Aras Dinçer : Sabaha kadar yarışsak, doyamazdık

Kategori : Türkiye Tırmanma Şampiyonası

Türkiye Tırmanma Şampiyonası ile birlikte, 2009’un en “bereketli”, en eğlenceli, en keyifli şampiyonasını geride bıraktık. Üçüncü yarışa dönüp baktığımda, söyleyecek o kadar çok şey var ki, unutmamak için liste yapmam gerekti. Katılanlar hatırlar, en son bu kadar keyifli ve çekişmeli bir mahalli şampiyonayı, 2004’te yaşamıştık. Tıpkı o yıl olduğu gibi, bu yıl da hiç bitmesin istedik hepimiz. Hemen “5 yıldızlı pekiyi” alanlar listesine geçelim…

Sınıf birincisi – İSOK: Her güzel şeyin bir sonu var, keşke daha fazla ayak olsaydı, keşke biraz daha uzun mesafe olsaydı, keşkeler bitmiyor bu kadar güzel bir şampiyona olunca. Tadına doyamadık. Bundan sonra çıta 2009 şampiyonası olacak, 2010 için şimdiden kolay gelsin İSOK’a. Yine iskambilden gidelim, 52’lik desteye baktığımızda, “papazlar” da “kızlar” da İSOK’un elinden çıktı. Kimdi bunlar? Hilmi Orbay’ın iş bitiriciliği ve hakimiyetine Halit, Emrah ve Vedat’ın heyecanları ve eforları eklenince, yarışanlar için bir dert kalmadı, herkes yarışına konsantre oldu. Dört kız ise; tekrar sekreteryadaki makamına geri dönen Deniz Geyik, start bayrağına her dokunduğunda uğur getiren ve idareci vasfı gitgide gelişen Yeşim Abla’mız, olanca eforuyla Mine ve keyifli sunumlarıyla Burcu oldu. Demek ki kadın eli değdikçe, organizasyonlar daha da iyiye gidiyor! İSOK’a  bir teşekkür de benden olsun…

Sınıf başkanı – Gözetmenler: Üç yarış boyunca bir tek gözetmen hatası görmedim, duymadım. Bu kez tam not aldı gözetmenlerimiz. 2009 İSOK Rallisi’nde seyircilere yürüme fırsatı vermeyen jütler, bu kez olması gerektiği gibi, yürünecek pay bırakılarak çekilmişti. Artı seyirci alanlarındaki ve diğer noktalardaki tüm görevli ve gözetmenler, gayet güzel yaptılar işlerini. Yarış seyretmeye gelen insanlar, “hoop, alooo, kaçın oradan” gibi abuk subuk sözlerle kovalanmadılar.

Çalışkanlar – Medya Ahalisi: Artık arabanın içinde olduğum için, seyircilik yaparken gördüğüm çoğu manzarayı kaçırıyorum ama öyle güzel fotoğraflar var ki ortada, bence bunlardan bir seri yapılıp, ödül töreninde gösterilmeli. Haklarını verip isimlerini saymak lazım, Guru Gürkan, Harun ve çetesi, tanımasam da çok güzel kareler çekmiş olan Savaş Gültekin ve Ozan Baş, yıllar sonra etaba adım atıp yine çekim yapan Ateş, Rallidergisi ve Rallivideo ekipleri ve yol kenarında bizleri yalnız bırakmayan seyircilerin amatör kareleri… Hepsi de çok lezzetli görüntüler, hepinizin objektiflerine sağlık.

Aferin Alanlar – Fiesta’lar ile yine deli dolu gazlayan Orhan Avcıoğlu-Burak Akçay, Bülent Gürkan-Burak Koçoğlu, baba-oğul Kabatepe’ler, Escort’a hayatının uçuşunu yaşatan Bülent Şimşek-Ali Atay ve temposuyla herkesi dumurlara sürükleyen Cüneyt Göz. Alptekin’de de biraz kıpırdanma var, ama biz çok daha hızlı bir Alptekin’e alışmışız yıllardır, bu kesmiyor bizi. Emektar Alfa 33 ile kötürüm vaziyette inatla finishe getiren Serhat Susuzoğlu-Çağrı Zeybek’e de hem bravo, hem de bir “aman” diyelim. Sevgili Çağrı, seninle 7 senedir tanışıyoruz, senin ne kadar akıllı-mantıklı bir adam olduğunu çok iyi biliyorum. Azmin ve bu sporu sevmen takdir edilmeyecek gibi değil. Ama “kaputun üzerinde 90 km hızdan sonra çok rüzgar oluyor” cümlesini, senin gibi aklı başında bir arkadaşıma hiç yakıştıramadım. Fren yok, lastik yok, kaputta sen, yan yan gidiyorsunuz, Allah korusun, oradan bir düşsen, arabanın altına girsen ne olur? Tamam, çoğu copilot aynısını yapardı senin yerinde olsa, ama onca sürat-risk niye? Avrupa Şampiyonluğunu son etapta bırakmamak için böyle bir şey yapsanız, anlarım ama hangi yarış, hangi kupa senden kıymetli? Bizleri üzmeyin.

Yaramazlar – Bu yarışın kazazedelerinden betonlara kafa atan Mustafa Çakal, aynı betonun gönlünü almak için kendisiyle kucaklaşan Kemal ağabey, “devrik kral” Mehmet Pınarbaşı, Palio’yu kafasına geçiren Burcu ile geçtiğimiz yarış milli serveti ziyan eden pilotlarımız Yüksel Özgür, İlhan Mutluay, Hakan Kargın, Hakan Uçucu da yaramazlar olsunlar. Şaka bir yana, üç yarışta da kaza yapan ekiplere birer kez daha geçmiş olsun. Şampiyonanın en kara bahtlı pilotu olarak da Roya’yı ilan ediyorum. Bir dönem Cenk Ceyişakar’ın yaşadıklarının benzerini yaşıyor… Bu arada aramızda “gözleme”yi çok sevenler var, hatta yarışın en heyecanlı anlarında bile normal etaptaki gözlemeciye pusu kurup, yarışan arkadaşlarına bile ikram ettiler, fakat tabak yerine niye defterin arasına koydular, onu bilmiyorum…

Şampiyonluk çekişmesine gelince, sanılanın aksine, bizim şansımız ancak %1 idi, çünkü ilk iki yarışta aldığımız sonuçlar, şampiyona kuralları ve matematiği aleyhimizeydi. Murat ve Ömer’in erken abondoneleri de, zaten ufak olan mucize umutlarımızı suya düşürdü. Maalesef bu durum bizde konsantrasyon eksikliği yarattı ve çok hata yapmamıza yol açtı. Bunların en büyüğünü de Burak’ın çekim yaptığı şampiyonanın en hızlı iki virajında büyük bir spin atarak yaşadık. Sonra bir spin daha ve arada patlayan bir lastik derken, iyice oyundan düştük. Tabii bunların hiçbiri bahane olamaz, Alpaslan Ağabey ve Burçin’e tekrardan tebrikler, klasik Çukurova ailesi temposu ile -hızlı ama çok güvenli- gayet güzel ayıkladılar bizi, çok memnun kaldık, ellerini öptük Alpaslan Ağabey’in… Güven throttle sorunuyla boğuştu yarış boyunca. Doğrusu kim kazansa diğerine yazık olacaktı. Ama Mustafa Söylemez yılın patlamasını, şampiyonanın en kritik etabı olan son etapta yaptı. Hakikaten ikisi de Allah ne verdiyse gitmişler, bu şampiyonaya böyle bir final yakışırdı. Açık söyleyeyim, son etapta Güven’in işi götüreceğini düşünmüştüm ama ufak birkaç hata yapmış. Mustafa, en zayıf olduğu düşünülen noktada öldürücü bir atak yaptı. Söylemez’in şampiyonluğunda söylenmesi gerek en önemli şey ise, Cem Ağabey’in bu şampiyonluktaki payının herkesten büyük olduğu.

Bu yarış için hepimiz 2010 lisansı aldık. Ama 2010 için geçerli kurallar uygulanmadı. Sebep şampiyonanın 2009 şampiyonası olması imiş. FIA’nın bu yönde bir kuralı olmadığını biliyorum. Varsa birileri bana öğretebilir mi? Diyelim ki, benim Malcolm Wilson ile aram Serdar Ağabey’den daha iyi ve yılbaşında 30 milyon bana çıktı. Ne yapacağımı şaşırdım, akli dengemi yitirdim, sırf macera olsun diye parayı bastırıp bir Fiesta Super 2000 satın aldım. 1 Ocak 2010’da homologasyonu başlayan bu otomobille yarışa giremeyecek miydim? Millet 33’lük restriktörleri bulup getirtmek için bir tarafını yırttı, yarışa bir gün kala “33 yasak” dendi. Takarız artık o restriktörleri….. 2010’da takarız yani diyorum…

Bir paragraf da, içimizdeki alınganlara: Milletçe her lafı başka tarafımızdan anlamak gibi bir huyumuz olduğu için, yanlış anlaşılmış olmaktan dolayı şaşırmadım. Türkiye’de motorsporlarının bir saniye, bir kare bile görünmesi, elbette büyük nimet. Bu imkanı yaratabilenler de mutlaka takdir edilir. Fakat “biz var ya biz, valla motorsporlarını tanıtıyoruz” diye çığırtkanlık yapılıyor ya ortalıkta, bizim bir kulak arkamız kaldı, orayı da bakir tutuyoruz, sit alanı oldu. Motorsporları tanıtımı ile şahsi tanıtımı birbirine karıştırmayalım. Söz konusu bir belgesel, bir talk show, özel konuk alan bir program olsa, tamamdır. Becerebilen herkesin hakkıdır bu. Ama haber programları, adı üstünde haber niteliği taşımalıdır. O yarışı Güven Bostancı kazandı, İSOK organize etti. Bu haberdir. Nerede bu bilgiler? Haberler bitti, reklamlar başladı olmasın dedik, yoksa kimsenin coverage’ında gözümüz yok. Ucuz kahramanlığa soyunup, bu dümenin suyundan giden ve ilk defa yarışıp, iki etap geçince, “rallici oldum” diye forumlarda sağa sola laf sokanlar olursa, gergin ip çabuk kopar. O zaman bazı şeyler daha açık seçik anlatılır… Konuşulanlar çok komik, fazla üzerinde durmak istemiyorum.

Bu haftaki “Bir Fotoğraf, Bir Nasihat” bölümünde tanıdık bir yüz var. O bir fenomen, O bir gamsız, O bir otomobil hızarı, O bir kırıcı, ve O bir buçuk yoğurtlu, O İskender Ahmet Kaya!!! Hepimiz O’ndan biraz örnek almalıyız, aramızda işin keyfini en çok çıkaran O. Saçma sapan hırslara, itiraz yetiştirme müsabakalarına, gizli kapaklı parça değiş tokuşlarına kendini kaptırmıyor. Artık arabasını da buldu, değmeyin keyfine! Fotoğraf için sevgili Gürkan’a teşekkürler.

Ek bülten: Önümüzdeki hafta 2010 IRC sezonu start alıyor. Yeni sezon, yeni ekipler, eski ekipler ve büyüleyici Monte Carlo Rallisi, canlı yayında olacak. –Reklamsız!-

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Bir Cevap Yazın

Son Haberleri :

Yukarı Git
%d blogcu bunu beğendi: