Tag archive

fiesta s2000

Avcı-Gücenmez Zirveyi Hedefliyor

06/09/2013 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda lider durumda yer alan Yağız Avcı-Bahadır Gücenmez ikilisi, bu hafta sonu düzenlenecek olan Ford Otosan Kocaeli Rallisi’nden zaferle ayrılarak, 14-15 Eylül’de Kaşmir Halı desteğini alarak katılmayı planladığı Polonya Rallisi öncesi moral depolamayı ve liderliğini sürdürmeyi hedefliyor.

İlk 3 yarış sonrasında 2013 Türkiye Ralli Şampiyonası’nda lider durumda yer alan, geçtiğimiz yılın Doğu Avrupa Ralli Şampiyonu Yağız Avcı, Castrol Ford Team Türkiye adına bu hafta sonu Bahadır Gücenmez ile Ford Otosan Kocaeli Rallisi’nde start alacak.

07 Eylül Cumartesi akşamı saat 17.00’de Outlet Center İzmit’ten başlayacak Ford Otosan Kocaeli Rallisi’nin ilk gününde sadece Seyirci Özel Etabı geçilecek. Otomobil severler 2 km. uzunluğundaki Kocaeli Fuar Merkezi otoparkındaki bu etapta pilotların performanslarını yakından izleme şansı bulacaklar.

08 Eylül Pazar sabah 08.30’dan itibaren yeniden direksiyon başına geçecek olan ekipleri, zorlu bir mücadele bekliyor olacak. Pazar günü sırası ile Fiesta, Ford, Transit ve Otosan etaplarını geçecek olan ekipler, saat 17.00’de Outlet Center İzmit´teki finiş podyumuna ulaşmak için ter dökecekler.

Kaşmir Halı, Hursan, Edox, Simtech ve MacTeam desteğinde yarışan Red Bull sporcusu Yağız Avcı, bu yarıştan zaferle ayrılarak, 14-15 Eylül tarihlerinde Kaşmir Halı desteğini alarak katılmayı planladığı Avrupa Ralli Şampiyonası’na dahil Polonya Rallisi öncesi moral depolamayı ve liderliğini sürdürmeyi hedefliyor…

Yalta Rallisi’nde İkinci Gün Tamamlandı

15/09/2012 in IRC/Türkiye Ralli Şampiyonası

Kıtalararası Ralli Mücadelesi’nde (IRC) sezonun onuncu yarışında ikinci gün sonunda Ukraynalı Yuriy Protasov lider konumda yer alıyor. Castrol Ford Team Türkiye adına mücadeleye katılan Yağız Avcı ise günü ikinci sırada tamamladı. Son etap öncesinde Protasov’un lastik patlatması ile liderliğe yükselen Avcı son etapta rakibine geçilince günü de ikinci sırada tamamladı.

Yerel pilot Protasov kendi evinde yarışmanın da avantajı ile yüksek tempoda yarışa devam ediyor. İkinci günün ilk etaplarında Mikko Pajunen ile sıkı bir mücadeleye giren Protasov rakibinin öğle servisinden sonraki ilk etapta büyük bir kayaya çarparak yarış dışı kalmasından sonra temposunu düşürmeyi planlamıştı ancak patlayan lastik onun da planlarını değiştirdi. Protasov son gün geçilecek altı etapta fazla zorlamadan yarışı tamamlamayı hedeflediğini belirtti.

Yağız Avcı mücadele ettiği Doğu Avrupa Ralli Kupası takviminde olduğu için start aldığı Yalta Rallisi’nde asfalt tecrübesini de geliştiriyor. Yerel pilot Protasov ve Fin pilot Pajunen yüksek tempoda mücadele ederken Avcı ise genel olarak yarışı tamamlamak üzerine bir strateji kuruyor. Pajunen’in de kalması ile ikincilikteki yeri rahatlayan genç pilot Pazar günü geçilecek altı etabı da sorunsuz geçerek yarışı podyumda tamamlamayı hedefliyor.

Castrol Ford Team Türkiye’nin diğer genç pilotu Murat Bostancı ise yaşadığı sorunlar nedeni ile bir türlü sıralamanın üst basamaklarına tırmanamadı. Özellikle Orlenje etaplarındaki temposu ile göz dolduran Bostancı iki kez lastik patlatınca günü de genel klasman onbirincisi olarak tamamladı. Bostancı Sınıf 6’da ilk sırada yer alırken İki Çeker Kupası’nda da ikinciliğini koruyor.

Ukrayna’nın Kırım bölgesindeki Yalta şehrinde düzenlenen ralli ülkenin tatil beldesi olması sebebi ile her sene olduğu gibi şehre ayrı bir dinamizm katıyor. Eğlence üzerine kurulmuş bir ralli izlenimi veren Yalta Rallisi’nin sponsoru Prime hiç bir masraftan kaçınmamış dersek yeridir. Genelde yarış akışının yer aldığı basın kartlarının arkasında akşam düzenlenecek parti programının ve hangi kıyafetle katılmanın gerektiğine kadar farklı bilgilerin yer alması nasıl bir yarış organizasyonu olduğu konusunda fikir verecektir. Etaptan etaba koşan bizler için ise Kırım bölgesinde yaşayan Tatar halkının dilimize olan yatkınlığı umulmadık bir anda imdadımıza yetişebiliyor. Etap çekmek için çıktığımız dağda otopark muhabbeti bir anda Tatar Pilavı’na ve hatta televizyonda yayınlanan Türk dizilerine kayabiliyor. Otelden çıkarken iki sandviçe mahkum olan bizler dağ başında Tatar Pilavı’nın muhabbeti ile doyabiliyoruz.

Son gün etaplarında ekipler ikinci gün etaplarının tersten geçecek. Özellikle ilk etap olarak geçilen Ai Petri etapları tırmanma özelliği ile pilotları zorlamıştı Pazar günü iniş olarak geçilecek etap pilotlara farklı bir heyecan yaşatacak. Etap sık ağaçlıklı orman içinden geçtiği için zeminin soğuk olmasından dolayı lastikleri de çok zorluyor. Aynı şekilde genelde iniş olan günün üçüncü etabı da Pazar günü tırmanma olarak geçilecek. 15:30’da yarışı tamamlayacak ekipler 20:00’da kent meydanında düzenlenecek ödül töreni ile kupalarını alacaklar.

Eskişehir’de 53 kayıt var

30/09/2011 in Türkiye Ralli Şampiyonası

Türkiye Ralli Şampiyonası’nda sezonun beşinci rallisi Eskişehir Rallisi 1-2 Ekim tarihlerinde Eskişehir’de asfalt parkurda düzenleniyor. Sezonun altıncı rallisi olmasına rağmen Eylül ayında düzenlenmesi gereken ancak Kasım ayına ertelenen Hitit Rallisi’nin aradan çıkması ile beşinci ralli konumuna gelen Eskişehir Rallisi’ne Historic ve Mahalli klasmanı da dahil olmak üzere toplam 53 kayıt var.

Bu 53 pilot arasında şampiyonlukta 85 puan ile lider konumda yer alan Castrol Ford Team Türkiye pilotu Yağız Avcı ve 60,2 puan ile ikinci sırada takım arkadaşı yer alan Murat Bostancı Ford Fiesta S2000 ile, 51 puan ile üçüncü sırada yer alan Bonus Parkur Racing’den Ercan Kazaz Mitsubishi Evo IX ile, 50 puan ile hemen arkasından gelen takım arkadaşı pilotu Burak Çukurova ise Skoda Fabia S2000 ile Eskişehir’de start alacaklar.

Asfalt yarış olması ve rallilere uzunca bir süre ara verilmesi sebebi ile dengelerin de değişebileceği bir yarış beklentisinin ağır bastığı Eskişehir Rallisi öncesinde podyum kovalayan ekipler asfalt testlerini tamamlayarak 30 Eylül Cuma günü ilk kez etapları görecek ve yol notlarını çıkartacaklar. Uzun yıllar boyu aynı parkurda düzenlenen diğer asfalt rallilerden sonra ekipler ilk kez yeni bir parkurda asfalt zemine çıkacaklar. Yol keşfi sırasında yağmur yağması bekleniyor ancak yarış koşulurken havanın parçalı bulutlu ve yer yer açık olması ihtimali ağır basıyor. İlk kez çıkartılacak yol notlarının bu noktada önemi de artıyor. Takım direktörleri uzun bir zamandan sonra ilk kez hava, zemin şartlarını yanısıra yol notlarını da değişken olarak belirleyecekler.

Kayıt Listesi’ndeki göze çarpan tek değişiklik Emire Cantürk’ün Ercan Kazaz’ın sağ koltuğuna geçmesi olarak görünüyor. Ünal Şenbahar da boşalan sağ koltuğuna genç kopilot Emir Şahin’i almış.

Asfalt ralli olması sebebi ile tırmanma yarışına katılan ekipler de gerek ulusal gerekse de mahalli olarak yarışa ilgi gösterdiler. Alkan Erden bu sene Türkiye Tırmanma Şampiyonası Kategori 3’te şampiyonluğunu garantiledikten sonra Eskişehir’de start alacak. Tırmanma’da mücadele eden Ümit Kemal Coşkun da Alfa Romeo 156 ile mahalli kaydını yaptırdı. Tırmanma’da şampiyonluk yaşadıktan sonra spordan uzak kalan Tunç Tuncer de ayrılamadığı Honda Type-R’ı ile asfalt yarışı kaçırmayıp kaydını tamamlamış.

1 Ekim Cumartesi günü 14:00’da ESPARK Alışveriş Merkezi önünden verilecek start ile başlayacak KYK Eskişehir Rallisi’nde ilk gün KYK, Espark ve Banaz etapları birer kez geçilip araçlar kapalı parka girecek. 2 Ekim Pazar günü aynı etapları ikişer kez geçip yarışı tamamlayan ekipler akşam 15:33’te ESPARK AVM’de finiş töreninde tak’tan geçecekler.

Eskişehir Rallisi’nde canlı etap sonuçları yine rallidergisi.com/sonuc sayfasından anında takip edilebilecek. Sonuçlar sistemine eklenen yeni bir özellik ile artık etap sonuçları PDF olarak da alınabilecek. Cep telefonlarından wap.rallidergisi.com adresinden takip edilebilecek KYK Eskişehir Rallisi’nden flaş gelişmeleri de rallidergisi.com sitesinden ve sosyal paylaşım sitelerinin http://twitter.com/rallidergisi ve http://www.facebook.com/RalliDergisi adreslerinden de takip edebilirsiniz.

KYK Eskişehir Rallisi’nin Kayıt Listesi’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Aras Dinçer : Yağız Bu Ülkeden Gitsin

08/06/2011 in Aras Dinçer

Gitsin ve artık IRC’de yarışsın lütfen. Çünkü Türkiye’de bu sporu yapan kimsenin bir yere varamayacağı malum… 3 sene sonra 30 yaşında olacak Yağız. Ve kariyerinin en iyi, en hızlı, en tecrübeli 10 yılı başlayacak. Bu 3 seneyi IRC’de şampiyonluk tecrübesi depolamak için kullanıp, 30’uncu yaşında bize şampiyonluğu getirse…

“Ford Otosan Türkiye” adı altında bunu başarsa, Gölcük fabrikasında kim memnun olmaz, Yağız için hangimiz sevinmez, yanında da Bahadır Gücenmez… Şu an Ford ile IRC’de şampiyon olabilecek kimse yokken, M-Sport da bu kampanyaya destek vermez mi?

Serdar Abi bizden daha iyi bilir tabii bu soruların cevaplarını, biz gelelim yarışın hikayesine. 3 günlük yarışın en zor günü Perşembe idi. Perşembe etap yoktu ama resmi antrenman kimileri için 11 saatten fazla sürdü. Geçen seneden yol notu olanlar bile, perşembeyi atlattıktan sonra derin bir oh çektiler. Bir de 11 saatlik tek gün antrenmanla yetinmeyen kaçakçılar vardı. Biz Türkler olarak kaçak antrenmana alışkınız ama öyle ayyuka çıkmış ki artık Türkiye’deki kaçak antrenman olgusu, Çarşamba günü pes artık dedim… Neden mi dedim, Luca Betti’yi Maslak Sanayinin meşhur “Subaru’cu Doğan Usta”sında, kaçak antrenmanda kullandığı Evo X’un kaplamasını ikiye bölmüş, tamir ettirirken görseniz, siz ne derdiniz?
A- Hayal görüyorum heralde, güneş çarptı?
B- Hayal görüyorum heralde, çok mu yedim bu öğlen?
C- Ulan bu Luca Betti, bu da Doğan Usta, n’oluyo yaa?
D- Ciao Luca, che fai qui???

Betti’yi orada bıraktıktan sonra, yarışın en zor safhalarından birine geldik: Dokümantasyon. Ege Rallisi’nde dokümantasyon için, İzmir Sanayi sitelerinin en ücra köşelerine gittikten sonra, maalesef bu yarışın dokümantasyonu için de, taa Sabiha Gökçen’deki yarış merkezine gitmek zorunda kaldık. Üstelik iş çıkışı saatinde trafik çilesinin içinde. Dokümantasyonu Kavacık’da yapabilirdik, herkes için çok kolay olurdu. Lütfen sonraki yarışlarda klüplerimiz bu dokümantasyon işine bir çare bulsunlar. Tamam ralli meşakkatli bir spor ama, bu boş yere eziyet oluyor artık. Eleştirilere devam edelim… Ballıca etabının 6 km’sine taş döküldü. Bravo, kim yaptıysa, eline sağlık, tebrik koyuyorum. Ne yapmaya çalışıyoruz? Amaç nedir? Geçen sene bu taşlar WRC öncesi Riva ve Bozhane etaplarına döküldü. Türk milleti olarak, WRC pilotlarından yemediğimiz küfür kaldı mı? Bu taşlar antrenman sonrası alelacele süpürülmedi mi? Süpürken grayderciler virajların karakterlerini değiştirmedi mi, yarış sırasında yol notuyla ilgisi olmayan bir sürü virajla karşılaşmadık mı? WRC tarihinde görülmemiş ve görülemeyecek bir skandala yol açılmadı mı? Ortada böyle bir durum varken, neden ders alınmıyor da, bu taşlar hala yollara dökülüyor? Bu otomobiller gavur malı değil, yazık değil mi aldıkları hasara, kırılan onca parçaya, patlayan lastiklere, verdiğimiz emeklere? Ballıca’da kaç kişinin lastikleri patladı, dingilleri eğildi, kaplamaları paramparça oldu, kaşıkla topladıkları saniyeleri kepçeyle dakika olarak verdiler… Bir yarışın kaderiyle bu kadar oynanmamalı, sabreden, akıllı yarışan, Ballıca’ya kadar klasmanda kendine iyi yer bulmayı başaran ve yarışı iyi yerde bitirmeyi hak eden birçok kişi, o taşlar yüzünden sıralamadaki yerlerini ve puanlarını kaybetti. Rallilerin kırıcı olabileceği gerçeğini en başından beri savunanlardan biriyim. Ama bu kırıcı zemin filan değildi. Bu, güzelim toprak zemine sahip etabın, katledilmesinden başka bir şey değil. Çok yazık…

Velhasıl, lastik seçiminin çok zor olduğu bir yarış geçirdik. Bir tarafta daha dayanıklı ama hiç tutunmayan sert Pirelli’ler, bir tarafta çok daha iyi tutunan ama o kadar da dayanıklı olmayan BF’ler, Pirelli’lerin bizi satıp çatır çatır patlamaları, ama tutunmaz dediğimiz sert Pirelli’nin, tutunmasına çok güvendiğimiz BF ile aynı randımanı vermesi, testte iki tane patlattığımız lastiği yarışta takan kimsenin patlatmamış olması, okurken bile kafanız karıştı değil mi…? Buna bir de Ercan Abi’nin bu yarış bana sarması ve her etaptan önce en az beş defa “Aras ne takıcaz?” diye sormasını eklerseniz, şahsen akli dengeyi korumakta zorlandığımı söyleyebilirim.

Bunun dışında Ulupelit’in asfalt geçişine kadar olan kısmına dökülen malzeme ise, etabın bu kısmını buz zeminden farksız hale getirmiş. Olağanüstü kaygandı yol. Bunların dışında etapların her metresi inanılmaz keyifliydi her zamanki gibi. Ballıca’nın 6 km’si ne kadar kötüyse, yeni etap da bir o kadar güzeldi. Servis alanını Pendik’ten kaldırarak, halkın önünden alan Tosfed, özel etabı halkın önüne getirmeyi başarmış. Etabın bir kısmı anayoldan geçiyordu, bu çok akıllıca bir hareket oldu. Bu parkur artık klasikleşti, tüm yabancı pilotlar seviyorlar bu etapları. Hatta Deniz-Mudarlı-Ulupelit gibi dar etaplar bile o kadar keyifliydi ki, gazlarken havaya girip kontrolü kaybetmek bile çok eğlenceliydi.

İlk günü Travaglia lider bitirdi ama Yağız, Renato’nun ve diğer yakın rakibi Oleksowicz’in fazla uzaklaşmasına izin vermedi. Gün sonunda neticelere baktığımızda, Murat’ın Burak ile aynı  gittiğini görüp, “dest dur” dedik. İlk gün müthiş bir toz problemi oldu. Ancak problemi tatsız kılan, bazı arkadaşlara start öncesi fazladan bir dakika ikram edilirken, bazı arkadaşlara ise verilmedi o birer dakika. Bu çok büyük bir çifte standart, en basit terimiyle de “ayıp” oldu.

Yarışın ikinci gününe Yağız müthiş bir atak ile başladı ve hem Oleksowicz’i, hem de Travaglia’yı bileğinin hakkıyla geçti. Ancak Ulupelit’in ikinci geçilişinde, bir muamma olay yaşandı. Öncü otomobillerin “görmediklerini” ifade ettikleri kocaman bir kaya, etaba çıkan ilk otomobil olan Renato Travaglia’nın Fiesta Super2000’ine ağır hasar verdi. 1989 yılında, Tommi Makkinen’in Lancia’sının önüne kaya koyarak, lider götürdüğü yarışı bırakmasına sebep olmuş bir ulus olarak, ilk bakışta bu olay oldukça mide bulandırıcı olsa da, bazı doneler de olayda kasıt olmadığına işaret eder nitelikte. Öncelikle eğer bu taşı birisi oraya koyduysa, ve kastı sadece Travaglia’ya olsaydı, Fiesta geçtikten sonra taşı yoldan alırdı. Ancak Travaglia’nın çarptığı taşı yolda gören başka pilotlar var. Bir diğer done, etabın o bölümünde gerçekten yola çok büyük taşlar sürüklenebiliyor. Eğer etabın ilk geçişi olsaydı, taş kasten konmuş diyebilirdik, ancak olay ikinci geçişte olmuş. Zaten iki ihtimal var, ya bu taş yola arabalar tarafından sürüklendi, ya da birisi tarafından kondu. Bu birisi ralliden nefret eden civar köylülerden biri de olabilir, başka amaçlı biri de… Her ihtimalde Travaglia’ya çok yazık oldu. Çünkü son anda yetiştirebildi otomobilini, bu yarışa katılmak için çok emek verdiğini biliyorum. Dahası, Yağız ile çekiştiği sırada regrouping girişinde hem Yağız’ın hem de Bahadır’ın elini sıktı, kendisi de, copilotu Granai de, çok centilmen adamlar. Zaten O’nların bu şekilde yarış dışı kalmasına en çok Yağız ve Bahadır üzüldüler, çünkü çekişerek kazanmaları çok daha anlamlı olacaktı. Sonuçta, bu yarış ERC’nin 20 katsayı yarışlarından biri olduğu 2000 yılında beri, ilk defa bir Türk tarafından kazanıldı. Yağız’ın dışında, Murat, Uğur ve verdiği uzun araya rağmen Mustafa Söylemez, dikkat çektiler tempoları ile. Özellikle Murat, bir kere daha şaşırttı herkesi. Clio R3’ü ile Todor Slavov, Fiesta ile Tezcan Dalfidan ve Palio’su ile hayatının ilk yarışına katılan Murat Pekdemir’in aldıkları sonuçlar da takdire şayan.

Bunların dışında aklımda kalanlar, Burak Büyükpınar’ın talihsizce yolda kalması idi. Burak ilk gün regroupingde Yusuf’dan, Hızır’dan filan bahsediyordu ama zamanlarına bakarsak, kendini toplarmaya ve Evo 9’a alışmaya başlamış. Evo 9’a alışmaya çalışan bir başka isim ise Hakan Kargın’dı. Tibet gücünü yanına alan Kargın, arabası daha iyi hale geldikçe, yukarı tırmanacaktır. Zeka testi Hallı’da yine bazı arkadaşlar sınıfta kaldı. Hatta bazıları geçen sene bütünlemeye kalmışlardı, bu sene yine çaktılar…

Biz ilk günün ilk lupundaki,ayar bocalamasından sonra, 2. luptan itibaren doğru set up’ı bulduk. İlk günün son etabından itibaren, Evo X ile daha sıkı fıkı olduk, etap zamanlarımız daha bir adam oldu. Ama son gün patlattığımız üç lastik, sağolsunlar bize genel klasmanda iki sıraya mal oldu. Pirelli markasına buradan saygı ve sevgilerimi yolluyorum bir kez daha. Bayanlar kupasını Serpil Pak aldı.

Biz Ballıca’nın taşlarının üzerinde sörf yaparken, Yalta’nın uygarlık standartlarındaki yollarında da IRC mücadelesi vardı. Sezonun flaş ismi Thierry Neuville, birkaç spin ve patlayan lastikten sonra, 6. olabildi. Gitgide rakipleriyle arayı açan Hanninen, bir başka asfalt zaferine imza atarken, IRC puan durumu, geçen seneki gibi yıkılıyor: Hanninen lider, Kopecky 3 puan arkasında yakın takipte, Neuville ve Bouffier, Peugeot’ları ile pusuda bekliyorlar. Yine WRC’den daha heyecanlı bi IRC izliyoruz. WRC demişken, nihayet beklenen kural değişikliği, 2012 yılı için geldi. start sırlamaları değiştirildi, tersten start geri döndü. Ama bu da yeterince adil değil esasında. Günü örneğin 6. bitiren adama “sen zaten çuvalladın, bari önden git” deniyor. Onun yerine FIA üç marka takımına dese ki; “Arkadaşlar fazladan birer araba getiriyorsunuz, tarafsız pilotlar bu arabalarla etapları antrenmandan sonra birer kez geçiyor ve herkes için adalet sağlanıyor” sanırım buna hiçbir takım hayır demezdi. En azından artık yine taktiksel yavaşlama olmayan yarışlar izleyebileceğiz.

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com

Yağız Avcı, Boğaziçi Rallisi’nde birincilik hedefliyor

31/05/2011 in Avrupa Ralli Şampiyonası/Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Avrupa Ralli Şampiyonası’na puan veren Boğaziçi Rallisi’nde Yağız Avcı, geçen yılki performansını tekrarlayarak birinciliği hedefliyor. Yerli ve yabancı olmak üzere toplam 10 adet S2000 otomobilin start alacağı yarışta Castrol Ford Team Türkiye iki Fiesta S2000 ve iki Fiesta R2 ile mücadele edecek.

Bu sene 40’ıncı yılını kutlayacak olan ve Avrupa Ralli Şampiyonası’nın iddialı pilotlarının da start alacağı Türkiye’nin en eski uluslararası motorsporları organizasyonu Boğaziçi Rallisi, 3-5 Haziran tarihleri arasında koşulacak. 39’uncu Boğaziçi Rallisi’nin güzergahı, yine İstanbul’un Anadolu yakası ile Kocaeli’ndeki hızlı ve düzgün zeminli toprak etaplardan oluşuyor.

Avrupa Ralli Şampiyonası ile birlikte Türkiye Ralli Şampiyonası’na da puan verecek olan ralli 3 Haziran Cuma günü Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan start alacak Boğaziçi Rallisi’ne Castrol Ford Team Türkiye iki Fiesta S2000 ve iki Fiesta R2 ile katılacak. Direksiyonlarına Yağız Avcı ve Murat Bostancı’nın geçeceği Fiesta S2000’lerde Bahadır Gücenmez ve Onur Vatansever de co-pilotluk görevini üstlenecekler. Emre Yurdakul-Burak Erdener ile Orhan Avcıoğlu ikilileri ise Fiesta R2’lerle yarışacaklar.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen Boğaziçi Rallisi’nde Yağız Avcı, geçen yılın Avrupa Ralli Şampiyonası Şampiyonu Rozetti ile başa baş mücadele etmiş ve çok az bir farkla ikinci olarak tamamlamıştı. 2010 yılında toprak rallilerde gösterdiği performans ile bu yıl Boğaziçi Rallisi’nin en iddialı pilotlarından biri olan Yağız Avcı, co-pilotu Bahadır Gücenmez ile zafer hedefliyor.

Castrol Ford Team Türkiye’nin bu yıl ilk kez Ege Rallisi’nde kullandığı ikinci Fiesta S2000’in direksiyonuna, Ege Rallisi’nde geçirdiği kaza sonucunda ayağı kırılan Emre Yurdakul’un sağlık problemleri nedeniyle toprak testlerine katılamadığı için Murat Bostancı geçecek. S2000’i daha önce toprakta kullanan ve yarış kazanacak tecrübeye sahip  olan Murat Bostancı, aynı araçla geçen yıl Pirelli Star Driver Doğu Avrupa Birincisi olmuştu.

Boğaziçi Rallisi’nde Fiesta R2 ile yarışacak Orhan Avcıoğlu-Burçin Korkmaz ve Emre Yurdakul-Burak Erdener ikilileri, iki tekerlekten çekişli otomobiller şampiyonasında birincilik için mücadele edecekler. Geçtiğimiz yıl elde ettikleri finiş oranlarıyla Castrol Ford Team Türkiye’ye değerli takım puanları kazandıran genç pilotlar, bu başarıyı Boğaziçi Rallisi’nde de sürdürmeye çalışacaklar. Türkiye Ralli Şampiyonası’nda Sınıf 8 lideri olan Emre Zümrüt de bu yıl co-pilotu Alp Seyhan ile Castrol Ford Team Türkiye adına yarışıyor ve o da takıma puanlar kazandırmayı hedefliyor.

Serdar Bostancı: “Boğaziçi Rallisi takımımız ve Yağız için özel önem ve anlam taşıyor”
Geçtiğimiz yıl Boğaziçi Rallisi’nde Yağız Avcı’nın 16 etabın 4’ünde en iyi zamanı yapması ve yarışı kararlı ve hatasız pilotajıyla sürdürmesinin büyük bir başarı olduğunu hatırlatan Castrol Ford Team Türkiye Takım Direktörü Serdar Bostancı, “Yağız’ın geçen yıl elde ettiği genel klasman ikinciliği ve en iyi Türk ekip olarak ralliyi tamamlamamız ile bu yıl daha umutluyuz ve yüksek hedefler koyduk.

Özellikle Yağız’ın geçen yılki yarışta iki kez Avrupa Şampiyonu olmuş olan İtalyan pilot Rozetti ile başa baş mücadele edip, çok az bir farkla ikinci olması olağanüstü bir başarıydı. Bu yıl Yağız’ın Boğaziçi Rallisi’nde birincilik elde etmesi durumunda, 1999 yılından bu yana ilk kez bir Türk kazanmış olacak. 12 yabancı ekibin yarışacağı bu zorlu rallide Yağız’ın birinci olacağına inanıyorum. Takımımız adına yarışan tüm pilotlarımızın ellerinden gelen çabayı göstererek geçen yıl olduğu gibi bu yıl da tüm araçlarımızı finişe ulaştıracaklarına inanıyorum” dedi.

Türkiye Ralli Şampiyonası Puan Durumu:

Pilotlar
Burak Çukurova 20,00
Yağız Avcı 17,00
Ercan Kazaz 15,00
Fatih Kara 13,00
Ünal Şenbahar 11,00

Takımlar
Bonus Parkur Racing 38,00
Castrol Ford Team Türkiye 34,00
Tok Sport 21,00
Pegasus Racing 13,00
ST Racing 5,00

Aras Dinçer: Ne Pirelli’ymiş?

30/05/2011 in Aras Dinçer

Sponsorsuz kalan Ege Rallisi ile sezona merhaba dedik. EOSK, kendi imkanları ile, elinden geldiğince düzgün düzenlemeye çalıştı yarışı. Büyük bir aksaklık oldu denemez, tek aykırılık, sadece idari kontrol için İzmir’in ücra bir köşesindeki EOSK lokaline gitmek zorunda olunmasıydı. Bunun dışında servis alanı, etap güvenliği gibi hayati konularda bir sıkıntı yaşanmadı. Yanlız Ege Rallisi’nin makus talihi olan, masalar arası iletişimsizliğe senelerdir çözüm bulunamıyor ne hikmetse. Fly ve stop masaları konuşamıyor, anlaşamıyor. Onu bırak, start zamanını yazan hakemin söylediği start zamanını, start ışıklarını ayarlayan hakem, “gürültüden” anlayamıyor. Tamam otomobiller gürültülü ama, bu durum bence biraz da eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Arabanın camında kocaman “+2 sticker”ı olduğu halde, o start ışıklarını, 2 dakika sonrasına ayarlaması gerektiğini bilmiyor bazı gözetmen arkadaşlar. Çünkü muhtemelen +2 stickerı ne işe yarar, hatta hangi durumlarda 2 dakika ile start alırsınız, onu da bilmiyorlar. Gerçi masaya gelen arabaya bakmıyor ki görsün, anlasın… Bunlar hep eğitimle ilgili. Önceki senelerde Mazhar Demiralp’in yetiştirdiği gözetmenlerde bu tip durumlar olmuyordu. Yeni arkadaşlara bu hataları ihale etmeden önce, eğitimlerinin tamamlanması gerektiğini de düşünmek lazım. Bütün bu detayları Mazhar Abi en kısa zamanda eğitimler ile düzeltecektir ve eskisi gibi olacaktır gözetmenler.

50’den fazla ekibin katılımıyla hepimiz “Vay be, spor hala ölmemiş, bir kurşun daha sıkmak lazım kafasına” diye düşündük. Bu yıl etaplara mıcır-yama-zift-çakıl karışımı gibi, Türkiye’ye has bir rezil malzeme dökülmediği için hepimiz memnun olduk. Bu dörtlünün oluşturduğu omlet tadındaki zeminden bu sezon kurtulduğumuz için, herkes virajları daha az kesti, yola daha az taş-toprak çıktı. Banketlerin içindeki taşlara fazla muhatap olmak zorunda olmadığımız için, bir Ege Rallisi klasiği olan lastik patlamalarına bu sezon hiç rastlanmadı. Böylesi tabii ki daha güzel, lastik patlatma faktörü olmadan mücadele edilince, ralli daha keyifli oluyor. 8-10 virajda çok toprak vardı ama Katalunya, Almanya gibi rallilerde bile oluyor bu, şikayet etmenin bir anlamı yok. Klasmanın üstünden altına doğru baktığımızda, incarlardan açıkça belli olduğu üzere, Burak ile Ünal çok çabuk uyum sağlamışlar. Pirelli kullanmayan Burak, yarışın son lupuna kadar bu avantajı kullandıktan sonra, adeta birinciliği hediye etmek istermiş gibi yağmur lastikleri ile çıktı son lupa. O lastikler ile yarışı kontrol edebilmiş olmaları büyük başarı ve sinir işi. Buna mukabil, birçok testzede gibi, Yağız da, Pirelli’lerden nasibini aldı. DS ve DH hamurlarının mantıken doğru tercih oldukları luplarda çuvallamaları, daha narin olan ve patlamaya meyilli RX deseni lastiklerin ise hiç patlamamaları, Yağız gibi hepimizi ofsayta düşürdü. Daha riskli RX’ler ile daha iyi zamanlar yapılırken, PWRC’de kullanılan DS ve DH’lar sınıfta kaldı Ege’de, işte Türk asfaltı dediğin böyle olur…

Ercan Abi, Evo 9 ile yapılabilecek ne varsa, gidilebilecek ne varsa gitti, yine çiziksiz, vukuatsız podyum yaptı. Grup N araba kullandığı için, kimse O’nu şampiyonluk adaylarından saymıyor, ama Ercan Kazaz ile sezon mücadelesi verecekseniz, arkanızı iyi kollamanız lazımdır, yoksa aşı yapar… (Bakınız 2005 ve 2007 sezonları). Fatih ve tekrar kavuştuğu Güray’ı, asfaltta Super1600 keyfi yaptılar. İşin enteresan yanı, Fatih’in Evo 9’a tercih ettiği Super1600 ile, Evo 9’a geçilmiş olması. Ölümsüz bir eser olduğunu kanıtladı Evo 9 arabası…

Bu yarışın iyi gideni Ünal Şenbahar ve Dinçer Akgün, çok gideni Vedat Abi, en çok gidenleri ise Sinan Pulat, Murat Bostancı, Yunus Emre Zümrüt oldu bence… Ünal, Fatih’e km’de 1 saniyeden çok daha fazla yaklaşabildi Subaru’su ile. Dinçer, Saxo ile kendisinden çok daha güçlü ve iyi arabaları geride bırakabilmiş. Y.Emre Zümrüt, çekişmeli geçen sınıf 8’i açık fark ile rahat kazandı. Murat ve Sinan’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Kullandıkları otomobiller ile bundan daha fazlasını yapmak pek mümkün değil. Sinan, daha önce üç otomobili paramparça ederek tarihe gömdüğü bu etaplarda (Lada, Peugeot ve Evo) Evo 6’nın dibini çıkardı ve arabasına harika bir jübile yaptı. Gerçi son serviste artık motor çalışmaz hale gelmişti ama dert değil. Daha yeni versiyon bir şeyler ile izleyeceğiz Sinan’ı, ama ne zaman izleyeceğiz, onu kendisi biliyor sadece. Murat, Pazar günü boyunca önümüzdeydi, dikkatle izledim onu, normal etaplarda yaptığı hazırlık, arabasına (ve hatta çevre arabalara) gösterdiği dikkat, lastik ısıtması, her şeyi yerli yerindeydi. Boğaziçi Rallisi’nde Super2000 ile yıldızı çabuk barışır umarım…

Yarışta yaşanan büyük kazalara baktığımızda, üçünün de ege Rallisi’nin en beylik yerlerinde olduğunu görüyoruz. Efemçukuru’nda uçan turuncu Palio’nun düştüğü uçuruma, seneler önce bir başka Palio ile Levent uçmuştu. Emre’nin uçtuğu viraj ise, Volkan Işık’ın Punto Super1600 ile uçtuğu aynı viraj, diğer yönde uçmuştu Volkan Abi. Çöplük kavşağından önceki (veya diğer yönde sonraki) ilk sert viraj orası, vukuatlı bir yerdir. Emre’ye yazık oldu, çünkü çok iyi gidiyordu. Biner binmez bu kadar gideceğini tahmin etmiştim, ama bir anlık hatası pahalıya mal oldu. Ayağı çabuk iyileşir umarım ve yine gaza basar sonuna kadar… Serkan Yazıcı’nın kazası ise olacak iş değil gerçekten, böyle bir basiret bağlanmasına sık rastlanmaz. Önceki virajı kestikleri için Evo 9’un altına bir taş dolanıyor, taşa vuran şaftın sesini dinleyip éne oluyor” diye düşünürken, frenajı kaçırıp, 2001 yılında Murat Akdilek’in düştüğü çukura düşüyorlar. İki tecrübeli isim Serkan ve Vedat’ın böyle bir yaş tahtaya basmaları gerçekten enteresan oldu. Son etapta çocukların yola dizdiği taşların kurbanı olan Taner, Saxo ile harikalar yarattığı İzmir parkurunda, bu kez Subaru ile çok can yakar diyorduk. Turbo arızası olduğunu söyledi Taner, ama bizim araba ile denedik, kafa kafaya gidiyordu arabalar, belki başka bir sıkıntısı vardı Subaru’nun. Spoylerine yapılan itiraza Taner neden bu kadar takıldı ve üzüldü bilmiyorum, sonuçta ortada kurallar var ve herkes bu kurallar dahilinde yarışıyor.

Bu yarış bir başka enteresan şey daha oldu. Vedat Diker ve Mithat Diker’i aynı yarışta 4 çeker otomobiller ile en son 1997 yılında Escort Cosworth’lerin direksiyonlarında görmüştük. Bu yarış aralarındaki tatlı rekabet, birbirlerini hızlandırmış gibiydi sanki, ikisi de beklenenin çok üzerinde tempolara çıktılar. Ralli kros ve mahalli ralliler ile ısınma turlarını atan, Serhan Türkkan, Buğra Banaz gibi umut vaad eden gençlerin, ulusal seviyede tecrübeye ihtiyaçları olduğunu gördük, her yarışta biraz daha öğrenip, geliştireceklerdir kendilerini.

Bizim Genel Klasman 12. oluşumuza gelince, Menderes’in toprak sevgisinin ağır basmasından dolayı, asfalt yarışlar ile yıldızı pek barışmaz. Bu da bir yana, bu sene terfi ettiğimiz Evo 10, ancak Perşembe gece yarısı bitirilebilip, Cuma günü tıra konunca, test yapamadık. Arabaya ancak start takında binip, direk Efemçukuru’na çıkıp, 5’in üzerinde gazlamaya başlayınca, pek hoş olmuyor ruh haliniz. Arabaya alışamadan ve doğru süspansiyon set-up’larından çok uzakta yarışa balayınca, “Mendogül’ün suçu ne” diyebiliyorum ancak bu 12’ncilik için… (Hani ben TOK Sport’un kalemşörüydüm ya, kendi yarıştığım takımları hiç eleştirmezmişim ya…)

Mayıs ayının bir güzel, bir de kötü haberi var. Yaklaşık 3 sene önce su kayağı yaparken kaza geçiren ve yüzünden yaralandığı için yarışamayan SJJ, geri döndü ve döndüğü ilk yarışı kazandı. Şampiyona hoş geldin diyoruz lakin, geçen sene mentos sponsorlu Evo 9’u ile Türkiye Rallisi’nde Hallı etabında tüm dünya jump show yapan, mental sorunlu Saliuk arkadaşımız da, aynı şekilde su kayağı yaparken kaza geçirmiş ve bir süre yarışamayacak. Demek ki pilotların sadece karada sürat yapmaları gerekiyormuş, su kayağına hayır…

Bu sezonun büyük bedevisi Serkan yazıcı oldu. Önce Peugeot projesi patlayan, sonra da atlasın jetiyle çakılan Serkan’ı, maalesef Mini ile izleyemeyeceğiz. Motor sporu severler, alışverişlerini yaparlarken, Peugeot ve Atlas firmalarının bu tutumlarını göz alacaklardır şüphesiz.

Değinmemiz gereken başka üzücü konular da var. Örneğin sevgili Cahit Abi’mizin cenazesi oldukça kalabalıktı, ne çok seveni varmış, bir kere daha Allah rahmet eylesin. Ona üzülürken, Yüksel Özgür’ün ve hemen ardından Bahadır Gücenmez’in babalarının vefat haberleri geldi arka arkaya. Onlara da Allahtan rahmet diliyoruz.

Mithat Diker’in “Yolun Yarısında” isimli kitabıyla tanıştık EOSK sayesinde. Aslında yeni çıkmadı kitap, ama tanıtım olarak biraz zayıf kaldıklarını söyledi Mithat Abi. EOSK sayesinde kitapla buluşmuş olduk. Bir solukta okunacak, bu sporun gerçek kimliğini ve “nasıl rallici olunur” klişesini açıklayan bir kitap. “Ben ralliciyim” demenin bugün ne kadar kolaysa, o gün de ne kadar zor olduğunu ve ne olursa olsun o jenerasyona saygı göstermemiz gereketiğini idrak etmemizi sağlayacak satırlar var. Kitabın sayfaları arasında bir şey gördüm: 1981 yılında yapılan, Atatürk’ün 100. yaş günü adına düzenlenen, 100. yıl Atatürk Rallisi… 2011 yılındayız, neden bir “130. Yıl Atatürk Rallisi” yapmıyoruz? ANOK mesela, 29 Ekim’de Cumhuriyet Rallisi adında bir mahalli yarış düzenlemeyi düşünüyor. Bir de 130. yıl Atatürk Rallisi yapsalar, veya başka bir klübümüz yapsa nasıl olur?

Sardunya ve Arjantin Ralli’lerinde koşulan PWRC ve SWRC ayaklarına da göz atalım çünkü gerçekten çok tuhaf iki yarış oldu her iki şampiyona için de. Sardunya SWRC’de Ott Tanak inanılmaz hızlı başladı ve Al-Attiyah, Hanninen gibi SWRC’nin favorilerine ciddi bir fark yaptı daha ilk lupta. Tanak’a ayak uydurabilen tek pilot, bir diğer SWRC favorisi Martin Prokop oldu. Önceki yazımda daha pişmesi lazım dediğim Tanak beni utandırdı, olgun bir pilotaj ile kazadı. Beni bir başka utandıran da, din kardeşim Al-Attiyah oldu. En önemli rakipleri Hanninen ve Prokop’un çok arkasında ancak 4’üncü olabildi. Prokop’u gerçekten tebrik etmek lazım. Defalarca alev alan arabası yüzünden anası ağlasa da, 3’üncü olmayı başardı. Bir başka anneler gününde anası ağlayan isim Karl Kruuda’ydı. Tanak’ın bir fırt hızlısı olarak gördüğüm Kruuda, Skoda Fabia Super2000’i ile önce önündeki arabanın tozunda kaldı, sonra debriyajı bitti, sonra lastiği patladı, sonra da motoru 3 silindire düştü, ve bütün bunlar sadece ilk gün başına gelenlerdi! SuperRally de çare olmadı, 2. gün bir lastik daha patlattı, ve motor problemi yarışın sonuna kadar devam etti. SWRC’de Ott Tanak, enteresan bir şekilde Hanninen ve Prokop’a meydan okur hale geldi.

PWRC Arjantin ise daha da inanılmaz geçti. Bu yılın en büyük bahtsızı ve tartışmasız en hızlı PWRC pilotu olan Patrik Flodin, kem talihine yeni bir halka daha ekledi. Yarışı son lupa kadar lider götürdükten sonra, son lup için refuellinge girdi Flodin. Ama girdiğiyle kaldı, bir daha çıkamadı, çünkü Subaru çalışmadı! Zavallı Flodin kafayı yerken, böylece 2 giden Kosciuszko lider oldu, Haydon Paddon ise 2’nciliğe çıktı. Son etapta da Kosciuzsko da kalınca, kaplumbağa temposuyla Paddon birinci bitirdi yarışı. Pek de hak edilmiş bir zafer olmadı ama Paddon daha önceki PWRC ayağı Portekiz’i de kazanmıştı. İkide iki yaptı ve şu an büyük avantaj kazandı PWRC şampiyonluğu için.

Mini için iyi bir başlangıç oldu Sardunya. Kris Meeke biraz tuhaf şekilde ve şanssızca uçtu. Ama Dani Sordo tecrübesini konuşturarak, takımın ilk puanlarını aldı. Mini’nin ilk yarışı, elbette C4, Fiesta veya DS3 gibi muhteşem ve galibiyetli olmadı. Ama unutulmamalı ki, DS3, C4’ün, Fiesta ise Focus’un mirasçıları. Mini ise yeni doğmuş bir çocuktan farksız şu an. Zamanla daha iyi olacaktır otomobil.

Sebastien Loeb için artık bir şey söyleyemiyorum. Sardunya’da playstation oynar kadar rahat kazandı. Ama Arjantin’de 1 dakika erken cezası alıp da, yarışı kazanması, artık Olivier Quesnell hariç servis alanındaki herkesi canından bezdirdi sanırım. Ogier’in daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, Hirvonen şaşkınlık içerisinde ve çaresiz, Latvala hızlı ama bu yıl kem talihli. Loeb, yolu temizlese de, ceza yese de, rakipleri sıkıştırsa da, kendi işini kendisi görüyor… Peter Solberg’in yıllardır süren bahtsızlığı da devam ediyor. Hem Sardunya’da, hem de Arjantin’de hidrolik direksiyon sorunları yaşadı yine. Yazık oluyor Şampiyon’a, bir yarış kazanmayı çoktan hak etti.

Son olarak, Bozhane Tırmanma’daki içler acısı katılıma ve Otokros’daki müthiş mücadeleye değinelim. Yarış diye yırtınan İstanbul’lu amatörler, acaba burunlarının dibindeki yarışa neden katılmazlar, anlamak mümkün değil. Geçtiğimiz yıllarda Öğül Abi ile TOK Sport pilotları arasında geçen şampiyonluk mücadelesi, bu yıl Taner Şengezener ile yine bir TOK Sport pilotu Vedat Diker arasında geçecek. Ümit Kemal ile Bülent de Kategori 2 için kapışıyorlar. Tırmanmalar, muhabbetiyle, mücadelesiyle yine keyifli bu yıl… Oto Kros’lar da öyle. Geçen hafta Kartepe Kros’da Halim Ateş ile Vedat Diker arasında kıyasıya bir çekişme yaşandı. Biz parkur kenarında heyecandan titreyerek zaman tutmaya çalışırken, iki pilot cesurca gazladılar. Sonuçta 20 salise ile Vedat Abi kazandı ve Ulusal Kros Şampiyonası’nda 1-1’e getirdi durumu. Bunda sonraki yarışlar daha da çekişmeli geçecektir. Buğra da Fiesta’sı ile Palio Super1600’lü Alkan’ı geçmeyi başardı. Pilotajını izlerken aferin dedik hepimiz. Yarış bol mangallı, cateringli ve çoluk-çombalak geçti, hatta bir ara aile salonu açmayı düşündük servis alanına. Ben bu kadar yarışçı çocuğunu bir arada görmedim hiçbir yarışta. KOSDER harika bir Kros parkuru yapmış, her çeşit karakteri barındıran, sağlam zeminli bir toprak pist… Ellerine sağlık…

Boğaziçi Rallisi’nde görüşmek dileğiyle, bakalım Travaglia’yı alt edebilecek mi pilotlarımız. Kaçak antrenman seansları başlamış, gitmeyen kalmasın, duyduk duymadık demeyin…

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com

Castrol Ford Team Türkiye’den 2011 şampiyonasına bol puanlı start

03/05/2011 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

2011 Türkiye Ralli Şampiyonası’na çifte şampiyonluk hedefiyle start alan Castrol Ford Team Türkiye’nin genç pilotları, takımlarına sezonun ilk ayağı olan Ege Ralli’sinde değerli puanlar kazandırdılar.

Sezonun ilk yarışına iki Fiesta S2000 ve iki Fiesta R2 ile katılan Castrol Ford Team Türkiye, üç aracını finişe ulaştırarak şampiyonluk için önemli puanlar kazandı. Yarışın ilk günü sonunda sıralamada yedinciliğe kadar düşen Yağız Avcı / Bahadır Gücenmez ikilisi, güçlü rakipleri karşısında mücadeleyi bırakmayarak 2011 sezonuna genel klasman 2’ncilikle başlamış oldu. Takımın diğer Fiesta S2000 ekibi Emre Yurdakul/Burak Erdener rallinin 5’inci etabının son virajlarında yol dışına çıkarak yarış dışı kalmasıyla takımın iki tekerlekten çekişli Fiesta R2’leri tempolarını arttırdı. Takımın en genç pilotları Murat Bostancı/Onur Vatansever ikilisi ve Orhan Avcıoğlu/Burçin Korkmaz ikilisi, dört tekerlekten çekişli rakiplerini geride bırakarak yarışı 8 ve 9’uncu sırada tamamladılar. Ralli Genel Klasman’ında üç otomobilini ilk 10 sırada finişe ulaştıran Castrol Ford Team Türkiye, 2011 Türkiye Ralli Şampiyonası’na 34 puan ile başlamış oldu.

Genç pilotlardan puan desteği
Bu yıl şampiyonaya yeni ve güçlü rakiplerin dahil olmasıyla son etabına kadar kıyasıya mücadelenin yaşandığı Ege Rallisi’nde Fiesta S2000’i ile finişe ikinci sırada ulaşan Yağız Avcı/Bahadır Gücenmez ikilisi, Castrol Ford Team Türkiye’ye 17 puan kazandırdı. Fiesta R2 ile yarışan Castrol Ford Team Türkiye’nin genç pilotları Murat Bostancı ve Orhan Avcıoğlu, bazı daha güçlü dört tekerlekten çekişli otomobilleri geride bırakarak ekibe toplam 17 puan kazandırdılar. Co-pilotu Onur Vatansever ile birlikte yarışı genel klasmanda 8’inci sırada tamamlayan Murat Bostancı, Ege Rallisi’nde Genç Sürücüler ve Sınıf 6 Birinciliği elde etti.

Ege Rallisi’nde 14 Ford Fiesta yarıştı
Ege Otomobil Sporları Kulübü tarafından 30 Nisan – 1 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Ege Rallisi’nde, Castrol Ford Team Türkiye, 3 otomobilini ilk 10 içinde finişe ulaştırarak sezona iyi bir başlangıç yaptı. 10 özel etap üzerinden koşulan rallide pilotlar iki ayrı günde toplam 382 km yol kat ettiler. 41 aracın start aldığı Ege Rallisi’nde Castrol Ford Team Türkiye’nin 4 Fiesta’sının yanı sıra farklı takımlardan 10 Fiesta mücadele etti. İki gün boyunca değişken hava ve yol koşulları tüm ekipleri lastik seçiminde zorlarken motorsporlarında doğa şartlarının da mücadelenin bir parçası olduğunu hatırlattı.

Serdar Bostancı: “2011 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın zorlu ve heyecan verici bir sezon olarak tarihe geçeceğine inanıyorum”
Deneyimli pilotlar ve güçlü takımların şampiyonaya katılmasıyla rekabetin daha da arttığını dile getiren Castrol Ford Team Türkiye Direktörü Serdar Bostancı, “2011 yılı yüksek rekabetin yaşanacağı bir yıl olacağını gösterdi ve bu Türkiye motorsporları camiası adına son derece sevindirici. Deneyimli pilotların yanı sıra takımların da artık daha rekabetçi olmaları hepimiz için önemli bir kazanç. Rekabetin artması, sporun her branşında olduğu gibi rallide de önemli. Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yaşanan bu rekabet, Türk pilotlarını hızlandıracak. Bu sayede pilotlarımız, bu yıl ülkemizde gerçekleştirilecek en önemli ralli organizasyonu olan Avrupa Ralli Şampiyonası’nın Türkiye ayağı Boğaziçi Rallisi’ne daha da iyi hazırlanmış olacaklar. Bu sezon oluşan rekabet ortamı, uzun bir aradan sonra bir Türk pilotun Avrupa Ralli Şampiyonası’nın Türkiye ayağını kazanmasını sağlayacağına inanıyorum. Türkiye Ralli Şampiyonası’nın bir sonraki ayağı olan Boğaziçi Rallisi’nde geçen yıl Yağız, geçen senenin Avrupa şampiyonuna karşı verdiği mücadelede birinciliği kıl payı kaçırmıştı. Bu yıl Yağız’ın kazanabilecek güçte, deneyimde ve motivasyonda olduğuna inanıyorum.”

2011 Türkiye Ralli Pilotlar Şampiyonası Puan Durumu:

Burak Çukurova 20
Yağız Avcı 17
Ercan Kazaz 15

2011 Türkiye Ralli Takımlar Şampiyonası Puan Durumu:
Bonus Parkur Racing 35
Castrol Ford Team Türkiye 34
Tok Sport 21

Yağız Avcı “Yılın Sporcusu Ödülü”nü aldı

30/03/2011 in Bülten/Haberler

Türkiye’nin Olimpik Spor Gazetesi Spor Meydanı, Türk Sporu’na hizmet yarışında bayrağı taşıyan başarılı spor adamları ve sporcularını ödüllendirdi. Böylece her alanda başarılı performanslarıyla Türk Sporu’nun yüz akı olan portreleri podyuma taşıdı ve verilen emekleri onore etti.

İstanbul Ataköy Olimpiyat Evi’nde 28 Mart Pazartesi günü gerçekleştirilen 2010 YILIN SPOR ÖDÜLLERİ töreni, Türk sporunun galası niteliğini de taşıdı. 2009 ve 2010 sezonlarını Türkiye Ralli Şampiyonu olarak tamamlayan Castrol Ford Team Türkiye pilotu Yağız AVCI, otomobil sporları adına yılın sporcusu seçilerek ödülüne kavuştu.

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nu temsilen de Spor Komitesi Başkanı Metin Çeker ödülünü alarak AVCI’ya bu anlamlı gecede eşlik etti.

Yepyeni Ford Fiesta RS World Rally Car 2011 ortaya çıktı.

14/01/2011 in Dünya Ralli Şampiyonası

FIA Dünya Ralli Şampiyonası’nda mücadele edecek olan yeni Ford Fiesta RS WRC Birmingham’da düzenlenen Autosport International Fuarı’nda ortaya çıktı. Takım pilotu Mikko Hirvonen ve Ford Avrupa Motorsporları Şefi Gerard Quinn göz kamaştıran yeni tasarımı ile Ford Fiesta RS WRC’nin örtüsünü kaldırdılar.

2011 sezonunda mücadele edecek Ford Abu Dhabi Takımın yeni logosu ve takım kadrosu da fuarda açıklandı. Takımın geçen seneki sponsorlarından Abu Dhabi 2011 sezonunda da takımın adında yer alacak. 2007 senesinden beri takıma destek veren Abu Dhabi’nin Emiri Khalid Al Qassimi takımdaki yerini korurken Mikko Hirvonen ve Jari-Matti Latvala da takımdaki yerlerini koruyorlar.

Takım ayrıca Castrol tarafından da desteklenmeye devam edecek. Castrol’un ana şirketi BP ise takımdaki adını geri çekti ancak Castrol ile sponsorluk anlaşmaları devam edecek.

Aracımızın ilk halini Paris Auto Show’da ortaya çıkartmıştık ancak son halini bu fuarda ralli severler ile paylaşıyoruz.” diyerek sözlerine başlayan Ford Avrupa Motorsporları Şefi Gerard Quinn : “Ford tasarımcıları ve ürün geliştiricileri M-sport’daki ortaklarımız ile sıkı bir işbirliği içine girdiler ver Fiesta’nın bu hale gelmesi için çaba sarfettiler.” dedi.

FIA’nın maliyetleri düşürmek için değiştirdiği Dünya Ralli Şampiyonası kurallarına göre oluşturulan Fiesta RS WRC dört çeker ve 1.6 litre turbo motora sahip olacak.

Son hale gelmiş ilk Fiesta RS WRC Şubat ayının ilk günlerinde hazır olacak. Fiesta RS WRC’nin ilk yarışı olan İsveç Rallisi’nin hazırlıkları da önümüzdeki hafta hız kazanacak. 10-13 Şubat 2011 tarihlerinde düzenlenecek İsveç Rallisi ile Fiesta RS WRC etaplarda boy göstermeye başlayacak.

Pirelli Star Driver 2011 seçmeleri tamamlandı.

25/10/2010 in Dünya Ralli Şampiyonası

2011 Pirelli Star Driver’ın global seçmelerine katılmaya hak kazanan genç sürücüler, 22-24 Ekim tarihlerinde, İspanya’da kozlarını paylaştılar.

İçlerinde, Doğu Avrupa Seçmelerini birinci olarak tamamlayan genç sporcumuz Murat Bostancı’nın da bulunduğu 16 aday gelecek yılki organizasyona dâhil olabilmek için iki gün boyunca mücadele ettiler.

İlk gün verilen teorik eğitimin ardından gençler, bir asfalt bir de toprak etapta en iyi zamanları yapmak için çabaladılar. Doğu Avrupa Seçmeleri için Bulgaristan’ın Sliven Rallisi’nde rakipleriyle yarışan ve bu seçmeleri çok kolay bir şekilde geçmeyi başaran sporcumuz Murat Bostancı Fiesta R2’nin direksiyonunda iki etapta elde ettiği üçüncü ve altıncı en iyi zamanlarla beraber ümit verdi. Son gün yapılan spora olan bakışları konusunda kendilerini takdim ederek jüriyi ikna etmeye çalıştıkları bölümde ilk altı sürücü arasına katılamadı.

Bu aşamadan sonra Murat Bostancı önümüzdeki yıl hayata geçecek olan FIA Ralli Akademisi’ne girmeye çalışacak.

İçinde, Bayanlar Motor Sporları Komisyonu’nun önerdiği bir de genç bayanın katıldığı seçmelerde mutlu sona ulaşan isimler şunlar oldu:

Andrea Crugnola (İtalya)
Doğum Tarihi: 25.09.89

Craig Breen (İrlanda)
Doğum Tarihi: 02.02.90

Fredrik Åhlin (İsveç)
Doğum Tarihi: 08.02.91

Brendan Reeves (Avustralya)
Doğum Tarihi: 29.08.88

Molly Taylor (Avustralya)
Doğum Tarihi: 06.05.88

Jan Cerný (Çek Cumhuriyeti)
Doğum Tarihi: 06.06.90

Go to Top