Aras Dinçer: Grup N’de Halı Promosyonu

Kategori : Aras Dinçer

Ege Rallisi, işi bilenlerin beklediği gibi, “asfalt yarış” diye hafife alanların da beklemediği kadar zor geçti. Beyler ve Efemçukuru etapları, Türkiye’nin birçok toprak etabından çok daha fazla lastik patlatma riski taşıyan etaplar. Kompetisyon bir otomobil ile bu etaplarda ön-arka yapmadan bırakın derece çıkarmayı, lastik patlatmadan etaplarda dolanmak bile neredeyse imkansız. Hatta daha da tuhafı, etapların içinde durup lastik değiştirebileceğiniz yerler de sayılı, çünkü zemin o kadar enteresan ki, otomobiller krikodan kayıyor, veya krikolar zemine gömülüyor, tuhaf tuhaf şeyler olabiliyor lastik değiştirirken.

Bu durumu çoğumuz tecrübe ettik geçmişte , herkesin Beyler’de veya Efemçukuru’nda kötü bir lastik anısı vardır herhalde. Olmayan nadir isimlerden biri Fatih Kara. Bu yarışı sadece iyi hazırlanmış bir Super 1600 kullandığı için kazanmadı Fatih. Bu etaplar Fatih gibi kullanan pilotlar için “çalı arkası”. Rakiplerini kolayca kündeye getirdi Fatih, çünkü hem kullanış stili lastiklerini fazla zorlamıyor, hem de JWRC tecrübesiyle, bu stile tempoyu ayarlama kabiliyetini de ekleyebiliyor. 2. etabın stop noktasından etabın son 3 kmsini izliyorduk ve görünen o ki, Fatih isterse çok daha hızlı gidebilir, ama gitmiyor. Punto Super 1600 virajların içini hiç kesmiyor, hep yolun üzerinde… Virajların girişi çıkışı her yeri toprak içinde ama lastikleri yıpranmadığı için yolun üstünde kalsa bile fazla traksiyon ve grip kaybı yaşamıyor Fatih. Lastikleri etap boyunca aynı tutunmayı koruyor. Hatta Punto’nun bas bas bağıran motorunun sesini sadece düzlüklerde duyuyorsunuz, virajın içindeyken hep dengeli gazda bekliyor Fatih. Bu birinciliği sonuna kadar haketti.

İkinci olan Dağhan ve Üçüncü olan Yağız gelirken understeer’in artık son noktasında dolaştıkları görülüyor. Virajların çıkşlarında yolun her santimini kullanıyorlar gaza erken basmak için ama, en sonunda lastikler ya patladı, yada telleri çıktı. Ki Michelin’de bu hale gelen lastik herhalde WRC yarışlarında bile yoktur. Dağhan’ın yaptığı iş yine de çok iyi, çünkü Super 1600 ile asfalt tecrübesi yok denecek kadar az,  otomobilinde bir yürür aksam problemi de vardı, ikinci gün çözülünce sonuca gitti Dağhan. Yağız ve Ersan ise durup lastik değiştirmek zorunda kalınca oyundan düştüler, ama etap zamanları Fatih’e çok yakındı.

Grup N’i ise, yaptığı kazada düşen ve bir daha kendisinden haber alamadığımız stop lambasına rağmen, “Bozhane’nin boğası” sevgili Öğül Abi kazandı. 2 gün boyunca stop lambası için verdiği mücadele ile, beni, “Çok amaçlı takım elemanı” Serhat Öztemir’i, Kaan Özşenler’i ve Serkan Duru’yu kendisine hayran bırakan, her etap sonunda “Bulabildiniz mi?” diye soran Öğül Abi, tüm bu sorunlarına rağmen, hasarlı Evo 8’i ile kaplumbağa ile tavşan hikayesini yaşattı bizlere, sağol Öğül Abi, var ol Öğül Abi, ellerine sağlık… Yarıştan sonra şöförü etabı defalarca geçip stop lambasını aradı, önümüzdeki sene Ege Rallisi’nde notsuz ilk 10’a banko girer Öğül Abi’nin şöförü.

Yarışın sürpriz ismi tabiiki Taner oldu. Kendi garajında hazırladığı ve genel klasmanda aldığı dereceye göre oldukça mütevazi bir Saxo ile yarışan Taner, hararet sorunlarına rağmen, daha yarışın başlarından beri ilk 10’un içindeydi. Taner bu etapları ezbere bilse de, otomobiline göre aldığı sonuç takdire şayan. Bir başka Citroen pilotu Yüksel Özgür, kırmızı C2’si ve gözlükleriyle Simon Jean joseph’i andırıyordu. Sonunda aradığı otomobili buldu, C2’si ile çok mutlu görünüyordu. Son etap öncesi arabadan inmeden “Şu lastiklere bir baksanıza, varmı bişey?” diye soran ve Serkan Duru’dan “Süper, Hebros’u da yapar bunlar” cevabını alınca daha da mutlu olan Yüksel Abi, R2 kit’i almanın peşine düşecek yakında. TOK Sport’tan Sinan Pulat ve göz alıcı Evo 9’u ile normal etaplarda fırtına gibi esen Mustafa Söylemez de kazasız belasız finiş gördüler. Sinan biraz daha güçlü bir otomobil ile yarışmak istiyormuş, Evo 9’u test etmiş, dumur olmuş. N2’yi kazanan yılların pilotu Mithat Diker’e de bir alkış…

Güven ve Vedat şeytanın bacağını kırdılar. Güven şu an Türkiye’de en profesyonel şartlarda yarışan pilot, her yarışa yeni otomobil hazırlatıp, test için ayrı otomobili kullanıyor. Şaka bir yana, kötü şansları kendilerini artık bırakmıştır umarım. Kendileri ayrıca en laylaylom lastik değiştiren ekipti, onun için de ayrıca tebrikler. Mehmet Besler, yarış öncesi testte talihsiz bir kaza geçirince Evo 7 ile yarışmak zorunda kaldı. Turbo hortumu parçalanınca otomobili yürüyemez hale gelen Mehmet’e de geçmiş olsun diyorum.

ST Racing’den Uğur ve Delta Sport’tan Ömer de bu yarış tempolu gittiler. Ama attıkları spinler ile zaman kaybedince, Gr.N birinciliğini kaçırdılar, biraz daha sakin olabilselerdi, çok daha fazla puan alabileceklerdi. ST Racing’in bahtsız bedevisi Cenk ve kurumsal copilotu Kenan Bey ise şeytanın bacağını kırdılar, 4 silindir, 16 sübap, full HD hepsi çalışır vaziyette bitirdiler yarışı. Necip Türk milleti adına tebrik ediyorum… Cenk Porsche almış, “piste girecem “ diye sayıklıyordu. Pist kovalayacak arkadaşları uyarayım, bu adam uzun süredir çekici bekliyor etaplarda, çok bilenmiş, açıkta ne görse saplayacak 911’i, önünde fazla durmayın…

Bir de “rögar kapağı” olayı vardı ki, 2. etaba damgasını vurdu. Bu rögar kapağı, yolun üstünde değil, virajın içinde, kendi halinde bir lağım çukuru. Birçok pilotun başına dert açması enteresandı. Gerçi daha acaip şeyler de oldu Ege Rallisi’nde. Lastik değiştirirken kriko bozulunca, çekiç ve tornavida ile yeri kazan, lastik ısıtırken otomobili devirip sonra sınıfında birinci olan tuhaf ekiplerimizi de alkışlıyorum buradan.

Bu arada, uçaktan indiğimde beni karşılayan sevgili “patronum” Çağlar Bey ile, yemek yemeye gittiğimizde bir de ne göreyim, Metin Abi (Çeker), Murat (Kaya), Mehmet (Tamer), Özkan (Özer) ve kurmayları  “Topçu” etabını geçiyorlar. TOSFED ekibinin keyfi yerindeydi, Prodrive tadında hazırlanmış masa çok kompetisyon görünüyordu, asfaltlarda Tekirdağ, topraklarda Yeni Rakı kullanıyorlarmış, TOSFED’e CV gönderiyorum ben de şimdi…

2. etap sonundaki seyir noktamızda muhabbeti bol bir seyirci kadrosu vardı: Beyza Avcıoğlu, Nejat Avcı, Asena Özkan, Deniz Akyüz, çekirdekleriyle Kaan Özşenler, Serkan Duru ve sonradan katılan Can Çelebi… Kaan ile Efemçukuru kavşağındaki yüzlerce ağacın kesilmesi karşısında dumur olduk, ne diyeceğimizi şaşırdık…

Son olarak, bir Ege Rallisi klasiği şeklinde, yine etap zamanları birbirine girdi. Her sene nasıl oluyor da başarılıyor bu diye merak ederdim, sonunda çözdüm. Fly finishten gelen telsiz anonsunda “53” diye yırtınan sese rağmen, üstelik bizim de uyarılarımıza rağmen 53’ü 23 diye duyan, yazan ve telefon ile ralli merkezine bildiren, gelen otomobilleri birbirine karıştıran, Super 1600 ile Grup N otomobili ayıramayan tecrübesiz arkadaşlarımız görev yapıyorlar maalesef. Şu zaman işini bir halledebilse EOSK, Ege Rallisi çok daha iyi bir organizasyon haline gelecek.

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Ek Bülten:
1-      Geçtiğimiz haftalarda vefat eden sevgili Lem’i Abi ve Sinan Sofuoğlu’na allahtan rahmet dilerim, mekanları cennet olsun.
2-       “Türkiye’de ralliye neden seyirci gelmiyor?” diye sorup duruyoruz. Ben cevabını buldum. Daha “00” geçmemişken yolun kenarından etabın içine yürüyen seyircilerin peşinden jandarma gönderen hakemler var oldukça, bu ülkede kimseye ralliyi sevdiremezsiniz.
3-       Hırvatistan Rallisi’nde Fiat Abarth Türkiye ekibine başarılar diliyorum…

Bir Cevap Yazın