73. Monte Carlo Rallisi’nin Ardından

in Dünya Ralli Şampiyonası

73. Monte Carlo Rallisi geçen hafta düzenlenmişti. 2005 WRC sezonunun ilk yarışında yaşanan bir çok olay oldu. Geçen haftayı kısa kısa özetlersek; Loeb üçüncü kez kazandı, Gardemeister Ford ile kariyerinin en iyi derecesini elde ederek ikinci oldu ve Panizzi de uzun bir aradan sonra Mitsubishi’yi tekrar podyuma yerleştirdi.

Gün 1
İlk gün Loeb ve Duval ile esen Citroen fırtınası vardı. Herkes Loeb’i biliyordu ama Duval tamamen kapalı kutuydu ve kutunun içinden sürpriz çıkıverdi. Citroen de ilk gün içinde herşey çok güzel geçmişti. Loeb 1., Duval ise 2.likte epey mutlu
görünüyorlardı. Loeb son üç yılda üçüncü kez kazanmak için, Duval de yeni takımında ve kendi ülkesinde kazanabilmek için mücadelelerine devam edeceklerdi.

Grönholm’ün yeni takım arkadaşı Martin de ilk etabı üçüncü bitirerek yeni aracına ne kadar alıştığını gösteriyordu. Grönholm ise bu sene difransiyel, vites kutusu ile fazla mücadele vermeyecek. Gün sonunda Grönholm’ün sevindiği tek konu Loeb’in beklediğinden yavaş gitmesiydi.

Solberg’i ilk etap içinde kötü bir sürpriz bekliyordu. Norveçli buz üzerinde kayarak seyircilerin önünde sağ önden ufak bir kaza geçiriyordu. Ancak yarışa devam eden Solberg’in Subaru’sunda fren problemi olduğu ortaya çıkmıştı.

Tüm gün ve hatta ikinci gün de bu fren problemi pilotun başını epey ağrıtacaktı. Etap içinde buzlu ve karlı bölgelerde slick lastikler ile zaten iyice yavaşlamak zorunda pilotlara nazaran Solberg daha fazla temkinli gidecekti. Solberg günü 4.bitirirken Fransız Sarrazin tanıdığı etaplarda fazla da boy gösteremeden 9.luk ile yetiniyordu.

Ford’da işlerin nasıl yürüyeceği ise tamamen sürprizlere kalmıştı. Yepyeni iki pilot ile yola çıkan Ford ekibi ilk gün sonunda Gardemeister ile liderin bir buçuk dakika ardında beşinciliğe yerleştiğinde aslında işlerin o kadar da şansa bırakılmadığı ortaya çıktı. Kresta ise ilk günü ancak 10. bitirebilmişti. Çek pilot sonraki günlerde iyi dereceler gerçekleştirebilecek miydi, artık merak konusu olan buydu.

İlk gün Skoda için kabus gibi başladı. Armin Schwarz ve Alex Bengue ilk ona bile giremiyorlardı. Bengue yolları tanıması sayesinde Schwarz’ın üç adım önünde 12.likte kalırken Schwarz ancak 15. olabiliyordu.

Mitsubishi de ilk günü sıkıntılı geçirenlerden oldu. Asfalt kralı Panizzi, yeni kurallar gereği pilotların takıtığı boyunluk ile uğraşmaktan yola konsantre olamıyordu. Herhangi bir etabın sonunda Panizzi’ye etap nasıl diye soran muhabirlere Panizzi yoldan, etaptan ziyade boyunluk ile olan problemlerini anlatıyordu. Boyunluk bile Panizzi’yi fazla yavaşlatmamıştı aslında ama ilk
yarıştan itibaren ve özellikle asfalt bir yarıştan daha iyi sonuçlar almak isteyen Panizzi için 8.lik hiç de güzel bir derece değildi. Diğer Mitsubishi pilotu Rovanpera ise 11.olarak ilk günü bitiriyordu.

Gün içinde fabrika takımlarının pilotlarının haricinde Peugeot 206 WRC ile yarışan Didier Auriol sıralamada 7.liğe yerleşerek herkesi şaşırtıyordu. Ayrıca Citroen Xsara OMV ile yarışan Stohl de sıralamayı zorlayan bir diğer pilottu.

Gün 2
İkinci gün başladığında herkes Monte Carlo Rallisi’nin ve 2005 sezonunun başladığın artık gerçekten inanmaya başlamıştı. Loeb ve Duval kaldıkları yerden ralliye devam ediyor gibi görünüyordu. Panizzi hızını biraz daha arttırmıştı. Yeni
boyunlukla ilgili şikayetler ise hala devam ediyordu.

Ralli sürprizleri ise altıncı etaptan itibaren başladı. Duval altıncı etap içinde telgraf direğine çarparak ralliye veda etti. Onun arkasından gelen Loeb ve diğerleri de o noktada kalınca bu etapta Loeb’den önce en iyi zaman sahip olan Skoda pilotu Alex Bengue ve Sebastien Loeb aynı süreleri aldılar.

Bir etap sonra, 7.etapta da Skoda pilotu Armin Schwarz kaza yaptı. Schwarz’ın arkasından gelen Loeb, Gardemeister, Solberg, Grönholm ve Bengue yine aynı zamanları alınca sıralamada, ralliden ayrılanlar dışında, bir değişiklik olmadı.

Sekizinci etapta, günün sondan bir önceki etabında, Panizzi bu sezon ilk defa en iyi zamana imzasını attı ve etabı 5. bitiren Loeb’e 5.1 saniye fark attı. İkilinin arasında sırasıyla Solberg, Bengue ve Grönholm vardı. Gün bitmeden son
etaba girerken Loeb için endişe dolu saatler mi başlıyordu acaba? Genel klasmanda Grönholm ile arasına bir buçuk dakika olmasına karşın zeminin oynaklığında hız arttırmak büyük bir risk anlamına geliyordu.

Son etapta Loeb zirveyi tekrar ele geçirdi. Loeb hızlanmıştı hatta adeta uçmaya başlamıştı. Panizzi’ye 8, Gardemeister’e 15 ve Grönholm’e de 18 saniye fark atarak mesajını açık ve net ilan etmişti: Üçüncü kez kazanmak için burdayım!

Gün sonunda Duval ve Schwarz serviste arkadaşlarını ve rakiplerini monitörlerden izlemeye başlamıştı bile. Loeb zirvede işini sağlamlaştırmıştı, son gün içinde kontrollü bir şekilde stress, sinir ve hızdan uzak bir şekilde bitiş çizgisine gelebilecekti.

Grönholm de Loeb’in ilk gün tahmininden yavaş olduğunu açıklamıştı ama Grönholm de onu yakalayacak kadar hızlanamamıştı bile. Gardemeister ise ilk yarışında Ford’a iyiden iyiye alışmmış görünüyordu ve kimse bulunduğu yeri yadırgamıyordu bile. Gardemeister gün sonunda Grönholm’ün ardından üçüncülükte yer alıyordu.

Solberg üçüncü gün için yeterli ümide sahipti. İngiltere’den gelen yedek parçalar ile fren problemi çözülecekti ama aradaki farkı kapatmaya gücü yetebilecek miydi?

Panizzi boyunluk problemini ufak ufak hallederek genel klasmanda beşinciliğe yerleşiverdi. Gün içinde bir de en iyi zamana imza atan tecrübeli pilot son gün elinde ne varsa ortaya koyacaktı.

Bu sezonda yeri değişen iki pilottan Markko Martin Peugeot 307’si ile altıncılıkta, Harri Rovanpera da Mitsubishi ile yedinclikte kalıyorlardı gün sonunda.

Liderin yaklaşık üç dakika ardından gelen ama yerleri herkes için sürpriz olan Avusturyalı Stohl Citroen Xsara WRC’si ile sekizinci, Peugeot 206 WRC kullanan Luca Rosetti ise dokuzuncu sırada yer alıyorlardı.

İki fabrika takımı pilotu Kresta (Ford) ve Bengue (Skoda) bu iki pilotun ardına sıralanmışlardı. Bengue gün içinde iyi derecelere imza atsa da onbirincilikten öteye gidemiyordu.

Gün 3
Solberg güne yıldırım gibi başladı. Fren problemini çözen teknisyenler Solberg’in aracına bir çift da kanat takmışlardı sanki. Ama yerden havalanan Solberg 12.etap içinde yere “yumuşak” iniş yaparak sol ön tekerleğini bariyerlerde bırakırken ilk yarışın puanlarını da rakiplerine hediye ediverdi. Solberg üçüncü günün ilk iki etabında en iyi zamanları gerçekleştirerek Loeb ile arasındaki farkı az gibi gözüken 10 saniye kadar indirmişti ama Loeb’e gönderdiği korku dalgaları bundan daha değerli idi. 12.etap içinde sağ virajı kesmeye çalışırken kazanacağı bir iki saniyeyi tüm yarıştan değerli görünce buz üzerinde “süzülerek” solda dizili duran taş blokların arasında sol ön tekerleğini bırakıverdi.

Herkes Solberg’in yanından temkinli ve yavaş geçerken aynı noktada Grönholm de aynı hataya, daha yavaş gitmesine rağmen, düşünce Peugeot takımında telaş ve endişe zilleri çalmaya başlamıştı. Grönholm de sol ön tekerleğini kırınca servis alanına kadar üç tekerlek üzerinde geldi. Servis alanında tamamen yenilenen ön takımın sol kısmı ile günün kalanını tamamlamak üzere 13.etabın başlangıç noktasına yetişebildi Grönholm.

Loeb tüm bu olanları, ilk etapta belki endişe ile izledikten sonra gün içinde temkini elden bırakmamaya karar vermiş olmalıydı zaten arkasından gelenlerin kendilerini zorlamaları onlar için yeterince riskli idi.

Grönholm yeni sol ön tekerleği ile çıktığı ilk etapta en iyi zamanı elde etmişti ama devamı gelemedi. Loeb kalan son iki etabı da alarak Monte Carlo Rallisi’ni üst üste üçüncü kez kazanmış oldu. Bu seriye başlamadan önce 2002 yılında da 2 dakikalık cezası olmasa bu seride dördüncü başarısı olacaktı ama artık o da seneye kaldı ancak kazanırsa bu başarının ardında Citroen olmayacak zira bu sene etaplarda son kez boy gösteriyorlar.

Solberg ve Grönholm aynı noktada yaptıkları kazalar ile Ford’un yeni pilotu Toni Gardemeister’e ikincilik yolunu açmış oldular. Ford bu ikincilik ile kendine güvenen basın açıklamaları ve mesajlar gönderiyor. Galiba akıllarında “şampiyon” sözcüğü dolaşmaya başladı bile.

Ve Panizzi, ve Mistsubishi… 2001 yılından beri ilk defa podyuma çıkan Mitsubishi Panizzi’nin boyunluğuna daha çabuk ve kesin bir çözüm bulabilmiş olsaydı kürsüdeki yerleri biraz daha farklı olabilirdi.Mitsubishi İsveç’te olmayacak, Panizzi ve Rovanpera Meksika’da yeniden heyecana ortak olacak.

Yeni bir araç ile bu kadar entrika dolu bir ralliden dördüncülükle ayrılacak bir pilota fazla söz söylenmeyebilirdi ama bu isim Markko Martin olunca insan durup düşünüyor ve aklında daha iyi bir yerlede olması gerektiğini geçirmeden de edemiyor. Takım arkadaşı Grönholm ise her ne kadar etap içine kar döken seyircilerden şikayet etse de Solberg ile aynı noktada aynı şekilde kazaya karışarak kendi elleri ile teslim ettiği ikinciliğine fazla üzülmesin. Aynı noktada önce Grönholm kaza yapmış olsaydı Solberg oradan daha dikkatli geçerdi, hele hele ikincilik mücadelesinde avantajlı konumda ise.

Skoda’lar hiç kuşkusuz etaplara dönerek heyecanın artmasını sağlayacaklar. Schwarz yarış dışı kalana kadar iyi dereceler çıkartıyordu. Bengue de son etaplara doğru açılmaya başlamıştı ama kazalar nedeni ile aynı süreleri alınca sıralamasında fazla ilerleme gerçekleştiremedi. İsveç Rallisi’nde sürprizler Skoda’dan gelebilir.

Bu yarış sürpriz ismi ise OMV’nin Citroen Xsara’sı ile yarışan Avusturyalı pilot Stohl oldu. Stohl genel klasmanda altıncılığa kadar yükseldi. Bundan yukarısını da hedefliyor ancak elinden geleni bu kadar olsa gerek.

Sezonun ilk rallisinin ardından 11-13 Şubat tarihleri arasında İsveç Rallisi’nde heyecan kaldığı yerden devam edecek.

Bir Cevap Yazın