

Tehlikeli olduğunu bilmemize rağmen, başlasın diye günleri, saatleri saydığımız bir iş yapıyoruz. İstanbul Rallisi’nden bahsedelim biraz da. Yarışın sportif sonuçlarından ziyade, start listesi, yarışın İSG Havalimanı’na taşınması gibi idari konular konuşuluyor günlerdir. İSOK Yönetim Kurulu’nda bulunmam sebebiyle, yazılarımda kulübü bağlayacak ifadeler kullanmak istemiyorum. Çünkü her ne kadar kulüp yönetiminde olsam dahi, bu yazının yazarı, tarafsız olmak durumunda. Dolayısı ile, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmak yerine, işin sportif kısmıyla ilgili birşeyler söylemek istiyorum.

Etap zamanlarına ve genel klasmana bakarsak, İstanbul Rallisi’nden birkaç sonuç çıkarabiliriz. Ama, iyi düşünürsek, sonuçlardan daha fazla sayıda soru çıkıyor karşımıza gelecek yarışlar için. Etap zamanlarının bize verdiği ilk ipucu şu: Yağız, toprakta Luca Rossetti ile kafa kafaya gidebiliyor. Yani kronometreler öyle söylüyor. Çünkü ilk etaba girmeden yedikleri cezayı da düşünürsek, Yağız bu yarışta Luca’yı geçmiş gibi görünüyor. Bu noktada Luca Rossetti’nin yarışı forse etmediği, otomobilini kollamak için yavaş gittiği, Yağız ile farkı sadece idare ettiği senaryoları tamamen yanlış bence. İkili arasındaki etap zamanlarının yakınlığı, asfalttaki farkın, toprakta yok olduğunu gösteriyor. Luca, taktik yapmamış, basbaya yarışmış Yağız ile. Bu açıdan Yağız-Bahadır ikilisini hem tebrik etmek lazım, hem de yedikleri geç cezası yüzünden sitem etmek lazım. Çünkü, bu yarışı Rossetti-Chiarcossi’nin önünde bitirebilselerdi, şampiyonluk için şansları neredeyse eşitlediler diyebilirdik. Şimdi puan farkı biraz daha açıldı ve Rosetti’nin ciddi bir hata yapması gerek. Üç kere Avrupa Ralli Şampiyonu olmuş bir ekibin de, Türkiye’deki 130-150 km’lik ralllerde ciddi bir taktiksel hata yapmaları pek mümkün değil bence. Üstelik bir asfalt ralli daha var önümüzde. Yağız’ın işi zor yani… Dahası, Volkan ve Vedat’ın yaşadıkları ve birazdan bahsedeceğim inanılmaz şanssızlık-basiretsizlik karışımı olaylar, İtalyan için tam bir piyango oldu. Çünkü Volkan ile aralarına giren iki Ford, ilerleyen yarışlar için çok iyi bir sigorta poliçesi oldu şimdi Rosetti için. Olası bir hata halinde, bir yarışı ilk üç dışında tamamlama lüksü var artık elinde. Hatta Eskişehir Rallisi sonrası söylediğim, Volkan Işık’a topraklara Rosetti ile eşit puanla lider girmeyi kabul edermiydin diye sorsalar, nasıl evet diyecekse, Rossetti’ye de aynı soruyu, “Bu yarışta Volkan 2.5 dakika kaybedecek, ama sen kazanamayabilirsin” diye bir teklif yapsalar, herhalde kabul ederdi. Volkan Işık’a gelince, patlayan lastikleri ve Ünal’ın tozunda kaybettiği zamanları düşünürsek, bu yarışı Rossetti ve Yağız ile çok da stresli bir çekişmeye girmesine gerek kalmadan kazanırdı diye düşünüyorum. Elbette motorsporlarında olmuşla ölmüşe çare yok. Lastik patlatarak yarış kaybeden ilk pilot Volkan Abi değil. Hatta kendisinin lastik patlatarak kaybettiği ilk yarış da bu değil. Daha önce hem bu bölgedeki etaplarda, hem de Bursa’daki Türkiye Rallisi’nde lastik patlatarak verdiği çok zaman ve yarış vardır Volkan Abi’nin. Burada enteresan olan, Yüzbaşı’nın lastik seçimi idi. Tüm rakipleri iki yöne ayrılmışlardı. Bazıları, taş gibi sağlam ama kabiliyetsiz bir lastik olan Michelin L’atitude Cross’un yumuşak hamuru ile yarışırken, bazıları da, Pirelli’nin kırıcı şartlar için artık standart hale gelen K4RF’i ile yarıştı. Bu iki lastikten çok daha hızlı bir lastik olan ama sağlamlığına asla güvenilmeyecek Michelin GZS’leri ise kimse tercih etmemişti. Volkan Abi haricinde… Veya bu bir tercihten ziyade mecburiyet miydi? L’atitude Cross aradığını ancak bulamadıklarını söyleyen Volkan Abi, GZS’ler ile çıktı yola. Sonra olanlar malum, patlayan iki lastik, giden dakikalar… Rakiplerinin lastikleri patlamadı mı? Murat’ın da, Rossetti’nin de lastik patlattığı görüldü. Yani sağlamlığına güvenilen lastikler bile yeri geldi, pes ettiler İSG etabında. Neden pes ettiklerine birazdan geleceğiz, o da ayrı bir konu. Ama, şu kesin ki, Volkan Işık konumundaki bir pilotu, bu lastikler ile, bu kadar taşlı-kayalı etaplara sürmek, ister kendi seçimi, ister takımının ihmali olsun, büyük bir hata oldu.

Taşlı-kayalı etaplar demişken… Kırıcı etap şartlarına karşı olmadığımı daima savundum yazılarımda şimdiye kadar. Sonuçta bir rallinin yapıldığı bölgenin coğrafi karakteri, kırıcı unsurlar içerebilir. Doğal şartların neden olduğu kabul edilebilir bir kırıcılık seviyesi, çok normaldir, hatta olmalıdır bir rallide bence. Ama artık ben isyan etmek istiyorum. Allaha bin şükür, bu yaşıma kadar Arjantin’den Katar’a, İsveç’ten Yunanistan’a kadar nerede ralli yapılıyorsa yerinde gördüm, nacizane gözlem yaptım, fikir yürüttüm kendimce. Ama bizim ülkemizdeki gibi kırma volkanik kaya dökülerek yol yapıldığını, bırakın ralli etaplarında, tarla yollarında bile görmedim yurtdışında. Sayın federasyon yetkilileri, sayın büyükler, abiler, ablalar, kardeşler, artık ne olur buna bir dur deyin. Bu yapılan yanlıştır, yazıktır, günahtır, yamyamlıktır bu yahu. Boğaziçi Rallisi için 23 km’lik harika bir etap bulunmuş, yapılmış. Nefis bir toprak zemini var. Bazı kavşaklarda yola kayalar sürüklense de, buna kimsenin bir itirazı yok. (En azından geçen sene Renato Travaglia itiraz etmemişti, biz de etmemeliyiz) Ama kırma taş dökülerek, hesapta ıslah edilmiş bir 5 km’lik bölüm var ki, arabanın çektiği acı, inanın ki bizlere nüksediyor içeride. Bu arabalara yazık değil mi? Neden yollara taş döküyoruz? 2010 yılında bu taşları Riva etabına döktüğümüz için bin bir küfür yemedik mi? Sonra süpürünce ele güne rezil olmadık mı? Daha hala bu taş işinde neden ısrar ediyoruz? 3 sene önce Ballıca etabının ucundan Oruçoğlu köyüne kadar taş döküldü. O güzelim toprak zeminin ırzına geçildi. Üzerinden bilmem kaç yarış, 3 tane kış geçti. Daha yeni kendine geldi o zavallı yol. Bu yapılan, yolu katletmektir. O 5 km’ye taş dökeceğinize, asfalt dökün, o bölümü asfalt geçelim. Veya baypas yolu var, o yolu kullananlım. Neden binlerce euroluk Super2000’leri, 4 çekerleri, veya neden zar zor satın alınmış bir Fiesta’yı, üç-beş kuruşa kiralanmış bir Palio’yu o taş havuzunun içinden geçiriyoruz? Zaten bizim coğrafyamızın toprağı yeterince kırıcı. Bir de suni bir kırıcı bölüm yaratmaya ne gerek var? Benim aklım almıyor, ben anlayamıyorum? Gerçekten anlayamıyorum…

Yarışta diğer ilgi çekici performanslara gelirsek, Murat ve Onur’un ilk 3’e oldukça yakın bir tempoda giderlerken, birkaç istikrarsız etap zamanı ve patlayan bir lastikle zaman kaybettiğini görüyoruz. Yağız’ın Rossetti ile çekişmesinden ötürü, takım emri ile yavaşlatılmış da olabilir Murat, bilemiyorum. Çünkü bana öyle geliyor ki, o tempoda devam edebilir, hatta daha iyisini de yapabilir. Fakat Ege Rallisi’ndeki kazadan sonra sanki birşeyler, Murat’ın el frenini çekmiş gibi. Bu arada kopilotu Onur’un sakat eliyle yarıştığını gördük, ve yarışın ardından ameliyat oldu tendonundan Onur. Genç kardeşimize geçmiş olsun diyorum. Ercan Abi, bu sezon bir tutuk sanki. Eskiden hiç çaktırmadan çok hızlı giderdi. Hele geçen sezon Evo 10 ile gösterdiği form, gerçekten takdire şayan idi. JM’in Skoda’sının eski spec olduğu malum, ama eski spec Ercan Abi, şimdikinden daha hızlıydı sanki… Bu yarışın en flaş pilotları önce Uğur, sonra Hakkı idi bence. Uğur için iki sene önce, Türkiye’nin en hızlı Grup N pilotu demiştim. Bu tezimi değiştiriyorum, bence Türkiye’nin şu an en hızlı 8 pilotundan biri Uğur. Uzun süre yarışmasa bile, otomobile bindiği gibi, gazlayıp gidebiliyor. Son lupa çıkarken, Hakkı ile neredeyse kafa kafaya idiler. Ama Özden’in de yarattığı fark ile yaptığı son lup atağı öldürücü oldu. Hakkı ve Hakan’ı da kutlamak gerek. Vurdukları kocaman kayaya rağmen, iyi yarıştılar ve finişe gelebildiler. Bu arada, Alpaslan Abi ve Sinan, kimseye çaktırmadan, ılık ılık Grup N şampiyonluğuna doğru gidiyorlar. Müthiş bir istikrar, ama aynı zamanda asla azımsanmayacak bir tempo ile yarışan Alpaslan Abi, Boğaziçi Rallisi’nden de böyle puanlar alırsa, işi çok kolaylaşacak.

Benzin pompası arızası ile bırakmak zorunda kaldığımız bu yarışta, yurtdışında olan ekibimizin yerine bize servis veren OMS ekibine ve Oğuz Bozkurt’a da buradan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum. Oğuz Abi bize takımımızın yokluğunu hissettirmedi, Murat Hoca, Sabri Ünver ve Ufuk’un da katılımlarıyla bolca güldük, eğlendik servisimizde. Cumartesi akşamı eve kadar direksiyon sallamaya üşendim ve emekli direktör, çiçeği burnunda kopilot Vedat Bostancı ile aynı odada konaklama heyecanını yaşadım. Bu arada her ne kadar üstlerine çok gidilse de, yarış direktörü Aydın’ın ve direktör yardımcısı Cenap Abi’nin gerçekten insan üstü bir çaba gösterdiğine herkesin emin olmasını isterim. Ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını biliyorum. Tabii daha iyisini yapabileceğine inanan arkadaşlara İSOK kulübünün kapıları sonuna kadar açıktır. Yeter ki boş geyiği bırakıp, üretken ve aktif olalım…

Önümüzde zorlu Boğaziçi Rallisi var. Hanninen ve Basso’nun yarışıp yarışmayacakları meçhul. Bulgaristan’daki kazadan sonra, otomobil yetişirse, Abdulaziz de start alacak gibi görünüyor. Birkaç yabancı daha mutlaka gelecektir, ama Basso, Hanninen ve Al-Kuwari yarışırlarsa, ilk üçe biri veya ikisi girer diye düşünüyorum. Yarışın katsayısının yüksek olması, ama rekabet seviyesinin de ona göre yüksek olacağı gerçeği, Boğaziçi Rallisi’ni gerçekten çok enteresan bir hale getirecek. Özellikle, bu taş dökülen zeminlerde ve uzun etaplarda patlayacak lastikler, sonuçları alt üst edecektir. Bu yarışta sadece Luca Rossetti’nin hata yapma lüksü var. Diğerleri açıklarını kapatmaya bakacaklar. Çünkü daha sonraki Kocaeli Rallisi’nde zannediyorum ki, birincilik kürsüsünde bir Skoda olmaması için, Ford pilotları Allah ne verdiyse atak yapacaklardır. Kocaeli Rallisi’ne güçlü girmek için, Skoda pilotlarının Boğaziçi Rallisi’nde terlemeleri gerekecek.

Son olarak, SuperSport San Marino Grand Prix’sine birinci olan ve şampiyonada liderliğini sürdüren Kenan Sofuoğlu’nu bir kez daha tebrik ediyorum. Yolun açık olsun Kenan…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

MY Team İstanbul’da İkinci Oldu

13/06/2012 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’na Ağaoğlu’nun tescilli markası MY Team sponsorluğunda başlayan Hakkı Ağaoğlu ve Cüneyt Göz 33.İstanbul Rallisi’nde start aldılar. 62 otomobilin kayıt olduğu yarışta Mitsubishi EVO 9 ile yarışan Hakkı Ağaoğlu, Sınıf 3 klasmanında ikinci, genel klasmanda sekizinci olurken Cüneyt Göz yaşadığı mekanik sorunlar sebebi ile finişe gelemedi.

10 Haziran Pazar günü saat 09:30’da Sabiha Gökçen Hava Limanı’ndakindaki servis alanından başlayan yarışta İSG, Yeşilvadi ve Oruçoğlu etapları üçer kez geçildi. Hakkı Ağaoğlu – Hakan Uçucu yarış boyunca hızlıydı. Sınıf 3’te ikinci olan pilotumuz yarış sonunda şunları söyledi: “İkinciliğin beni çok mutlu ettiğini söyleyemeyeceğim, yarışa galibiyet parolası ile çıkmıştık. Ancak rakibimde hatasız ve hızlı bir sürüş sergiledi. İstanbul Rallisi ile sezonun yarısı geride kaldı, kalan yarışlarda hedefimiz yine birincilik olacak.”

Ford Fiesta R2 ile yarışan Cüneyt Göz – Çiçek Güney sezona Sınıf 6’da iddialı başlamıştı ancak Eskişehir ve Ege Rallisi’nde şanssızlıklar peşlerini bırakmadı. Sezonun en zorlu ve uzun yarışı olacak olan Boğaziçi Rallisi 7-8 Temmuz tarihlerinde ve Cüneyt Göz bu yarışta şanssızlığına son vermek istiyor.

Ağaoğlu, Coca Cola, Full, GP Garage, Pozitif Dekor, Sony, Strategia desteği ile yarışan MY Team pilotları Hakkı Ağaoğlu ve Cüneyt Göz ile ilgili haberlere www.myteam.com.tr ‘den ulaşabilirsiniz.

Yağız Avcı : 33.İstanbul Rallisi Ardından

12/06/2012 in Türkiye Ralli Şampiyonası

Dört toprak ralliden oluşan serinin ilki olan İstanbul Rallisi’ni geride bıraktık. 9-10 ay sonra ilk kez toprağa çıktık ve gerçekten özlemişiz. İstanbul’un bazı klasik etaplarına ek olarak oldukça zor yeni bölümlerden oluşan yarışın en uzun etabı da eklenince çok mücadeleci, hataya çok açık ve bir o kadar da keyifli bir yarış olacağı aşikardı.

Castrol Ford Team Türkiye ve biz pilotlar olarak toprak zeminde Fiestalar ile olan tecrübelerimiz çok daha fazla olduğu için kendimize güvenimiz tamdı ve hızlı olacağımızı biliyorduk. Yarış tek güne yayıldığı için fiziksel olarak daha zorlayıcı olacağı belliydi, tabi bir de sıcak hava etkisi… Henüz ilk etaba giderken lastik havalarını kontrol edelim derken dalgınlığımıza geldi sanırım ve hakem masasına zamanında yetişemeyerek 1 dakika geç girdik. Bu da bize 10 saniye ceza getirdi. Yarışın başında bu çok iyi olmadı tabi ama rallide olabilecek şeyler. Konsantrasyonumuzu koruyup yarışa uzun olan yeni etap ile başladık ve burada iyi bir başlangıç yapmak önemliydi. Hızlı bir başlangıç yaptık ve 5 saniye fark ile en iyi zamanı elde ettik. İlk lupun sonraki 2 etabında da en iyi zamanları yapmayı başardık ve Luca Rossetti ile tamamen aynı zamanda ilk lupu tamamladık. Takım arkadaşım Murat Bostancı da çok iyi bir performans ile yarışta 3. sıraya yerleşti.

2.lupta İSG ve Yeşilvadi etaplarının taşlı bölümleri oldukça bozulmuştu ve biraz daha dikkatli geçtik fakat önümüzdeki rakibimiz Rossetti de biraz dikkatli davranmış olacak ki farkımız sadece 6.9 saniye açıldı. Halbuki son luptaki tempoyu bu lupta yapmış olmamız gerekirdi ama demek ki öyle hissetmedik. Son lupa 6.9 saniye geride başladık ve atak yapıp yarışı kazanmak istiyorduk. Son lupun 23km’lik ilk etabında Luca’dan sadece 0.1 saniye alabildik! İkinci etabında ise en sonlarda bir lastik patlattık fakat bize pek zaman kaybettirmedi ve 4 saniye o bizden aldı ve son etapta da biz 2.2 saniye aldık ve yarışı 8.6 saniye fark ile ikinci sırada tamamladık.

Müthiş bir mücadeleydi, özellikle de son lup. Böylece sezonun ilk toprak rallisinden güzel bir sonuçla ayrıldık, tabi kazansak daha iyi olurdu ama kısmet değilmiş. Co-pilotum Bahadır Gücenmez yüksek konsantrasyonla hatasız not okudu ve Castrol Ford Team Türkiye olarak takım arkadaşlarımla çok iyi bir yarış çıkardık. Murat-Onur üçüncü, Orhan-Burçin Fiesta R2 ile dokuzuncu ve Emre-Burak da onuncu oldular. Hem takımlarda hem de pilotlarda çok iyi puanlar topladık. Ekibimiz çok iyi çalıştı, Fiesta S2000 toprakta mükemmeldi ve Pirelli lastiklerimiz de çok iyi performans gösterdi. Rakiplerimiz her zaman ki gibi çok hızlıydı ve çok iyi mücadele ettiler. Buradan tekrar tebrik ediyorum ve şanssızlık yaşayan ekiplere de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Organizasyonda emeği geçen herkese de teşekkürler.

Şimdi sırada ERC Bosphorus Rally var ve hedef bir basamak üstü…

Görüşmek üzere…

www.yagizavci.com

Uğur Soylu Sınıf 3’ün En Hızlısı

in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Bonus ve Unifree Dutyfree sponsorluğunda yarışan Bonus Parkur Racing, Türkiye Ralli Şampiyonası’na 33.İstanbul Rallisi’nde 5 ekiple mücadele etti. Uğur Soylu-Özden Yılmaz sınıf 3’ü kazanırken, Ercan Kazaz-Emire Cantürk genel klasman 6.lığını elde etti. Burcu Burkut Erenkul-Buse Yamalı ile Engin Kap-Başar Yavuz mekanik arıza nedeni ile yarışı tamamlayamazken Yağmur Bostancı-Berk Kocaman historic kategori 2 ikinciliğini elde etti.

Kısa adı İSOK olan İstanbul Otomobil Sporları Kulübü tarafından organize edilen 33.İstanbul Rallisi Luca Rossetti’nin liderliği ile sonuçlandı. Yağız Avcı’nın ikinci, Murat Bostancı’nın üçüncü olduğu 2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın üçüncü ayağı, toplam 338 km. uzunluğundaki toprak zeminli parkurda 9 özel etap üzerinden koşuldu.
2009 ve 2010 sezonlarını Türkiye Ralli Takımlar Birincisi olarak tamamlayan Bonus Parkur Racing de bu yarışta 5 ekiple start aldı. Kariyerinde 3 Türkiye Ralli Şampiyonluğu bulunan tecrübeli pilot Ercan Kazaz, Emire Cantürk’ün co-pilotluğunda Skoda Fabia S2000 ile mücadele etti. Ekip genel klasmanda 6. sırada finişe ulaşırken Emire Cantürk yarışın en iyi bayan co-pilotu ödülünü kazandı.
Bu yarışla birlikte takıma dahil olan ve hızlı pilotajı ile tanınan Uğur Soylu da tecrübeli co-pilot Özden Yılmaz ile podyum hedefi ile start aldığı İstanbul Rallisi’nde Sınıf 3’te mutlu sona ulaşan isim oldu. Yarışın başından sonuna Hakkı Ağaoğlu ile çekişen Soylu-Yılmaz ikilisi Pinti.net desteğindeki Mitsubishi Lancer EVO IX ile 16 saniye farkla sınıf birinciliğini elde etmeyi başardı.

Bonus Parkur Racing´in bayan ekibi Burcu Burkut Erenkul-Buse Yamalı ise Unifree Dutyfree, Liqui Moly ve Aydoğanlar Otomotiv desteğinde start aldıkları rallinin 7. özel etabı öncesinde meydana gelen mekanik arıza nedeni ile yarışı erken noktalamak zorunda kaldılar.

30 yaş üzeri ralli otomobillerinin yeniden parkurlara kazandıran Parkur Historic’i ise, bu yarışta iki ekip temsil etti. Kemal Gamgam’ın birinciliği ile sonuçlanan historic kategorinin iddialı ekibi geçen yılın şampiyonu Engin Kap-Başar Yavuz 4.özel etapta mekanik arıza ile yarışa veda ederken, Yağmur Bostancı-Berk Kocaman ekibi yarışı kategori 2 ikincisi olarak tamamladı.

İstanbul Rallisi’nde Skoda Zaferi

in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’nda, Yüce Auto Skoda desteği ile yer alan Pegasus takımının Avrupa Şampiyonu pilotu Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi ikilisi İstanbul Rallisi’nde sergilediği muhteşem performans ile 1.nci oldu.

Bu yıl 33.ncüsü düzenlenen ve 2012 yılının ilk toprak parkur yarışı olan İstanbul Rallisi, Fabia S2000’lerin çekişmesine sahne oldu. Yüce Auto Skoda desteği ile Türkiye Ralli Şampiyonasında başarıyı kovalayan Pegasus takımının Avrupa Şampiyonu ekibi Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi ikilisi İstanbul Rallisi’nde zafere ulaştı. Skoda Fabia S2000 ile yarışan diğer Pegasus ekibi Burak Çukurova-Ünal Tezel ikilisi ise beşinci oldu.

10 Haziran Pazar günü 09:30’da Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan start alarak Göçbeyli (ISG), Yeşilvadi ve Oruçoğlu etaplarını üçer kez geçen ekipler, 130,8 km.si özel etap olmak üzere toplam 332,55 km boyunca kıyasıya mücadele ettiler. Luca Rossetti ve Matteo Chiarcossi ikilisi Skoda Fabia S2000 ile bu yıl ilk kez toprak parkur üzerinde gerçekleşen yarışları 1.27.46.04’lük zamanda tamamlayarak 1.ncilik kürsüsünde yer aldılar.

Avrupa Şampiyonu pilot Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi ilk iki yarışta asfalt parkurlarda başarılı yarışlar çıkarttıklarını hatırlatarak ‘‘Bu yıl ilk kez toprak parkura çıktık. Motorsporları tutkunlarına zevkli ve çekişmeli bir yarış izlettik. Fabia S2000’in üstün performansı ile bu büyük mücadeleyi birincilik kürsüsünde tamamladık. Kalan yarışlar için de bize büyük bir motivasyon oldu“ açıklamasında bulundu.

İstanbul Rallisi’ni 5.nci sırada tamamlayan Burak Çukurova-Ünal Tezel ikilisi ise üst sıralar için mücadele ettiklerini ilk 2 yarışta yaşadıkları şanssızlıkları geride bıraktıklarını ve bu yarışta şeytanın bacağını kırmak için uğraştıklarını, kalan yarışlarda daha iyi sonuçlar almak için çalışacaklarını belirttiler.

Castrol Ford Team Türkiye’den toprakta beklenen başarı

11/06/2012 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Türkiye Ralli Şampiyonası’nın üçüncü ayağı İstanbul Rallisi’nde dört araç ile start alan Castrol Ford Team Türkiye’nin iki Fiesta S2000 aracı da ilk üç’te finişi görürken iki çeker Fiesta R2 otomobiller ise yarışı 9 ve 10’uncu sırada bitirerek kazandıkları puanlarla ekibi şampiyona ikinciliğine yükselttiler.

Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 3’üncü ayağı 33’üncü İstanbul Rallisi, 10 Haziran Pazar günü İstanbul Kurtköy civarındaki etaplarda koşuldu. Sezonun ilk toprak yarışı, güneşli ve sıcak bir günde gerçekleşti. Zorlu mücadelenin yaşandığı İstanbul Rallisi’nde 147 km’si özel etap olmak üzere toplam 346 km’lik mesafe geride bırakıldı.

Rekabetin üst seviyelerde yaşandığı şampiyonanın ilk toprak zeminli yarışı olan İstanbul Rallisi’nde Castrol Ford Team Türkiye adına yarışan S2000 pilotları Yağız Avcı ve Murat Bostancı, sırasıyla 2 ve 3’üncü olurlarken iki çeker Fiesta R2 otomobille yarışan Emre Yurdakul ve Orhan Avcıoğlu da sırasıyla 9 ve 10’uncu oldular.

Toprak parkurda iddiasını sürdüren Castrol Ford Team Türkiye, Yağız Avcı-Bahadır Gücenmez ikilisi ile 5, Murat Bostancı-Onur Vatansever ikilisiyle de 3 özel etap en iyi zamanına imza atarak 9 özel etabın koşulduğu yarışın 8 etabında üstünlüklerini ortaya koydular. Castrol Ford Team Türkiye’nin ezici üstünlüğüyle tamamlanan İstanbul Rallisi’nde pek çok önemli rakibini geride bırakan Yağız Avcı, 1.4 saniyelik farkla kazandığı yarışı, aldığı ceza nedeniyle 8.6 saniye geride ikinci sırada tamamladı. Ford Fiesta S2000 otomobiliyle tüm etaplarda mükemmel bir performans sergileyen Yağız Avcı, İstanbul Rallisi’nden kazandığı puanlarla Türkiye Ralli Şampiyonası’nda 3’üncü sıraya yükseldi.

Bir diğer Ford Fiesta S2000 pilotu Murat Bostancı, co-pilotu Onur Vatansever ile ilk etapta elde ettiği üçüncülüğü yarış sonuna kadar taşırken 2012 Türkiye Genç Pilot Birinciliği’ni de sürdürdü. Castrol Ford Team Türkiye’nin diğer genç pilotları Emre Yurdakul ve Orhan Avcıoğlu, iki çeker Ford Fiesta R2 otomobilleri ile kendilerinden çok daha güçlü ve dört çeker otomobili geride bırakırken burada elde ettikleri iki çeker 1 ve 2’ncilikleri ile aynı zamanda Türkiye Ralli İki Çeker Kupası’nda da ilk iki sıraya yükseldiler.

Yüksek finiş yüzdesini sürdürerek ilk ona 4 Fiesta otomobil sokmayı başaran Castrol Ford Team Türkiye, Türkiye Ralli Takımlar Şampiyonası’nda liderliğe yaklaşmaya devam ediyor. İstanbul Rallisi’nde 44 puan kazanan ekip, 87 puanla lider ekibin hemen ardından ikinci sırada yer alıyor.

Bostancı: “Toprak parkur ile birlikte yeniden ivme kazandık”
Yarışın başından itibaren üstün performanslarını ortaya koyduklarını, ancak zaman cezası nedeniyle yarışı 2’nci sırada tamamladıklarını belirten Castrol Ford Team Türkiye Direktörü Serdar Bostancı, “Toprakta pilot ve araçlarımızın sergilediği performanstan memnunum. İlk üçte 2,ilk onda da 4 aracımızın olması, geçtiğimiz yıllarda kazandığımız zaferlere yakın olduğumuzu gösteriyor. Özellikle Yağız Avcı-Bahadır Gücenmez ikilisi, yarışın ilk etabından son etabına kadar mükemmel dereceler elde ettiler. Genç pilotlarımız ise, takımlarına kazandırdıkları puanlarla gurur duymalılar ,” dedi.

Türkiye Ralli Şampiyonası Puan Durumu

Pilotlar:
1. Luca Rossetti 70,00
2. Volkan Işık 58,00
3. Yağız Avcı 42,70

Takımlar:
1. Pegasus Racing 113
2. Castrol Ford Team Türkiye 87
3. Team 47 Motorsport 76

Büyük düellonun galibi Rossetti

in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 3. ayağı olan 33.İstanbul Rallisi, büyük çekişmeye sahne oldu. Zorlu rallide Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi ekibi zafere ulaşırken, Yağız Avcı-Bahadır Gücenmez ikinciliği, Murat Bostancı-Onur Vatansever üçüncülüğü elde etti.

İstanbul Otomobil Sporları Kulübü tarafından ISG Airport Hotel, Ford, Fiat ve İstanbul Ticaret Odası katkıları ile organize edilen 33.İstanbul Rallisi nefes kesen bir mücadeleye sahne oldu. Türkiye’nin en hızlı pilotlarının çekişmesi izleyenlere keyifli anlar yaşatırken, Yağız Avcı ve Luca Rossetti arasındaki düellonun galibi İtalyan pilot oldu.

10 Haziran pazar günü 09:30’da Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan start alarak Göçbeyli (ISG), Yeşilvadi ve Oruçoğlu etaplarını üçer kez geçen ekipler, 130,8 km.si özel etap olmak üzere toplam 332,55 km boyunca ter döktüler. Servis alanı olarak yine Sabiha Gökçen Havaalanı’nı kullanıldığı zorlu 33. İstanbul Rallisi saat 19.00’dan itibaren yine aynı noktadaki finiş podyumunda son buldu.

Pegasus Racing adına Skoda Fabia S2000 ile yarışan Luca Rosetti-Matteo Chiarcossi ekibi yarışın genel klasman birinciliğini elde ederken, 8,6 saniye farkla Castrol Ford Team Türkiye takımından Yağız Avcı-Bahadır Gücenmez ekibi ikinciliği ve yine aynı takımdan Murat Bostancı-Onur Vatansever de üçüncülüğü elde etti. Murat Bostancı aynı zamanda en iyi genç pilot ödülünü kazanırken, en iyi bayan pilot Serpil Pak, en iyi bayan co-pilot Bonus Parkur Racing’den Emire Cantürk, en iyi genç co-pilot Serkan Okan oldular.

Sınıf birinciliklerinde de dişe diş bir mücadeleye sahne olan 33. İstanbul Rallisi’nde sınıf 2 birincisi Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi olurken, sınıf 3 birincisi Bonus Parkur Racing’den Uğur Soylu-Özden Yılmaz, sınıf 5 birincisi Pegasus Racing’den Berkay Hakkı Şavkay-Can Hergüner, sınıf 6 ve 2 çeker klasmanı birincisi Castrol Ford Team Türkiye’den Orhan Avcıoğlu-Burçin Korkmaz, sınıf 8 birincisi Team 47’den Özgür Gür-Güven Yeşil, sınıf 9 birincisi GenPower Rally Team’den Ender Kozlu-Kerem Olaç ekipleri oldular.

Aynı zamanda historic ve mahalli klasmanlarına da açık olan organizasyonda; historic klasmanında Kemal Gamgam-Birol Otağ ikilisi birinci, Erdal Tokcan-Özlem Akgüç ikilisi ikinci ve Can Eroskay-Doğuş Gökay ikilisi üçüncü oldular. Yarışın mahalli klasman birinciliğini İlhan Mutluay-Tolga Tezeken kazanırken, İskender Kaya-Cemre Ergun ikinciliğin ve Murat Güray-Hürol Menderes ikilisi de üçüncülüğün sahibi oldular.

Türkiye Ralli Şampiyonası, 06-08 Temmuz tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan ve aynı zamanda Avrupa Ralli Şampiyonası’na da puan veren Bosphorus Rally ile devam edecek.

GP Garage, 4 Ekiple İstanbul Rallisi’nde

09/06/2012 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

İstanbul Otomobil Sporları Kulübü İSOK tarafından organize edilen 33. İstanbul Rallisi, bu hafta sonu büyük çekişmeye sahne olacak.

2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 3. ayağı olan 33. İstanbul Rallisi, 9-10 Haziran tarihlerinde organize ediliyor. Bu yıl büyük bir çekişmeye sahne olan şampiyonada, ekipler ilk kez toprak parkur üzerinde kozlarını paylaşacaklar.

Ağaoğlu, Yiğit Akü, Yokohama ve Solargard’ın ana sponsorluğunda; Teknokim, Armetal ve Citroen yardımcı sponsorluğunda, Türkiye Ralli Şampiyonası’nda mücadele eden GP Garage’ın yarışmacıları, İstanbul’a kupa ve puan hedefiyle gidiyor.

GP Garage Rally Team İstanbul Rallisi Katılımcıları
* Hakkı Ağaoğlu – Hakan Uçucu / Mitsubishi Lancer EVO9
* Ali Gülan – Ahmet Yörük / Renault Clio R3
* Alptekin Işıkalp – Serdar Aydın / Citroen C2
* Alpaslan Taner – Soner Tamer / Citroen Saxo VTS

9-10 Haziran tarihlerinde düzenlenecek olan 33. İstanbul Rallisi’nde Cumartesi gününü yol keşfi ve teknik kontrol ile geçirecek olan ekipler, Pazar günü 09:30’da Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan start alarak zorlu mücadeleye başlayacaklar.
Göçbeyli (ISG), Yeşilvadi ve Oruçoğlu etaplarını üçer kez geçecek olan ekipler, servis alanı olarak yine Sabiha Gökçen Havaalanı’nı kullanacaklar ve saat 19.00’dan itibaren yine aynı noktadaki finiş podyumuna ulaşabilmek için ter dökecekler.

Yarışın detaylı bilgileri ve canlı sonuçlarına www.isok.org.tr adresinden ulaşmak mümkün. Rallinin online sonuçlarını da; www.rallisonuc.com adresinden takip edebilirsiniz.

Go to Top