Tag archive

c4 wrc

Aras Dinçer: Ne Pirelli’ymiş?

30/05/2011 Kategori : Aras Dinçer

Sponsorsuz kalan Ege Rallisi ile sezona merhaba dedik. EOSK, kendi imkanları ile, elinden geldiğince düzgün düzenlemeye çalıştı yarışı. Büyük bir aksaklık oldu denemez, tek aykırılık, sadece idari kontrol için İzmir’in ücra bir köşesindeki EOSK lokaline gitmek zorunda olunmasıydı. Bunun dışında servis alanı, etap güvenliği gibi hayati konularda bir sıkıntı yaşanmadı. Yanlız Ege Rallisi’nin makus talihi olan, masalar arası iletişimsizliğe senelerdir çözüm bulunamıyor ne hikmetse. Fly ve stop masaları konuşamıyor, anlaşamıyor. Onu bırak, start zamanını yazan hakemin söylediği start zamanını, start ışıklarını ayarlayan hakem, “gürültüden” anlayamıyor. Tamam otomobiller gürültülü ama, bu durum bence biraz da eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Arabanın camında kocaman “+2 sticker”ı olduğu halde, o start ışıklarını, 2 dakika sonrasına ayarlaması gerektiğini bilmiyor bazı gözetmen arkadaşlar. Çünkü muhtemelen +2 stickerı ne işe yarar, hatta hangi durumlarda 2 dakika ile start alırsınız, onu da bilmiyorlar. Gerçi masaya gelen arabaya bakmıyor ki görsün, anlasın… Bunlar hep eğitimle ilgili. Önceki senelerde Mazhar Demiralp’in yetiştirdiği gözetmenlerde bu tip durumlar olmuyordu. Yeni arkadaşlara bu hataları ihale etmeden önce, eğitimlerinin tamamlanması gerektiğini de düşünmek lazım. Bütün bu detayları Mazhar Abi en kısa zamanda eğitimler ile düzeltecektir ve eskisi gibi olacaktır gözetmenler.

50’den fazla ekibin katılımıyla hepimiz “Vay be, spor hala ölmemiş, bir kurşun daha sıkmak lazım kafasına” diye düşündük. Bu yıl etaplara mıcır-yama-zift-çakıl karışımı gibi, Türkiye’ye has bir rezil malzeme dökülmediği için hepimiz memnun olduk. Bu dörtlünün oluşturduğu omlet tadındaki zeminden bu sezon kurtulduğumuz için, herkes virajları daha az kesti, yola daha az taş-toprak çıktı. Banketlerin içindeki taşlara fazla muhatap olmak zorunda olmadığımız için, bir Ege Rallisi klasiği olan lastik patlamalarına bu sezon hiç rastlanmadı. Böylesi tabii ki daha güzel, lastik patlatma faktörü olmadan mücadele edilince, ralli daha keyifli oluyor. 8-10 virajda çok toprak vardı ama Katalunya, Almanya gibi rallilerde bile oluyor bu, şikayet etmenin bir anlamı yok. Klasmanın üstünden altına doğru baktığımızda, incarlardan açıkça belli olduğu üzere, Burak ile Ünal çok çabuk uyum sağlamışlar. Pirelli kullanmayan Burak, yarışın son lupuna kadar bu avantajı kullandıktan sonra, adeta birinciliği hediye etmek istermiş gibi yağmur lastikleri ile çıktı son lupa. O lastikler ile yarışı kontrol edebilmiş olmaları büyük başarı ve sinir işi. Buna mukabil, birçok testzede gibi, Yağız da, Pirelli’lerden nasibini aldı. DS ve DH hamurlarının mantıken doğru tercih oldukları luplarda çuvallamaları, daha narin olan ve patlamaya meyilli RX deseni lastiklerin ise hiç patlamamaları, Yağız gibi hepimizi ofsayta düşürdü. Daha riskli RX’ler ile daha iyi zamanlar yapılırken, PWRC’de kullanılan DS ve DH’lar sınıfta kaldı Ege’de, işte Türk asfaltı dediğin böyle olur…

Ercan Abi, Evo 9 ile yapılabilecek ne varsa, gidilebilecek ne varsa gitti, yine çiziksiz, vukuatsız podyum yaptı. Grup N araba kullandığı için, kimse O’nu şampiyonluk adaylarından saymıyor, ama Ercan Kazaz ile sezon mücadelesi verecekseniz, arkanızı iyi kollamanız lazımdır, yoksa aşı yapar… (Bakınız 2005 ve 2007 sezonları). Fatih ve tekrar kavuştuğu Güray’ı, asfaltta Super1600 keyfi yaptılar. İşin enteresan yanı, Fatih’in Evo 9’a tercih ettiği Super1600 ile, Evo 9’a geçilmiş olması. Ölümsüz bir eser olduğunu kanıtladı Evo 9 arabası…

Bu yarışın iyi gideni Ünal Şenbahar ve Dinçer Akgün, çok gideni Vedat Abi, en çok gidenleri ise Sinan Pulat, Murat Bostancı, Yunus Emre Zümrüt oldu bence… Ünal, Fatih’e km’de 1 saniyeden çok daha fazla yaklaşabildi Subaru’su ile. Dinçer, Saxo ile kendisinden çok daha güçlü ve iyi arabaları geride bırakabilmiş. Y.Emre Zümrüt, çekişmeli geçen sınıf 8’i açık fark ile rahat kazandı. Murat ve Sinan’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Kullandıkları otomobiller ile bundan daha fazlasını yapmak pek mümkün değil. Sinan, daha önce üç otomobili paramparça ederek tarihe gömdüğü bu etaplarda (Lada, Peugeot ve Evo) Evo 6’nın dibini çıkardı ve arabasına harika bir jübile yaptı. Gerçi son serviste artık motor çalışmaz hale gelmişti ama dert değil. Daha yeni versiyon bir şeyler ile izleyeceğiz Sinan’ı, ama ne zaman izleyeceğiz, onu kendisi biliyor sadece. Murat, Pazar günü boyunca önümüzdeydi, dikkatle izledim onu, normal etaplarda yaptığı hazırlık, arabasına (ve hatta çevre arabalara) gösterdiği dikkat, lastik ısıtması, her şeyi yerli yerindeydi. Boğaziçi Rallisi’nde Super2000 ile yıldızı çabuk barışır umarım…

Yarışta yaşanan büyük kazalara baktığımızda, üçünün de ege Rallisi’nin en beylik yerlerinde olduğunu görüyoruz. Efemçukuru’nda uçan turuncu Palio’nun düştüğü uçuruma, seneler önce bir başka Palio ile Levent uçmuştu. Emre’nin uçtuğu viraj ise, Volkan Işık’ın Punto Super1600 ile uçtuğu aynı viraj, diğer yönde uçmuştu Volkan Abi. Çöplük kavşağından önceki (veya diğer yönde sonraki) ilk sert viraj orası, vukuatlı bir yerdir. Emre’ye yazık oldu, çünkü çok iyi gidiyordu. Biner binmez bu kadar gideceğini tahmin etmiştim, ama bir anlık hatası pahalıya mal oldu. Ayağı çabuk iyileşir umarım ve yine gaza basar sonuna kadar… Serkan Yazıcı’nın kazası ise olacak iş değil gerçekten, böyle bir basiret bağlanmasına sık rastlanmaz. Önceki virajı kestikleri için Evo 9’un altına bir taş dolanıyor, taşa vuran şaftın sesini dinleyip éne oluyor” diye düşünürken, frenajı kaçırıp, 2001 yılında Murat Akdilek’in düştüğü çukura düşüyorlar. İki tecrübeli isim Serkan ve Vedat’ın böyle bir yaş tahtaya basmaları gerçekten enteresan oldu. Son etapta çocukların yola dizdiği taşların kurbanı olan Taner, Saxo ile harikalar yarattığı İzmir parkurunda, bu kez Subaru ile çok can yakar diyorduk. Turbo arızası olduğunu söyledi Taner, ama bizim araba ile denedik, kafa kafaya gidiyordu arabalar, belki başka bir sıkıntısı vardı Subaru’nun. Spoylerine yapılan itiraza Taner neden bu kadar takıldı ve üzüldü bilmiyorum, sonuçta ortada kurallar var ve herkes bu kurallar dahilinde yarışıyor.

Bu yarış bir başka enteresan şey daha oldu. Vedat Diker ve Mithat Diker’i aynı yarışta 4 çeker otomobiller ile en son 1997 yılında Escort Cosworth’lerin direksiyonlarında görmüştük. Bu yarış aralarındaki tatlı rekabet, birbirlerini hızlandırmış gibiydi sanki, ikisi de beklenenin çok üzerinde tempolara çıktılar. Ralli kros ve mahalli ralliler ile ısınma turlarını atan, Serhan Türkkan, Buğra Banaz gibi umut vaad eden gençlerin, ulusal seviyede tecrübeye ihtiyaçları olduğunu gördük, her yarışta biraz daha öğrenip, geliştireceklerdir kendilerini.

Bizim Genel Klasman 12. oluşumuza gelince, Menderes’in toprak sevgisinin ağır basmasından dolayı, asfalt yarışlar ile yıldızı pek barışmaz. Bu da bir yana, bu sene terfi ettiğimiz Evo 10, ancak Perşembe gece yarısı bitirilebilip, Cuma günü tıra konunca, test yapamadık. Arabaya ancak start takında binip, direk Efemçukuru’na çıkıp, 5’in üzerinde gazlamaya başlayınca, pek hoş olmuyor ruh haliniz. Arabaya alışamadan ve doğru süspansiyon set-up’larından çok uzakta yarışa balayınca, “Mendogül’ün suçu ne” diyebiliyorum ancak bu 12’ncilik için… (Hani ben TOK Sport’un kalemşörüydüm ya, kendi yarıştığım takımları hiç eleştirmezmişim ya…)

Mayıs ayının bir güzel, bir de kötü haberi var. Yaklaşık 3 sene önce su kayağı yaparken kaza geçiren ve yüzünden yaralandığı için yarışamayan SJJ, geri döndü ve döndüğü ilk yarışı kazandı. Şampiyona hoş geldin diyoruz lakin, geçen sene mentos sponsorlu Evo 9’u ile Türkiye Rallisi’nde Hallı etabında tüm dünya jump show yapan, mental sorunlu Saliuk arkadaşımız da, aynı şekilde su kayağı yaparken kaza geçirmiş ve bir süre yarışamayacak. Demek ki pilotların sadece karada sürat yapmaları gerekiyormuş, su kayağına hayır…

Bu sezonun büyük bedevisi Serkan yazıcı oldu. Önce Peugeot projesi patlayan, sonra da atlasın jetiyle çakılan Serkan’ı, maalesef Mini ile izleyemeyeceğiz. Motor sporu severler, alışverişlerini yaparlarken, Peugeot ve Atlas firmalarının bu tutumlarını göz alacaklardır şüphesiz.

Değinmemiz gereken başka üzücü konular da var. Örneğin sevgili Cahit Abi’mizin cenazesi oldukça kalabalıktı, ne çok seveni varmış, bir kere daha Allah rahmet eylesin. Ona üzülürken, Yüksel Özgür’ün ve hemen ardından Bahadır Gücenmez’in babalarının vefat haberleri geldi arka arkaya. Onlara da Allahtan rahmet diliyoruz.

Mithat Diker’in “Yolun Yarısında” isimli kitabıyla tanıştık EOSK sayesinde. Aslında yeni çıkmadı kitap, ama tanıtım olarak biraz zayıf kaldıklarını söyledi Mithat Abi. EOSK sayesinde kitapla buluşmuş olduk. Bir solukta okunacak, bu sporun gerçek kimliğini ve “nasıl rallici olunur” klişesini açıklayan bir kitap. “Ben ralliciyim” demenin bugün ne kadar kolaysa, o gün de ne kadar zor olduğunu ve ne olursa olsun o jenerasyona saygı göstermemiz gereketiğini idrak etmemizi sağlayacak satırlar var. Kitabın sayfaları arasında bir şey gördüm: 1981 yılında yapılan, Atatürk’ün 100. yaş günü adına düzenlenen, 100. yıl Atatürk Rallisi… 2011 yılındayız, neden bir “130. Yıl Atatürk Rallisi” yapmıyoruz? ANOK mesela, 29 Ekim’de Cumhuriyet Rallisi adında bir mahalli yarış düzenlemeyi düşünüyor. Bir de 130. yıl Atatürk Rallisi yapsalar, veya başka bir klübümüz yapsa nasıl olur?

Sardunya ve Arjantin Ralli’lerinde koşulan PWRC ve SWRC ayaklarına da göz atalım çünkü gerçekten çok tuhaf iki yarış oldu her iki şampiyona için de. Sardunya SWRC’de Ott Tanak inanılmaz hızlı başladı ve Al-Attiyah, Hanninen gibi SWRC’nin favorilerine ciddi bir fark yaptı daha ilk lupta. Tanak’a ayak uydurabilen tek pilot, bir diğer SWRC favorisi Martin Prokop oldu. Önceki yazımda daha pişmesi lazım dediğim Tanak beni utandırdı, olgun bir pilotaj ile kazadı. Beni bir başka utandıran da, din kardeşim Al-Attiyah oldu. En önemli rakipleri Hanninen ve Prokop’un çok arkasında ancak 4’üncü olabildi. Prokop’u gerçekten tebrik etmek lazım. Defalarca alev alan arabası yüzünden anası ağlasa da, 3’üncü olmayı başardı. Bir başka anneler gününde anası ağlayan isim Karl Kruuda’ydı. Tanak’ın bir fırt hızlısı olarak gördüğüm Kruuda, Skoda Fabia Super2000’i ile önce önündeki arabanın tozunda kaldı, sonra debriyajı bitti, sonra lastiği patladı, sonra da motoru 3 silindire düştü, ve bütün bunlar sadece ilk gün başına gelenlerdi! SuperRally de çare olmadı, 2. gün bir lastik daha patlattı, ve motor problemi yarışın sonuna kadar devam etti. SWRC’de Ott Tanak, enteresan bir şekilde Hanninen ve Prokop’a meydan okur hale geldi.

PWRC Arjantin ise daha da inanılmaz geçti. Bu yılın en büyük bahtsızı ve tartışmasız en hızlı PWRC pilotu olan Patrik Flodin, kem talihine yeni bir halka daha ekledi. Yarışı son lupa kadar lider götürdükten sonra, son lup için refuellinge girdi Flodin. Ama girdiğiyle kaldı, bir daha çıkamadı, çünkü Subaru çalışmadı! Zavallı Flodin kafayı yerken, böylece 2 giden Kosciuszko lider oldu, Haydon Paddon ise 2’nciliğe çıktı. Son etapta da Kosciuzsko da kalınca, kaplumbağa temposuyla Paddon birinci bitirdi yarışı. Pek de hak edilmiş bir zafer olmadı ama Paddon daha önceki PWRC ayağı Portekiz’i de kazanmıştı. İkide iki yaptı ve şu an büyük avantaj kazandı PWRC şampiyonluğu için.

Mini için iyi bir başlangıç oldu Sardunya. Kris Meeke biraz tuhaf şekilde ve şanssızca uçtu. Ama Dani Sordo tecrübesini konuşturarak, takımın ilk puanlarını aldı. Mini’nin ilk yarışı, elbette C4, Fiesta veya DS3 gibi muhteşem ve galibiyetli olmadı. Ama unutulmamalı ki, DS3, C4’ün, Fiesta ise Focus’un mirasçıları. Mini ise yeni doğmuş bir çocuktan farksız şu an. Zamanla daha iyi olacaktır otomobil.

Sebastien Loeb için artık bir şey söyleyemiyorum. Sardunya’da playstation oynar kadar rahat kazandı. Ama Arjantin’de 1 dakika erken cezası alıp da, yarışı kazanması, artık Olivier Quesnell hariç servis alanındaki herkesi canından bezdirdi sanırım. Ogier’in daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, Hirvonen şaşkınlık içerisinde ve çaresiz, Latvala hızlı ama bu yıl kem talihli. Loeb, yolu temizlese de, ceza yese de, rakipleri sıkıştırsa da, kendi işini kendisi görüyor… Peter Solberg’in yıllardır süren bahtsızlığı da devam ediyor. Hem Sardunya’da, hem de Arjantin’de hidrolik direksiyon sorunları yaşadı yine. Yazık oluyor Şampiyon’a, bir yarış kazanmayı çoktan hak etti.

Son olarak, Bozhane Tırmanma’daki içler acısı katılıma ve Otokros’daki müthiş mücadeleye değinelim. Yarış diye yırtınan İstanbul’lu amatörler, acaba burunlarının dibindeki yarışa neden katılmazlar, anlamak mümkün değil. Geçtiğimiz yıllarda Öğül Abi ile TOK Sport pilotları arasında geçen şampiyonluk mücadelesi, bu yıl Taner Şengezener ile yine bir TOK Sport pilotu Vedat Diker arasında geçecek. Ümit Kemal ile Bülent de Kategori 2 için kapışıyorlar. Tırmanmalar, muhabbetiyle, mücadelesiyle yine keyifli bu yıl… Oto Kros’lar da öyle. Geçen hafta Kartepe Kros’da Halim Ateş ile Vedat Diker arasında kıyasıya bir çekişme yaşandı. Biz parkur kenarında heyecandan titreyerek zaman tutmaya çalışırken, iki pilot cesurca gazladılar. Sonuçta 20 salise ile Vedat Abi kazandı ve Ulusal Kros Şampiyonası’nda 1-1’e getirdi durumu. Bunda sonraki yarışlar daha da çekişmeli geçecektir. Buğra da Fiesta’sı ile Palio Super1600’lü Alkan’ı geçmeyi başardı. Pilotajını izlerken aferin dedik hepimiz. Yarış bol mangallı, cateringli ve çoluk-çombalak geçti, hatta bir ara aile salonu açmayı düşündük servis alanına. Ben bu kadar yarışçı çocuğunu bir arada görmedim hiçbir yarışta. KOSDER harika bir Kros parkuru yapmış, her çeşit karakteri barındıran, sağlam zeminli bir toprak pist… Ellerine sağlık…

Boğaziçi Rallisi’nde görüşmek dileğiyle, bakalım Travaglia’yı alt edebilecek mi pilotlarımız. Kaçak antrenman seansları başlamış, gitmeyen kalmasın, duyduk duymadık demeyin…

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com

Sebastien Loeb: 60. Zafer, 7. Şampiyonluk

04/10/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Fransız pilot Sebastien Loeb Fransa Rallisi’ni ilk sırada tamamlayarak kariyerinin altmışıncı zaferini kazandı ve yedinci Dünya Ralli Şampiyonluğu’nu ilan etti.

Son gün etaplarından Bitche 2, seyirci güvenliğinin sağlanamaması nedeni ile iptal edilince 4.2 kilometrelik son etapta sekizinci zamanı yapsa da Loeb şampiyonluğu bir kez daha kazanmayı başardı.

“Olağanüstü” diyerek sözlerine başlayan Loeb : “Çok etkileyici bir ralli oldu. Çok zordu, bu kadar insanı burada beklemiyordum. Fransa’da şampiyonluğu kazanmak benim için en iyi sonuç oldu.” dedi.

Peşinden gelen pilotlar Loeb’i kutlarken kendi aralarındaki mücadele ile heyecanı yüksek tuttular.

Loeb’in takım arkadaşı Dani Sordo yarışı ikinci sırada tamamlayarak Citroen’in de yeniden markalar şampiyonluğunu kazanmasını sağladı. Sordo yine Loeb’in ardında kalsa da onun şampiyonluğu almasına kendisi almış kadar sevindi : “Sebastien için çok sevindim. Citroen için de sevindim. Yol kenarında da bir çok seyirci vardı, onlar için de iyi bir yarış oldu.”

Yarışı üçüncü sırada tamamlayan Petter Solberg Citroen C4’ünün ilk gün ayarlarındaki yanlışlıktan kaybettiği zamanlara üzülüyordu : “İlk gün çamurda çok zaman kaybettim, o koşullarda test yapmamıştım. Ama yine de mutluyum, podyuma çıkmayı başardım. Şampiyonlukta da Latvala’nın da önünde bitirme şansımı sürdürüyorum.”

Loeb’in şampiyonluğunu ilan ettiği yarışta dört etabın en iyi zamanını elde eden Latvala durumdan memnun gözükse de şampiyoluk ümitlerini suya gömmüş Ford takımı içinde tarzı ile ön plana çıkmayı başardı : “Podyum çok yakındı ama uzun etabın ikinci geçilişi iptal edilince Solberg’i yakalama şansım kalmadı. İlk gün dediğim gibi ilk beş içinde yer almak istiyordum, bunu da başardım. İkinci gün yaptığım hata olmasa belki daha iyi de olabilirdi.” dedi ve rakibini de övmekten geri kalmadı : “Petter’in burada yaptıklarına da saygı duyuyorum, yine çok güzel bir tempoda mücadele etti.”

Latvala’nın takım arkadaşı ve Ford’un şampiyonluk beklediği Mikko Hirvonen ikinci gün yaşadığı mekanik sorunlardan sonra yarışı beşinci tamamlayabildi, Sebastien Ogier ise altıncı oldu.

Patrick Sandell Süper 2000 kategorisini kazanırken, Armindo Araujo ise Grup N’de birinci oldu. Jeremi Ancian Suzuki Swift S1600 ile Gençler’de ilk zaferini elde etti.

Lider Loeb ilk gün sonunda rahatladı.

02/10/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Citroen pilotu Sebastien Loeb Fransa Rallisi’nin ilk günü sonuna rahat bir şekilde ulaştı. Loeb lider ama yerel kahraman için bu hiç de kolay olmadı.

Sabah geçilen ilk dört etabı kazanan Loeb öğleden sonra etaplara çıktığında sabahkinden farklı bir zeminle karşılaştı. Yarışan 67 araç geçtikten sonra viraj içindeki tüm toprak yola serilmiş ve çamura dönüşmüştü bu da sabah ki çizgisinin bozulması anlamına geliyordu.

Koşulların değişmesine rağmen Loeb dört etabın sadece birinde bile olsa en iyi zamanı yapmayı başardı ve gün sonunda farkı altı saniye daha açarak ilk günü en yakın rakibinin 22.7 saniye önünde servis alanına döndü.

“Son etaptan çıkabildiğim için mutluyum” diyerek sözlerine başlayan lider “Güzel bir gündü ama son etap çok tuzaklıydı, çok zordu. Çok dikkatli olmak zorundayız, sanırım 40 saniye kadar zaman kaybettik, arkamızda bizi zorlayan birisi olsaydı sanırım liderliği de kaybetmiştik. Burada olduğum için mutluyum.” dedi.

Günün son etabı startı organizatörler tarafından 58 dakika ertelendi. Etap içindeki seyircilerin daha güvenli noktalara alınması için böyle bir karar alındığı açıklandı.

Öğleden sonranın pilotları Citroen Total Takımı’ndan Loeb’in takım arkadaşı Dani Sordo ve Ford pilotu Jari-Matti Latvala idi.

Sordo öğleden sonra etaplarının ilk üçünde ya en iyi zamanı ya da en iyi ikinci zamanı yaparken altıncı özel etapta Petter Solberg’i, yedinci özel etapta da Sebastien Ogier’i geçmeyi başardı. Sabah etaplarında zorlanan İspanyol pilot öğleden sonra etaplarındaki temposundan oldukça memnundu : “Güzeldi. Çok ilginç bir mücadele oldu, çok yakındı. Sabah etaplar çok zordu ancak öğleden sonra tam benim istediğim gibi oldu.”

Latvala için de aynı koşullar geçerliydi, Ford için etapların dar kısımları daha uygundu. “Araç dar ve kaygan bölümlerde çok güzel gidiyor.” diyerek sözlerine başlayan Latvala öğleden sonra etaplarında herkesi geçebilmek için büyük bir efor sarfetti : “Son etap fazlasıyla kaygandı. Ama görünen o ki araca uygun olan da bu koşullardı, çok güzel uyum sağladı.”

Latvala’nın kaygan etaplardaki temposu ilk günü üçüncü sırada tamamlamasını sağlarken Petter Solberg’i dört saniye fark ile dördüncülüğe itti.

Latvala’nın takım arkadaşı Mikko Hirvonen ise ilk günde sorunlarla boğuştu. Hirvonen ilk günü liderin yaklaşık iki dakika ardında altıncı sırada tamamlayabildi. Herkesin şikayet ettiği günün son etabında da jantlarına hasar veren Fin pilot ilk günü hiç de istemediği altıncılıkta kapattı.

Fransa Rallisi’nde ikinci gününde de dört etap ikişer kez geçilecek. 35.48 Km. ile rallinin  en uzun  Pays d’Ormont etabının da iki kez geçileceği ikinci günde ekipler sabah etaplarından sonra yine öğleden sonra etaplarında kaygan ve farklı zeminde mücadeleye devam edecekler.

Citroen DS3 WRC’yi tanıttı

01/10/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Yarıştığı bir çok yarışta podyuma çıkma başarısı gösteren, Dünya Ralli Şampiyonası’nda şampiyonluklar elde eden Citroen C4 WRC, Citroen Racing’deki tahtını Citroen DS3 WRC’ye teslim ediyor. 2010 Paris Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkan Citroen Racing’in yeni yüzü Citroen DS3 WRC, FIA’nın (Uluslararası Otomobil Federasyonu) geliştirdiği yeni teknik düzenlemelere göre hazırlanarak 2011 DÜnya Ralli Şampiyonası’nda mücadele etmeye hazır hale getirildi.

C4 WRC’den daha kompakt bir yapıya sahip olan DS3 WRC standart DS3 araçların bantından çıksa da onun için geliştirilen soğutma kanalları ve aerodinamik parçalar aracın yüksek hızlarda yere tutunmasını daha da arttıracak. Kaputunun altındaki 300 beygir güç üreten 1.6 litrelik turbo motoru aracın yarışın başından sonuna kadar önde olmasını sağlayacak. Dört tekerden çekişi olan DS3 WRC sıralı altı vitesi ve ön-arka mekanik difransiyeli ile Citroen Racing’i rakiplerinin korkulu rüyası olarak tutmaya devam edecek.

DS3 WRC düşük maliyetlerde yarışabilmek için tasarlandı. Yeni FIA kuralları gittikçe artan maliyetlerin yarışmak isteyen pilotların önünden büyük bir engel olduğunu görmesi ile araçlarda kullanılan titanyum ve karbonfiber gibi yüksek maliyetli parçaların kullanımına da sınırlama getirdi. Ayrıca turbo parçalarının ve limit değişikliklerinin standarda bağlanması ile aracın ömrü boyunca geliştirmelerin mümkün olmasını sağladı. Ralli her zaman olduğu gibi yine yeni teknolojilerin deneneceği ve geliştirileceği bir alan olmaya devam edecek.

İsveç Rallisi’nin buzlu ve karlı etapları DS3 WRC’nin ilk resmi yarış etapları olacak. 2011 Dünya Ralli Şampiyonası için Citroen Racing adına Sebastien Loeb – Daniel Elena ve Sebastien Ogier – Julien Ingrassia ikilileri etaplarda DS3 WRC ile start alacaklar.

Loeb kendi evinde zafer istiyor.

Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun onuncu rallisi 1-3 Ekim tarihlerinde düzenlenen Fransa Rallisi öncesinde Sebastien Loeb basın toplantısında şampiyonluk ve sonrası ile ilgili soruları cevaplandırdı.

Yarış öncesi organizasyon tarafından düzenlenen basın toplantısına katılan Loeb kendi evinde düzenlenecek olan Fransa Rallisi’ni kazanması halinde kariyerinin 60’ncı ralli zaferine ulaşacak ve aynı zamanda yedinci ralli şampiyonluğunu da elde etmiş olacak. Loeb bu konuda üzerlerinde şimdiye kadar hiç olmadığı kadar baskı olduğunu belirtti ancak Pazar akşamını konuşmaya başlamadan önce tamamlaması gereken bir ralli olduğunu ve etapların hiç de o kadar kolay olmadığını vurduladı.

Herkesin ilgisini Loeb’e yöneltmesi Fransız pilotun işini ne kadar zorlaştırdığı da soruldu, Loeb bu soruya her zamankinden fazla ilgi olduğunu kabul etti ama kendisini bu ilgiden koruduğunu ve tüm konsantrasyonunu ralliye vererek hazırlandığını belirterek esprili bir şekilde “herşey yolunda, bir çözüm bulacaklarını” söyledi.

Japonya Rallisi’nde şampiyonluğunu bilerek Fransa’ya bıraktığı söylentileri dolaşırken herkes Loeb’in kendi evinde bildiği etaplarda bu zaferi yaşamak istediğini söylüyordu. Ancak Loeb bu seneki yarışın etaplarından sadece bir tanesini onu da kısmen hatırladığını söyledi. 2001 ve 2003 yıllarında buradaki etapları geçtiğini söyleyen Loeb o zamandan beri etapları geçmediğini özellikle vurguladı. Ve yine esprili bir şekilde “bazen asfaltta iyi olduğunu” söyledi.

2011 sezonu sonunda ralli kariyerini sonlandıracağı söylentilerine karşı Loeb 2011 için imzaların atıldığını, 2012 için ise hala karar vermediğini ancak sezon sonunda planların yapılmaya başlandığı dönemde buna karar vereceğini belirtti.

Fransa Rallisi bugün (1 Ekim 2010) geçilecek özel etaplar ile başlıyor. Üç gün sürecek rallide 20 özel etap geçecekler. Yarış Pazar günü öğleden sonra sona erecek.

Loeb saklandı, Ogier kazandı.

13/09/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Citroen Sport pilotu Sebastien Ogier Japonya Rallisi’ni kazanarak bu sezon ikinci zaferine imza attı. Ogier bu zaferi ile Dünya Ralli Şampiyonası (WRC) Pilotlar Klasmanı’ndaki ikinciliğini de sağlama aldı.

Yarışı uzun süre önde götüren Petter Solberg süspansiyonu kırınca, ikinci sırada giden Mikko Hirvonen de difransiyel pompasının arızalanması ile gerilere düşünce Ogier son gün bir anda öne fırladı.

“Gerçekten şaşırtıcı ve gerçekten mutluyum” diyerek sözlerine başlayan Ogier : “Buraya ilk geldiğimde bu rallinin zor olacağını biliyordum, çünkü çoğunlukla sevmediğim zorlu etapları vardı. Ama kısa zamanda iyi hissettim ve tempomu buldum.” dedi.

Süspansiyon arızası ile aracının idaresinde zorluklar yaşayan Solberg öğle servisinde bu sorunu gideremeyince ikincilikte tutunmak için son etaplara çıktı. “Bu kadar kötü başlayan bir yarışı bu kadar iyi götürmemize şaşırdım. Yine de iyi hissediyorum sadece araç ile ilgili şanssız bir problem yaşadık.” diyen Solberg şanssızlığından yakındı.

Japonya’da iki kez zafere uzanmış olan Hirvonen ise daha da şanssızdı. Vites kutusunda sorunla çıkan Fin pilot Loeb’e yine geçilmekten kurtulamadı ve yarışı ancak altıncı sırada tamamladı.

Loeb şampiyonluğu evine sakladı
Loeb zirveden uzak kalsa da beşinci sırada tamamladığı yarıştan on puanı cebine koydu ve yedinci şampiyonluk için bir adım daha atmış oldu. Loeb bu sonuçla şampiyonluk şarkılarını kendi evinde düzenlenecek olan Fransa Rallisi’ne bıraktı.

Citroen Junior Takımı’ndan Dani Sordo podyum hesapları yaparken Jari-Matti Latvala’nın gerisinde kalarak yarışı dördüncü sırada tamamladı.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun onuncu yarışından sonra sezon yeniden Avrupa kıtasına dönüyor. 30 Eylül – 3 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Fransa Rallisi belki de Sebastien Loeb’in yedinci şampiyonluğunu ilan edeceği yarış olacak. Loeb 201 puan ile şampiyonada lider konumda yer alıyor. İkincilikte ise 158 puan ile Sebastien Ogier bulunuyor. Markalar klasmanında Citroen Total Takımı 345 puan ile lider, BP Ford Abu Dhabi ise 250 puan ile ikinci sırada yer alıyor.

Almanya’da kazanan yine aynı

23/08/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Citroen takım pilotları Sebastien Loeb ve Daniel Elena ikilisi Almanya Rallisi’ni peşpeşe sekizinci kez kazanarak yeni bir rekora imza attılar. Citroen C4 WRC ile katıldıkları asfalt yarışın ilk etabından son etabına kadar birinci sırada yer alan ikili en yakın rakipleri olan takım arkadaşları Dani Sordo ve Diego Vallejo’nun 51.3 saniye önünde finişe ilk sırada geldiler. Podyumun üçüncülük basamağında bir başka Citroen C4 WRC pilotu Sebastien Ogier yer aldı, Ogier kopilotu Julien Ingrassia ile Citroen’in başarısına ortak oldular.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda pilotlar klasmanında Sebastien Loeb en yakın rakibi Sebastien Ogier’in 58 puan önünde lider konumda yer alıyor. Almanya Rallisi’ni dördüncü sırada tamamlayan Jari-Matti Latvala üçüncü sırada yer alıyor. Markalar klasmanında ise Citroen, Ford’un 86 puan önünde liderlikte yer alıyor.

İlk gün sorunlarla boğuşan, son günde de debriyaj sıkıntısı yaşayan Petter Solberg yarışı beşinci sırada tamamladı. Matthew Wilson ve Kimi Raikkonen arasındaki altıncılık savaşından İngiliz Wilson zaferle ayrıldı.

BP Ford takımı pilotu Mikko Hirvonen son güne SüpeRally ile başlasa da vites kutusu arızalanınca yarışı tamamlayamadı. Ken Block da alternatör arızası ile yarış dışı kaldı.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezonun bir sonraki yarışı 9-12 Eylül tarihlerinde düzenlenecek Japonya Rallisi olacak.

Sordo Almanya’da yeni kopilot ile start alacak

11/08/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Citroen takım pilot Dani Sordo, beş yıldır beraber yarıştığı Marc Marti ile yollarını ayırıp Almanya Rallisi’nde yeni kopilotu ile start alacak.

Sordo’nun yeni kopilotu da İspanyol olacak. Diego Vallejo ile yarışa katılacak olan Sordo takım içindeki yeri sallantıdayken mücadele gücünü arttırmak istiyor.

Marc Marti, 2005 yılında Sordo’nun yanına oturmadan önce Carlos Sainz ile beraber yarışıyordu. İkili o sene J-WRC (Dünya Gençler Ralli Şampiyonası) zaferine ulaştılar ve 2006 sezonunda Citroen takımının WRC (Dünya Ralli Şampiyonası) ekibine dahil oldular. Birlikte yarıştıkları bu dönemde 26 kez podyuma çıktılar ancak hiç bir ralliyi kazanamadılar.

Bu sezon takımdaki yeri Citroen Junior Takımı’ndaki Sebastien Ogier’in başarılı sonuçları sonrasında tehlikeye giren Sordo, son yarış Finlandiya Rallisi’nde takımdaki yerini de Fransız pilota kaptırdı. Ogier iki ay önceki Portekiz Rallisi’nde zafere ulaşmıştı, Fransız pilot Sordo’yu katıldıkları sekiz rallinin beşinde geride bırakmayı da başarmıştı.

Kişisel internet sitesinde Marti ile “dost olarak” ayrıldıklarını belirten Sordo, “kişisel gelişimi için yeni bir destek” almak için bu değişikliğe gittiğini belirtti.

“Araç içinde bir değişikliğe ihtiyacım vardı” diyerek sözlerine başlayan Sordo : “Marc bu kadar zamandır bana mükemmel bir partner oldu. Ondan çok şey öğrendim ve ona minnettarım ama sonuçta pilot ve kopilot olarak çalışmamanın bizim için en iyisi olduğunu düşünüyorum” dedi.

Sordo’nun yeni kopilotu Vallejo 37 yaşında, İspanya ve Avrupa’da kardeşi Sergio ile yarışan Diego 2009 yılında İspanya Asfalt Ralli Şampiyonu olmuştu. Son zamanlarda Sordo’nun ekibine dahil olmuştu ve WRC’nin asfalt yarışlarında etap ekibinde görev almıştı.

Sordo, Vallejo’nun bir çok nedenden bu göreve seçildiğini belirtti: “Onu uzun zamandır yakından tanıyorum, insan ilişkileri oldukça iyi. Bundan başka onun çalışma stilini görmek için testler de yaptık ve ihtiyaçlarıma karşılık verebileceğini gördük. Kariyerimin bu kritik virajında benim yanımda olacak iyi bir kopilot olduğunu düşünüyorum.”

Sordo ve Vallejo, Almanya Rallisi öncesinde iki günlük bir test yapacaklar.

Solberg – Mills ikilisi ayrı düştü.

18/06/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Petter Solberg önümüzdeki hafta içinde eski kopilotu Phil Mills’in yerine kimi oturtacağını açıklayacak.

Solberg ve Mills 11 sezondur beraber 152 dünya ralli şampiyonası yarışında start aldılar, bunlardan 13’ünde zafere ulaşan ikili 2003 yılında Dünya Şampiyonu ünvanını aldılar ama geçen hafta içinde Mills’in aldığı şok karar ile yollarını ayırmak zorunda kaldılar.

O açıklamadan sonra Solberg sezonun bir sonraki yarışı olan Bulgaristan Rallisi öncesinde Citroen C4 WRC’sinde kime yer vereceğini araştırmaya başladı.

“Bir an önce karar vermeliyim ama bu hiç de kolay değil.” diyerek sözlerine başlayan 35 yaşındaki Solberg : “Çok güzel geçmişleri olan yaklaşık 20 kopilot ile görüştüm. Etrafta bu kadar kaliteli kopilotun takıma katılmak için beklediğini görmek şaşırtıcı, bu spora tutku ile bağlı insanların olduğunu gördüm.”

Solberg, Gigi Galli ile de yarışlara katılan şu anda Nasser Al-Attiyah’ın 37 yaşındaki İtalyan kopilotu olan  Giovanni Bernacchini ile görüştüğünü de gizlemiyor. “Onunla da görüştüm ancak kontrat imzalamış durumda. Bu işimizi zorlaştırıyor. Bazı kopilotlar sezon sonuna kadar kontrat imzalamış durumdalar ama yine de bir karar vereceğim.”

Solberg 155 yarış startının sadece üçünde Phil Mills ile beraber değildi. Egil Solstad 1998 yılında ilk WRC yarışında yanındaydı, cato Menkerud ise aynı yıl Galler Rallisi’nde sağ koltuktaydı. Son olarak da Fred Gallagher 1999 yılındaki Safari Rallisi’nde Norveçli pilota not okumuştu.

Menkerud uzun süre Petter’in ağabeyi Henning ile yarıştıktan sonra şimdilerde Norveçli genç pilot Eyvind Brynildsen ile Dünya Ralli Şampiyonası Süper 2000 klasmanında mücadele ediyor.

Bu arada Mills de gelecek ile planlarının öncelikle ailesi ile ilgilenmek olduğunu belirtti. Mills tutku ile bağlı olduğu motorsporlarından kopmasının mümkün olmadığını bundan sonda klasik ralli otomobilleri hazırlayan şirketi Viking Motorsport ile camianın içinde kalacağını belirtti.

Ogier ilk zaferine Portekiz’de ulaştı

01/06/2010 Kategori : Dünya Ralli Şampiyonası

Heyecan dolu son günün ardından Portekiz Rallisi’ni Citroen Junior Takımı’ndan Sebastien Ogier / Julien Ingrassia ikilisi kazandı. İlk zaferlerini yaşayan ikili 6 kez Dünya Şampiyonu olan Sebastien Loeb / Daniel Elena ikilisini geçmeyi başardılar. Dani Sordo / Marcv Marti ikilisinin yarışı üçüncü bitirmeleri ile Citroen pilotları podyumun üç basamağını da ele geçirmiş oldular.

Bu sonuçlardan sonra Dünya Ralli Şampiyonası’nda pilotlar klasmanında Sebastien Loeb zirvedeki yerini korurken Sebastien Ogier Mikko Hirvonen ve Jari-Matti Latvalan’nın önünde ikinciliğe yükseldi. Markalar şampiyonasında ise Citroen, Ford’un 26 puan önünde lider konumda yer alıyor.

İki Sebastien’in zirveyi ele geçirmesinden sonra üçüncülük ve diğer basamaklar için sıkı bir mücadele yaşandı. Sordo güne dördüncü sırada başlasa da Solberg’i geçerek podyuma çıkmayı başardı. Mikko Hirvonen ise Sordo ve Solberg arasında podyuma çıkma mücadelesi verdi. Sordo aradan sıyrılıp podyuma çıkarken Hirvonen Solberg’in son etaptaki hatası ile yarışı ancak dördüncü sırada tamamlayabildi. Son etaba kadar dördüncülüğünü koruyan Solberg ise son etap olan özel seyirci etabında yaptığı kaza sonrasında yarışı beşinci sırada tamamlayabildi.

Genç İngiliz Mathhew Wilson altıncı olurken, Formula 1 eski şampiyonlarından Kimi Raikkonen ise ancak sekizinci olabildi. Henning Solberg ise kopan alternatör kayışı nedeni ile yarışı tamamlayamadı.

Dünya Ralli Şampiyonası’nda bir sonraki yarış 8-11 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan Bulgaristan Rallisi olacak. Asfalt zeminde koşulacak yarış FIFA Dünya Kupası sırasında ilgi kaybı olmaması için verilecek bir aydan fazla aradan sonra koşulacak.

Yukarı Git