Tag archive

burak çukurova

Bostancı Şampiyona Liderliğini Korudu

08/07/2019 in Türkiye Ralli Şampiyonası

İstanbul Otomobil Sporları Kulübü (İSOK) tarafından 06-07 Temmuz tarihlerinde organize edilen ve 2019 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 4. yarışı İTO 40.İstanbul Rallisi, Castrol Ford Team Türkiye takımından Murat Bostancı-Onur Vatansever ekibinin birinciliği ile sonuçlandı. Bostancı-Vatansever ekibi bu birinciliğin ardından Türkiye Ralli Şampiyonası’ndaki liderliklerini sürdürürken, yarışın ikinciliğini BC Vision Motorsport takımından Skoda Fabia R5 ile Burak Çukurova-Vedat Bostancı, üçüncülüğünü de yine aynı takımdan Deniz Fahri-Bahadır Gücenmez ekibi kazandı.


Şile ilçesine bağlı Ballıca, Göçbeyli, Oruçoğlu ve Bıçkıdere çevresindeki 238,73 kilometrelik toprak parkurda koşulan rallide Sınıf N birinciliği Mitsubishi Lancer EVO IX ile ferdi olarak yarışan Uğur Soylu-Mehmet Köleoğlu ekibi elde etti. İki çeker klasmanı ve Sınıf 3 birincisi Fiat Motorsporları adına Fiat Egea 1.4 T-Jet ile yarışan Fatih Kara-Bilge Ayan ikilisi olurken, Genç pilotlar klasmanı ile Sınıf 4 birinciliğini Castrol Ford Team Türkiye takımından Emre Hasbay-Batuhan Memişyazıcı ve Sınıf 5 birinciliğini ise Ford Fiesta R1 ile Hakan Kerci-Soner Çevik kazandılar.

35 yaş üzeri klasik ralli otomobillerine açık historic kategorisini Parkur Racing takımından 1976 model Ford Escort MK2 ile Engin Kap-Oytun Albayrak elde ederken, benzer bir otomobille Castrol Ford Team Türkiye takımından Kemal Gamgam-Orkun Demir ikinci ve VW Golf GTI ile Nüvit Karakaşlı-Enez Al üçüncü oldular.

Zafer Vatansever Ralli Kupası klasmanında ise, genel klasman ve kategori 4 birinciliğine ulaşan ekip Ford Fiesta ST ile Özcan Söke-Barkın Şahin olurken, Citroen C2 ile İlhan Mutluay-Cumhur Önder genel klasmanda ikinci kategori 2’de birinci ve Suzuki Baleno ile Hakan-Havva Gürel çifti de genel klasmanda üçüncü kategori 1’de birinci sırada finiş gördüler. Bu klasmanda kategori 3 birinciliğini ise Ford Fiesta ST ile Levent Şapçılar-Deniz Gümüş elde etti.

2019 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 5. ayağı Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) tarafından 12-15 Eylül tarihlerinde Marmaris ve çevresinde düzenlenecek olan Dünya Ralli Şampiyonası’na dahil Türkiye Rallisi olacak.

Ralli Heyecanı İstanbul’a Taşınıyor

06/07/2019 in Türkiye Ralli Şampiyonası

2019 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 4. yarışı olan İTO 40.İstanbul Rallisi, 52 otomobil ve 104 sporcu katılımıyla 06-07 Temmuz tarihlerinde İstanbul Anadolu yakasında gerçekleştiriliyor. İstanbul Otomobil Sporları Kulübü (İSOK) tarafından İstanbul Ticaret Odası ana sponsorluğunda düzenlenen organizasyon, Şile ilçesine bağlı Ballıca, Göçbeyli, Oruçoğlu ve Bıçkıdere çevresindeki 238,73 kilometrelik toprak zeminli parkurda koşulacak

Aynı zamanda Türkiye Historic Ralli Şampiyonası ve Zafer Vatansever Ralli Kupası‘na da puan veren yarışta 6 Temmuz Cumartesi günü saat 12.30’da Tuzla’da bulunan ViaPort Marina’daki start seremonisinin ardından ekipler, 5 özel etabı geçerek ilk günü tamamlamış olacaklar. Yarışın ikinci günü olan 7 Temmuz Pazar ise ekipler ilk özel etap için saat 10.20’de servis alanından hareket edecekler ve 5 özel etabı geçtikten sonra saat 15.45’ten itibaren zorlu ralliyi tamamlayacaklar.

İlk 3 yarış sonunda Türkiye Ralli Şampiyonası’nda Castrol Ford Team Türkiye takımından Murat Bostancı-Onur Vatansever lider durumda yer alırken, Türkiye Ralli İki Çeker Şampiyonası’nda Fiat Motorsporları takımından Fatih Kara-Bilge Ayan, Türkiye Historic Ralli Şampiyonası’nda Uygar Birgili-Afşin Baydar ve Zafer Vatansever Ralli Kupası’nda da İlhan Mutluay-Cumhur Önder ekipleri ilk sırada bulunuyorlar.

Ege’nin Yeni Efesi Murat Bostancı

17/04/2019 in Türkiye Ralli Şampiyonası

2019 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın açılış yarışı Obel Cıvata 29. Ege Rallisi, Ege Otomobil Sporları Kulübü tarafından İzmir Seferihisar’da gerçekleştirildi. 13-14 Nisan tarihlerinde 60 otomobil ve 120 sporcunun katılımıyla düzenlenen organizasyon 107,25 kilometresi özel etap olmak üzere toplam 258,78 kilometre uzunluğundaki parkurda koşuldu.

13 Nisan Cumartesi günü Euphoria Aegean Resort Hotel’de Seferihisar Belediye Başkanıİsmail Yetişkin, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Nüammer Uslu ve TOSFED Başkan Yardımcısı Ömer Tolon‘un katılımıyla gerçekleştirilen start seremonisinin ardından iki gün boyunca hem rakiplerine, hem de zorlu etaplara karşı mücadele veren ekipler arasında büyük çekişme yaşandı. 

3 yıl aradan sonra yeniden Türkiye Ralli Şampiyonası’na dönen Castrol Ford Team Türkiye takımından Murat Bostancı-Onur Vatansever Ford Fiesta R5 ile ikinci özel etapta ele geçirdikleri liderliği yarışın sonuna kadar korumayı başararak Obel Cıvata 29. Ege Rallisi‘ni kazanan ekip oldular. BC Vision Motorsport adına Skoda Fabia R5 ile yarışan son 2 yılın Türkiye Şampiyonu Burak Çukurova-Vedat Bostancı ekibi, 12.5 saniye farkla ikinciliğe ulaşırken, power stage (avantaj etabı) kazanan taraf olarak ekstra 5 puanı hanesine yazdırmayı başardı. BC Vision Motorsport adına Skoda Fabia R5 ile yarışan bir diğer ekip Deniz Fahri-Bahadır Gücenmez ise üçüncülüğü elde eden ekip olarak podyumu tamamladı. Zorlu ralli sonunda markalar birincisi Castrol Ford Team Türkiye olurken, takımlar birinciliğini de BC Vision Motorsport elde etti.

İki Çeker klasmanı ve Sınıf 3’te Fiat Motorsporlari takımından Fiat Egea ile Fatih Kara-Bilge Ayan birinciliğe uzanırken, Sınıf 4’te Castrol Ford Team Türkiye takımından Ford Fiesta R2T ile Kağan Karamanoğlu-Nehir Yılmaz, Sınıf N’de GP Garage My Team takımından Mitsubishi Lancer EVO IX ile Erkan Güral-Burak Koçoğlu ve Sınıf 5’te de Ford Fiesta R1 ile ferdi yarışan Ali Hakan Kerci-Soner Çevik ekipleri birincilikleri paylaştılar.

Genç Pilotlar klasmanında, pistlerden rallilere transfer olan Ali Türkkan ilk ralli deneyiminde Fiat Egea ile birinciliği kazanırken, Castrol Ford Team Türkiye’den Üstün Üstünkaya ikinciliği ve Egea Gençler Kupası’ndan Buğra Can Kılıç üçüncülüğü elde etti. Genç Co-Pilotlar klasmanında ise Egea Gençler Kupası’nda mücadele eden Ali Emre Yılmaz birinci, Efe Eryalaz da ikinci olarak sezona başlamış oldular.

