Aras Dinçer: ERC’nin son yazısı, İstanbul Rallisi’nin ilk yazısı

in Aras Dinçer

Evet, başlık biraz tuhaf oldu ama, araya iş-güç ve sağlık sorunları girince, yazı bugüne kaldı…

Göz bebeğimiz, değişmez bir numaramız, eskilerin Günaydın Rallisi, şimdileri “E-Re-Ce”si, asıl ve doğru ismiyle “Fiat Rallisi”, bir kez daha geride kaldı. Yine mükemmel denilebilecek bir organizasyon ve yine berbat denilebilecek bir tanıtım ile gerçekleştirilen milli rallimiz, bu yıl toprak zeminde yapıldı (bilmeyen yoktur herhalde). Katılan yabancı pilotların kalitesi ve tecrübesi tartışılmaz, ve tüm bu pilotlar, Eurosport’taki röportajlarında etapların ne kadar keyifli olduğunu söylediler. Keşke biraz rüzgar olsaydı da, herkesi etkileyen toz problemi ortadan kalksaydı, o zaman çok daha objektif zamanlar ortaya çıkacaktı…

Yarış beklendiği gibi çok zor geçti. Şile bölgesindeki bu etapların hem pilotlar hem de arabalar için zor olduğu malum. Arabalar için zor, çünkü bolca zıplama, taş ve kaya var. Pilotlar içinse, çok hızlı karakterde olması ve zeminin küçük taşlar sayesinde kaygan olması işi zorlaştırdı. Zaten kaportacılarda bu aralar bu kadar çok hasarlı ralli otomobili olması da, bu hem kaygan hem de hızlı etaplardan kaynaklanıyor ki, bu gayet normal.

Peugeot 207 S2000

WRC’lerin yokluğunda, meydan Grup N’lere kalmadı tabii, çünkü bu kez de yabancı pilotlar yarışa ağırlıklarını koydular. Yarışı kazanmak için varını yoğunu ortaya koyan Volkan Işık’ı saymazsak, otomobilinin sorun çıkartmadığı bazı etaplarda Yağız’ın dikkat çekici zamanları var o kadar. Elbette kafalardaki soru şu: Acaba arabalar kollansın diye mi, herkes tempoyu düşük tuttu? Sonuçta yakın tarihte İstanbul Rallisi var ve ağır hasar alan bir arabanın yetişmesi zor olacaktır. Bu da bir sebep olabilir, çünkü ilk kez klasmanın aşağısındaki otomobilleri, dört çeker grup N’lere bu kadar yakın gördük, mesela Fiesta’ları.

Fiesta demişken, Fiesta Rallye Cup’ta değişen birşey yok, yine kıdemliler yenileri kolayca geride bıraktı. Bu gidişi tersine çevirebilecek kimse yok gibi görünüyor. Yeni Fiesta pilotları kendi aralarında çekişiyorlar. Bu kez aralarında Ünal Şenbahar öne çıktı gibi görünüyor.

Ford Fiesta ST

Bu yarışın flaş otomobili yine bir Honda’ydı. Fakat bu kez Alkan Erden’inki değil, Dani Sola’nın Civic R3’ü… Bu çok gelişmiş otomobilin yaptığı zamanlar, bu zemin şartlarında ve rekabet ettiği otomobilleri düşünürsek, inanılmaz. Sola, Türkiye Şampiyonası’nda başa koşan Grup N pilotlarını Cumartesi gecesi uykusuz bıraktı.

Yabancılardan umduğunu bulamayanlar Travaglia, Navarra ve Joseph oldu. Travaglia İtalya’da “toprak aslanı” olarak biliniyor ve toprakta her zaman her yerde iddialı olmuş bir pilot. Fakat Evo 9’u ile bu kez Super 2000’lerin gölgesinde kaldı. Kenya Rallisi’nin kazanan Navarra da Anton Alen, Volkan Işık, Nicolas Vouilloz ve Garcia Oseda’ya karşı beklediğini bulamadı. Genç Anton Alen ilk gün babasından alıntılar yaptı ama ikinci gün nedense temposu düştü. Peugeot 207 Super 2000’ler için söyleyecek fazla birşey yok, Peugeot Sport yine referans bir otomobil yaratmış. Vouilloz ve Oseda gibi iki hızlı ve şanslı pilot varken, sırtları yere zor gelir. Şanslılar çünkü rakiplerinin hepsi, son etaplarda büyük şanssızlıklar yaşadılar. Fakat elbette bu bir sonuç sporu, kitaplar Vouilloz’nün ismini yazacaklar.

Volkan Işık

Volkan Işık için ayrı bir paragraf açmak lazım. Öncelikle bu yarışa co-pilot değişikliği ile başladı. Kaan şu an Türkiye’nin en tecrübeli ve iyi co-pilotlarından biri olsa da, ilk yarışlar hem pilot hem de co-pilot için her zaman zordur. Fakat her ikisi de, yıllardır takım arkadaşı olmanın da avantajıyla, derhal uyum sağladılar ve kazanacak tempoda hatasız yarıştılar. İşte bu çok önemli. Bir yarış boyunca, son etapta lastiğiniz patlayıncaya dek, Avrupa’nın en profesyonel ve başarılı pilotlarıyla başa baş gitmek, hem büyük bir sürat potansiyeli, hem tecrübe, hem de sabır gerektirir. Gereken birşey daha var ki, o da biraz şans. Ama görünen o ki, bu yıl Volkan Işık’ın 1997 yılında Avrupa Şampiyonası kovalarkenki o kara talihi, 10 yıl sonra yine Avrupa Şampiyonluğu’nu kovalarken ortaya çıktı. Hırvatistan’da da birinci giderken patlayan motor, bunun ispatı gibi sanki! Fakat şansın en güzel yanı daima dönmesidir, umarım Volkan Işık’ın yolu bundan sonra açık olur.

Bu hafta sonu İstanbul Rallisi var. “Yarış tek gün, 125 km, aman yaa” diye sızlananları görür gibiyim, ama Fiat Rallisi’nde Cumartesi günü 137 km özel etap geçildi, demek ki olabiliyormuş. 2001 Anatolian Rally’de, Antalya’nın Eylül sıcağında Cumartesi günü 150 km toprak özel etap geçiliyordu, merak etmeyin, arabalar erimiyor sıcaktan…

Ercan Kazaz

Bu yarışta WRC’ler de olacak elbette. Verilen ara, WRC pilotlarına ne kadar dezavantaj getirmiş göreceğiz. Etaplar birebir aynı olmasa da, bu yarış herkes için büyük tecrübe oldu. Tabii tecrübeye ihtiyacı olmayan biri varsa, o da Hakan Dinç. Bu yarışı kazanması doğal olacaktır. Ford’un taktiği, karşı atağa geçip, araya başka arabalar sokmak olacak bence. Ercan Kazaz’ın ise üç kozu var. Birincisi puan avantajı. Bu yarışı Hakan Dinç’in hemen arkasında bitirmek O’nun için yeterli olacaktır, puan katsayısı da cabası. İkinci koz ise otomobil. Bu yarışa çok daha rekabetçi, çok daha “süper” bir otomobil ile giriyor. Üçüncüsü ise, Subaru Impreza N12 boş durmayıp, hızlı bir pilotun ellerinde “tavşan atlet” görevi görecek. Hem tempoyu arttırıp ortalığı kızıştıracak, hem puan hesapları için doğru pozisyonu alacak. Bu pilot, herkesin dört gözle beklediği biri… Tabii bunların hepsi A planı. Herkesin A planı var ama ralli sürprizlerle dolu… Bu yarış Lassa Ralli Takımı da 2 flaş transferle gündeme oturacak.

Ege Rallisi asfalt idi ve sezonun ilk yarışıydı, Fiat Rallisi ise zorlu bir maraton. Bu yarış ise bütün ekiplerin gerçek potansiyellerini göstermek zorunda oldukları, nispeten kısa ama sonuçları çok net olan bir ralli olacak.

Aras Dinçer.
arasdincer@rallidergisi.com
3.Haziran.2007

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın