Tag archive

fia

DS Techeetah, Mexico City’de ilk 5’e girdi

27/02/2019 in Formula E

Aksiyonla dolu bir ABB FIA Formula E Mexico City E-Prix yarışını André Lotterer 5. pozisyonda, Jean-Éric Vergne de 13. pozisyonda bitirdi.

Yarışa 8. ve 12. ceplerden başlayan DS TECHEETAH pilotlarının tek bir hedefi vardı: olabildiğince çok puan almak için basamakları tırmanmak. Aksiyon daha birinci turda Jean-Éric’in Alexander Sims’i birinci virajda geçmesi, ancak dördüncü virajda dubayı yararak gelen Sims’e yerini tekrar kaptırmasıyla başlamıştı. Hemen ardından Nelson Piquet Jr. aracının üstüne çıkarak ABB FIA Formula E tarihindeki ikinci kırmızı bayrağın çekilmesine neden oldu.

Piquet’nin aracı kurtarılırken, DS TECHEETAH teknik ekibi büyük bir iş çıkardı ve pit alanında yoğun bir çabayla lastiği ve burun kısmını değiştirerek ve arka kanat ile yan paneli onararak Jean-Éric’in aracını kurtarmayı başardı. İlk sarı bayrak da aynı kaza için havada iken André Lotterer Edoardo Mortara ve Jerome d’Ambrosio tarafından sollanarak gridde arka sıralara düştü.

Rakipler sahaya döndüğünde, pit alanında André 8. ve Jean-Éric 10. pozisyonlarını almış, yarış güvenlik aracının arkasında yeniden başlamıştı. Yarışın sonlarına doğru bu sefer stadyum kısmının sonuna yakın bir noktada Mitch Evans’ın ve 9. virajda da Tom Dillman’ın çarptığı Jean-Éric 17. pozisyona geriledi. Yarışın sonu da, birçok aracın aşırı tüketimi nedeniyle geride kalmaları ve DS TECHEETAH pilotlarının rakiplerini geçerek 5. ve 13. sıralarda bitirmesiyle en az starttaki kadar heyecanlıydı.

Mark Preston, Takım Başkanı: “Birden fazla yanlış yerde yanlış zamanda olan Jean-Éric için talihsiz bir gündü. Aşırı hevesli hareketler yapan farklı pilotlarla çeşitli olaylara maruz kalması, hasarın en ağır bedelini Jean-Éric’in ödemesine neden oldu.  İşin iyi tarafı, André çok güçlü bir yarış sergiledi ve 5. pozisyonda yarışı tamamlayana kadar beladan uzak durmayı başararak saygıyı hak etti.”

Xavier Mestelan Pinon, DS Performance Direktörü: “Formula E bugün fanların damalı bayrağa kadar gözlerini ayıramadığı şahane bir performansa sahne oldu. Jean-Éric iyi bir gün geçirmemiş olsa da André, özellikle de rakiplerinden bazılarıyavaşladığında DS E-TENSE FE19’un enerji verimliliğinden faydalandığı son turda çok güçlü bir yarış sergiledi. Şimdi sırada Hong Kong’da başlayacak Asya şampiyona turu var. Hala dokuz yarış var, bu yüzden her şey hala mümkün.”

Jean-Éric Vergne, DS TECHEETAH Pilotu: “Tüm bu kazalara bakarak bugün hakkında nasıl yorum yapmalıyım, bilmiyorum. Sarı bayrak havada iken üç araç beni solladı; biri şikanı keserek bana çarptı, diğeri stadyumda spin attırdı ve kimse ceza almadı. Daha iyi anlamamız için bunu FIA ilegörüşmemiz gerekecek. Teknik ekip kırmızı bayrak gösterilmişken pit alanında aracı onarma konusunda inanılmaz bir iş çıkardı, bunu başardıkları için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Nihayetinde bugün hüsrana uğratan bir sonuç oldu, ama takım olarak tekrar bir araya gelerek olumsuzlukları arkamızda bırakacağız ve önümüze bakacağız.”

André Lotterer, DS TECHEETAH Pilotu: “Zorlu bir gün oldu, ama yine de 5. sırayı aldık. İyi puanlar aldığımız için sonuçtan memnunum. Bugün yarış düzeni ile ilgili sorun yaşadık, ancak 12. sıradan 5. sıraya geçmeyi başardık.  Çılgın bir yarış olsa da enerjiyi iyi yönettik ve öndekilere yaklaştık. 3. sırada bitirmemiz de mümkündü ama aracı sürmek zordu. Bu yüzden 5. sıraya da razı olacağız ve puanlarımızın tadını çıkaracağız. Yarın burada test sürüşü yaparak, kendimiz için bugünden sonra odaklanılması gerekenlerin listesini çıkaracağız.”

DS Techeetah Piste Çıkmaya Hazır

13/12/2018 in Pist

ABB FIA Formula E Şampiyonası’nın 5. Sezonu 15 Aralık Cumartesi günü start alacak. Dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar, 22 yeni Gen2 otomobili, yeni pistlerleri, yeni kuralları ve şampiyonaya dahil olan yeni pilotları izleyecekler.

DS TECHEETAH pilotları André Lotterer ve son Formula E Şampiyonu Jean-Éric Vergne bu sezon DS E-TENSE FE19 Gen2 otomobili ile piste çıkacaklar. Pilotlar Diriye’deki yeni 2,5 km uzunluğundaki sokak pistinde  45 dakika artı bir turluk yeni yarış formatı ile mücadele edecekler.

DS E-TENSE FE19, DS Automobiles tarafından şirketin Paris’in hemen dışındaki Versailles’da bulunan yeni fabrikasında üretildi. Kendi brake-by-wire sistemini geliştiren DS Automobiles padokta bunu yapabilen birkaç üreticiden biri olurken, bu sayede ciddi bir rekabet avantajı elde etti. 338 HP güç üreten yeni DS E-TENSE FE19 böylece 2,8 saniyede 0’dan 100 km/sa hıza ulaşabiliyor. 52 kWh kapasiteye arttırılan yeni batarya tüm yarış için gerekli olan enerjiyi sağlıyor. Böylece yarış esnasında araç değişimine gerek kalmıyor.

Formula E fanlarını daha fazla yarışa entegre etmek için FanBoost özelliği güncellendi. Yeni düzenlemeye göre fanlar en iyi 5 pilotu oylayabilecek. Oylama sonucu 2 pilota pistte ilave enerji hakkı tanınacak. Taraftarlar artık yarışın 15 dakikalık sürecinde oy verebilecek ve şampiyonaya doğrudan katılımları sağlandığından heyecan daha da artacak.

Yeni tanıtılan ATTACK MODE ise organizasyon zorluğunu artırırken,aynı zamanda şampiyonayı geliştirip heyecanını daha da ileriye taşınıyor.Yeni özellik etkinleştirildiğinde yarış modunda 200 kW olan güç kısa süreliğine 225 kW’a çıkacak. Böylece sürücü  geçiş yapmak için diğer sürücülere oranla bir avantaj elde etmiş olacak. Bu yeni uygulama yeni stratejik fırsatlar açarken aynı zamanda daha dinamik bir yarış ortamı sunacak.

Sürücünün, ATTACK MODE’a geçebilmesi için yarış pistinin dışında bulunan bir aktivasyon bölgesinden geçmesi gerekiyor. Aktivasyon sayısı ve kullanım süresi her yarışta FIA tarafından belirlenecek.

