Aras Dinçer: 2009 Değerlendirme Raporu

Kategori : Türkiye Ralli Şampiyonası

Kocaeli Rallisi hariç, 2009 sezonunu eğrisiyle doğrusuyla kapattık çok şükür. Gerçi eğrilerle doğruların oranı pek adaletli olmadı ama, rezillikler olmasa, düzgün organizasyonların değerini ve tadını bilemezdik… Önümüzde yalnızca Castrol İstanbul Mahalli Ralli Şampiyonası kaldı, her tarafta Şampiyonlar belli, Güzel ülkemde Yağız ve Ersan-The Tamuray-, sevgili Nejat Ağabey’in hep istediği ve bir kez çok yaklaşıp kıyısından döndüğü Türkiye Şampiyonluğu’nu kazandılar, O’na ve Reha Ağabey’e hediye ettiler. Evo 9’larına dışarıdan benzeyen ama farklı ekipmanlar ve speclerle hazırlanmış başka bir Evo 9 ile Burak ve Aykan, sezon boyunca ellerinden geleni yaptılar fakat sezona Lassa ile başlangıç, yer yer set up sıkıntıları vesaire gibi komplikasyonlar, Burak’ın direncini biraz kırdı ve daha yakın bir kompetisyon seyretmemizi engelledi. Ben sezonun kare as’ını şöyle görüyorum: Kupa- Murat Bostancı, Karo- Eski tüfek Süheyl, Maça- Escort’u öyle kullanmak gerçekten “maça” ister, karşınızda Engin Kap, ve Sinek: Menderes-Bahtsız ama hızlı-. Papazı bulanlar: Nedense kendisinden Giandomenico Basso randımanı beklenen oysa sadece ve haklı olarak hobisini icra eden Cem Ağabey, kaskları çaldıran Levent Erkmen-Deniz Akyüz ve kaskını normal etaptaki köy kahvesinde unutup diskalifiye olduktan sonra bir de üstüne takla atan, sevgili dostum Alkan Erden. “Pis 7’li” de BOSSEK olsun, seneye inşallah hepimizi utandıracak kadar başarılı organizasyonlara imza atarlar… Bu sezon daha bir hızlanan Ünal, ya çok mutlu ya da çok stresli olan ve ortasını bir türlü bulamayan Hakan Kargın, yer yer hepimizi hayretlere sürükleyen Halim ve Klasiklerin bilekli pilotu Kemal Gamgam da 52’lik destenin valeleriydi diyebilirim. 2010’da Burak ve Yağız’a, Serhat Block, Adil, Fatih, Emre gibi deli yürekler katılsa, referans pilotlarımız Hamdi Ünal, Volkan Işık, Serkan Yazıcı da şampiyona kovalasalar, el mi yaman, bey mi yaman görsek, ülkemizde motorsporları kurtulur mu? Tabii ki kurtulmaz ama çok daha keyifli yarışlar çıkar ortaya. İnşallah diyoruz…

IRC’ye baktığımızda, maalesef bir Fiat Abarth fiyaskosu görüyoruz. “Abarth” ismine çok yazık edildi, otomobil gerçekten sürünüyor Peugeot’ların karşısında. Skoda hızlı adımlarla ilerlerken, Abarth’ın bu kadar kötü duruma düşmesi hem sevenlerini üzdü, hem de rekabetin seviyesini düşürdü. 2010 spec Abarth Punto Evo Super 2000’in çok daha mücadeleci bir otomobil olmasını ve üzerinde Gigi Galli kalibresinde bir pilot görmeyi umuyorum. Peugeot’nun aslanları ile başa çıkmak gitgide zorlaşacak çünkü. Vouilloz ve Loix gibi iki hızlı kurt pilota, aklını başına toplamış bir Kris Meeke katılınca, IRC tek marka kupasına dönüştü adeta. Gerçi sezon içinde Meeke’i en çok zorlayan, istikrarlı gidişi ile Kopecky idi ama O da macera arayıp 207 Super 2000’i geçmeye kalkışınca, San Remo’nun bitki örtüsünü yakından tanıma fırsatı buldu. Toparlanmaya çalışan Proton, MG, Ford, Opel gibi takımlar da kazanabilecek potansiyele gelirlerse, IRC’yi kimse tutamaz. 2010 IRC’de yine yokuz, niye yokuz çok merak ediyorum, biri beni aydınlatabilir mi? (Yetkili biri) Bu güzel şampiyonayı Türkiye’de seyretmek, çok keyifli olurdu.

WRC’de ise, daha Sardunya Rallisi’nde şampiyonluğunu ilan ettiğim Sebastien Loeb, yanıltmadı beni sağ olsun. Beklediğimden çok daha zor geldi şampiyonluk ama bir kez bile tereddüt etmedim çünkü sezonun gidişine bakıldığında, Citroen’in topuyla tüfeğiyle atak yapacağı yarışlar belliydi. C4 WRC, zıpladığında kaput mandalı kopacak şekilde hazırlanmış bir araç olmadığı için, Citroen ile rekabet ediyorsanız, rakip otomobilden “mekanik kıyak” beklemeyin boş yere. C4 taş gibi değil, tank gibi de değil, savaş uçağı gibi olmuş artık… İşin Ford tarafına gelirsek, Mikko Hirvonen’i tebrik etmek zorundayım, bu kadar direnebileceğini tahmin etmezdim. Özellikle Avustralya’da bir deve kadar güçlü ve inatçıydı. Tabii, bu performanstaki en büyük etken, belki de tüm zamanların en iyi Fin copilotu Jarmo Lehtinen’in sağ koltukta oturuyor olmasıdır. Buraya kadarki mücadele, azim, hız çok güzel ama, bir noktadan sonra Sebastien Loeb “kopuyor” işte. Bir şekilde bazı gerçekleri, şartları, kuralları, istediği şekilde değiştiriyor. O kadar ki, bu sezon iki kez birincilikten ceza ile indirildi ama Galler Rallisi’nin son etabında sanki Play Station’da restart yapar gibi rahattı Sebastien Loeb. Kuralların uygulanması elbette doğru ama rakibinin puanları silinmişken bile şampiyonluğa ulaşamamak, en sakin pilotu bile kudurtmaya yeter. Mikko Hirvonen yine metanetliymiş, yerinde Jari-Matti Latvala olsa, Focus RS WRC’yi Galler’in en kalın ağaç köküne çakıp, ikiye bölerdi diye tahmin ediyorum. İşin bir başka trajikomik yanı, Hirvonen hep yarışların ilk günlerinde yavaş kaldığını söylerdi, İngiltere’de ikinci gün yavaş kaldı! 8. ve 9. etaplarda ve bunların tekrarlarında Loeb’ün ne yaptığını Daniel Elena hariç kimse bilmiyor! Kaput mandalı kopmasaydı da, sonuç pek değişecek gibi görünmüyordu, bunu kendisi de itiraf etti Mikko Hirvonen. Senenin ilk yarısında dağıtılan puanlar olmasa, çok farklı şeyler konuşuyor olabilirdik ama her zaman istatistikleri seven ve tarihe meraklı biri olarak soruyorum: Öyle veya böyle, Ari Vatanen’den beri bir Ford pilotu Dünya Şampiyonu olamadı. Mikko Hirvonen acaba Loeb emekli olup, şarap bağcılığı yapmaya başlamadan önce bunu başarabilir mi? Citroen faktörü olmasa belki diyeceğim de, bu şartlarda işi gerçekten zor.

Ne kadar tuhaf oldu Dünya Ralli Şampiyonası. Biz çocukken, en çok spin atan yarışları kazanırdı. Çünkü eskiden “hızlı giden pilot spin atardı”. Şimdi bir spin atan, yarışı kazanma şansını kaybediyor. Mikko Hirvonen bu sene spin attı mı? Bu yılın elde patlayan bombası, adamım Novikov oldu, seneye yarışamayacakmış, yaptığı kazalar sonrası bütçesi delinmiş… Çok iyi olmuş, yatırım yapılması gereken adam, best time yapan Novikov değil, Galler’de Loeb’den 4 etapta 4 dakika fark yiyen kültür mantarı Conrad Rautenbach’dır, her yarış finişe geliyor çocuk… Sebastien Ogier’den biraz daha sürat bekliyordum bu yıl, ama sanırım küçük adımlarla ilerletiyor Olivier Quesnell amcası O’nu. Petter Solberg, rekabetten bunca zaman uzak kalınca, alışkın olduğu tempolarda hatasız gitmeyi biraz unutmuş ama mücadele etmeyi ve hızlı kullanmayı elbette unutamaz. 2010’da iyi bir otomobil ele geçirirse, Sebastien Loeb’ün başına bela olacaktır.

PWRC şampiyonu Araujo oldu, Attiyah’ın ünvanı, Prodrive’ın “dandikli” krankına kurban gitti. David Richards, Formula 1’e geri dönme sevdası yüzünden, işleri iyice boşladı herhalde, Prodrive’ın imajı da, iş kalitesi de yerlerde sürünüyor. PWRC gitgide şenlenmekte, 2010’da daha fazla Super 2000 ile yeni Evo 10’ların ve Evo 10’lardan daha hızlı olan eski tüfek Evo 9’ların mücadelesi daha da kızışacaktır. Bu arada FIA Grup N’lere el attı. Önce Super 1600’leri, sonra da Super 2000’leri madara eden Mitsubishi ordusu yüzünden, Grup N’de kural değişti, restriktör 31 mm’ye düşürüldü. Bu FIA da bir tuhaf, Grup N dedikleri otomobilde Grup A’lardaki top mount’lara, frenlere, şanzımanlara homologasyon veriyorlar, sonra “vay efendim siz Super 2000’leri nasıl maymun edersiniz” diye restriktörü küçültüyorlar. Yarışların mesafelerinin uzatılması da, daha sağlam yapılı otomobiller gerektirecektir. Acaba ağırlaşacak mı artık otomobiller?

2009’dan da bir kare as çıkaralım mı? Bu yılı hatırladığımda, aklımda kalan pilotlar, hem JWRC hem de PWRC’de aslanlar gibi giden Martin Prokop, PWRC’de şampiyonluğu hak eden ama olamayan Nasser Al Attiyah ve Polonya Rallisi’nde “biz hızlıyız” diye ortalıkta dolaşanların kulaklarını oynatan Krzystof Holowczyc ve gelmiş geçmiş en kabiliyetsiz sürücü Khalid Al Qassimi olacak….

Durumlar şimdilik böyle, bakalım TOSFED 2010 için ne gibi farklılıklar koyacak ortaya? Hep tartışılan ve İngiltere’de yaklaşık olarak bir depo benzin fiyatına verilen lisans ücretleri bakalım ne durumda seyredecek? Kayıt ücretlerine yeni kriterler gelecek mi? 3 etabı 3’er kere dolandırıp, 102 km spesiyal geçirten ralli ile, 150km’den fazla etap km’sine sahip aslan gibi yarışın kayıt ücreti aynı kalmasın mesela. Kayıt ücreti üst limitleri ikiye ayrılsa mesela, 120 özel etap km.sinin altı ve üstü olarak? Geçen sene düşük not alan organizasyonlara ne gibi yaptırımlar olacak? Homologasyonu bitmiş veya bitmek üzere olan koltuk-kemer-kask-tulum gibi ekipmanlara ulusal yarışlar için ek homologasyon süresi tanınacak mı? Federasyonumuz off-road araçları için özel bir trafik muayene prosedürü başlatmış, aynı uygulama tüm plakalı yarış araçları için mümkün mü? Pentti Airikkala da göçtü gitti, kimi izleyeceğiz biz hayran hayran?

Bundan böyle her yazıda “1 fotoğraf – 1 nasihat” bölümü olacak… İlk konuğumun linki: http://www.lassarallyteam.com/Co-Driver.html fotoğraflara dikkat… 32 yaşında ama yeni jenerasyon milli copilotumuz Ünal, maşallah kapak kızı gibi çıkmış. Azzano Rally’de Genel Klasman 10 yapan sevgili Ünal’a ve Serkan Yazıcı’ya tebrikler…

Hatalıysam: arasdincer@rallidergisi.com

Tags:

Bir Cevap Yazın

Son Haberleri :

Yukarı Git
%d blogcu bunu beğendi: