Aras Dinçer: Zor Ölüm

Kategori : Aras Dinçer

Tam Kocaeli Rallisi için klavye başına oturduğum sırada Colin McRae’in ölüm haberini okudum. Yazacak ne kafa kaldı ne de heves. Hepimiz aynı şeyi düşünmüşüzdür, sanki ailemizden uzak ama çok sevdiğimiz bir akrabamız vefat etmiş gibi. Çok gençti, daha yapacak çok işi, kaldıracağı çok kupa vardı. Ari Vatanen cenaze töreninde şöyle diyor: “Colin’in hep söylediği bir söz vardı. Bu dünyada çok uzun vakit geçirmeyeceğiz ama iyi vakit geçireceğiz” Bu cümle herşeyi açıklıyor olsa gerek, Colin McRae’in ardından yazı yazmak benim haddim değil…

Değişiklik yapıp, bu kez sinema’dan yazayım dedim Kocaeli Rallisi yerine. Daha doğrusu Kocaeli Rallisi bir filmin son sahnesi olsa, setteki görünüm nasıl olurdu ona bakalım…

Aslında bu benzetmeyi daha da ileri götürüp, 2007 sezonunu bir üçlemenin son filmine benzetirsek, hangisi olabilirdi diye düşündüm. 2005’te Renault Sport Türkiye, 2006’da Subaru Türkiye Ralli Takımı ile Ercan Kazaz tarafından kazanılan ve kaybedilen yarışları, başlardan geçen onca zorlukları ve sonlarda ulaşılan şampiyonlukları düşünürsek, ki bunların bir kısmına takımın içinden biri olarak ben de ilk elden şahit olmuş ve yaşamıştım, bu senaryoya uygun bir üçleme bulmak gerek…

“Baba” biraz fazla mafyatik ve ağır olurdu, bize dinamik ve hareketli bir senaryo lazım. “Yüzüklerin Efendisi” veya “Yıldız Savaşları” desek, çok bilim-kurguya kaçıyor, “Matrix” fazla fantastik, “Terminatör” ise fazla vahşetli. Aklıma gelen en uygun üçleme “Zor Ölüm”… Ercan abi pek Bruce Willis’e benzemese de, son 3 yılın yaşananları gösteriyor ki, olaylar Zor Ölüm üçlemesini aratmıyor. Karşısında kalabalık kadrolu fabrika takımlarıyla tek başına mücadelesi de, filmdeki “Simon diyor ki” diye başlayan tehlikeli sahnelere benziyor. O sahnelerde bazen kafa patlatıp bilmeceleri çözen, bazen de türlü atraksiyonlarla kendi hayatını ve çevresindekilerin hayatını kurtaran Bruce Willis üstad’a, son 3 sezonun hikayesini özetleyen bir DVD göndersek, oradan bir senaryo yazıp, benzer işleri direksiyonda ve lap-top’ta yapan Ercan Kazaz’ı canlandırırdı herhalde.

Ama bir filmi film yapan sadece tek bir başrol oyuncusu değil tabii. Zor Ölüm’de diğer başrol’de “Zeus”, yani Samuel Jackson vardı. Son 3 sezona baktığımızda iki kez Cem abi’yi, bir kez de Serdar abi’yi filmin afişinin diğer köşesinde görüyoruz… Tamam belki zenci değiller ve gözlük takmıyorlar ama onlarsız Ercan Kazaz’ın işi çok daha zor olurdu. Aynı arabada dil döktüler, kriko salladılar, antrenman yaptılar. Filmin sonunda “helal olsun”u hak ediyorlar. Yardımcı oyuncular: Motorda Gürol, ön takımda Barbi ve Ali Zor, elektrikte Sabri, arka takımda Duray, lastiklerde Ufuk Uluocak ve Soner, şimdi takımda olmayan Fatih, İbrahim, Murat, Erkan, eski koordinatörler Ali Hakan, Mehmet Vardal ve Okan Avcı, kimi zaman Barrosso’nun mekanik ekibi, kimi zaman Prodrive’ın mühendisleri, unuttuklarım kusura bakmasınlar ama en çok yorulanlar onlardır…

Tüm bunlar olup biterken, Ercan Kazaz’ı James Bond edasıyla ciks, iki dirhem bir çekirdek, baş roldeki hatunu her filmde değiştiren bir suni kahraman değil, John McClane gibi sonunda yine kazanacak olan ama filmin sonunu kan revan içinde zor getiren, yine de tamponlarına pembe kalemlerle imza atacak kadar anti tez bir pilot karakterinde görüyoruz ki, bu kadar sinema yeter, baydı artık diyerek Kocaeli Rallisi’ne geçiyoruz.

Yıllar sonra toprak parkura döndü yarış. Subaru S11 WRC’nin Türkiye’ye ikinci adım atışında kazanması kimseyi şaşırtmadı. Ama esas dikkat çeken Emre’nin etap zamanları oldu. Ercan Kazaz, kendisi de söylediği gibi kendisini, Subaru’yu ve Emre’yi çok fazla zorlamadı ama Emre buna rağmen Ercan abi’ye çok daha yakın göründü bu yarış. Hakan Dinç ise problemlerle uğraştı, belki de bu yüzden alışıldık Hakan Dinç temposundan çok uzaktaydı. Aslında Grup N Subaru’lar ile, özellikle N8 ile, bir zamanlar çok iyi zamanlar çıkaran Hakan Dinç, Focus WRC ile bu sene biraz bıçak sırtı dolaştı etaplarda. WRC ile yarıştığı için hem puan kaybı hem de yarış kaybı vardı. Hata yapma lüksü olmaması ve sezon başında şampiyon ilan edilmesi üstünde ekstra baskı yaratmıştır mutlaka…

Grup N’de Yağız Hitit’ten sonra yine tempoyu belirleyen oldu. Artık rakipleriyle dişe diş mücadele eden, yarış temposunda söz sahibi olan ve yarışın gidişine hükmedebilen bir pilot oluyor Yağız. Şansı biraz daha yaver giderse, önümüzdeki sezon çok daha başarılı olacaktır. Bunda Ersan’ın da payı büyük tabiiki. Yolda kalmasına rağmen bu yarışta yaptığı işler dikkat çekti. Fatih yarışa kötü başlamıştı ama mekanik sorunlarla kaybettiği zamanları kalan etaplarda topladı ve Grup N’i kazandı. Super 1600’den inip, Evo 9’a binince işler kolaylaşmıştır mutlaka Fatih için ama O da Yağız gibi, tempoyu belirleyip klasmanı değiştirebilmek için sorunsuz bir otomobile ihtiyaç duyuyor. Lassa Rally Team bu yarış problemlerle boğuştu. Üç Mitsubishi de fren, motor ve aktarma sorunları yaşadılar. Lastiklerinin sağlamlığına güvenen Lassa Rally Team, oynayacağı kartları lastik katili Yeşil Bursa etaplarına saklamak zorunda kaldı. Takımlar Şampiyonası’nda Lassa ile dişe diş çekişen ST Racing ise Yağız’ı kaybetmiş olsa da Güven’in kazandırdığı puanlarla mücadeleyi son yarışa taşıdı. Burada Güven’in performansının altını çizmek lazım. Evo 9’lardan hem performans hem de kondüsyon olarak çok gerilerde olan Evo 8’i ile, çok iyi zamanlar çıkartıyor. Bunu Güven’e söylediğimde önümüzdeki sene için bıyık altından güldü, seneye daha çok gazlamak için planları olsa gerek…

Fiesta Cup’taki çekişme ise yine görülmeye değerdi. Serhat ile Koray’ın sezon şampiyonluğu için giriştikleri mücadeleye bu yarışta Hamdi de katıldı. Yeni co-pilotu Fatih ile daha hızlı görünen Hamdi, artık arabayı kırma pahasına daha fazla gazlama telkinlerimize olumlu sonuç verdi ve bu yarış aksı eline aldıysa da zamanlarından mutlu ve mesuttu. Yarış Koray ile Serhat arasında bir gitti bir geldi. Etap zamanlarını beklerken kalplerimiz sıkıştı, ama en sonunda Koray’ın kendisi için küçük ama insanlık için çok büyük bir hatası sonucu takla atmasıyla herşey sona erdi. Ne Koray ne Serhat ne de izleyiciler böyle olmasını istemezdi ama Bursa’da izleyecek çok şey olacaktı yine… Yarışa servis çıkış ZK masasından ayağını gazdan çekmeden geçerek ve o sırada “dur dur” diye yırtınan co-pilot’u Kenan’ı ceza yememek için geri koşturarak spektaküler bi başlangıç yapan Can, bu kez şeytanın bacağını kırdı ve ikinci oldu. Sabırlı insan Osman Özdoğan ise bekleyerek üçüncü…

Bayanlarda Berna Aksoy yılın hareketini yaparak Burcu’nun önünde bitirdi yarışı, N2’de ise hızlı ama süper ralli abonesi pilot Menderes Okur, yine aslan gibi gittiği bir yarışta yine kazalara geldi, takla attı. N2’de yılların tecrübesi Alpaslan Çukurova artık çok rahat. Sadece tecrübesiyle değil, süratiyle de gençleri dumur ediyor. A5’te Tolga Çilingir, Mitsubishi’den inmenin verdiği avantajla rakiplerine nal toplattı, enteresan etap zamanları var. İkinci olan Demet’e de dikkat. Otomobili diğer Ka’lardan daha güçlü olsa da, erkek rakiplerine etek provası yaptırıyor…

Ek Bülten:
1 – Bu yazı Yeşil Bursa Rallisi sonrası yazılmıştır.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

 

Bir Cevap Yazın