Aynı zamanda Türkiye Historic Ralli Şampiyonası’na da puan veren rallide, 35 yaş üzeri klasik ralli otomobillerinin mücadelesi 6 kez Türkiye Historic Ralli Şampiyonu Engin Kap-Özden Yılmaz ekibinin birinciliği ile son erdi. 1976 model Ford Escort MK1 ile mücadele eden Parkur Racing ekibini, benzer bir otomobille Castrol Ford Team Türkiye adına yarışan Kemal Gamgam-Orkun Demir izlerken, İzmirli Uygar Birgili-Afşin Baydar ekibi de BMW 316 ile üçüncülüğü ve Kategori 1 birinciliğini kazandı.

Zafer Vatansever Ralli Kupası klasmanında ise genel klasman ve Kategori 2 birinciliğini Citroen C2 ile İlhan Mutluay-Cumhur Önder, genel klasman ikinciliği ve Kategori 4 birinciliğini Fiat Palio ile Murat Güray-Bora Yakın, genel klasman üçüncülüğü ve Kategori 3 birinciliğini Ford Fiesta ST ile Castrol Ford Team Türkiye adına Özcan Söke-Barkın Şahinve Kategori 1 birinciliğini de Fiat Palio ile Kemal Çetinkaya-Onurcan Şirin elde ettiler.

2019 Türkiye Ralli Şampiyonası, 18-19 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan Akdeniz Rallisi ile devam edecek.

Skoda Bursa’da Seriyi Devam Ettirmek İstiyor

19/10/2012 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Skoda, Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 7. Ayağı Yeşil Bursa Rallisi’nde Hitit Rallisi’nde kazandığı başarıyı sürdürmek istiyor. Hitit Rallisi’nde Luca Rosetti – Matteo Chiarcossi ikilisi 1’ncilik kürsüsüne çıkarken, Burak Çukurova – Ünal Tezel ikilisi de podyum da 3’üncü olarak yer almıştı.

Türkiye Ralli Şampiyonası 7. ayağı olan Yeşil Bursa 20-21 Ekim tarihleri arasında Bursa’da gerçekleşecek. Skoda Yüce Auto desteğiyle Fabia S2000 ile zirve mücadelesi yapan Pegasus takımı 3 Avrupa Şampiyonluğu bulunan Luca Rosetti-Matteo Chiarcossi ve Burak Çukurova-Ünal Tezel ekipleri ile zafer için yarışacak. Türkiye Ralli Şampiyonası’nda Skoda’nın desteklediği Pegasus Racing pilotu Luca Rossetti, 117.4 puanla lider durumda. Yeşil Bursa Rallisi’ni de kazanması halinde Türkiye Ralli Şampiyonluğunu ilan edecek.

20 Ekim Cumartesi günü saat 13.00’da verilecek seramonik start ile başlayacak olan 37. Yeşil Bursa Rallisi’nde ekipler ilk olarak saat 14.00’den itibaren şehir merkezinde yer alan ve Kültürpark içerisinde oluşturulan Bursa Büyükşehir Belediyesi Seyirci Özel Etabı’nı geçecekler. Yarışa katılan ekipler Kültürpark’ın ardından Orhaneli-Keles bölgesinde yer alan etaplara yönelecek ve 3 özel etap geçerek günü saat 19.00’dan itibaren Mavi Cin Otoparkı’ndaki Servis Alanı’nda noktalayacaklar. İkinci gün ise saat 07.30’da start alacak olan yarışta ekipler Kirazlı, Soğukpınar, Dağgüney ve Firoz özel etaplarını ikişer kez geçerek saat 18.00’dan itibaren Hilton Bursa önündeki tak’tan geçerek kupalarını alacaklar.

2011 Avrupa Şampiyonu pilot Luca Rosetti sona yaklaşılırken heyecanın da doruk noktasında olduğunu belirterek “Şampiyonluğa ulaşmamız için önümüzde sadece bir yarış kaldı. Yeşil Bursa Rallisi’ni de Fabia S2000 ile zirvede tamamlayarak büyük bir zafer elde etmek istiyoruz” dedi.

Türkiye Ralli şampiyonasının 14 yıldır değişmez istikrarlı pilotlarından Burak Çukurova ise “2011 yılında kazanmış olduğu Yeşil Bursa Rallisi’nde 2012 yılında da podyum hedefiyle start almak ve Bursa seyircisine güzel görüntüler vererek Yüce Auto’nun desteğini en güzel şekilde taçlandırarak sezonu tamamlamak istiyoruz” sözleriyle sezonu en güzel şekilde tamamlamak istediklerini belirtti.

Pegasus, Samsun’da Kanatlanacak

22/08/2012 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Pegasus Racing’in 4 ekiple yer alacağı 2012 Türkiye Ralli Şampiyonası 6. yarışı Hitit Rallisi, 24-25 Ağustos tarihlerinde Samsun’da düzenleniyor.

2012 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ayağı olan 39.Hitit Rallisi, kısa adı ANOK olan Ankara Otomobil Sporları Kulübü tarafından 25-26 Ağustos tarihlerinde Samsun’da düzenleniyor.

25 Ağustos Cumartesi günü 13:00’da Tütün İskelesi’nde yer alan Kurtuluş Yolu’ndan ilk otomobile verilecek sembolik start ile başlayacak olan 39. Hitit Rallisi iki gün boyunca büyük mücadelelere sahne olacak. Yarışa katılan ekipler; sembolik startın ardından Demirci, Akgöl, Yeralan etaplarını geçerek, saat 16.27’den itibaren Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü karşısındaki dolgu toprak alanda düzenlenen SOYS Özel Seyirci etabında kozlarını paylaşacaklar.

Yüce Auto Skoda, Mobil Trust, TC Health, P Line Visiual ve United Business destekli Pegasus Racing de bu organizasyona 4 ekiple katılacak. Bu sezon Türkiye Ralli Şampiyonası’nı takip eden Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi ikilisi Ford Otosan Kocaeli Rallisi mekanik arıza nedeni ile kaybettikleri liderliği yeniden ele geçirebilmek için Samsun’da start alacak. Kariyerinde 3 Avrupa ve 2 İtalya Ralli Şampiyonluğu bulunan tecrübeli İtalyan ekip, Skoda Fabia S2000 ile güçlü rakiplerine karşı liderlik mücadelesi verecek. Pegasus Racing’in diğer Skoda Fabia S2000’i de yine Burak Çukurova-Ünal Tezel pilotajında, hem pilotlar hem de takımlar şampiyonası için puan hedefi ile parkurda olacak. Bu yarışla birlikte takıma dahil olan Liqui Moly destekli Adil Küçüksarı-Gürkal Menderes ekibi de Fiat Palio S1600 ile 2çeker ve sınıf 5 birinciliği için marşa basarken, Sonax ve Hayaller Gerçektir destekli Simin Bıçakcıoğlu-Afşin Baydar da Fiat Punto S1600 ile Türkiye Ralli Bayan Pilotlar ve Sınıf 5 birinciliğini bu yarışla birlikte ilan etmek hedefi ile direksiyon başına geçecek.

Skoda, Hitit Rallisi’nde Zirveyi Hedefliyor

in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Skoda, Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ayağı olan 39’uncu Hitit Rallisi’nde Burak Çukurova – Ünal Tezel ve Luca Rosetti – Matteo Chiarcossi ekipleri ile mücadeleye katılacak. Samsun’da düzenlenecek olan Hitit Rallisi’nde Skoda pilotlarının hedefi podyumda yer almak olacak.

Türkiye Ralli Şampiyonası 6. ayağı olan Hitit Rallisi, 25-26 Ağustos tarihleri arasında Samsun’da gerçekleştirilecek. Samsun’da düzenlenecek ilk ulusal ralli organizasyonu olan 39’uncu Hitit Rallisi Demirci, Akgöl ve Yeralan etaplarından oluşuyor. Skoda Yüce Auto desteğiyle Fabia S2000 ile zirve mücadelesi veren Burak Çukurova – Ünal Tezel ve Luca Rosetti – Matteo Chiarcossi ekiplerinden oluşan Pegasus Takımı, Hitit Rallisi’nde de ilk 3 dereceye girmenin hesabını yapıyor. İki gün boyunca kıyasıya bir mücadeleye sahne olacak olan Hitit Rallisi tamamı toprak zeminli, 125 kilometresi özel etap ve 2,30 km’si özel seyirci etabı olmak üzere toplam 291,50 km’den oluşuyor. Mücadeleye katılan ekipler etapları ikinci gün ikişer kez daha geçerek mücadeleyi tamamlayacak.

Türkiye’nin en istikrarlı pilotlarından olan Burak Çukurova, Şampiyonanın 6’ncı ayağını oluşturan Hitit Rallisi’nin mücadele ve seyir zevki açısından üst düzeyde olacağını belirterek “Her yarış öncesinde olduğu hedefimiz yine üst sıralar. Bu büyük mücadele içinden başarılı bir sonuç ile çıkacağımızı düşünüyorum. Tüm amacımız Skoda’ya güzel bir derece getirmek.” dedi.

Bir diğer Skoda pilotu Avrupa Şampiyonu Luca Rossetti ise, ekip olarak uyum içinde olduklarını ve bunu diğer ayaklarda olduğu gibi Hitit Rallisi’nde de yola yansıtacaklarını söyledi.

Aras Dinçer: Rüya mı Görüyorum, 60 Start?!

13/04/2012 in Aras Dinçer

Herkese hayırlı uğurlu olsun, beklenen, merak edilen, çok konuşulan 2012 Türkiye Ralli Şampiyonası, Ege Rallisi ile başladı. 2011 sezonunu bir gözetmen arkadaşımızın yaralandığı bir kaza ile kapatmıştık. Yeni sezon da, ne yazık ki, iki değerli gözetmenimizin yaralandıkları bir kaza ile açıldı. Umarım, üzerimizdeki bu uğursuzluklar artık bir son bulur, ve bu güzel sezonun tadını doya doya çıkarırız. Bu üzücü olay dışında, sportif anlamda çok keyifli bir yarış oldu Ege Rallisi. Kendine has ve çok zor bir karakteri olan İzmir’in asfalt etaplarında, ulusalı, mahallisi, historic’i ile toplam 60 otomobil, 120 yarışmacı kozunu paylaştı. 60 start, İstanbul dışında yapılan bir ulusal ralli için, ve sezonun ilk yarışı için harika bir rakam. Umarım bu bir tesadüf değildir ve iyi gelişmelerin habercisidir. Sezonun geri kalanı için yüzde yüz belirleyici olmasa da, kafaya giden pilotların potansiyelleri İzmir’de üç aşağı beş yukarı belli oldu. Toprak rallilerde farklı koşullar, farklı taktikler ve farklı bir rekabet şekli izlenecek olsa dahi, sezonda üç asfalt ralli olması, bu yarışta gösterilen performansların kabaca bir fikir vermesi anlamına geliyordu. Aynı şekilde 10’dan fazla birincilik adayı içeren iki çeker ve Grup N klasmanları ve enteresan bir rekabete sahne olacağını düşündüğüm Gençler Şampiyonası da büyük bir kompetisyon içerisinde başladı sezona.

Ege Rallisi’nin alışılageldik kurgusunun, bu sene biraz daha iyi bir seviyeye çekildiğini gördük. Bu sene etapların yönünün değiştirilmesi, kimilerini memnun etti, kimilerinin ise hoşuna gitmedi. Etapların hep aynı yönde geçilmesi, dünyadaki pek çok klasikleşmiş rallide görülen bir durum. Bunun bir sakıncası yok. Tam tersi, senelerce aynı şekilde geçilen etaplar, pilotları kendini kendisiyle veya eski otomobilleri yeniler ile kıyaslama şansı veriyor. Ama etaplar terse çevrildi diye EOSK’a kabahat bulacak halimiz yok, aldıkları karara saygı duymamız gerekiyor. Yarışın akışı ile ilgili tek bir kritik alındı. O da, Beyler etabının ilk geçilişinin, önden start alan bazı otomobiller start aldıktan sonra etaba ambulans girmesi sebebi ile normale çevrilmesi idi. Mecburen uzun süre startta bekledikten sonra, etabın normale çevrildiği haberini aldık. Ama bu kararın verilmesinden beş dakika sonra, etabın içinde ilerlerken ambulansı yerine dönerken gördük. O kadar zaman bekledikten sonra, ambulans geri gelmişken etabı özel olarak geçebilirdik diye düşünüyorum. Öyle bir anda alındı ki bu karar, mekanik problemi olan bazı ekipler için büyük avantaj oldu, çünkü etabı zamana karşı geçmeden servise ulaştılar. Ne ki, rallide şans faktörüne diyecek söz yoktur. Sonuçta bu karar, organizasyonun insiyatifindeydi, saygı duyuyoruz. Tek aksaklık, etap normale çevrildikten sonra büyük bir hata yapıldı ve hiçbir ekibe start zamanı yazılmadan, tüm otomobiller serbest bırakıldı etabın startında. Bu, tam bir kural hatasıydı işte. Sonuçta, etap normale dahi çevrilse, bir start zamanı yazılması gerekiyordu. Ki, neredeyse hepimiz, bunun yanlış olduğunu, zaman yazılması istediğimizi gözetmenlere bildirdik ama ralli merkezinden böyle talimat aldıklarını söyledi gözetmenler. Kimseye start zamanı yazılmadığı için, bazı ekipler otomatikman ceza yemiş oldular, bazıları ise yemeleri gereken cezayı yemediler. Her ne kadar alınan zaman cezaları iptal edildiyse de, bu durum servis girişindeki toplamada da büyük karışıklığa yol açtı. Çünkü geride kalan bütün ekipler, aynı anda toplama girişi masasına çullandılar haklı olarak. Beyler start’ta ekiplere start zamanı yazılmamasını söyleyen her kim ise, engin bilgisi sebebiyle kendisini tebrik ediyorum ben… O kişi yatsın kalksın, direktör yardımcısı İlkay’ın ve toplama çıkışı masasındaki gözetmen arkadaşın sakin ve doğru yönetimleriyle durumu düzeltmiş olduklarına dua etsin. Yoksa pazar akşamı bir çuval itiraz dilekçesi ile uğraşacaktı komiserler.

Start takında meydana gelen olay konusunda söyleyecek fazla birşey yok. Tek emin olduğum şey, Mithat Abi’nin, bazıları gibi bu sporu bir hava atma mecrası olarak gören bir insan olmadığıdır. Sporu gönülden seven, ve kendisinin değil, sporun ilgi çekmesini isteyen, sporun içinde yer almaya çalışan amatörlere yardımcı olan birinin, bu duruma bilerek yol açtığını düşünmek, gaflettir. Tamam ortada iki büyük hata var: Birincisi start takının zemine iyi sabitlenmiş olmaması, ikincisi ise Mithat Abi’nin bunu düşünemeyerek, yaptığı çıkış ile takın devrilmesine sebep olması… Bunlar bahanesi olmayan hatalar ve herkes bu iki hatadan ders çıkarmalıdır elbette. Fakat bu durumun şahsi bir tatmin için kasten yapılmış olduğunu düşünenler bilsinler ki, suçladıkları kişi, böyle bir insan değildir. Yarıştan diskalifiye edilmesinin sebebi de, yaşanan olay değil, zaman karnesinde yapılan prosedürel bir hatadır. Bu vesile ile, camianın en müstesna simalarından Levent Bey ve Birsen Hanım’a acil şifalar diliyorum ve en kısa zamanda Onları tekrar etaplarda görev başında görmeyi umuyorum.

Yarışın sportif tarafına gelirsek, İzmir etapları çok kaygan, çok tuzaklı ve çok satıcı olmuştur her zaman. Çok yüksek lokal tecrübe ve sürüş tekniği gerektiren etaplardır. Herkesin bir kötü anısı vardır bu zorlu etaplarda. Ama ne olursa olsun, her iki yönde de yarışması korkunç keyifli ve sevilen etaplardır bu etaplar. Bu seneki yönde geçildiğinde, diğer yöne göre çok daha zor ve daha fazla tuzak içeren etaplarda, bu sene son anda yapılan yamalar olmaması, işleri kolaylaştırdı. Yama malzemesi, virajların içinden yola sürüklenen topraktan çok daha beter bir şey çünkü. Virajın girişinde yamaya yakalanınca, otomobilin kafası kesinlikle içeri girmiyor. Yola sürüklenen toprak, hiç olmazsa virajın ortasında oluyor. Risk yaratsa da, viraj girişindeki yama malzemesi kadar zorlaştırmıyor hayatı. Bunun dışında, Beyler etabı bu yönde biraz daha risk içeren bir hal aldı. Çatalca etabını iniş yönünde geçmek ise, gerçekten çok çok zor oldu. Tabii bunlar bir şikayet konusu değil, sadece tespit. Sonuçta herkes aynı yollardan geçiyor…

Değerlendirmelere küçükten büyüğe doğru gidersek, öncelikle tek sıfır çıkan Ahmet Abi’yi ve sesini çok özlediğimiz 3.25ix’ini tekrar etaplarda gazlarken görmek, çok güzeldi. Zamanında Lancia ile yarışan İskender Atakan’a kafa tutan bu ikiliye, kopilot koltuğunda Erol Hülagü eşlik ediyordu. 1 kapı numarasını taşıyan Luca Rossetti-Matteo Chiarcossi, ise hayatlarında ilk defa böyle bir asfalt gördüklerinden ötürü şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Adamlar ne desinler, 3 kere avrupa şampiyonu olmuşlar, halı gibi asfaltlarda yarışmaya alışkınlar. Bizim Çatalca etabının erimiş asfalt üstü az topraklı zeminini görünce, allak bullak oldular. Volkan Abi, kendisi için bir 5 sene daha “yaşlı” kelimesinin kullanılamayacağını ispatlarcasına çekişti Rossetti ile. Sert lastikler ile yarışan Yağız, birkaç spin atan Burak ve Grande Punto Super2000 ile harikalar yaratan Fatih, ilk gün sonuna kadar zirvedeki ikiliye yakındılar. Ercan Abi ise gerilerinde kalmıştı. Bu arada, atlanmaması gereken bir konu vardı: Gödence etabının startındaki tırmanma bölümünü çıplak göz ile seyredebiliyorduk ve Yağız’ın yeni spec Fiesta Super2000’inin, Skoda’lara kıyasla inanılmaz bir güç üstünlüğüne sahip olduğu açıkça belli oluyordu. Pegasus-Team 47 Skoda’larının 97 oktan benzin ile yarışmak zorunda kalmalarının bunda ne kadar etkisi var bilmiyorum ama, Murat’ın Fiesta’sı da dahil, hiçbir otomobil, Yağız’ınki kadar yürümüyordu yokuş yukarı. Burak ve Ünal’ın başına gelenler ise, parkurlarda ender görülen cinsten bir olay idi. Benzin regülatörüne giden hortum yerine iyi sabitlenmediği için, etabın içinde Fabia’nın içini benzin basınca fenalaşan ikili, yarışı bırakmak zorunda kaldılar. Ciddi bir bilinç kaybı yaşamış olmaları, çok daha kötü bir durumdan kurtulmuş olduklarını gösteriyor. Benzinin tadını alan Ünal’ı, artık rakı filan kesmez bence…

Fiesta demişken, kaderin cilvesine bakın ki, Ford takımı’nın ikinci Fiesta Super2000’i, ikinci kez girdiği Ege Rallisi’nde bir kez daha kendini yoldan dışarı attı. Aynı otomobil ile, geçen sene Emre uçmuştu Ege’de. Bu sene de Murat uçtu. Sanırım bu otomobil, kaza yapmak için hep Ege Rallisi’ni seçiyor. Zirve rekabetinde ikinci gün olanlar malum. Volkan ve Luca arayı açıp, kendi oyunlarını oynamaya başladılar. 2002 yılında en büyük rakibi Nejat Avcı’yı, Beyler etabında yaptığı ölümcül atağı ile geçen Volkan Abi, 10 yıl sonra yine bir ölümcül Beyler atağı ile, bu defa da Rossetti’yi alt etti. Gördük ki, Luca Rossetti öcü değilmiş. Bir Türk, Luca Rossetti’yi geçebiliyormuş. At binenin, yol gidenin, diğerleri neden geçemesin ki…

Yağız-Bahadır ile Fatih-Bilge’nin çekişmesinde, direksiyon pompası arızası yaşayan Ford ekibi, çok gerilere düşerek, puansız ayrıldı İzmir’den. Fatih ise, rakiplerininkinden çok daha yavaş bir otomobil olan Grande Punto ile, harika bir podyum çıkardı Ege Rallisi’nden. Eskişehir’de daha da hızlanacaktır Fatih. Gurmelik alanında emin adımlarla ilerleyen Ercan Abi ve Emire, yine pasta keserek başladıkları yarışta, aradıklarını pek bulamadılar. Tüm Skoda’lar Evo 3 iken, O’nlarınki Evo 2 diye mi böyle oldu, yoksa pastayı yiyince ağırlık mı çöktü bilmiyoruz tabii ama ikisinin de doğumgünlerinin, Türkiye’deki rallilere denk gelmesi çok neşeli oluyor. Takvime baktım, benim doğumgünüm San Remo Rallisi’ne denk geliyor =( Dışarıdan puan getirme bahanesiyle Mendo’yu kandırmaya çalışacağım… İlk 5’i bilin bakalım kimler tamamladı… Evo 9’a terfi eden OMS pilotu sayın Nebil Erbil ve kopilotu Onur Ahıskalı. Bu yarış resmen döktürdü Nebil. Kendilerini bu üstün performanslarından ötürü tebrik ediyoruz. OMS’nin diğer ekibi Sabri-Ufuk ikilisi de, Grup N’de dördüncülük puanlarını istiflediler. Takım direktörü Oğuz Bozkurt’a da, taş gibi iki otomobil hazırladığı için kocaman bir bravo! Grup N’de ikinciliği kazanan Alpaslan Abi ve Sinan da, gösterdikleri hız ile herkesi şaşırttılar. Bu sezon yola Kaan ile çıkan Burak Büyükpınar, yeni Evo 9’u ile şeytanın bacağını kırdı ve değerli puanlar kazandı.Motorsporlarında 40’ıncı yılını kutlayan Levent Abi ve değişmez kopilotu Savaş da, iyi puanlar almışlar sınıflarında. İstanbul Rallisi’nde özel bir kutlama stili düşünüyorum Levent Abi için. Becerebilirsek, motorsporları tarihine geçeriz… Historic klasmanında Escort MK2’ler ile Kemal TwinGam-Birol Otağ ve Engin Cup-Başar Yavuz’un mücadelesi, hem kendilerine, hem de izleyenlere müthiş keyif vermiş. Historic’de de bu sene fena kompetisyon var. Yağmur Bostancı da aralarına katıldığında, daha da keyifli olacak.

Gelgelelim, bu yarışın yıldızı, Punto Super1600’ü ile Şimşek Hoca oldu. Çıkma lastiklerle ve önden çekişli eski spec bir otomobille yarışmasına rağmen, determinasyonunu hiç kaybetmeyen Ünal ve Emir, çok iyi iş çıkardılar. Yarıştan önce kendisine ilk 8’de bitireceğini söylediğimde, kendisi bile inanmayan Ünal, kıran kırana geçecek iki çeker klasmanında söz sahibi olacaktır. İki çekerin diğer favorilerinden Emre ve Erdener, motor problemlerine rağmen, ilk 10’da bitirdiler yarışı. Orhan ve Ali Gülan ise yoldan çıkarak çok zaman kaybettiler. Zayıf otomobilleri ile, kendilerinden daha güçlü araçlara sahip birçok ekibi geride bırakan Tezcan ile Yiğit’in, ve tecrübeli rakiplerinin arasından sıyrılan Murat Soyçopur’un klasmandaki yerleri dikkat çekici. Son etapta yoldan çıkan Ferhat ile Burak’ı görünce üzüldük. İyi gidiyorlardı ama Beyler’in meşhur kapanan virajlarından birinde bedavadan yoldan çıkmışlar. Mendo ile bizim Ege Ralli’miz ise, daha cumartesi günü ilk etabın startında mundar oldu. Hakemin “çık” demesiyle, kırılan ön diferansiyel, bizi arkadan itişli hale getirdi. İlk etabın sonuna doğru 2. vitesi, ikinci etapta ise 3. ve 4. vitesleri de kaybettik. Çatalca etabının ortalarında 5. vitesi de kaybedince, boşa atıp etabı bitirdik ve Çatalca göletinden servise kadar, 30 km yolu birinci vites ile gelmek zorunda kaldık. Akşam servisinde de 8 dakika ceza yiyince, 42’nciliğe kadar düşen Menderes Okur-Aras Dinçer ekibi, ikinci gün parkura spor olsun diye çıktılar ve etapları gezerek, çevreyi tanıdılar, doğayı keşfettiler… İlk günü normal etap gibi geçtik, ikinci gün de Beyler normal verilince, yarışın yaklaşık yarısını normal etap olarak geçmiş olduk. Bir halt anlamadık yaptığımız yarıştan.Uzun bir süredir üzerimize yapışan bu bahtsızlık travmalarına bir son vermek için, biz de artık her yarışa birşeyler keserek başlama kararı aldık. Eskişehir Rallisi’nde takta horoz keserek başlıyoruz bu uygulamaya. Bizim gibi talihsizlikten yakınan başka ekipler varsa, benimle irtibata geçsinler. Aramızda para toplayıp, Boğaziçi Rallisi’nde 5 ortak danaya girelim. Otomobilimiz yarışa sadece son birkaç günde hazırlandığı için her virajda tavandan üstümüze, ağzımıza, burnumuza kum yağması, açılıp kapanmayan camlar, çalmayan korna gibi enteresan tecrübeler yaşamamızı sağlayan TOK Sport’a da, bu vesile ile teşekkürü bir borç biliriz. Takımımızın diğer otomobili olan Evo 8’i kullanan Orçun, daha ilk etaba bile ulaşamadan yolda kalırken, Vedat Abi’nin kullandığı Grande Punto Super2000 ise, transmisyon problemi ile yarış dışı kaldı. “Başka takımları eleştiriyorsun, kendi takımını hiç eleştirmiyorsun” diyenlere selamlarımı iletin lütfen.

Bundan sonra ne olur? Farklı tezler üretebiliriz. Asfaltçı bir pilot olarak bilinen Luca Rossetti’yi, asfaltçı olmayan Volkan Işık, asfaltta geçiyorsa, toprakda kim bilir ne yapar diye düşünebiliriz. Ege’nin asfaltı Rossetti’ye ters geldi, O’nu bir de Eskişehir’de görelim diyebiliriz. Toprak yarışlar başlayınca, Yağız’ın ve Ercan Kazaz’ın da söyleyecek sözü olacaktır diye tahmin yürütebiliriz. Fatih, Burak ve Murat da elbette sürpriz çıkışlar yapacaklardır. Birşey söylemek için henüz erken ama ViaPort İstanbul Rallisi sonunda ya işler iyice karışır, ya da şampiyon kendini iyice belli eder diye düşünüyorum. İki çeker ve sınıflarda da büyük çekişme olacağı aşikar… Ege’de bu kadar katılım bir araya geldiyse, İstanbul ve çevresindeki yarışlar 75 katılımı zorlar diye düşünüyorum. Güzel oldu bu sezon…

Federasyonun basın ve tanıtım işine el atıp, işi Atıl’a ihale etmesi de iyi oldu. Bu sayede bu kadar çaba ve kaynağın boşa gitmemesini umuyorum. Ama bu iş sadece tanıtım ile bitmez. Bunu fdefalarca söylüyoruz. Otomobil ve motorsporları kültürü yaratmamız lazım. Kültürel olarak yerleşmemiş bir sporun etkinliklerini bir değil 10 tane Atıl tanıtsa, taşıma su ile değirmen bir yere kadar döner ancak. Sporu bir kültür, düstur haline getirip özendirici ve değerli bir hale sokmamız gerek. Geçen hafta Onur Aslan ile Etiler’de yürüyorduk. “Say bakalım kaç tane Range Rover geçecek, kaç tane ralli homologasyonu olan araba geçecek” dedim. Yaklaşık 300 metre yürüdük, tam 17 tane Range Rover gördük. Homologasyonu olan kaç araba geçti peki? Hiç, sıfır… Demek ki bizim insanımız Range Rover’a veya benzerlerine hevesleniyor. Bu hevesi motorsporları lehine çevirmek lazım. Bunun için de, sadece basın tanıtımı yetmez. Otomobil markaları için motorsporlarını cazip hale getirmek, sporu tüm yurtta yaymak, anlatmak, özendirmek gerek. Umarım o günleri de görebiliriz…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Aras Dinçer : Her Canlı Meydey’i Tadacak!

26/10/2011 in Aras Dinçer

Yeşil Bursa Rallisi’nde ben de seyirci idim. 2009 yılında rallilere geri döndüğümden beri geçen 2 sene boyunca, birkaç yurtdışı ralli ve ulusal tırmanma-kroslar dışında hiç yarış seyredememiştim. Çünkü Menderes ile 2009’dan bu yana Türkiye’de yapılan, mahalli-ulusal bütün rallilere katılmışız. Dolayısı ile, iki yıldır ilk defa arabaya atlayıp, yarış seyretmenin sefasını sürme şansım oldu. Ben de bu fırsatı kaçırmadım ve cumartesi sabahı Kutlu-İlhan ve ben, düştük Bursa yollarına… Ve bakın neler yaptık…

Yarışın ilk özel etabı olan Dağgüney’in ortasına çıkan kavşağı, camianın müzmin seyircisi “Würth Selim” ve müstakbel pilotu Hakan Uçucu’nun lezzetli tarifleri sonrasında bulduk. Süpürücü geçene kadar herkesi seyredip, oradan seyirci etabına geçtik. Özellikle Burak ve Murat’ın 2. turlarının keyif verdiği bu etapta, 1000 civarı seyirci vardı. Önce drift otomobilleri güzel bir gösteri yaptı, sonra da yarışa maddi-manevi destek veren Serkan Yazıcı, Volkicar ile gazladı. Tabii seyircinin toplanmasında bütün bu aksiyonun büyük etkisi oldu. Elbette bunlar hep Atıl’ın başının altından çıktı…

İkinci gün etaplarına Şeref Akgün ile devam ettik. Öğlen servisine uğradık, Murat’ın talihsizliğine şahit olduk, son lup için tekrar yola çıktık. Uludağ yollarında kar birikintileri gördük, biraz üşüdük ama bolca enstantane ve atraksiyona şahit olduk. Bir viraj ötemizde yoldan çıkan Hakkı-Akın ikilisine yardım etmeye çalıştık ama maalesef bir faydası olmadı. Yarışı, pazar akşamı iskender yiyerek tamamladık, keyifli bir ralli oldu.

Yaptıklarımız böyleydi işte, şimdi biraz da gördüklerimize gelelim… Son birkaç yılda şahit olduğumuz organizasyonel çuvallamaların, bu yıl hayli azaldığını gördük mesela…Serkan Yazıcı yarışın sadece maddi ve lojistik problemlerini çözmekle kalmamış. Anladığım kadarı ile, iyi bir iş çıkarılabilmesi için, düğmeye de basmış. Serkan’ın eski copilotu Atıl da, yarışın hem tanıtımında, hem de akışında ciddi bir efor koydu ortaya. Yarşın formatı biraz Kocaeli Rallilerini anımsattı bana. Start, servis ve seyirci özel etabının tek bir noktada olması, herkes için büyük bir kolaylık oldu. BOSSEK işi basitleştirmenin, en iyi çözüm olacağını nihayet keşfetmiş. Bu basitleşmenin en net göründüğü taraf ise etaplar olmuş. Önceki yıllarda kullanılan ve önemli kavşaklardan geçen etaplar yerine, içinde fazla sapak barındırmayan, iki ucundan kapatılabilecek etaplar seçilmiş. Böylece güvenlik zaafları önlenmiş oldu. Neticeleri yine rallidergisi.com’dan takip ettik. Bu kez İzmir ekibinden Onur’u merkeze yerleştiren Çağlar ve Sait bu işin ne kadar hızlı yapılabileceğini bir kez daha göstermiş oldu. Yine önceki yıllarda görülen karne basım hataları, etaplara giren araçlar gibi abuklukları bu yarışta görmedik. Ancak sadece Bursa değil, diğer tüm rallilerde de gördüğümüz, gözetmen kaynaklı sorunlar, yine yaşanmaya devam etti. Kulübün gözetmenleri geç toparlamasından mı, yoksa gözetmenlerin kendilerinin geç kalmalarından dolayı mı olduğunu bilemediğimiz bir şekilde, gözetmenlerin etaplara ulaşımlarında çok geç kalındı. Sırf bu yüzden nötralizasyon verildi, hatta bazı finish masaları kurulurken, ilk otomobiller o etabın startını almak üzereydiler. Karnelerin yanlış doldurulduğunu yine gördük, hatta resimde örneği de mevcut…

Öncü otomobillerin yolda kaldıklarını yine gördük. BOSSEK neden öncü işini hep canı burnundaki otomobillere emanet ediyor, anlamıyorum. Asfalt yarışı bile tamamlayamayan bir otomobile, en baştan bu iş verilmemeli. Son olarak, yarışla ilgili yapılacak en önemli eleştiri, ve bir kişi dışında herkesin hemfikir olduğu tek husus, Hüseyinalan etabının zemininin bozukluğu idi. Toprak haliyle keyfine doyum olmayan bu etaba dökülen malzeme, zemini asfalt-toprak karışımı hale getirmiş. Üzerine bir de yolun yüzeyindeki göçmeler eklenince, bir asfalt ralli ile alakası olmayan bir etap çıkmış ortaya. Asfalt rallilerde yer yer zemin bozukluğu ve virajlarda kirlenme olmasının çok doğal olduğundan bahsetmiştik. Ancak Hüseyinalan’daki durum, bu tarifi çok aşıyor, verilmemesi gereken bir etaptı.

Bu mevzular dışında, yarışın formatıyla ilgili birçok eleştiri geldi yarışmacılardan. Normal etapların çok uzun olmasından anlamsızca yakınanlar vardı. Bu yeni moda… Önüne gelen normal etaplardan ağlayıp sızlıyor. Arkadaşlar, beğenmiyorsanız, girmezsiniz yarışa. Nitekim girmediniz de… Ralli bu… Monte Carlo Grand Prix’si değil… Uzun normal etaplar olabilir, WRC pilotları insan değil mi, yüzlerce km normal etap geçiyorlar her yarış… Yine benzer isimler “Yağmur yağacak” diye yarışa girmekten kaçındılar. Bu zihniyete sahip bir toplumdan, uluslararası kalitede pilot çıkmaz. Ralli yapıyorsanız, asfaltı, yağmuru, karı ve normal etapları seveceksiniz. İşine gelmeyen yarışmasın…

Etaplardaki mücadeleye gelirsek, açıkça belli ki, zirveyi hedefleyen herkes, Bursa’ya farklı bir amaç için gelmişti: Burak ve Ercan Abi kazanmak, Yağız yarışı bitirip, şampiyonluğu alıp gitmek, Murat ise, sadece toprakta hızlı olmadığını, asfaltta da gidebileceğini ispatlamak derdindeydi. Bu dörtlünün performanslarına bakarsak, içlerinde yarışı en enteresan geçiren, Ercan Kazaz’dı. Ercan Abi’nin değişen şartlara çabuk uyum sağlayan bir pilot olduğu aşikar. Herkes, Ercan Abi’nin, yeni kopilotu Emire ile zorlanacağı düşünüyordu ama Eskişehir’i kazasız belasız atlatan ikili, Yeşil Bursa’nın daha ilk gününde kazanma temposuna çıkıverdiler. Üstelik daha önce Ercan Abi’nin hiç kullanmadığı, Fabia Super2000 ile. İlk gün sonunda işler daha da ilginç bir hal aldı. Yukarıda, Hüseyinalan etabı konusunda, bir kişi dışında herkesin hemfikir olduğunu söylemiştim. O bir kişi, Ercan Kazaz’dı. Hüseyinalan etabına tek itiraz etmeyen, hatta Hüseyinalan’ın iptal edilmemesi için elinden geleni yapan Ercan Abi, tecrübesine güvenerek, rakiplerini bu etapta sobeleyeceğini düşünmüştü belli ki. İkinci günün ilk lupuyla beraber, saklambaç başladı. Emire ile daha ikinci yarışında ve ilk defa kullandığı Super2000 ile gözlerini yuman Ercan Abi, 100’e kadar saydı, saklanan herkesi tek tek yerinden çıkardı, ama sobelemek için geri koşarken, Fabia’nın motoru pes etti. Ve ironik bir şekilde, herkese meydan okuduğu Hüseyinalan’a varamadan, Meydey çekicisine verdi anahtarları… (Bakınız: Fotoğraf)
Sonuç: Eğri oturalım, doğru konuşalım… Türkiye’deki (hala) en hızlı kuşak, bizim çocukluğumuzda izlediğimiz, 90’lı yılların “genç kuşağı”. Bu böyle biline…

Bu tezimin her zaman arkasında olmakla beraber, burada bu yarışa mahsus bir parantez açalım: Yağız ve Bahadır, şampiyonluğu ilan edebilmek için, fazla forse etmediler yarışı. Zaten hidrolik direksiyon problemi de yaşadılar ve yavaş bir tempo ile bitirdiler yarışı. Burak için ise, farklı bir engel vardı: Yıllardır tanıdığım Burak’ı, ilk defa bir ralli sırasında bu kadar demotive ve dağınık gördüm. Bu durumun kendisi de farkındaydı zaten. Eskişehir’de olan bitenleri hazmedip, tekrar direksiyon sallamak, bir pilot için kolay bir psikoloji değil. Burak ilk gün sonundaki seyirci etabına kadar, bu durumda yarıştı. İkinci gün birkaç iyi zaman yapınca, temposu ve konsantrasyonu yükseldi. Murat da, birkaç etaptaki zamanları ile, asfaltta da herkesi terleteceğini gösterdi. Punto Super1600 ile son asfalt yarışını yapan Fatih ve Bilge, süper bir tempo yakaladılar. Super2000’lere bu kadar yakın gidebileceklerini düşünmüyordum. Podyumu tamamlayan Emre ve sevgili Erdener’i de tebrik etmek lazım. Yukarıdan fire verildikçe, yükselmiş gibi görünseler de, zamanlarına bakıldığında, yüksek tempoda hatasız kalabildikleri görülüyor. Dışarıdan bakıldığında çok sade ve sakin bir gidişi var Emre’nin, direk zamana oynuyor.

İyi gidenleri saymaya devam edelim. Ferhat-Burak ikilisi bu yarış, zamanlarını iyi yerlere çektiler. Az araba bitirdiği için, genel klasmana bakarak kıyaslama yapmak hata olur, ama önlerdeki arabalar ile kıyaslandığında, güçlü otomobillerden yediği farkı azaltmış Ferhat. Alptekin de eski günlerini anımsatan bir performans gösterdi. Sadece kronometreye değil, seyirciye de oynayan Tezcan’ın da zamanları kayda değer. Kendisinden daha güçlü C2’ler ve Fiesta R2’lere olan farkı, toprağa göre biraz daha aşağı çekti Tezcan. Önümüzden her geçişinde güzel görüntüler verdi, arabaya söz geçirmeyi biliyor. Eytan ve Burak da fena bir yarış geçirmedi. Tezcan’a göre, zamana oynayan çok daha sade bir pilotajı avr Eytan’ın. Arabayı o kadar zorlamıyor. Hakkı bu yarış Super2000’lere biraz daha yaklaştı. Bu yarış birlikte girdikleri Akın ile, önümüzden geçtikten bir viraj sonra uçtular maalesef. Yoldan çıktıkları nokta, Soğukpınar etabının en sert virajlarından biri, fren üzerinde dümdüz gitmişler… Yanlarına gittiğimizde, arabayı çıkarmayı denemeyi teklif ettik ama Hakkı istemedi, pek de çıkabilecek gibi görünmüyordu zaten. Akın’ın dar kesim tulum ile, Evo 9’a pansuman yapma çabalarını kaçırmadım ve fotoğrafladım. (Anlama kıtlığı yaşayanlar için, artık yazıları fotoroman şeklinde yapıyorum…) Ünal bu yarış hayalkırıklığı yaşadı. Her zaman asfaltta daha rahat kullanan Ünal, bundan önce asfalt üzerinde hangi arabaya binse, altına aldı ve yürüdü. İlginç bir şekilde, Grande Punto Super2000 ile bu ilişkiyi kuramadı. Üstelik bu otomobili toprakta gayet güzel kullanmasına rağmen..

Bir parantez de, Parkur Racing’e açalım. Saxo’larının şanzımanında delik açılan Tibet ve Erhan, yarış devam edebilmek için ilk günün akşam servisinde yokluk içinde çok uğraştılar. Ben, Deniz Azmak ve İlhan da elimizden geldiği kadar serviste onlara yardım ederek, arabanın yürümesini sağlamaya çalıştık, ama bir lamba ve iki sehpa bile olmadığı için, çok zor olacaktı iş. son bir umut ile Kerem Üstünkaya’dan el feneri istediğimde, Burcu’nun çıktığı çadıra arabayı getirmemizi söyledi. Saxo’yu lambalı çadırın altına soktuk ve Yücel ile ismini bilmediğim bir mekaniker arkadaş daha, arabaya el attılar. Hatta bir ara Skoda’lara servis veren Rene Georges ekibinden birini, Saxo’nun altında gördüm! Bir şekilde kör topal da olsa, şanzımanı devam eder duruma getirdik. Gerçi ertesi gün Tibet şanzımandan kaldı ama, Kerem Abi, rallideki yardımlaşma ruhunun hala ölmediğini göstermiş oldu.

Yeşil Bursa Rallisi’ni canlı canlı takip ederken, hepimizin gözü bir taraftan da, Katalunya Rallisi’nde idi. WRC’de çok kritik son iki yarışa girilirken, oyundan düşen ilk şampiyonluk adayı Sebastien Ogier oldu. Citroen’de hiç alışkın olmadığımız şekilde motor problemleri çıkmaya başladı. Geçen yarış Loeb’ün başını yiyen DS3 makinası, bu yarış da, Ogier’yi buldu ve şımarık Fransız’ız şampiyonluk şansı kalmadı. Şımarık olmayan versiyon Fransız ise, yine ustalığını konuşturdu İspanya’da. İlk günkü toprak etaplarda hem süpürdü, hem döşedi Loeb… İlk günü lider bitirince, sonraki günler geçilen asfalt etaplarda fazla zorlanmadı zaten. Ford’da yine Latvala’nın Hirvonen’i geçtiğini ve sonra yol verdiğini gördük. Bu son hamleye karşın, bonus etabında Loeb bir ekstra puan daha aldı. Şimdi İngiltere’de ikinci olması, ve son etapta ilk üç içinde bir zaman yapması Loeb’e yetecek. SWRC’de beklendiği gibi, Juho Hanninen şampiyonluğunu ilan etti.

Bizim şampiyonumuz da Yağız ve Bahadır oldular, onları da bir kez daha kutluyorum bu vesile ile. Ama Antalya’da çok keyifli bir Hitit Rallisi bizi bekliyor. Bu yarışta bol bol çamur da bulacağız etaplarda sanırım. Ayrıca, bu haftasonu yapılacak Cumhuriyet Rallisi’nde, önden çekişli otomobiller ile yarışan amatörler kapışacaklar. Aralık’ta ise İstanbul Ralli Şamp…. -Az kalsın şampiyona diyecektim, ne ayıp di mi…- İstanbul Ralli Kupası başlayacak…. Yılbaşına kadar ralli heyecanına devam!

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Burak Çukurova Fabia S2000 ile Bursa’da zirveye ulaştı

24/10/2011 in Bülten/Türkiye Ralli Şampiyonası

Bursa Otomobil Sporları Kulübü tarafından organize edilen 36.Yeşil Bursa Rallisinde Burak Çukurova, sergilediği muhteşem performansıyla birinciliği elde etti.

Türkiye Ralli Şampiyonası heyecanı, 22-23 Ekim tarihleri arasında Bursa’da gerçekleşen Yeşil Bursa yarışı ile devam etti. Toplam 482 kilometrelik rallide Yüce Auto Skoda desteğiyle Skoda Fabia S2000 ile yarışan Burak Çukurova, sergilediği üstün performans ile zirvede yer alarak adeta Eskişehir rallisine nazire yaptı.

Yeşil Bursa Rallisi’nde Yüce Auto Skoda desteği yarışan başarılı pilot Burak Çukurova ve co-pilotu Ünal Tezel ile 144 km’si özel etap olmak üzere toplam 482 km asfalt zemin olmak üzere 12 etaptan oluşan yarışın, 4 etabını birinci olarak tamladı.
Çukurova-Tezel ikilisi, ikinci gün birbirini takip eden Soğukpınar, Hüseyinalan, Dağgüney ve Harmanalan etaplarının tümünde en iyi zamanı yaparak 1.inci olma başarısı göstererek adeta Yeşil Bursa Rallisinin sonucu hakkında sinyaller vermişti.

Yarış sonrası bir açıklama yapan Çukurova “Çok güzel bir yarış oldu ve hakkettiğimiz 1.inciliği elde ettik. Asfalt zeminde Skoda Fabia S2000’in gerçek gücünü ve yüksek potansiyeli gösterme şansı elde ettik. Eskişehir’de yaşanan talihsizliğin ardından bizi mutlu eden bir sonuç oldu. Her etap öncesinde bize moral desteği veren ve bir takım olduğumuzu gösteren tüm Yüce Auto Skoda ekibimize tekrar teşekkür ederiz. Kalan yarışları da iyi derecelerle tamamlayarak Türkiye Şampiyonasını en iyi yerde tamamlamak istiyoruz” dedi.

Toplam 7 yarıştan oluşan 2011 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın ilk ayağı olan Ege Rallisini zaferle sonuçlandırarak 1.cilik kürsüsünde yer alan Çukurova, Bursa’da kazanılan zaferin ardından, sezonun son yarışı olan ANOK’un düzenleyeceği Antalya yarışında da en iyi dereceye ulaşarak Türkiye Ralli Şampiyonası’nı ikinci olarak tamamlamak istiyor.

Aras Dinçer: Türk Tipi Ralli; “2-3 saniyeden bir şey olmaz”

19/10/2011 in Aras Dinçer

Eskişehir’in ilk ulusal sınavı geride kaldı. Geçen seneki mahalli rallinin tadı damağımızda kalmıştı. Bu sene gördük ki, şehrin asfalt etapları da, en az topraklar kadar keyifliymiş. Her üç etabın da kendine has karakterleri vardı. Birinci etap, maçası yiyenlere çok uyuyordu. İnce işçilik gerektiren hızlı tepe arkaları ve uzun hızlı virajlar gördük. İkinci etabın başları da hızlıydı ama kısa bir mesafe sonra çok keyifli bir iniş etabına dönüşüyordu. Yolun geniş olması, inişlerde risk alabilmenizi sağlarken, pilotların frenaj yeteneklerini de sınadı bu etap. Üçüncü etap ise, önce dar yollar ile başlayıp, birkaç kilometre sonra tırmanmaya dönüşüyordu. Güçlü otomobillerin bile soluğunu kesen bu tırmanış, yine geniş yollar ile etabın sonuna kadar devam ediyordu. Kısaca her tür yol karakterinden birşeyler bulduk Eskişehir etaplarında. Rakımın 1000 metrenin bile oldukça üzerinde olması, otomobillerin motor gücünü çok aşağılara çekince, zaman çıkarmak için herkes gaza daha bir yüklendi. Etrafta “aman yine çok çakıl vardı yollarda” diye sızlanan arkadaşlar vardı ama, İzmir etaplarına göre çok daha düzgündü zemin. O kadar çakıl dünyanın heryerindeki çoğu rallide oluyor, sızlanmanın anlamı yok. Ama yine de şikayeti olanlar varsa, Madeira veya Antibes rallilerine filan girsinler bence, orada hiç çakıl yok… (Şimdiye kadar hep Fransa’da yarıştı ya arkadaşlar, beğenmiyorlar bizim asfaltı. Sanki çakıl olmasa, Yağız’ı geçecekler)

Yarışın akışıyla ilgili en ufak bir sorun yaşanmadı. Sadece, antrenmanda ikinci etabın gözetmenleri zamanında starta getirilemediği için, yarım saat boş yere beklemiş olduk. İşin komik yanı, gözetmenler gelmeyince, etabın antrenman karnelerini, oraya ulaşan Murat Kaya doldurdu, Murat için de nostalji olmuştur… Sonuç olarak ESOK’un yarışmacılara sunduğu tüm olanaklar ve kolaylıklar, yarışın tanıtımı, güvenliği, hepsi güzeldi. Servis alanı ve start, düzenli ve ferahtı. Türkiye standartlarının üzerinde bir seyirci vardı. Belki etaplara giden yollara tabela konulsa iyi olurdu. Normal etaplarda giderken, çoğu seyirci bizlerden yol tarifi almak zorunda kaldı, biz tabii seve seve tarif ettik yolları. Kısaca organizasyonun ESOK tarafında çoğu şey doğru ve güzeldi diyebiliriz. Ama total olarak bakıldığında, ralli sporunun en önemli unsuru olan, neticelerle ilgili yaşanan hatalar ve karışıklıklar, yarışın tüm pozitif havasına gölge düşürdü. Bu noktada bir es verip, sap ile samanı ayırmamız lazım. Çok net bir şekilde görünüyor ki, burada iki farklı kurumdan kaynaklanan iki büyük sorun var.

Bunlardan ilki, klasmandaki bir çok ekibin derecelerinin karıştırılmış veya yanlış yazılmış olması idi. ESOK’un dereceler için daha tecrübeli bir ekip görevlendirmesi, veya gerekiyorsa dışarıdan getirmesi iyi olurdu. Hepimiz otomobilin içinden zaman tutuyoruz ve hatalı derece verilenler doğal olarak itiraz ettiler. Sonuç olarak, kulübün neticeler ekibinin hatası ile derecelerinde yanlışa maruz kalanların hepsinin itirazları alındı ve bildiğim kadarı ile herkesin dereceleri düzeltildi.

İkinci büyük sorun, elbette Burak ve Ünal’ın maruz kaldıkları son etap olayı. Aslında bu olaya tek maruz kalan Burak ve Ünal olmadılar. Yaşanan bu büyük ahmaklığın etkisi, doğal olarak Yağız ve Bahadır’a da yapıştı. Yaşananlar, Burak’ın kendi ağzından verdiği ifadeler ile ihtisas basınına ve forumlara yansıdı, benim tekrar anlatmama gerek yok. Bu saatten sonra anlatılması gereken, bu olayın sebepleri ve tekrar yaşanmaması için yapılması gerekenler… Çok net biçimde söylenmesi gerekir ki, yaşanan gözetmen hatasını, ESOK’a mal etmek büyük hata ve haksızlık olur. Çünkü bu ülkede, gözetmenleri federasyon eğitiyor, kulüpler ise onlara ücret ve görev veriyorlar. Dolayısı ile, ortada bir insan hatası varsa, TOSFED kurumunun da, kaliteli insan gücü yetiştirmediği için, en az o kadar hatası var. Bugüne dek yazılarımda, benim ve başkalarının birçok gözetmen hatasına şahit olduğumuzu, bu işe bir an önce el atılması ve eski nesil gözetmenlerin aldığı türden eğitimler düzenlenmesi gerektiğini, yoksa bu ciddi hataların birgün birilerinin başına dert olacağını birkaç defa dile getirdim. Ve en sonunda oldu… Rahmetli Mazhar Abi’nin “zamanla düzelteceğiz” dediği ama vaktinin yetmediği bu önemli konuya daha ne kadar seyirci kalınacağını merak ediyorum. TOSFED eğitim komitesi ne iş yapar, gözetmenleri ne zaman nasıl denetler, bir bilen varsa, beni aydınlatsın lütfen. Burak, asla yalan söyleyecek bir sporcu değil. Burak’ın “2-3 saniyeden birşey olmaz” cevabını aldığı gözetmeni yetiştiren ise TOSFED. Hedef göstermek gibi olmasın, ama maalesef doğruları kabul etmemiz lazım. 2012 sezonu başlayana kadar, gözetmenlerin çok ciddi biçimde sınanmaları, elenmeleri ve eğitilmeleri gerekiyor. Hatta bu eğitim ve elemelere, gözetmenlerin hatalarını görmekten aciz olan BAZI direktör yardımcılarının, etap sorumlularının da katılması gerek.

Burada kurunun yanında yaşı da yakmayalım, Eskişehir gözetmen ekibi, son birkaç sezondur birçok yarışta görev aldı. Başlarında işlerini ciddiye alan arkadaşlar olduğunu ve geçmiş yarışlarda iyi iş çıkardıklarını bizzat biliyorum. Ama yarışanlar kadar, gözetmenler de, bir takım oyununun parçaları ve bir kişinin hatası, takımın başarısını işte böyle gölgeleyebiliyor. Gözetmenler analarının karnından Metin Çeker olarak çıkamayacaklarına göre, esas onları eğitenlerin kulaklarını çınlatmak lazım.

Tabii bunca tantanadan sonra, hem Burak ve Ünal, hem de Yağız ve Bahadır’ın tüm emekleri de heba oldu gitti. Onca virajda, onca tepe üstünde aldıkları o riskler, o stres, hepsi boş yere tüketildi. Burak’ın olaylarla ilgili açıklamasını iyi okumak lazım, çok metanetli dile getirmiş olan biteni. “Biz kaybetmiş de olabiliriz, kazanmış da” diyor. İşin bu kısmında bir iddiası yok Burak’ın. Manuel kronometreden kaynaklanan hataya veryansın ediyor, haklı olarak. Hem Yağız, hem de Burak “keşke zaman fotosel ile tutulsaydı da, birinciliğe de, ikinciliğe de razı olsaydık” diyorlar. Onlar böylesine gösterirken, elde ettikleri tek şey belirsizlik. Kimse iki pilotu olan bitenden dolayı suçlayamaz ama, biliyorum ki, Burak ne kadar hayalkırıklığı içindeyse, Yağız da bir o kadar mahcubiyet yaşamak zorunda kalıyor şimdi. Belki geçti Burak’ı, belki geçemedi… Ama bu şekilde kazanmak da, kaybetmek de, insanı kötü etkiler mutlaka…

Yarıştaki mücadeleye gelirsek, bazı gedikli ekiplerin bu yarışta start almadıklarını gördük. Yeni pilot-copilot-araba kombinasyonlarına şahit olduk. Kabul etmek gerekir ki, her şartta gidebileceğini bir kez daha gösteren Ercan Kazaz’ı bir kenara koyarsak, bu yarışın kamikazeleri, Orhan ve Sinan oldular. Sinan, Ercan’ı atak menzilinden kaçırmamak için uğraşırken, önce bir lastik talihsizliği yaşadı ve klasmandaki yerini kaybetti. Sonra da o hırs ile bariyerlere vurdu yeni Evo 9’unu. Arabası arkadan ağır hasar aldı ama Sinan hiç istifini bozmadı, finişe getirdi Mitsubishi’yi. Orhan ve Burçin ise, bu sezonki zirve performanslarını yaptılar. Özellikle iniş etabında otomobillerinin hafiflik avantajını, yüksek seviye bir pilotaj ile birleştiren Orhan, Super2000’lerden biri öksürse, ilk 5’e girecekti. Topraklara Bilge ile, asfaltlara ise, Güray ile giren Fatih, çok sevdiği asfaltta Super1600’ü konuşturdu yine. Son etapta motordan kalması yazık oldu çünkü Murat ile yakın bir mücadele içindeydi. Mahalli klasmanda Ahmet ile Doktor T arasında büyük savaş olmuş. Corsa’sının potansiyometresi su koyuverince motor problemi yaşayan Ahmet, Doktor T’ye boyun eğdi, ama izleyenler, ikisinin de iyi gittiğini söylüyorlar. Bunların dışında, her yarışta gördüğümüz gibi, Burak ve Yağız’ın çok yakın gittiğini gördük. Bu defa abarttılar ve yaşanan kronometre hatasını gözardı edersek, neredeyse aynı bitirdiler yarışı. Ortaya koydukları mücadele, IRC yarışı gibiydi. 130 km bu seviyede ve hatasız yarışmak kolay değil, tebrik etmek lazım. Yarışın uçak kazasını Orçun-Sinan ikilisi yaptı ve Evo 6’yı öldürdüler. 34 SLJ 22’ye elveda diyoruz. Engin Kap haricinde, neden hiçbir historic arabanın start almadığını anlayamadım? Historic araçlar, dünyanın her yerinde asfalt üzerinde çatır çatır yarışıyorlar oysa ki!

Menderes ile benim yarışımız biraz tutuk geçti. Bunda, daha ilk gün patlayan lastik yüzünden oyundan düşmemizin de büyük etkisi oldu. Henüz üçüncü etapta, akıl almaz bir şekilde kendiliğinden infilak eden Pirelli, bizi 7 km jant üzerinde gitmeye zorladı ve dakikalar kaybedip, 19’unculuğa kadar düştük. İkinci gün ancak 10’unculuğa kadar toparlayabildik, buna da şükür diyoruz. Yarışın ilk etabındaki 5. vites ile geçilen tepe arkalarından birinde, yolun ortasında gezinen bir gözetmen gördüğümüzde, “allah” dedik ama neyse ki, arkadaşı ezmeden yırttık pozisyondan…

Rallide asfalt heyecanı Bursa ile devam edecek. Bu defa sanırım zemin de ıslak olacak ve büzük sensörlerine çok iş düşecek. Drift ve özel seyirci etabı gibi farklı atraksiyonlar hazırlamış BOSSEK. Umarım geçen senelerde olduğu gibi, atraksiyon peşindeyken yarışın kendisinde çuvallamazlar… Bursa’nın ardından, 29 Ekim’de, sadece iki çeker araçlara açık olan Cumhuriyet Rallisi’ni izleyeceğiz. Çok uzun yıllar sonra, EOSK ilk defa mahalli ralli düzenliyor…

Geçtiğimiz haftalarda Kartepe Tırmanma’daydım ama, Katar’da olduğum için bu haftaki Pamukova’ya gidemedim. Tırmanma sezonu sona erdi, herkes kupalarına kavuştu. Bu sezondan akıllarda kalanlar, kelle koltuk giden Ümit ve Clio’su ile Porsche’yi geçen, ama kopan rot koluna boyun eğen sevgili Arslan Acar oldu. Hakikaten ismiyle müstesna, aslan gibi bir pilotaj gösterdi bu sezon Arslan Abi. Volkicar’lar da Suadiye mesaisindeydi bu haftasonu. Motorsporlarını şehrin bu kadar içinde görmek, hepimizi memnun ediyor.

Bursa’da görüşmek dileğiyle…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Go to Top