Jean-Éric Vergne # 25: “En başından itibaren seride yer alan biri olarak; Formula E’nin sadece otomobil performanslarıyla değil, seriye heyecan katan ATTACK MODE gibi yeni fikirleri hayata geçirerek önemli adımlar attığını şahsen tanık oldum. Bizler pilotlar olarak sert, heyecan dolu ve çetin bir mücadele istiyoruz ve yarış tutkunları da bunu görmek istiyor.

André Lotterer # 36: “Formula E geçen sene büyük bir sıçrama yaptı. Formula E gibi kendini sürekli yenileyen bir organizasyonun parçası olmak heyecan verici. Serideki yeni eklemeler için tüm hazırlıkları tamamladık. Bekleyiş sona erdi, yarışa kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hazırlanan sürprizlerin izleyenler tarafından ilk kez izlenmesi çok ilginç olacak, bu kesin.

FanBoost oy vermek için;

Oy vermek için tweet atabilirsiniz; #FanBoost #AndreLotterer veya #FanBoost #JeanEricVergne.

Ayrıca https://fanboost.fiaformulae.com veya Formula E uygulaması üzerinden de oy erilebiliyor.

Çağlar Süren : Rallikros’ta Yaz Tatili Bitiyor

05/08/2015 in Çağlar Süren

925019_988393407860285_1247684453_nSezon arası değerlendirmesi yapmak için bundan daha iyi bir zaman olamazdı. FIA Dünya Rallikros Şampiyonası’nda 2015 sezonu yaz tatilini bu hafta sonu bitiriyor ve yine nefes kesen mücadelelerle dolu yarışlar pistlere, ekranlara geri dönüyor. Biz taraftarlar için bundan daha güzel ne olabilir?

Rallikros, geçtiğimiz yıl FIA tarafından, aslında çok önceden hak ettiği ‘Dünya Şampiyonası’ seviyesine yükseltildikten sonra gözle görülür bir ivme yakaladı. ‘Dünyanın en hızlı gelişen motorsporları dalı’ ünvanı, artık Rallikrosun başlığı gibi oldu. İsim haklarını alan IMG organizasyonunda müthiş yarışlar izledik ve görünen o ki, bunlar sadece gelecekteki tadına doyulmaz anların habercisi.

 
Aldığımız bilgilere göre önümüzdeki sezonlarda Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapabilmek için ülkeler sıraya girmiş durumda. Bu sene bile son dakikada açıklanan Hockenheim yarışı, işin lobi tarafının nasıl da güçlü çalıştığını gösteriyor. Almanya’da büyük ilgi çeken ve “Formula1 teknolojisinin binek otomobillerle buluştuğu” yorumuna sahip DTM (Deutsche Tourenwagen Meisterschaft) organizasyonu, HockenheimRing’de Mayıs ayında gerçekleşen ayağında Dünya Rallikros Şampiyonası’yla ortak bir hafta sonu geçirdi. Yerinde takip etme şansı yakaladığım bu yarışta, onbinlerce DTM taraftarıyla dolu tribünler Rallikrosun temposundan ve görsel şöleninden oldukça etkilendi. Hatta yanında fotoğraf çektiğim birkaç hakem kulesinde konuştuğum görevlilerin yorumu kelimesi kelimesine şöyle oldu: “Bunlardan sonra DTM çok sıkıcı gelecek!”

Örneğin, bu kısa yaz tatili molasını değerlendiren ülkelerden birisi Letonya oldu. Baltıkların motorsporlarında önde gelen bu küçük ülkesi, 2016 sezonunda bir yarışa ev sahipliği yapabilmek için tanıtım toplantısı düzenledi. OMSE Ford takımında yarışan Leton Reinis Nitiss, Super1600 Şampiyonu Janis Baumanis gibi isimlerin yanında Dünya Şampiyonu Petter Solberg de bu aktiviteye destek verdi.

7568

Hatta, motorsporlarında ülke bilinirliğini arttırmak için bizim Murat 124 kasalı Ladalarla bir kupa düzenleyip Andreas Bakkerud, Toomas Heikkinen, Guy Wilks gibi tanınmış isimleri bu kupada tamamen eğlencesine yarıştırdılar. Lobi diye buna derim! Yönetim ekibi arasında konuşulanlara göre daha sırada Katar ve Rusya var. Onların da oyuna dahil olmasıyla hangi taşlar yerinden oynayacak bilemeyiz. Finlandiya gibi bir ülkenin bu sene takvimden çıkarıldığını unutmayalım.

Sezon bu hafta sonu Kanada yarışı ile devam ediyor. Kanada yarışı aslında, bir hafta süren motorsporları festivalinin parçası. Kanada NASCARı, drift yarışları, fuarlar ve günler süren aktiviteler arasında bir de Dünya Rallikros Şampiyonası yedinci ayağı! Bu kadar fazla başlığın arasında kaybolma ihtimali yüksek olsa da, geçtiğimiz yıl gösterilen ilginin bu yıl katlanarak artması bekleniyor. Sadece, lojistik ve bütçesel olarak Avrupa merkezli takımların hepsinin bu yarışa katılması mümkün olmadığı için SuperCar kayıtları 20’de kaldı. Yine de bu 20 otomobilin şampiyonluğa koşan isimler olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Kanada’da bizim RX Lites yarışımız da var. Neden ‘bizim’ olduğunu bilmeyenler için küçük bir bilgi ekleyelim. RX Lites yarış otomobilleri, Pendik, İstanbul’da AVİTAŞ’ın -benim de bir üyesi olmaktan gurur duyduğum- ekibi tarafından tasarlanıp, üretiliyor. Ayrıca AVİTAŞ, OlsbergsMSE ile birlikte RX Lites Dünya Şampiyonasının tüm isim ve yayın haklarının da sahibi. Kısacası bir Dünya Şampiyonası ve bir yarış otomobili bundan daha fazla ‘bizim’ olamaz.

Rallidergisi-CaglarSuren_RX_1

Kanada yarışı, RX Lites Şampiyonasına puan vermese de, ‘Kıtalararası RX Lites Kupası’ ismiyle çok farklı dallardan isimleri eşit şartlarda yarıştırabildiği için büyük ilgi çekiyor. Örneğin bu hafta sonu Pendik üretimi otomobillerimizin direksiyonunda izleyeceğimiz isimlerden birkaçı şöyle : IndyCar ve Nascar pilotu Alex Tagliani, Pro Mazda Şampiyonası finalistlerinden Garett Grist ve Monster Energy sporcusu, Winter XGames ünlülerinden, kar motosikleti cambazı Brett Turcotte. Bu isimler Atlantik’in bu yakasında pek bilinmese de , yeni kıtada onbinlerce taraftarı olan, her hareketleri büyük ilgi çeken meşhur sporcular. İşte bu sporcuların, RX Lites Şampiyonası müdavimleri bizim gençlere karşı neler yapabileceği büyük merak konusu.

Cuma günü serbest antrenmanlar ve Heat’ler Cumartesi günü ise yarı finaller ve final yarışı gerçekleştirilecek. Tüm sezon yayınlamasını beklediğimiz ancak bir kaç yarışta fire veren NTVSpor umarım bu kez bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Kanada yerel saatiyle 19:00’da başlayacak yarı finaller ve final yarışları 7 saatlik batı-doğu farkını da eklersek gece yarısından sonra ikide ekranlarımızda olacak.

Son söz olarak, 2-4 Ekim’de ülkemizde gerçekleşecek IstanbulRX’e değinelim. Yukarıda bahsettiğim gibi, Rallikrosa karşı tüm dünyanın ilgisi günden güne artarken, lobi faaliyetleri ve hatta birebir ilişkilerle serinin bir ayağını kapmaya çalışan ülkeler sıraya giriyorken, her ne kadar uzun süreli bir anlaşmamız olsa da bizim daha fazlasını yapıyor olmamız gerekir. Geçen seneye göre öne çekilen tarihlerimiz, bizim için avantaj. Hem hava şartlarının o tarihlerde hala yumuşak olması hem de yaz tatilinin sona erip herkesin evine dönmüş olması iyi bir fırsat. Son yarış Höljes, İsveç’te 39.000 bilet satıldı ki o pist İstanbulPark’ın 3 virajı kadar büyüklükte; arada Fransa yarışı var daha ki bu yarış 70.000 seyirci ile rekoru elinde bulunduruyor. Muhteşem imkanlara sahip Intercity IstanbulPark pistimizi bu sene tıka basa doldurmalı ve seride yerimizi prestij olarak da sağlamlaştırmalıyız. Tüm ülkelerin organizatörleriyle işim gereği birebir ilişkideyim ve sosyal medyada aylar, aylar öncesinden nasıl da tanıtımlar yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını çok yakından takip ediyorum, biliyorum. İstanbulRX için iki aydan daha az bir zaman kalmasına rağmen, henüz bir hareket göremedim. Eminim, arkada müthiş bir hazırlık vardır ve kısa zamanda tanıtımlarla, aktivitelerle ev sahibi olduğumuz yarışımızın duyuruları başlayacaktır.

Yine çok heyecanlı anlar bizi bekliyor. Herkese iyi sezonlar…

Çağlar Süren
caglar@rallidergisi.com

JWRC’de Amberg, Kendi Evinde Kazandı

12/08/2013 in Dünya Ralli Şampiyonası

Fin Andreas Amberg kendi evinde düzenlenen Finlandiya Rallisi’ni kazanırken duygusal anlar yaşadı. En yakın rakibi Estonyalı Sander Parn’ın dakika 24.6 saniye önünde yarışı tamamlayan Amberg şampiyona lideri Pontus Tidemand’ı da bu yarışta geride bırakmayı başardı. Tidemand, Parn’ın 27.9 saniye gerisinde yarışı üçüncü sırada tamamladı. Şampiyonada tüm pilotlar Hankook lastikleri üzerinde GEM Fuel yakıtı ile yol alan Ford Fiesta R2’ler ile yarışıyorlar.

Amberg ikinci gün elde ettiği liderliği son günde de koruyarak yarışı kendi evinde kazanmayı başardı.

“Çok gururluyum, kendi evimde kendi seyicim önümde en iyi ralli olarak gördüğüm Finlandiya Rallisi’nde ilk zaferimi elde ettim. Ralliseverler çok güzel görüntüler verdi, herkes gelmişti. Sander ve Pontus sorunlar yaşasa da biz de zirve mücadelesi verebilecek tempomuz olduğunu gösterdik.”

Parn da son gün çok dikkatliydi, şampiyona klasmanını düşünerek temposunu korudu ve dört etapta da en iyi zamanı yaparak fazladan dört puan almayı başardı.

Yeray Lemes yarışı dördüncü tamamlarken Maris Aasen ile girmiş olduğu mücadeleden de önde ayrıldı. Yarışı sorunsuz tamamlayan Michael Burri altıncı olarak bitişe geldi.

Yarışı tamamlayan diğer üç pilot da Rally 2 Kuralı ile yarışı bitirebildiler. Martin Koci yedinci olurken Niko-Pekka Nieminen sekizinci, şampiyonada ikinci sıradaki Jose Suarez ise dokuzuncu oldu. Yarışı tamamlayamayan tek pilot Murat Bostancı oldu. Bostancı ilk etapta en iyi zamanı yapmasına karşın üçüncü etapta yaptığı kaza sonrası ağır hasar alan Fiestası yarışa geri dönemeyince sadece üç etap geçerek yarışı yarıda bırakmak zorunda kaldı.

Pontus Tidemand 77 puan ile şampiyonada lider konumda yer alıyor. İkinci Jose Suarez’in ise 48 puanı var. Sander Parn 43 puan ile üçüncü sırada yer alıyor. Bu yarışın galibi Andreas Amberg ise 42 puan ile dördüncülüğe çıktı.

Şampiyonada bir sonraki yarışı Ağustos sonundaki Almanya Rallisi olacak.

Kanarya Adaları’nda Kopecky Zirveye Kondu

24/03/2013 in Avrupa Ralli Şampiyonası

Jan Kopecky, Kanarya Adaları Rallisi’ni kazanarak FIA Avrupa Ralli Şampiyonası (ERC)’de sezonun üçüncü yarışından zaferle ayrılmayı başardı.

Skoda Fabia S2000 ile mücadeleye katılan Kopecky, ilk gün büyük sürpriz yaparak liderliği ele geçiren Citroen DS3 RRC ile start alan Robert Kubica’nın Cumartesi etaplarınn ikincisinde bariyere çarparak yarışa veda etmesi ile liderliğe yükselmişti.

ERC Seri Üretim (Production) Klasmanı’nda Andreas Aginer, Subaru Impreza R4 ile genç rakibi Renault Megane R4 pilotu Germain Bonnefis’nin önünde yarışı ilk sırada tamamladı. Gorka Antxustegi İki Çeker Kupası’nda zafere ulaşırken, Bayanlar Klasmanı’nda Ekaterina Stratieva kupaya uzandı.

İlk ERC yarışında herkesi şaşırtan performansı ile ilk gün geçilen sekiz özel etabı da kazanan Kubica, ikinci günde belki de kuruyan zemine uyum sağlayamadı ve bariyerlere çarparak yarış dışı kaldı. Ancak göstermiş olduğu performans ile Colin McRae ERC Flat Out Kupası’na layık görüldü.

“Bu ödülü kazanmış olmak benim için büyük onur.” diyerek sözlerine başlayan Kubica : “Colin çok büyük bir sporcu, ben küçükken onu desteklerdim. Normalde yarışı tamamlayanlar kupalarını alırlar ancak bu kupa ile yarış içinde başarı göstermiş olanlara da bir paye veriliyor. İlk gün çok şey öğrendik, ikinci gün bizim için kötü bitse de yaşananlar da yarışların içinde olan şeyler.”

Kubica kazasını şöyle anlattı : “Çok hızlı iniş bölümlerindeydik. Üçüncü vitesle girmem gereken viraja yaklaşırken frene basınca aracın arkası kontrolden çıktı. Frenlerde baskıyı azalttım yoksa spin atacaktık, çok dar bir yerdeydik. Viraja girdim ama hızımı düşürememiştim ve bariyerlere çarptım. Önce arkadan darbe aldık sonra sol önümüzü çarptık. Çok yazık oldu ancak maalesef yarışı orada bıraktık.”

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=_XASXJaMX24

Bu kazadan sonra liderliğe yükselen ve sezonun üçüncü yarışından da zaferle ayrılan Kopecky pilotlar klasmanında 18 puan farkla liderliğini sürüyor. “Bizim için ve Skoda için çok iyi oldu. İlk gün yağmur beklemiyorduk ve çok zaman kaybettik. Ancak bu araç için kuru hava şartlarında ayarlarımızı neredeyse mükemmele yaklaştırdığımızdan ikinci gün işler istediğimiz gibi gitti. Problem yaşamadık, ikinciliği hedeflemiştik, Kubica kalınca liderliğe yükseldik ve yerimizi koruduk.”

Kopecky’nin ardından yarışı ikinci sırada tamamlayan Peugeot Rally Academy pilotu Craig Breen için de sezon iyi devam ediyor. Herşey yolunda gidiyor gibi görünse de takım yetkilileri, ikinci gün fazla lastik patlatan ve kabak lastiklerle finişe gelen Breen için yarışın son etaplarında endişe duymadan edemedi.

Yerel kahramanlardan Luis Monzon ilk gün yaşadığı sorunlardan sonra MINI’si ile podyumun üçüncü basamağına çıkarak kendi evinde seyircilerini tatmin etti. Aigner dördüncülüğü alırken Bonnefis beşinci oldu. Antxustegi de ilk altıyı tamamlamış oldu. Janos Puskadi de ilk ERC puanlarını alırken Jean-Mathieu Leandri son etaplarda lastik patlatsa da yarışı sekizinci sırada tamamladı.

FIA Avrupa Ralli Şampiyonası’nda sezonun dördüncü rallisi SATA Açores Rallisi, 25-27 Nisan tarihlerinde Portekiz’de düzenlenecek.

Kubica İlk Günü Zirvede Tamamladı

23/03/2013 in Avrupa Ralli Şampiyonası

FIA Avrupa Ralli Şampiyonası’ndaki ilk yarışında Formula 1 pilotu Robert Kubica, Kanarya Adaları Rallisi’nde ilk günü lider tamamladı.

Polonyalı pilot Gran Canaria Adası’ndaki asfalt etaplara ilk kez çıkmasına ve olağanüstü hava şartlarına rağmen geçilen sekiz etapta da en iyi zamanı yaparak 15 ERC pilotunu arkasında tutmayı başardı ve ilk günü en yakın rakibinin 1 dakika 6.7 saniye önünde lider tamamladı. Kubica’nın ardından ikincilikte bulunan Jan Kopecky üçte üç yapma iddiasını korusa da liderle arasındaki fark onun için endişe verici boyutlara ulaştı. Üçünclükteki Craig Breen ise şimdilik sağlam konumda tutunuyor.

ERC Seri Üretim Klasmanında ise Subaru pilotu Andreas Aigner yarışı, Renault pilotu Germain Bonnefis’nin önünde lider götürüyor. İki çekerde Enrique Garcia Ojeda, Bayanlar klasmanında ise Ekaterina Stratieva ilk sıradaki yerlerini koruyorlar.

Güneşli hava beklentisi ile yarışa gelenler yoğun yağış ve sis altında mücadele etmek zorunda kalınca beklenmedik sonuçlar da peşpeşe geldi. Yarış öncesi testlerini kuru havada tamamlayan bir çok pilot ıslak zeminde tutunma sorunları yaşadılar.

Yarışı lider götüren Kubica son testlerini yağmurda yapınca ralli deneyimi az olsa da yarışta başına gelecekleri az çok tahmin eder konuma gelmişti.

Kopecky deneyimine rağmen ıslak zeminde Kubica’nın temposuna bir türlü yaklaşamadı. Çek pilot Kubica’nın ralli tecrübesinin az olmasına rağmen asfaltta yarışmış olmasının ona bu şartlarda avantaj sağlayabileceğini belirtti. Kopecky kalan etaplarda Kubica’yı yakalamasının imkansız olduğunu yarışı ikinci sırada tamamlamak için elinden geleni yapacağını belirtti.

İrlandalı Breen, Letonya’da ikinci sırada bitirdikten sonra burada da podyumda ikinciliği hedeflemişti ancak Kubica tüm planlarını bozmuş gibi görünüyor. Breen Kopecky’nin peşinde temposunu yüksek tutmaya çalışırken önce servisten geç çıktı ve 10sn ceza yedi sonrasında ise yanlış lastik seçimi nedeni ile istediği tempolara çıkamadı.

Kanarya Adaları’nda ikinci gün yerel saat ile 10:28’de start alacak 13,28 kilometrelik Maspalomas özel etabı ile başlayacak. Ekipler toplam 101,52 kilometrelik 6 özel etap tamamlayacaklar, kupa töreni 18:15’te Las Palmas’da başlayacak.

Meksika’da Zafer Ogier’in

14/03/2013 in Dünya Ralli Şampiyonası

Sebastien Ogier kariyerinin peşpeşe ikinci zaferini Volkswagen Polo R ile katıldığı Meksika Rallisi’nde elde etti.

Fransız pilot Perşembe akşamı açılış etabı ile öne geçti ancak Cuma günü liderliği kaybetti, temposunu yükselten Ogier sonrasında ele geçirdiği liderliği yarış sonuna kadar korumayı başardı. 2013 sezonunda üçüncü yarışı Citroen DS3’lü Mikko Hirvonen’in 3 dakika 28.9 saniye önünde tamamlamayı başardı.

Thierry Neuville de Ford Fiesta RS ile kariyerinin ilk podyum başarısını elde etti. Belçikalı pilot Hirvonen ile girdiği mücadelede rakibinin 54.9 saniye gerisinde kaldı.

Ogier, Leon’un etrafındaki dağlarda toplam 400 kilometrelik 23 özel etaptan 16’sında en iyi zamanı yaparken yarışın son etabı olan Power Stage’de de ilk sırayı alınca yarıştan alınabilecek en fazla puanı toplamayı başardı.

Bu zafer Polo R’nin de ilk toprak rallisiydi. Böylece asfalt, kar ve buz’dan sonra toprakta da podyuma çıkan VW Polo R ralli kariyerine hızlı başlamış oldu.

“Bu sezona çok güzel başladık” diyerek sözlerine başlayan Ogier : “Öncelikle takımıma teşekkür etmek istiyorum onlar bizim kazanmamız için gereken her şeyi yaptılar. Bu sabah uyarı ışıklarımızdan biri yanınca tedirgin olduk ama her şey yolunda gitti, sıkıntı yaşamadık. Mükemmel bir hafta sonu geçirdik ve kazanılabilecek en fazla puanı alarak yolumuza devam ediyoruz.

Sadece üç ralli sonunda liderlikteki yerimizi daha da güçlendirdik. Şüphesiz ki sezon uzun ama şimdilik fena gitmiyoruz.” dedi. Ogier 31 puan ile pilotlar klasmanında liderliğini koruyor.

Hirvonen, Ogier’in zamanlarına yaklaşabilen tek pilot Mads Ostberg’in Ford Fiesta RS’inin alternatörü arızalanınca ikinciliğe çıkabildi. Hirvonen kendisini zorlayan Neuville’i arkasında tutarak sezondaki en iyi derecesini elde etti.

“İkincilik.. Eskisi gibi!” esprisi ile söze başlayan Fin pilot : “Elbette bu sezon ilk kez podyuma çıktığımız için mutluyuz ancak Sebastien’in temposuna ulaşamadık. Çok çalıştık ve yeniden podyuma çıkmak gurur verici, sağlam bir sonuç aldık.” dedi.

Podyumdaki yeni çoçuk Neuville ise podyumda rakiplerinin şampanya banyosuna katılmaktan dolayı çok mutluydu. “Güzel bir iş çıkarttık ve çokşey öğrendik. Bu sabah zorlamak istedim, hata yaptım kabul ediyorum, otomobile zarar vermediğimiz için devam edebildik. Podyuma çıkmak için uzun zaman bekledim, geçen sene bir çok şey yanlış gitmişti. Herkese gösterdik öğrenmeye devam ediyoruz, ileri doğru adımlar atıyoruz, şimdi daha da ileri gidip kazanmak için de hazırız artık.”

Dani Sordo yarışı dördüncü sırada bitirirken Citroen DS3’ü ile pek de anlaşamadığını açıkladı. Nasser Al-Attiyah Fiesta RS ile ilk yarışından beşincilikle ayrıldı. Chris Atkinson ise aldığı 3 dakika 30 saniyelik ceza sonrasında yarışı altıncı sırada tamamlayabildi.

Ken Block, Benito Guerra, Martin Prokop ve Evgeny Novikov’un kalmasından sonra kariyerinin en iyi sonucunu elde ederek yarışı yedinci sırada tamamladı.

FIA Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun dördüncü yarışı 11-14 Nisan’da Portekiz’de düzenlenecek.

Letonya’da Ketomaa Liderliğe Yükseldi

02/02/2013 in Avrupa Ralli Şampiyonası

Avrupa Ralli Şampiyonası’nın ikinci yarışı Liepaja-Ventspils Rallisi’nin ikinci gününde geçilen üç etap sonunda Jari Ketomaa, lider Carig Breen’i 11.7 saniye geçerek 1 saniye farkla liderliğe yükseldi.

Karla kaplı zeminde devam eden mücadelede altıncı özel etap sonunda liderliğe yükselen Ketomaa : “İnanılır gibi değildi, etabn çoğunda altıncı viteste tam gaz gittik.” derken liderliği kaybeden Breen ümitsizliğe kapılmadığını, çok hızlı bir etap olduğunu ancak ilk geçişte risk alarak çok hızlı gitmek istemediğini belirtti.

Deneyimli pilot François Delecour üçüncülüğünü koruyor. Belçikalı pilotun lider ile arasında 45 saniye fark var.

Liepaja-Ventspils Rallisi’nde ikinci günde ilk üç etabı tamamlayan ekipler, servis alanına gelerek araçlarının bakımlarını yapacaklar ve sonrasında sabah geçtikleri üç etabı yeniden geçecekler.

1 Ketomaa Jari / Lindström Kaj, Ford Fiesta S2000 00:51:29.6
2 Breen Craig / Moynihan David, Peugeot 207 S2000 +1.0
3 Delecour F. / Savignoni D., Peugeot 207 S2000 +45.0
4 Lukyanuk Alexey / Arnautov Alexey, Mitsubishi Lancer Evo X +49.6
5 Švedas V. / Sakalauskas Ž., Mitsubishi Lancer Evo X +1:39.5
6 Černý Jan / Kohout Pavel, Škoda Fabia S2000 +1:55.5
7 Kisiels R. / Ronis Arnis, Mini John Cooper Works S2000 +1:56.4
8 Plangi Siim / Sarapuu Marek, Mitsubishi Lancer Evo X R4 +2:01.4
9 Pushkar Vitaliy / Mishyn Ivan, Mitsubishi Lancer Evo X R4 +2:09.7
10 Egle Aivis / Dauga Andis, Mitsubishi Lancer Evo X +2:40.5

Letonya’da Craig Breen Liderliğini Koruyor

in Avrupa Ralli Şampiyonası

Avrupa Ralli Şampiyonası’nda sezonun ikinci yarışı Liepaja-Ventspils Rallisi’nde ilk gün lideri Craig Breen, rallinin ikinci gününde geçilen ilk etap sonunda liderliğini koruyor.

Peugeot 207 S2000 ile mücadelede yer alan Breen, Fin Jari Ketomaa’nın 10.1 saniye önünde ilk sırada yer alıyor. Deneyimli pilot François Delecour ise liderin 27.2 saniye gerisinde üçüncü sırada yarışa devam ediyor.

Yarışın ikinci gününde ekipler toplam 92.05 kilometrelik 6 özel etap geçecekler.

Aras Dinçer : Nihayet 2013…

07/01/2013 in Aras Dinçer

Motorsporlarında her zaman berbat bir yıl olarak hatırlanacak olan, gudubet 2012’yi nihayet sepetledik ve 2013’e merhaba dedik. Yeni yılın henüz ilk üç haftasında, çok önemli üç yarış görünüyordu takvimde. Bunlardan biri, geçtiğimiz haftasonu yapılan ve yeni Avrupa Ralli Şampiyonası’nın ilk ayağı olan Janner Rally idi. Yeniden yapılandırılan Avrupa Ralli Şampiyonası’na ve Janner’e aşağıda kısaca değineceğim. Bundan başka, gelenekselleşmiş ve efsaneleşmiş, ralli denince akla gelen belki de ilk iki yarış olan Monte Carlo ve Dakar Ralli’leri de var Ocak ayı menüsünde… Monte Carlo için ayın 15’ini beklememiz gerek, Dakar ise, 5 Ocak Pazar günü startını aldı bile…

Dakar Rallisi dünyadaki herkes için, çok zor, çok önemli, bir nevi festival havasında geçen, bir yarıştan çok, bir imtihanı andıran türden bir organizasyondur, malum. Fakat bizler için, Kemal Merkit’siz bir Dakar’ın, artık ne kıymeti var ki?.. Türkiye’de yıllardır aranan o motorsporları kahramanı vardı ya hani. Sporu tanıtacak, sevdirecek, insanlara yayacak… Galiba o kahraman Kemal Abi idi ve biz O’nu kaybettik. Hatta, itiraf edelim, O’nu o kadar ani kaybettik ki, bunun acısını daha yeni idrak edebiliyoruz. Çünkü biliyorum ki, benim gibi sizler de, hatta hayatında bir ralli, bir tırmanma dahi izlememiş pek çok kişi de, her Ocak ayının yarısı boyunca, her gece televizyon başına geçip, sadece Carlos Sainz’ı, Robby Gordon’u, Marc Coma’yı, gösterişli otomobilleri, heybetli kamyonları izlemiyordu televizyonda. Elbette onları ve maceralarını da izliyorduk ama en sonunda Kemal Abi’yi de görüyor, merakımızı gideriyor, gururlanıyor, onun için ve diğer Türk pilotları için birşeyler hissediyorduk işte… Şimdi bakıyorum da, birşey eksik hiç şüphesiz… Belki üzülüp yarısında kapatanlar olacaktır. Ya da belki yine heyecanlı çekişmelere dalıp, yarım saat için büyük bir keyif alacağız, malum henüz daha iki gün oldu yarış başlayalı. Ama sonra Kemal Abi’yi görmeyeceğimiz için, o heyecan, yerini üzüntüye bırakacak. Belki de hiç izlemeyenler olacak… Ama ne olursa olsun, Kemal Merkit’in henüz ölmediğini unutmayın. 55 numara bu yarışta boş duracak… Sadece sen-ben-bizim oğlan değil, bütün dünya saygı duyuyor Kemal Merkit’e. Ve hala saygı duyuluyorsa, öldüğünü söyleyemeyiz O’nun…
Dakar’ın neler göstereceğini yine hayretle izleyeceğiz velhasıl, Kemal Abi’yi göremeyecek olsak da. Ama ondan önce, Dünya Ralli Şampiyonası, yeni sezona marş basacak Monte Carlo’da. Nihayet, gerçekten çekişmeli, şampiyonun %90 belli olmadığı, “adil” bir sezon, dokuz yıldan beri! Kulağa hoş geliyor… Loeb gibi bir maestroyu izleyemeyeceğiz belki ama, en azından kazananı baştan belli olmayan yarışlar ve bir şampiyona izleyeceğiz galiba… Biraz inceleyelim şu rekabeti.

Katar’ı Abu Dabi ile takas eden ve bütçesini misliyle arttıran Citroen Racing, hem markalarda hem de pilotlarda sezonun favorisi gibi duruyor. Ana sponsor Red Bull’u kaybettiler gibi görünseler de, aslında “Baba” sponsora yer açmak için Red Bull’a yol verdi Fransız’lar. Çünkü Abu Dabi’nin Citroen’e ödediği para ile, Felix Baumgartner hergün stratosfer’e gidip gelebilir bir yıl boyunca sanırım. Böyle bir sponsor uğruna renklerini bile değiştiren Citroen, altın varaklara bürünürken, takımın eski sponsorlarından biri M Sport’a, diğeri de, aynı kültürden geldiği Volkswagen’e yöneldi. Ama bence intikam almak için, yanlış ata oynadılar. Taze boka sık sık konan sinekler gibi, her gördükleri Polo R WRC resmini ve videosunu facebook sayfalarına yükleyip, altına anlamsız methiyeler düzen arkadaşlar ve bunları beğenen onların arkadaşları, çok fazla playstation oynamanın yan etkilerini kısa zamanda görecekler. 10 yıldır Citroen’in kurduğu hareme bir bakarsak, Subaru, Mitsubishi, Ford, Peugeot, Hyundai, Skoda ve Suzuki gibi gözdeleri olduğunu görüyoruz. Bu markaların yarıştıkları sezonların sayısından kabaca bir hesap yaparsak, Citroen’i yakalamak için 10 yıldır harcadıkları toplam para ile, içlerinden birini seçip, bütün hisselerini satın alabilirsiniz. Belki Ford’u o paraya bırakmazlar bilemiyorum, ama bi beş sene daha geçerse, o biriken ile, Ford’u da verirler belki… Uzun lafın kısası, bu yıl bazı etaplarda veya bazı yarışlarda birileri çok hızlı gidebilir. Ama kuvvetle muhtemel, biraz ileride çekici bekliyor olacaklardır. Veya kalan enkaza teklif verecek bir hurdacı…

Görünen o ki, bu sene Mikko Hirvonen’in önü açık. Yanlış anlaşılma olmasın, motorsporlarında kimin kazanamayacağını söylemek mümkündür, ama kimin kazanacağını söylemek, boş laftır. “Hirvonen’in önü açık” diyorum, şampiyonluk çantada keklik demiyorum. Öncelikle, mevcut pilotların hepsinin hünkarı olan Loeb, bu sene yok. Yani, Hirvonen’in duaları kabul oldu, kabusu bitti. Üstüne üstlük, en büyük rakibi, şimdi en büyük yardımcısı bile olabilir, çünkü sezonun ilerleyen yarışlarında, Hirvonen ile rakiplerinin arasına girme görevi de verilebilir Loeb’e. Bundan güzel asist mi olur… Artı, takım arkadaşı olan Dani Sordo, hem birkaç yarışa giremeyecek gibi görünüyor, hem de toprak üzerinde bariz bir şekilde yavaş Hirvonen’den. Üstü kapalı bir birinci pilot rütbesi var Fin’in. Yetmezse, çok daha büyük, hatta ballı börek denebilecek bir avantajı daha var Mikko Hirvonen’in. Süratleriyle O’na rakip olabilecek yegane iki adam, daha yeni emekleyen bir otomobilin direksiyonunda olacaklar. Bir yarış otomobilini testler ile daha hızlı hale getirebilirisiniz. Ama dayanıklılık konusunda testlere asla güvenemezsiniz. Yarış otomobilleri, hayatta kalmayı, yarışlarda öğrenirler. Hirvonen’in en önemli rakipleri, Hirvonen’i yakalamaya konsantre olmak yerine, çoğu zaman bulmaca çözmek zorunda kalabilirler. Hazır otomobile binmek güzeldi tabii… Ogier C4’e, Latvala da Focus’a oturduğunda, arabalar zaten en iyi durumlarındaydılar. Fiesta WRC ise, zaten Focus WRC’nin ufak bir kopyası, sil baştan yaratılmış bir otomobil değildi. Yeni otomobil geliştirmek için, isminizin Carlos, soyadınızın da Sainz olması gerek. Ogier ve Latvala’yı bu sene kurtarsa kurtarsa, Carlos amcaları kurtarır.

Bu arada, Dünya Ralli Şampiyonası’ndan bahsetmişken, Citroen Racing’in, uzun süredir beklenen filmi “19 allee des Marroniers” ortaya çıktı. Bir saat 15 dakikaya yakın uzunlukta, 2012 sezonunun takım içi detaylarına ve magazinel görüntülerine yer veren film, ralli sporu adına bugüne dek yapılmış en başarılı prodüksiyonlardan biri. Pilotların ve kopilotların yaşantısına ve iş başındaki hallerine kadar sokulmuş kameralar. Ve anlaşılıyor ki, Loeb-Elena ikilisi, sadece gelmiş geçmiş en iyi pilot-kopilot değil, aynı zamanda çok iyi iki arkadaş, iki kardeş gibiler. Artık Sebastien Elena, Daniel Loeb durumuna gelmişler, olağanüstü bir iletişim ve empati var aralarında. Ancak Sainz-Moya ile kıyaslanabilecek kalitede ve tarzda bir iş birliği bu. Sadece kendi aralarında değil, otomobillerine bakan mühendis, araç sorumlusu, takım koordinatörleri ile de kusursuz bir işbirliği içindeler. Kısacası, Citroen Racing’in büyülü çadırlarının içinde neler olup bittiğinin ipuçlarını veriyor bu film. Ve seyredince, o büyüyü, neden bu kadar başarılı olduklarını, dışarıdan soğuk görünmelerine rağmen, takım içinde nasıl sıcak bir atmosfer olduğunu anlıyorsunuz. Takım direktöründen, yarışlara hiç gitmeyen atölye çalışanlarına kadar, Citroen Racing’de çalışan herkesin ismi tek tek yazılmış filmin sonunda. Bu filmi, her rallisever, gülümseyerek izleyecektir diye tahmin ediyorum. Bir kişi hariç. O kişi, gülümsemek yerine, kafasını duvarlara vurarak izleyecek bence. O da Thierry Neuville. Önce Citroen Benelux’un, sonra Peugeot Sport’un, nihayetinde de Citroen Racing’in sırasıyla C2 Super1600, 207 Super2000 ve DS3 WRC ile 3 yıldır yarıştırdığı, destek verdiği, yatırım yaptığı yetenekli Belçikalı, ralli tarihinin en büyük kariyer planlaması hatalarından birini yaptı. Ve Citroen Racing’i terk etti. Ben haberi duyduğumda inanamadım. Dünyanın mevcut en iyi ralli otomobillerini hazırlayan iki markaya sahip PSA grubu, geleceğe yatırım için seni seçecek, üç sene boyunca kategorilerindeki en iyi otomobilleri altına verecek, WRC’de, IRC’de çatır çatır seni yarıştıracak… Petter Solberg bile, bu ekonomik sıkıntıda koltuk bulamazken, sen Citroen Racing’in tercih ettiği üç pilottan (Loeb’ü saymıyorum) biri olacaksın, neymiş efendim, Citroen 7 veya 9 yarış verebiliyor, Qatar M-Sport tam sezon kontrat öneriyor diye, Citroen’i bırak… Ben bu çocuğu aklı başında, kafası çalışan bir tip sanıyordum ama, Colin McRae’in Subaru’dan Ford’a gidişinden bu yana gördüğüm en büyük kariyer hatasını yaptı Thierry Neuville. Akıl alır gibi değil, dünyadaki bütün ralli pilotlarının, değil yedi yarış, tek bir yarış için bütün yılı feda etmeye hazır olduğu, dünyanın tartışmasız en iyi takımını bırakıp, gitmek… Üstelik bunu, spordaki en güvenilmez kesim olan Arap’ların sözüne güvenerek yapmak… Yves Matton, 3 yıllık yatırımın ardından basıp giden Neuville için zehir zemberek açıklamalar yaptı tabii, ve yerden göğe kadar da haklı. Çünkü bu durum karşısında en zor durumda kalan Matton oldu. Neticede Neuville, PSA’nın bir yatırımı idi ve o yatırımın sorumluluğunu alan da bizzat Yves Matton’dı. Matton’ın Citroen Racing’deki geleceğinin parlak ve uzun olduğunu düşünürsek, bu kadar içerlediği Neuville’i artık kapıdan içeri sokmaz diye tahmin ediyorum. Geçmiş olsun Thierry Neuville, bundan sonra senin sonun ancak Freddy Loix kadar olur…

Bu arada, bu sezon WRC’de tüm fabrika pilotlarının iki farklı numara taşıyacağını düşünüyordum. Çünkü Sebastien Loeb’ün katıldığı yarışlarda, 1 numara O’na verilecekti. Diğer yarışlarda ise, 1 numaranın Hirvonen’e verileceğini, diğerlerinin numaralarının da buna göre dağıtılacağını tahmin ediyordum. Çünkü yıllardır süre gelen numara kuralları bunu gösteriyordu. Bunun yerine FIA, 1 numarayı Loeb için ayrıldığını ve girmediği yarışlarda 1 numaranın boş kalacağını belirtti. Ki bu da bir tür saygı duruşudur ve haklı bir karardır. Numara kaosunun da bu şekilde önüne geçilmiş oldu. Hatta 1 numarayı emekliye ayırsalar, 10 şampiyonluk kazanan biri çıkmadığı sürece de kimseye vermeseler, ona da itiraz etmem şahsen… WRC’den diğer haberler ise, Skoda fabrika takımının, Finlandiya’nın geleceğe dair yeni şampiyon adayı Esapekka Lappi ile WRC-2 kovalıyor olması. Lappi’ye şans verilmesi çok doğru bir karar, çünkü geçen sene Finlandiya ve Polonya Ralli’lerindeki performansıyla bunu kesinlikle haketmişti. Bir WRC koltuğunu hakeden başka bir Fin pilot daha yarışacak Monte Carlo’da. Biraz geç oldu ama, Juho Hanninen’i nihayet bir WRC’nin direksiyonunda göreceğiz. Umarım takvimi sadece birkaç yarıştan ibaret olmaz. Bu arada, Skoda’nın yeni Fabia’nın R5 versiyonu için frene bastığı haberi geldi. Gerekçe, R5 sınıfının nasıl bir kompetisyon doğuracağını görmek istemeleri miş. Adamlar salak değil tabii, haklılar… Bir avuç paraları var, onu da sokağa atmak istemiyorlar. FIA her ay karar değiştiriyor, seneye “Bu R5’ler olmadı ya, RRC’lere geri dönelim” derlerse, iyot gibi açıkta kalmak istemiyor Skoda. Sportif direktör Hrabanek “Hele bir görelim, kimler giriyor, bu arabalara talep nasıl olacak, anlayalım… Arabayı nasıl olsa yaparız” diye açıklama yapmış. Hrabanek hem haklı hem uyanık. Fabia Super2000’i, 207 Super2000’den klonladılar zamanında, sonuçta Skoda, Peugeot’yu geçer oldu. Belki yine aynısını yaparlar… Bu arada WRC’nin en bilindik sponsorlarından biri olan Edox’un yerini bu sene Certina almış. Enteresan, çünkü Edox, büyük bir farkındalık yaratmıştı WRC sayesinde. Certina ise, özellikle olimpik sporlardaki sponsorlukları ile tanınmış bir marka. Acaba Certina, ayağını mı kaydırdı Edox’un?
Yeni Avrupa Ralli Şampiyonası’na da merhaba dedik geçen hafta. 80’li ve 90’lı yılların Avrupa Ralli Şampiyonası’nı hatırlayanlar için, bu yeniden yapılandırma gerçekten iyi oldu. Avrupa Ralli Şampiyonası’nın eski şaşalı günleri geri dönecek galiba. IRC de keyifliydi ama, ikisinin birden var olması gerçekten gereksiz idi.

Şampiyonanın ilk rallisi olan Janner’de, küçük bir Monte Carlo Rallisi yaşadık. Eskiden Arctic Rally ile başlardı ERC. Şampiyonanın tek kış rallisi, toprak üstü kar zemini ile Arctic idi, fakat katsayısı düşük ve çok masraflı olduğu için, katılım olmuyordu. Janner ise, avrupanın göbeğinde olduğu için, çok daha ucuz bir ralli. Fakat çok daha zor. Çünkü zemin, toprak üstü kar değil, asfalt üstü kar ve buz. Hataya ve kötü sürprizlere çok daha açık bir zemin yani. ERC’nin bir sonraki yarışı, toprak üstü kar rallisi olan Rally Liepaja. Fakat Latvia’da olduğu için, ona da katılım düşük olacaktır ve esas mücadele, üçüncü yarış olan İrlanda Rallisi ile başlayacaktır diye tahmin ediyorum. Söylenenlere göre, Janner’de start alan ve şampiyonayı kovalayacak olan Bouffier, Kopecky, Delecour ve Pech’e, ilerleyen yarışlarda Basso, Araujo, Loix, Protasov gibi isimler de katılacak. Solowow, Betti gibi daha düşük seviyeli pilotlar da oyuna dahil olacak gibi görünüyor. Ki Solowow zaten yarıştı Janner’de. Bana öyle geliyor ki, kısıtlı bir takvimle olsa dahi, bir de Türk ekibi izleyeceğiz yeni ERC’de. Hatta belki iki Türk ekibi. Bir hatta daha, WRC-2’de de Türk bayrağı görürseniz, şaşırmayın… Janner Rally çok spesyal bir yarıştı. Delecour, Bouffier gibi Monte Carlo tecrübesi olan pilotlar için şartlar elbette daha alışıldık idi. Ama Kopecky gibi orta avrupalı pilotlar da benzer şartlarda yarışlar yapabiliyorlar. Ben, Mini ile yarışan Pech’den de bu şartlarda iyi bir performans bekliyordum ama, otomobil avantajına rağmen, sadece yerel bir kahraman olduğunu ispatlayacak kadar kötü bir performans gösterdi. Rallide önce Bouffier’nin müthiş hakimiyetini, sonra da Kopecky’nin açıklanamaz kazanma inadını izledik. Kopecky çok farklı bir pilot karakteri. Şartları veya yolları iyi bilmediği yarışlarda, belli bir sürat ile gidip, pusuda bekliyor. Önde çekişenlerden hata yapan olursa da, yavaş yavaş yükseliyor. Ama bir ralliyi iyi tanıyorsa ve eğer otomobilinde bir sorun çıkmazsa, rakibini -hatta izleyenleri bile- deli eden bir takip yapıyor. Kaçan değil, kovalayan durumunda bekliyor ve yarışların son günlerinde ölümcül bir atak ile işi bitiriyor. Farklı bir stratejisi var. Janner’de de böyle yaptı ki, lastiği patlamasına rağmen bunu becerebilmesi, rakipleri için daha da sinir bozucu oluyor. Çok sürpriz bir pilot çıkagelmezse, oyuna katılacak pilotlar içinde Avrupa Şampiyonası’nın en büyük favorisi Jan Kopecky’dir. Birçok farklı ülkede ve farklı şartlarda yarışmanın getirdiği IRC tecrübesini konuşturacaktır. Bu arada yarış boyunca neredeyse bütün pilotlar lastik seçiminden şikayet etti. Bu şartlarda kullanılabilecek lastik seçeneği oldukça fazla. Ama herkes de şikayet etmez ki yahu. Mevcut lastik tiplerinden hepsi de kullanıldı pilotlar tarafından. Farklı etap stratejileri kuruldu falan filan. Ama röportajlarda hepsi şikayetçiydi ki, teorik olarak böyle birşey imkansız, komik… Impreza R4’ü ile Kajetanowicz’in performansı göz doldurdu.

Gelelim memlekete, işler karman çorman, çarşı pazar karışık… Öncelikle, yepyeni bir klüp kuruldu, hayırlı, uğurlu ve hareketli olmasını diliyorum. Sahipsiz bırakılıp, yok olmaya terkedilen İMK’nın ölümünden beri, İSOK yalnız kalmıştı. İstanbul’un, hatta son 10 yıldır tüm mahalli rallilerin yükünü çeken İSOK’a bir kardeş geldi, MOSK… Marmara Otomobil Sporları Klübü, bu spora yıllarını vermiş, değerli bir kadro tarafından kuruldu. En kısa zamanda icraatlarını görmek dileğiyle…

Geçtiğimiz haftasonu yeni federasyonun, ilk yeni sezon toplantıları yapıldı kulüplerle. Önce genel bir selamlaşma, tanışma, soru-cevap, dert dinleme-derdini anlatma toplantısı yapıldı. Sonra da pazar akşamına dek sürecek branş toplantılarına geçildi. İSOK adına katıldım toplantılara ve gördüm ki, bu FIA kongresi, sadece maddi değil, manevi anlamda da yormuş federasyonu. Yeni sezon öncesi, pek çok konunun sil baştan ele alınacağı zamanda, sadece çok kıymetli bütçemizi değil, çok kıymetli zamanımızı da çalmış FIA kongresi. Henüz ortada hala kurallar kitabı ve takvim yok. Daha doğrusu resmi açıklama yok, sadece toplantılarda açıklandı bunların içerikleri ve ilan tarihleri. Ama resmen ilan edilmediği için, yeni yönetime çatmak da pek adil gelmedi bana. Çünkü, dediğim gibi, esas işlerinden önce yapmaları gereken bir kongre sürecinden geçtiler. Peşinden Metin Abi’nin istifası geldi. Bu istifa, pek çok konunun yeni baştan ele alınmasını gerektirdiği gibi, bir de üzerine, tüm bu yeni düzenin kuruluş yükünün, kısıtlı bir vakit içinde ve sadece Ercan Abi’nin omuzlarına yüklenmesi anlamına geliyor. Ercan Abi de bunun farkında, o yüzden hem ihtiyatlı hem de çabuk olmak zorunda olduğunu biliyor. Ne ki zaten O’nun pilotajı da hem ihtiyatlı, hem de çabuk idi. Bu yüzden, Nisan ayına kadar O’na güvenip, sezon başladıktan sonra da, yarışlar ilerledikçe değerlendirme yapmak doğru olacaktır. Yani daha bugünden “Metin Abi gitti, bu federasyondan bir halt olmaz” çığlıkları atan arkadaşların biraz yutkunmaları gerek. Sonuçta ortaya çıkacak icraat çok doğru olmaya da bilir. Ama bunu önce yaşamalıyız. Şu an gördüğüm kadarı ile, zaten kamuoyunun fikirlerini de yokluyor Ercan Abi. MTK’yı acilen göreve çağırması da bu yüzdendi. Toplantılarda da gerek MTK, gerekse kulüplerden pek çok farklı fikir geldi. Kimisi benzer fikirlerdi, kimisi karşıt görüşler. Ama en azından bunları dinledi Demir Başkan ve Ercan Abi. Bence bunları, kendi fikirleriyle yoğurup, bir yol çizecek Ercan Abi. Kendisi dahil herkesi dinleyip, tüm fikirleri kaale alıp, bu yolu çizecek ve “beğenin veya beğenmeyin, biz böyle yapıyoruz, görelim” diyecek. Beğenilmezse kıyamet de kopabilir, beğenilirse herkes oh da çekebilir. Bunun cevabını bu sezon sonuna kadar almış olacağız. Krosların dümenden otokros şeklinde değil, 4’lü kalkışlı harbi rallikros şeklinde yapılması -yoksa yapılmaması-, Ralli Federasyon Kupası gibi projeler var. Bunların nasıl kurgulanacağını, bu kurguların nasıl işleyeceğini bekleyip görmeliyiz. Sonuçta o toplantılarda her kesim fikirlerini söyledi. Hangilerini uygulayacaklarını, kimin haklı olduğunu bir yıl sonunda anlayacağız. Gördüğüm kadarıyla insanların aklına takılan, benim de anlamadığım tek mevzu, Metin Abi için bir gün önce “başımızın tacı, istifa asla yok” denirken, nasıl oldu da ertesi gün Metin Abi istifa etti. Bu kadar mı politik, bu kadar mı gizli kapaklı olacak TOSFED’de hayat bundan sonra acaba? Bu durum, kamuoyunda bir güven sorunu yaratır mı veya?

Toplantıların medyaya kapalı olması, eleştiri konusu oldu. Bunun açıklaması da yapıldı. Sporumuzun şu an bir günah çıkarma, elekten geçme, ve yeniden yapılanma sürecinde olduğuna işaret edildi. Dolayısı ile, burada konuşulanların, sonuçta hepimizin kirli çamaşırları olduğu, ve bunların mahremiyetine dikkatimiz çekildi. Dolayısı ile kamuoyu ile paylaşımında sakınca görülmüş ki, her kurumsal yapıda görülebilen bir bakış açısıdır bu. Medyaya cephe almak ile alakası olduğunu düşünmüyorum. Ben de buna istinaden, toplantılardan detayları dile getirmeyeceğim yazımda.

Bu sene bolca mahalli ralli göreceğiz gibi duruyor. Sekiz farklı yarıştan bahsediliyor. Federasyon Kupası, bu mahalli rallileri bir lig statüsünde aynı çatı altında toplayıp, farklı, daha amatör şartlarda bir şampiyona haline getirmeyi hedefliyor. Eğer parkurlar uygun şartlarda hazırlanabilirse, rallikros keyfini de tekrar yaşayabileceğiz bu sene. ERC’nin bir ayağının Türkiye’ye gelmesi için hala bir umut olduğu söylendi, ama ben ne madden bunun gerçek olabileceğini düşünüyorum, ne de bu saatten sonra FIA’nın bizi o takvime sokuşturabileceğini sanmıyorum. ERC’de taça çıktık galiba, inşallah ben yanılırım…

Yazıyı komik birşeyler ile bitireyim bari, biraz yüzler gülsün… İsmini vermeme gerek yok, FIA kongresi için görev yapan bir yetkilinin açıklamaları oldu. Bu açıklamadan, kahkahalarla gülerek okuduğum şu satırları sizlerle paylaşmak istiyorum: “Yurtiçi ve yurtdışından olmak üzere sadece 670 kişilik davetli sayımız vardı, bütçeyi minimumda tutmak adına çok kısıtlı sayıda yerli davetlimiz olabildi. Ama tabii ki, tuvaletini giyip, gelip, kapıda bekleyenler oldu. Davetin başlamasına 30 dakika kala, gelemeyenlerin yerine içeri kabul edilmeyi göze alıp, bir şekilde içeri girdikten sonra, sanki baş davetliymiş gibi içeride davetlilerle poz poz resim çektirip, her zaman yaptıkları gibi, kamuoyuna farklı algı vermeyi de ihmal etmediler bu kişiler” Bu tuvaletini (veya smokinini) giyip kapıda bekleyenlerin kimler olduklarını, içeri girmek için nasıl tırmaladıklarını tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Aydın Abi’nin söylediği gibi, “Allah ıslah etsin, amin”

Tüm camiamıza başarılı, şanslı ve sağlıklı bir yeni yıl dilerim.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Go to Top