Aras Dinçer : Vay Çakal Vay

in Aras Dinçer

aras-dincerRally 34 ve Ege Rallisi ile bir yeni sezona daha kontak açtık… Geçen seneden daha tenha ama daha çekişmeli bir sezon olacağa benziyor. Özellikle Türkiye Ralli Şampiyonası’nda gözle görülür bir katılım düşmesi var. İlerleyen yarışlarda bu gidişat umarım değişir. Ülkemizdeki vaziyete değinmeden önce…

Mote Carlo Rallisi’ni yazmadım. Sezon arasında uzun süredir ralliden uzak kalan insanımız, sosyal medya üzerinde Monte ile ilgili çene ishali olunca, pek o topa girmek istemedim. Bilenler yazmış zaten. Monte ve İsveç, çok farklı şartlar içeren, ekiplerden farklı talepleri olan yarışlar. İlk ciddi ölçüt olan Meksika’da gördük ki, bu sezon da Seb Ogier kurmuş hükümeti. İcabında “Bakanlar şöyle açılsın, Başbakan geldi” diye vuruyor yumruğu masaya. Diğerleri biraz Anadolu takımı şeklinde takılıyorlar. Mikkelsen ve Neuville biraz efelenir gibi oldular, hemen verdi odunu Ogier. JM Latvala’da yine arıza lambaları yanıyor zaten. Peki Ogier hata yapmıyor mu..? E bir Loeb değil tabii, kesinlikle yapıyor. Ama hem şansı yanında, hem de gerektiğinde hatasını telafi edebilecek kadar hızlanabiliyor. Otomobil avantajı zaten malum. Hyundai’nin yiyecek daha 40 fırın ekmeği var. Henüz hakkıyla yarış kanabilecek kadar cevval değil I20 WRC. Zaten yeni otomobili de 2016’ya erteledi Hyundai, dersini çalışıp gelecek, göreceğiz o zaman. M Sport ise, Portekiz’den itibaren yeni spec otomobile geçecek. Değişik ve güzel bir sesi var yeni Fiesta RS WRC’nin. Gidişatı da güzel mi, göreceğiz. Keza, DS3 WRC’ye de yeni bir body kit geliyor Portekiz Rallisi’nden itibaren. Sezonun devamında süspansiyon sistemi ve geometrisi de değişecekmiş otomobilin. Sene başında zaten yeni motora geçmişlerdi, 2015 spec olmuştu Citroen. Şimdi bu yeni homologasyonlarla “2015 buçuk” olacak DS3 WRC. Gerçi Monte Carlo’da Seb Loeb gösterdi ki, Citroen DS3 WRC, bu haliyle bile, doğru kullanıldığında hala Polo R WRC kadar yürüyebiliyor. Lakin, at sahibine göre kişniyor işte… Kris Meeke çok gayretli ama eksik bir şeyler var… Mads Ostberg de kazanan bir performansa çıkaramıyor otomobili. Beceremiyorlar işte, yapacak bir şey yok, Loeb’ün Monte zamanları ortada. Bu şartlarda Ogier’in nasıl kazandığını konuşacağımızdan başka bir ihtimal görünmüyor bu sezon için. Hep aynı şeylerden bahsetmenin bir anlamı yok…

Lakin Monte Carlo özelinde bir şey söyleyecek olursak, Loeb’ün hala Ogier’yi geçebildiğini gördük. Tamam Loeb vurdu belki dağlara ama… Özellikle ilk etapta çok aşağıladı Ogier’yi. Loeb’ün otomobili hasarlı. Ama Ogier’in karizmasi hasar aldı. Arabayı onarmak kolay, karizmayı zor…
ERC daha rekabetli, daha heyecanlı WRC’den. Rally Liepaja’yı gittik yerinde izledik. Bu yarış sadece 3 yaşında. Evet, sadece 3 yıldır yapılıyor. Ama bir ERC yarışı, hem de çok sağlam bir yarış… Tipi altında gece etapları filan… İnsanın izlerken bir otomobil kiralayıp yarışası geliyor… Bizim 30 senelik Boğaziçi rallimizi düşününce içimiz acıdı seyrederken. 3 yaşında bir yarış ama çok olgun bir organizasyon… Valla yazık…
R5’te işler karışıyor, Ford, Citroen ve Peugeot’dan sonra, Fabia R5 de homologasyona kavuştu. Tıpkı Super2000’de olduğu gibi, R5’te de arkadan geldi Skoda. Super2000’de herkesi tuş etmişlerdi, bakalım bu sefer ne olacak…

Rally 34’de yine harika bir organizasyona şahit olduk. Bu yarış ulusal seviyeyi hak ediyor. Ki, Vedat’ın elinde bunu yapabilecek kapasite de, etap da var. Yine nostaljik etaplarda yarıştık. Bu sefer Vedat daha da abarttı, Teke’nin peşine Yazımanayır’ı ekledi. TRK için kaliteli bir yarış, TRŞ için sıkı bir antrenman oldu Rally 34. Vedat ve ekibini ne kadar kutlasak azdır, 34 Spor Kulübüne teşekkürler böyle bir yarışı bizlere huy edindirdiği için.

Gelelim Ege Rallisine… Temiz bir organizasyon oldu. Normal etapların uzunluğundan, hep aynı etapların geçilmesinden şikayet edenler var. Kimsenin benzini bitti mi normal etapta? Kimsenin otomobilinin homologasyonu bitti mi Efemçukuru’ndan piste gidene kadar? Cevaplar hayır ise, sorun yoktur. Hep aynı etaplar? Monte Carlo Rallisi’nde kimseden şunu duydunuz mu hiç? “Yaa yine mi Col De Turini, başka etap yok mu birader koca dağda?” Yapmayın… Ege Rallisi mevcut hali ile gayet güzel bir organizasyon. Öküz altında buzağı aramaya lüzum yok. Bu sene etaplar hiç olmadığı kadar temizdi. Viraj içlerindeki asfalt kırıklarının üzerleri sımsıkı yamalar ile örtülmüş, lastik patlatma ihtimali artık çok daha düşük. Bir viraja köylüler tarafından kasten dökülen toprak hariç, gayet huzurlu yarıştı herkes. O köylülerin eşkalleri incarlarda mevcut. 6 kişi bunlar. EOSK’un boynunun borcudur o adamları bulmak. Biz de dahil herkes çok ciddi kaza tehlikesi atlattı o virajda. Hiç abartmıyorum, sağlığımızı kaybedebilirdik o virajda hepimiz. Bu yapılan bas baya suçtur. Bu adamlar bulunup cezalandırılmazsa, seneye yine yapacaklar. O zaman yine bu kadar şanslı olabiliriz umarım…

Zamanları takip eden herkes, Genel Klasman için nasıl bir mücadele verildiğini görmüştür. Yağız-Bahadır ve Murat-Onur’u tebrik etmek lazım. WRC seviyesinde bir rekabet izlettiler. Ralli severler için iyi haber olabilecek bir tahminim var. Bu sene, geçen seneden çok daha yakın bir rekabet olacak Ford ekipleri ile Yağız arasında. Geçen sene de yakındılar, hatta kağıt üzerinde Yağız’ın otomobili, RRC olması itibarı ile daha avantajlıydı. Ama rekabetin sürdürülebilirliği tarafında mekanik problemleri oldu Yağız’ın. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, Teknik Motorspor’un Fiesta Super 2000’leri kadar iyi kondisyonda, rekabete hazır bir otomobili var Yağız’ın. Peugeot’dan yana kimsenin şüphesi olmasın. Yagız’ın otomobili iyi. Munaretto Sport, gerçekten iyi bir takım. Dünya çapında bir takım demek hata olmaz. Geçen sene Monza Rally Show’da bu takıma konuk olmuştuk Nevzat Aslan ile. Luca Rosetti’yi yarıştırıyorlardı 208 T16 ile, Luca’ya uğradığımızda tanıştık adamlarla, otomobillerini yakından gördük, izledik nasıl çalıştıklarını. Gördüğüm kadarı ile çok profesyoneller bir kere. Bu daha ilk yarış olduğu için belki de çok zorlamadı kendini ve otomobilini Yağız. Ama ne kadar zorlarsa zorlasın, bir sorun yaşayacağını sanmıyorum. Daha rekabetçi olacaktır. Murat da boş durmamıştır elbette, mutlaka o da ilerletiyor kendini. JWRC tecrübesi gibi bir avantajı var. Özellikle Çanakkale gibi yeni yarışlarda bu avantajını kullanır Murat. Şundan eminim ki, her ikisi de, kafayı yemiş tempolarda gitmiyorlar henüz, daha ceplerinde pay var. Bu yarış şanssız bir şekilde yoldan çıkıp, askıda kalarak zaman kaybeden Orhan da, onlardan aşağı kalmayacaktır. Sanıyorum –ve umuyorum ki- bu sene hep son etaplara kalacak yarışlar. Bu da hem ekiplerimizi geliştirecektir, hem rekabeti zevkli kılacaktır. Seyirciler açısından da…

Grup N’de Erkan Güral ile birlikte mücadele ettiğimiz bu yarışta, grubumuzda ilk üç otomobil 8.6 saniye içinde bitirdi Ege Rallisi’ni. Biz baştan sona lider götürdük ama itiraf etmeliyim ki, çok zorlandık. Rakiplerin nefesleri devamlı ensemizdeydi. Ümit ve Alpaslan Abi de çok çok yakındılar bize, ama mekanik arızalar yaşadılar ve oyundan düştüler. Yaşamasalardı, onların da kazanma şansları yüksekti. Burcu üzerindeki pası umduğumdan çok daha çabuk attı. Simin bazı etaplarda harika zamanlar çıkardı. Burcu’yla bu kadar yakın rekabete girebileceğini sanmıyordum. Simin de epey yol almış yani… Mustafa, 3 yıldır elini sürmediği Evo 9 ile adeta döktürdü. “Vay Çakal vay” dedirtti herkese. Son etapta 3 ekip de yüreği ağzında yarıştı. Onlar da kazanabilirdi, bize kısmet oldu. Ama bundan sonraki yarışlarda ne olur bilinmez. Osman da, yarışın sonlarına doğru epey artırdı temposunu. İlerleyen yarışlarda O da rekabetin içine girecektir. Hep beraber böyle devam edersek, -Ümit, Osman ve Simin’in de bizlerle aynı seviyede gideceklerini düşünüyorum- Genel Klasman kadar heyecan uyandırmasa da, kendi içimizde çok yakın bir çekişme içinde olacağız sanırım.

Ahmet Burkay-Bilge Ayan’ın performanslarına ise ancak şapka çıkartabiliyorum. Ahmet, senelerce aradan sonra hatasız ve hızlı gitti, hem de hiç kullanmadığı Grup A bir otomobil ile. Bir başka saygıdeğer performans da Fiesta R2 şürekasından geldi. Eytan ve Sedat süspansiyon sorunu yaşadılar ve geriye düştüler, ama çok iyi zamanlar yapıyorlardı. Buğra ve Burak kazandıkları her şeyi hak ettiler, yaptıkları fantastik zamanlar ortada. Ferhat ve Burak, hatasız yarıştılar ve hata yapmadan da hızlı gidebileceklerini gösterdiler. Bu onlar için önemli bir adım oldu bence. Ümitcan ve Afşin Abi de, sezonun kalan yarışları için iyi sinyaller verdiler. Dört ekibin de performansları tebriği hak ediyor. 4 çekerleri delik deşik ettiler… Taner, eski spec otomobili ile 2 Çeker’de harikalar yarattı. Problemsiz gittiği her etapta R2’leri geçti. Keşke sorun yaşamadan yarışabilseydi, çok iyi zamanları var. Historic klasmanında genç Hasbay’lar çatır çatır gazladılar, 40 yıllık yarışçı gibiler maaşallah. Sanki otomobilde Ahmet Abi ve Tamer Abi vardı, aferin çocuklar, böyle devam edin!
Sırada 100. Yıl Çanakkale Rallisi var. Bakalım Nevzat ne numaralar hazırlıyor bize…

Hatalıysam:
arasdincer@rallidergisi.com